29 Temmuz 2026 Çarşamba

Eski zihniyetle yeni olunmaz

Eski zihniyetle yeni olunmaz

Veysi ERKEN Dr.

Eski zihniyet zemininde kurulan hiçbir parti yeni değildir.

Siyonist basın ve sosyal medya ne kadar bağırırsa bağırsın kurulan, kurdurulan partiler işe yaramaz.

Bu CHP’den kopanlar, koparılanlar için de geçerli ilkedir.

Basının ve sosyal medya denilen mecralarda köpürtülenlere bakmayın ortada bir yenilik yoktur.

Anadolu irfanı bu köhnemiş zihniyetin yeni olmadığını, bunların Türkiye’yi yönetme kabiliyetlerinin olmadığını ortaya koymaktadır.

Yerli, milli ve İslami olmama bunların vazgeçilmezleridir.

Anlayışları yerli olmayan bir zemine dayandığı için davranışları, fiilleri, eylemleri bize uygun değildir ve olamaz.

Yeni olabilmeleri için “reddi miras”ta bulunmaları, tevbe ve istiğfar etmeleri gerekir. Bu da mümkün değildir. Zira kendi iradeleri ile hareket etme durumları yoktur.

Kendi iradeleri olmadığından para kuleleri inşaatından, rüşvetten, irtikaptan ve diğer bütün kötü davranışlardan vazgeçemezler.

Dolayısıyla bu taifenin düzeleceği ve hayırlı bir icraatta bulunması beklenemez.

Ben şahsen beklemiyorum.

Sadece bunların peşine takılıp, ilke ve ülkülerini kaybedenlere hayıflanıyorum.

Bu kadar mı insan sapar. “Ben artık O değilim” der.

Allah şeytanın adımlarını takip etmeyiniz diye bizleri uyarıyor.

Unutulmamalıdır ki, kötü ile arkadaş olan kötüleşir.

Yeni diye yutturulmaya çalışılan taifeden uzak durmak hayra yönelmenin başlangıcıdır.

Selam ve Sabırla… 29.07.2026

28 Temmuz 2026 Salı

Okullarda Mescit

Okullarda Mescit

Veysi ERKEN Dr.

Hayırlı bir haber.

İstanbul’daki tüm okullara Cuma namazı kılınabilecek şekilde MESCİT açma talimatı gönderilmiş.

Talimatın en önemli özelliği “eğitim öğretim süreçlerinin aksamaması amacıyla cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyenler için okul bünyelerinde uygun fiziki şartlara sahip mescit alanlarının oluşturulması gerekmektedir” kısmıdır.

Bu talimatla okullarda CUMA NAMAZI gibi toplu kılınan namaz ve ibadetlere imkan sunulmuş olmaktadır.

Temennimiz bu talimat Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bütün okullara gönderilmesi ve hemen uygulanmasıdır.

Bu talimata imza atanlara şükranlarımı sunuyorum.

Esasında bu talimat Cumhurbaşkanlığı tarafından bütün kuruluşlara gönderilmesi gerekir.

Neyse.

Valiliğin talimatını siz dostlarla paylaşıyorum.

Takibini yapalım, savsaklayan veya uygulamak istemeyenleri şikâyet edelim.

“İstanbul Valiliği, kentteki tüm okullarda cuma namazı kılınabilmesine imkân sağlayacak mescit alanlarının oluşturulması için harekete geçti. 39 ilçe kaymakamlığına gönderilen yazıda; yeni projelerde mescitlere yer verileceği, mevcut okullarda ise uygun alanların dönüştürüleceği bildirildi.

ÖĞRENCİ VE PERSONELİN İBADET İHTİYACI İÇİN YENİ DÜZENLEME

İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla yayımlanan resmi yazıda, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında yer alan ibadet ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı. Okul ortamlarında öğrencilerin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimlerinin desteklenmesinin hedeflendiği belirtilen açıklamada, inanç ve ibadetlerin uygun şartlarda yerine getirilmesinin eğitim hizmetlerinin bütünleyici bir parçası olduğu ifade edildi.

