16 Haziran 2026 Salı

Hakkı Görmeyen Kördür

"Hakk"ı Görmeyen Kördür

Veysi ERKEN Dr.

“Hak” ile “Batıl” arasındaki mücadele Hz. Âdem döneminden beri süregelmektedir.

“De ki: “Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur. İsrâ-81”  ayetinde belirtildiği gibi “hak” gelince “batıl zail olur.

Hak, “gerçek, sabit ve doğru olan, varlığı kesin olan şey” demek olup daha çok gerçeğe uyan inanç, düşünce, bilgi ve hükümleri ifade etmek üzere kullanılır…..Hakkın karşıtı bâtıldır. Buna göre bâtıl da terim olarak asılsız, gerçeğe uymayan inanç, hüküm ve düşünceleri; ayrıca ilâhî kaynaklı olmadığı için hak olma özelliği de taşımayan veya ilâhî kaynaklı olmakla birlikte belirtilen özelliğini kısmen ya da tamamen kaybetmiş dinleri ve mezhepleri ifade eden bir terimdir. Söz konusu âyetteki hak kelimesinin öncelikli anlamı İslâm dini, bâtılın anlamı da putperestliktir. Hak kelimesinin burada özetlenen anlamı yanında bir de hukuk ve ahlâkı ilgilendiren anlamı vardır ki bu da “korunması, gözetilmesi ya da sahibine ödenmesi gerekli olan maddî veya mânevî imkân, pay, eşya ve menfaatler” şeklinde özetlenebilir” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/%C4%B0sr%C3%A2-suresi/2110/81-ayet-tefsiri

Ayet ve tefsirinden anlaşılacağı üzere “Hak” geniş bir sahayı kapsar. İlahi, vahyî zemine dayanmayan her şey “batıl”dır, batıllaşır, batıllaştırır.

Batıl’a saplananlar hakkı göremez ve yaşayamaz derekesine düşer.

Hakkı göremeyenler kördürler ve akıbetleri cehennemdir.

“Sana rabbinden indirilenin hak olduğunu görüp bilen kimse görmeyen gibi olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar. Onlar Allah’ın, korunmasını emrettiği bağı koruyan, rablerine saygıda kusur etmeyen, hesabın kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir. Ve onlar rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır.  Ra’d, 19-22

Dünyamızı ve ahretimizi cennete tebdil etmenin bir tek yolu vardır, o da kör olmayıp “Hakk”ı yaşamak ve yaşatmaktır. Yukarıdaki ayetler kısaca şu şekilde tefsir edilmiştir.

“Allah Teâlâ 19. âyette Kur’an’ın hak olduğuna inanmayanı köre benzetmekte, inananların bu körle eşit olmayacağını, bunu ancak akıl ve sağduyu sahiplerinin kavrayabileceklerini bildirmiştir.

Akıl sahiplerinin nitelikleri ise müteakip âyetlerde şöyle sıralanmaktadır: Bunlar Allah’a vermiş oldukları sözden dönmezler; dinî, ahlâkî, hukukî ve toplumsal yükümlülüklerini yerine getirirler; Allah’ın, gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler, yani insanlık, akrabalık, komşuluk, din kardeşliği ve benzeri insanlar arası ilişkilerden doğan haklara riayet ederler; rablerine karşı kulluk görevlerinde kusur etmemeye çalışırlar; Allah huzurunda hesaplarının kolay olmasını dilerler; Allah’ın rızâsını kazanmak için uğrunda karşılaştıkları her türlü sıkıntılara sabrederler; namazlarını vaktinde dosdoğru kılarlar; Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetlerden gizli açık Allah yolunda harcarlar; kötülüğü iyilikle savarlar yani haksızlığa karşı adaletle, yalancılığa karşı doğrulukla, rezilliğe karşı da erdemle mücadele ederler. İşte dünya yurdunun güzel sonu yani cennetler bunlarındır.

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Ra%27d-suresi/1726/19-22-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Duamız “Hakk”ı hak bilip, yaşayan ve kör olmayanlardan olmak içindir. Rabbulalemin bizleri daim olarak sırat-ı müstakim eylesin duasıyla.

Selam ve Sabırla… 16.06.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?