Yüzyıl sonrasını düşünen ANA yetiştirir
Veysi ERKEN Dr.
Kuan Tzu’ya atfedilen bir söz şöyledir.'Bir yıl sonrasıysa düşündüğün tohum ek. Ağaç dik on yıl sonrasıysa tasarladığın. Ama yüz yıl ötesini düşünüyorsan insan yetiştir.”
Bu sözden hareketle diyorum ki, insani değerlerle donanmış, İlayı Kelimetullah için nizamı âlem ülküsüne sahip nesillerin yetişmesi, neş’vu nema bulmasını istiyor, tahayyül ediyorsak “ANA” yetiştirmek mecburiyetindeyiz.
Bilindiği üzere Batının/batılın bize biçtiği rol ile kadınlar sokağa terk edildi, “ANA” olmaktan çıkarıldı,
Böylece Türkiye’de “aile” çökertildi, doğum oranları ve evlilikler azaldı, gayrı meşruluklar arttı, nüfus hem nitelik hem de nicelik olarak yokluğa sürüklendi.
Aileyi ihya ve inşa edilmek istiyorsak “ANA” yetiştirmek zorundayız.
Toplumun, nesillerin muhafazasını güçlenmesini istiyorsak “ANA” yetiştirmeliğiz ve aile düzenimize aykırı olan, ailemizi yok eden bütün mevzuatın, kanunların, tüzüklerin, yönetmeliklerin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyoruz.
“ANA” şuuru ile genç kızlarımız yetiştirilmedikçe “aile” kurtarılmaz.
“Aile”yi ihya ve inşa ederek vatanı kurtarmak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında mevzuat değişikliği ve “ev Hanımlığı”na bakışlarını değişmesi ve “ANA”lar yetiştirmesi gerekir.
“Ev Hanımlığı”nın, “ev hanlığı” olduğu gerçeği tescil edilmeli ve uygun düzenlemeler yapılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, “Ev hanlı”ğının, “Ana”lığın, “evdeş”in anlamını ve değerini yok etmek isteyen Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları “kadın”ı piyasaya sürdüler, ucuz istihdamını teşvik ettiler ve özgürlük adı altında her türlü kötülüğün, pespayeliğin teşhirinde araç haline dönüştürdüler, kadını evden ihraç ettiler.
Kadın evden ihraç edilince “ANA” olma özelliğini kaybetti, toplumsal çöküş hızlandı, aileler dağılmaya başladı, çocukları “el”lere terk edildi.
Saadet ve bahtiyarlık yuvası olan aile pelesenk oldu.
Bunun için diyorum ki, “Ev Hanlığı”na ve “ANA”lığa dönüş şarttır.
“Ev hanı” olan “ANA”ya en yüksek memur maaşı kadar maaş verilmeli ve her türlü imkân tanınmalıdır ki, evler devlete dönüşsün. Nesillerimizin muhafazası için çocuk sayımız artsın.
Hanımlık anlamını bulsun.
“Ev Hanı” olan anamız, bacımız, hanımımız ve kızlarımız sosyal (içtimaî) vazifelerini kâmilen yerine getirebilsin.
“Ev Hanlığı” kadını hayattan koparmak değildir. Bilakis hayatın tamamının kuşatılmasını ve yönetilmesini sağlar.
“El”lerin, yabancıların işini değil kendi “devlet”inin işini yönetmesini sağlar.
“Ev Hanı” ve çok çocuklu olanlara en yüksek dereceden maaş bağlanması için seferberlik ilan etmelidir.
“Kadın "hatun", Ana veya bacı idi evlerde.
Evi ev ve devlet yapandı "hatun".
Devletin başında "han" yanı başında ” hatun” olurdu.
Hatun ev denilen devletten ihraç edilince devlet küçüldü ve yıkıldı.
Büyük aile denilen "hane”, dağıtıldı çekirdek aile oldu.
Dayanışma ve yardımlaşma içinde olan hatunlar işini yapamaz hale getirildi.
Mutluydu “hatun” ev denilen devlette.
Önce işten sonra evden koparıldı.
Evle ilgili işler angarya diye öğretildi, sonra evden ihraç için özgürlükten bahsedildi. Güya dışarıda özgürce çalışacaktı.
“El”in işinde.
Devlet iş bölümü ve iş birliği gerektiriyordu hâlbuki.
Ne yapıldı.
Bütün görevler yüklenildi kadının sırtına.
Hatunluğu ve “ANA”lığı bitirildi.
Ev denilen devletin bütçesi sarsıldı.
Güya kadın çalışırsa bütçeye katkı sağlayacaktı.
Ne gezer.
Çocuk kreşe, ebeveyn yaşlılar mekânına, maaşın yarısı kıyafete ve tezyin malzemelerine, ulaşıma vs.
Yıkım sadece maddi değil, asıl yıkım maneviyatta ve hissiyatta oldu, aile dağıldı.
Han ve hatun birbirine tahammül edemez oldu kadın evden ihraç edilince.
Ana sevgisi ve şefkati yerine kreş sevgisi yer almış. Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz deniliyordu. Ana yâr olmaktan uzaklaştırıldı.
Evin temel direği idi hatun Ana. Hatun evden uzaklaştırılınca ev yıkıldı. Hane çöktü.
Velhasıl ev devlet olmaktan çıkmış konaklama alanına dönmüş.
Sadece konaklama ve geçici mesken yerine dönüşen evlerden huzur, bereket, saadet ve merhamet de firar etmiş.
Kadın evden ihraç edilince firar emri hak oldu.
Ne diyelim.
Paranın, makamın, şehvetin, bedenin ve şöhretin ilahlaştırıldığı, ruhun ve hissiyatın terk edildiği/ettirildiği bir düzende evi “devlet”leştirmek ve “hane”ye çevirmek mümkün mü?
Kadın “hatun”, ana, yâr ve bacı olur mu?
Zor.
Çarkın dişlileri ve işleyiş kuralları kırılır mı?
Bilemem.
Ama ümidimi kaybetmiyorum.
Yol göstermeye çalışıyorum. “Ev han”ımıza en yüksek memur maaşı bağlanmalı, çocuk sayısı arttıkça destek çoğaltılmalı ve ailevi yapımızı bozan mevzuat yok edilmelidir.
Kadın “el”in işini yapmamalıdır.
Hâsılı kelam
Hem “ev” denilen devleti hem de devlet denilen yapıyı muhafaza edebilmek için “ANA”lar yetiştirilmeli,“Ev Hanlığı” maaş ile desteklenmeli ve geleceğimiz bu yöntemle inşa edilmelidir ki, dünyaya nizam verebilelim.
“ANA” yetiştirmek ahlaki, insani ve İslami bir vazifedir.
Selam ve Sabırla… 13.03.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?