OKUL DIŞINA ÇIKIŞLARIN VE ZAMAN KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLECEK

Millî Eğitim Bakanlığı'nın ilgili yönetmeliklerine dayandırılan kararda, düzenlemenin temel amaçları şöyle sıralandı:

Öğrencilerin ibadetlerini güvenli bir ortamda yerine getirebilmesi,

İbadet gerekçesiyle okul dışına çıkışların en aza indirilmesi,

Eğitim saatlerinin daha verimli kullanılması ve ders süreçlerinin aksamaması.

Bu doğrultuda, özellikle cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyen öğrenci ve personel için okullarda fiziki şartları uygun alanların hazırlanacağı belirtildi.

YENİ VE MEVCUT OKULLARDA UYGULANACAK

Valilik tarafından 39 ilçe kaymakamlığı ile ilgili kurumlara gönderilen talimata göre süreç iki aşamalı işleyecek:

Yeni yapılacak okullar: Proje ve planlama aşamasından itibaren cuma namazı kılınmasına imkân tanıyacak yeterli fiziki kapasiteye sahip mescit alanlarıyla inşa edilecek.

Mevcut okullar: Hâlihazırda kullanılan eğitim binalarında ise mevcut imkânlar dâhilinde uygun alanlar dönüştürülerek "cuma mescidi" haline getirilecek.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

"Toplumumuzun manevi değerleri doğrultusunda, öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında yer alan ibadet ihtiyaçlarının karşılanması önem arz etmektedir. Bu bağlamda, okul ortamlarında öğrencilerin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimlerinin desteklenmesi ile birlikte, inanç ve ibadetlerini uygun ortamlarda yerine getirilebilecekleri alanların sağlanması eğitim hizmetlerinin bütünleyici bir parçası olup önemli bir gereksinim haline gelmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin 5. maddesinin (ç) bendi ile Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 81. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde?

Öğrencilerin uygun zaman aralıklarında ibadetlerini güvenli olarak yerine getirebilmeleri ve ibadet gerekçesiyle okul dışına çıkışların en aza indirilerek eğitim saatlerinin verimli bir şekilde kullanılması, eğitim öğretim süreçlerinin aksamaması amacıyla cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyenler için okul bünyelerinde uygun fiziki şartlara sahip mescit alanlarının oluşturulması gerekmektedir.

Bu kapsamda? Yeni yapılacak okul ve eğitim kurumlarının proje ve planlamalarında, cuma namazı kılınabilmesine imkân sağlayacak, yeterli fiziki kapasiteye sahip mescit alanına yer verilmesi, Hâlihazırda kullanılan okul ve eğitim kurumlarında ise? Mevcut imkânlar çerçevesinde uygun alanların dönüştürülmesi suretiyle, cuma mescidi olarak kullanılmak üzere alan oluşturulması hususunda? Bilgilerini ve gereğini rica ederim." https://www.f5haber.com/gundem/39-ilce-kaymakamligina-yazi-gonderildi-istanbuldaki-okullar-icin-mescid-talimati-6952827

Hâsılı kelam.

Şimdi harekete geçme ve uygulama zamanıdır.

Selam ve Sabırla… 28.07.2026

Derinciklerin Suç Ortaklığı Asla Bitmez

Derinciklerin Suç Ortaklığı Asla Bitmez

Veysi ERKEN Dr.

Türkiye’de olanı biteni, para kulelerini, metresleri, rüşvetleri, irtikâpları, ahbap çavuşlukla yapılan hırsızlıkları yorumlayanların gözen kaçırdıkları veya kaçırmak istedikleri pek çok husus vardır.

Tabii ki gözden kaçırılanların ve kaçırılmak istenenlerin failleriyle kaçırmak isteyenler suç ortaklığı halinde oldukları gerçeği unutturulmaya çalışılıyor.

Bilhassa falanların feşmekanlara sahip çıkmalarını bir türlü anlayamıyorum diyenlere verilecek cevap çok kolay.

Evet.

“Her türlü ortaklık biter, suç ortaklığı asla.”

Bunu bir yere kaydedin. Yorumlarınızı buna göre yapın ki ahbap çavuşluğu, topyekûn partilerden göçü kolayca yorumlayabilesiniz.

Türkiye’de olup biteni bu mantıkla değerlendirdiğimizde falanların feşmekanlara neden sahip çıktığını, neden yanlarında saf tuttuğunu, demeç verdiğini, kollamaya çalıştığını, avukatlığını yaptığını, aklama dizilerini yayınladığını, finanse ettiğini çok kolay bir şekilde anlarız.

Unutulmamalıdır ki, adı ne olursa olsun “derin çete”nin her kesimde, her partide ve güçlü olan veya görünen sivil toplum kuruluşlarında uzantıları vardır.

Çetenin uzantıları her daim birbirini kollamakta ve desteklemektedir.

Hırsızlıklara, rüşvetlere, metreslere, ahbaplıklara ve senaryolaştırılanlara baktığımızda “kolektif” olarak çalışan suç ortaklarının birbirlerini ne kadar koruduklarını görürüz.

Mesela birbirinden farklı olduklarını düşündüğümüz partilere, STK’lara, gruplara dikkat edin. birbirlerini nasıl korumaya, aklamaya çalıştıklarını görürsünüz.

Aynı şekilde kurum ve kuruluşlardaki uzantılar, içinde yer aldıkları kurum ve kuruluşların yöneticileri konumunda iseler kitlelerini daha kolay kandırırlar.

Şayet uzantılar yönetici konumunda değillerse yöneticileri vasıtasıyla kitlelerini çetenin hizmetine yönlendirmeye çalışırlar.

Maalesef manzara bundan ibarettir.

“Her türlü ortaklık biter, SUÇ ORTAKLIĞI asla” ilkesi yürürlüktedir.

Bilinmelidir ki suç ortaklığına dönüşmüş “derin çeten”in medyada, bürokraside, yargıda, sınaî ve ticari faaliyetler içinde ortakları vardır. Kimi holding sahibi, kimi medya patronu, kimi fabrikatör, kimi tüccar görümündedir.

Dolayısıyla derin çetenin deşifresi için her kesimdeki suç ortaklarına el atmak gerekir. Sadece tetikçilerle uğraşmak yetmez.

Sadece tetikçilerle uğraşmak ülkemizi ve ülkemizin insanı rahatlamaz.

Ülkemizi suçlardan ve suçlulardan arındırmaz.

Umarım ki, “derin çete”nin bütün unsurlarıyla birlikte çözülmesi yakın zamanda gerçekleşir.

Ülkemiz soyguncu ahbaplardan ve partilerden toplu göç edenlerin şerrinden korunur, ülkemizin insanı rahatlar ve huzur içinde yaşar.

Ve

Başta söylediğimizi sonda tekrarlayalım.

“Her türlü ortaklık biter, suç ortaklığı asla.”

Selam ve Sabırla…28.07.2026

OK gibi doğru olmak

OK gibi doğru olmak

Veysi ERKEN Dr.

"Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni

Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni.

 Ne doğruyu aç gördüm, ne eğriyi tok

Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok".

Maalesef toplumun çoğunluğunu YAY gibi eğri olanlar oluşturuyor.

OK gibi olanlar veya olduklarını sandıklarımızın bir kısmı zamanla YAY’laşıyor, yamuklaşıyor, yoldan çıkıyor.

Tabii ki, yay gibi olanlar partilerin, STK’ların, tarikatların, Derneklerin, Vakıfların yönetimlerini ele geçirmişlerse zararları kat be kat artmakta, müesseseleri tüketmektedirler.

YAY gibi olanlar kendilerini ihya ederken toplumun güven ve heyecan duygularını yok etmekte, yardımların azalmasına sebep olmaktadırlar.

Yay gibi olanların bir de ahlaki zafiyetleri başka taraflara yönelirse, toplum sodom gomorlaşır.

Toplum içinde YAY gibi olanların çokluğuna rağmen OK gibi doğru olmak ve kalmak insan olmanın gereğidir.

YAY gibi olanları ayetler, Bayağı arzularını tanrılaştıran kişiyi gördün mü?

Şimdi sen, bu adamı da doğru yola getirmekle yükümlü olabilir misin?

Yoksa sen, onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun?

Aksine onlar, başka değil, bir hayvan sürüsü gibidirler, hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar. Fûrkan,43-44” biçiminde tavsif etmektedir.

OK gibi olmak ve kalabilmek için hayat zeminimizi KuR2an-ı Kerim’den ve uygulaması olan sünnetten almakla mükellefiz.

"Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı" ifadesini fiillerimizin ilkesi haline getirmeliyiz.

Allah bizlere OK gibi doğru olun diye buyurur.

“Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyrulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir. Hûd-112”

Hâsılı kelam.

Bataklığa dönüşmüş toplumda “Doğru olmak zor, doğru kalmak daha zor” olsa da “Aleme İ’lay-ı Kelimetullah için nizam vermek” gibi bir gayemiz varsa OK gibi olmamız gerekir ki YAY gibi “EL/Yabancı” ların ellerinde kalmayalım, oyuncakları, piyonları ve maşaları olmayalım.

Selam ve Sabırla… 28.07.2026

                                   

 

 

 

 

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Ahlaksızlığın yaygınlaşmasında yönetimin sorumluluğu

Ahlaksızlığın yaygınlaşmasında yönetimin sorumluluğu

Veysi ERKEN Dr.

Toplumlarda, milletlerde, devletlerde, cemiyetlerde, ailede ve her türlü sosyal yapılarda AHLAKSIZLIĞIN, KÖTÜLÜĞÜN yaygınlaşmasında veya İYİLİĞİN hâkim olmasında yönetimlerin, iktidarların sorumluluğu büyüktür, en etkin sebeptir.

Zira yönetimler zemini düzenlemekle mükelleftirler.

Ayette “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Tahrim-6” buyrulur.

Ayetten anlaşılacağı üzere yönetme gücünü elinde bulunduranlar hem kendilerini hem de ehlini (aile, toplum) korumakla görevlidir.

Yine hadiste “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Amir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz. Buhârî, Cum`a 11”

İfade gayet açıktır.

Herkes yönettiği alanlardan ve kişilerden sorumlu olup kötülüklerden ve ahlaksızlıklardan korumakla mükelleftir.

Dolayısıyla toplumda ahlaksızlık ve kötülük yangınlık kazanmışsa birinci derecede tedbir almayan iktidar sahipleridir.

Maalesef ülkemizde kötülük, ahlaksızlık, çıplaklık, fuhşiyat, metreslik, hayvani ilişkiler, boşanma yaygınlık kazanmış, toplum yok olmaya yuvarlanmaya başlamış ve hızla uçurumun kenarına itilmiştir.

İktidar sahipleri bu yaygınlıktan sorumludur.

Tedbir almakla mükelleftirler.

Ahlaksızlık maddi kalkınmayı, sanayileşmeyi yok edecek boyuta ulaşmıştır.

Bilindiği üzere toplumu oluşturan fertlerin davranışları, inançları ve yaşayışları birbirinden etkilenerek, görerek ve yaşayışa dönüştürerek gelişir. Ayette Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla (doğrularla) beraber olun. Tevbe-119)  denilir.

İktidar ahlaksızlığın yaygınlaşmaması için çevreyi iyi niteliklerle düzenlemek zorundadır.

Medya, sosyal medya ve fiziki çevre dâhildir.

Unutulmamalıdır ki, bireyi kuşatan çevre önemlidir ve çevrede gerçekleşen iyi veya kötü fiiller sâri (bulaşıcı)dir.

Kötülüğün sirayeti kolay, iyiliğin sirayeti güçtür. Zira “nefis” kötülüğe meyletme özelliğine sahiptir. Nefs kötülüğü emreder, ortam cazipse kötülüğün bulaşıcılığı hızlanır.

İktidar bulaşıcı olan ahlaksızlığı ve kötülüğü tedbir alarak, kanuni düzenlemeleri yaparak engellemek zorundadır.

Tedbir alınmazsa yıkım kendiliğinden gelir.

Özellikle iktidar, sadıklardan oluşan çevrenin oluşması engelliyor veya zorlaştırıyorsa ahlaksızlık için zeminin oluşması daha da kolaylaşır ve kötü fiiller “huy”a dönüşür. Bilindiği üzere “fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile edile huylara dönüşür”

Huylara dönüşen davranışlar ve eylemler toplumu habis ur misali yer bitirir, tüketir ve yıkıma sürükler.

Hz. Muhammed Mustafa s.a.v kötülüğün yaygınlaşmaması ve toplumun yıkılmaması için: herkese, iktidar sahiplerine “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17) diyerek bizlere, iktidar sahiplerine yol gösterir.

Artık iktidar sahipleri, Müslümanlar kâfir ve münafıklara “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” demeleri icab eder ki, toplumdaki kötülükler, cinayetler, şiddet ve ahlaksızlıklar azalsın.

Bunun için iktidar sahipleri unutulan ve unutturulan “Emri bi’l-maruf, nehyi ani’l-münker” farzı ihya edilmelidir ki, toplum İslam’la yeniden inşa edilsin, ahlaksızlık ve kötülük bitirilebilsin.

Selam ve Sabırla…27.07.2026


26 Temmuz 2026 Pazar

Yılanın rengi Değişse de zehri değişmez

“Yılanın rengi Değişse de zehri değişmez”

Veysi ERKEN Dr.

CHP’den ayrılanlarla ilgili yazımı yorumlayan bir arkadaş “Yılanın rengi Değişse de zehri değişmez” diye bir yorum yaptı.

Evet.

Renk değişse de zehir değişmiyor.

Bunların yaptığı sadece istismardır.

Rüşvet, hırsızlık, irtikâp, işten çıkarma, kayırmacılık, metres edinme gibi ithamları, yargılamaları, para kulelerini saymaya gerek yok.

Sadece Barış Yarkadaş’ın şu tespiti istismarı anlatmaya yeter.

Barış Yarkadaş "Ben Özgür Özel'le üç yıl milletvekilliği yaptım. Bir gün camiye gittiğini görmedim. Cuma namazına gittiğini görmedim. Bunlar samimi olmayan şeyler. Kimsenin itikadını sorgulayacak durumda da değilim, hâşâ. Ama bunlar doğru değil. Bizim hiçbir genel başkanımız bugüne kadar basın bilgilendirme notunda ya da Twitter'ında ‘Cuma namazı şu camide’ diye bir not koymadı. Erdoğan'ı eleştirdiğimiz her şeyi yaptı bu arkadaşlar."

Barış Yarkadaş'tan Özgür Özel'e Sert Cuma Namazı Tepkisi: 3 Yıl Camiye Gittiğini Görmedim! - Ege Medyası

Bunların hayatları İslam dışı, yerine göre İslam’ı ve Müslümanları istismar.

Unutulmamalıdır ki CHP zihniyeti İslam düşmanıdır ve isim, renk değiştirse de düşmanlığından vazgeçmez.

Bunun için CHP kapatılmalı veya kendini feshetmelidir.

Sadece parti değil, zihniyetini değiştirmelidir.

CHP zihniyetinin rengi değişse de milletimizin hayatında yeri olmamalıdır.

Milleti zehirlemekten, yaşayışını tahrip etmekten başka bir icraatı yoktur.

Biliyorsunuz merhum Necip Fazıl yıllar önce: "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde bulunmuştu.  

Süleyman Hilmi Tunahan ise “CHP’ye bırakın oy vermeyi, muhabbet beslemek bile imanı götürmeye kâfidir. Çünkü bu fırka İslam ile mücadele için kurulmuştur”  diyordu.

CHP zihniyetinin tasfiyesini ve partinin kapatılmasını gerektiren şu hadise bile yeterlidir. “Yer Rize, CHP’liler seçim çalışmalarında bir köye ziyarete giderler. Yaşlı bir teyzemiz sırtındaki bir su kabıyla evine su götürmektedir. Malum Karadeniz’de evler yamaçlarda kuruludur. İnip çıkmak zordu. CHP’liler kadıncağıza yardım edip suyu taşımak isterler. Teyzemiz itiraz etse de, suyunu taşırlar. Teyzenin evine tam varacakken, CHP’liler biz CHP’liyiz seçim çalışması için geldik der demez teyze, “ Evladım, baştan söyleseydiniz ya, ben o suyla abdest alacaktım tövbe, tövbe der ve suyu olduğu gibi döker”

https://yurtsever.org.tr/2021/akpli-erol-kavuncu-chplilerin-tasidigi-suyla-abdest-alinmaz-461744/

Hâsılı kelam CHP zihniyetinin dünü ne idiyse bugünü de aynıdır. Yeni partilerin kurulması zehri değiştirmez, bal eylemez.

Bu zihniyette İslam düşmanlığı bitmez.

Türkiye ve milletimiz İslam düşmanı olan bu zihniyetten zehrinden acilen kurtarılmalıdır.

Selam ve Sabırla… 26.06.2026

 

25 Temmuz 2026 Cumartesi

Darısı YEPYENİ Partiye

Darısı YEPYENİ Partiye

Veysi ERKEN Dr.

CHP’yi terk edip CHP zihniyetini terk etmeyenler YENİ partilerini kurdular. Hatta bazı taraftarları YENİ PARTİ’lerinin kuruluşunu  YENİ RAKI içerek kutlamışlar.

CHP zihniyetinin Türkiye’ye bir iyilik yapma fırsatı ortaya çıkmıştır.

CHP’nin içinde kalanlar bu fırsatı iyi değerlendirmeli, CHP’yi feshetmeli, tarihe gömerek YEPYENİ partilerini kurmaları için harekete geçmelidir.

Ülkemizi İngilizlere şikayet eden Özgür Özel ve taifesi YENİ partiyi kurarak isabetli karar almıştır.

Kılıçdaroğlu ve taifesi de YEPYENİ partilerini kurarak CHP’yi feshettirmeli ve ülkemizin hayrına bir eylemde bulunmaya karar vermelidir.

Bilindiği üzere birbirini “hainlik” ve “hırsızlık/rüşvetçilik”le suçlayanlar iflah olmazlar.

İçinde bulundukları CHP de iflah olmaz. Olamaz.

CHP’lileri CHP’yi feshederek kapatmaları şarttır, başka bir şekilde ülkemize faydalı bir eylemde bulunmaları mümkün değildir.

Fesih ve kapatma ülkemize yapabilecekleri tek iyiliktir.

CHP feshedilip kapatılmalı ve YENİ partinin yanında YEPYENİ parti kurulmalıdır. CHP’nin başka bir şekilde arınması mümkün değildir.

CHP varlığını devam ettirdiği müddetçe şaibelerden, ülkemize düşmanlık etme eylemlerinden kurtulamaz.

Evet.

Şaibeler ve kötülükler merkezi olan bir parti Türkiye’nin huzuru ve istikrarı için hukukun gereği olarak kapatılması/kendini feshetmesi ve yerine YENİ ve YEPYENİ partilerin kurulması gerekir.

Sadece para kuleleri ve delege satın alma işlemleri bile CHP’nin kapatılması ve yerine YENİ ve YEPYENİ partilerin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Kısaca, CHP’nin ıslahı ve Türkiye’ye faydalı olması mümkün değildir.

CHP’nin kapatılması ve yerine kurulacak YENİ ve YEPYENİ partilerin belki ülkeye bir faydası olur.

YENİ ve YEPYENİ partiler CHP’liler için yeni bir başlangıç, arınma ve ihanet ithamlarında kurtulma olur.

Bu vesile ile belki felsefe ve zihniyet değişimi ve yeni bir başlangıç yapma imkânını elde ederler.

CHP kapatılır veya kendini feshederse Türkiye’nin sorunları çözülür, ülkede sağlıklı muhalefet oluşur.

Evet.

CHP zihniyetine mensup olanlar her şeyimize düşman nazarıyla bakıyorlar.

Belki  CHP’yi  kapatıp YENİ ve YEPYENİ partiler gibi partiler kurarlarsa tefekkür ve yaşayış zeminlerini değiştirerek millileşirler.

Bilinmelidir ki CHP’nin her icraatı ülkemizin aleyhinedir, her şeyi, her icraatı ile şaibelidir.

Ülkemize ve insanımıza zarar vermektedir.

Kapatılmalıdır.

Yerine iki üç parti kurulmalıdır.

Esasında CHP zihniyeti İslamî olabilecek her şeye karşıdır, yöneticilerinin demeçleri ve icraatları ortadadır.

Müessese olarak kapatılmalıdır. Yerine YENİ ve YEPYENİ partiler kurulmalıdır.

Hâsılı kelam.

Tek çözüm en kısa zamanda CHP’yi feshetmek, kapatmak ve yerine YENİ ve YEPYENİ partilerin kurulmasıdır. Daha fazla parti de kurulabilir. Mahzuru yoktur. Darısı YEPYENİ Partiye

Selam ve Sabırla… 25.07.2026