17 Ekim 2026 Cumartesi

Darbe yapıp varlıklarımızı kaçıran alçaklara “Efendiler Nereye?”

“Efendiler Nereye?”

Veysi ERKEN Dr.

Galiba derin ve kirli ilişkiler ortaya çıkacak.

Ülkemizde Alevi- Sünni, Kürt-Türk, Örtülü-Örtüsüz, Doğulu- Batılı kavramları üzerinde kavga ve bölünme meydana getirmek isteyenler deşifre oldukları halde boş durmuyor, Türkiye’yi soymaya, kargaşa çıkarmaya, hırsızlıkla, rüşvetle, irtikâpla gasp ettikleri varlıklarımızı yurt dışına kaçırmaya devam ediyor.

FONLARLA, irtikâpla çalmaya, akabinde varlıklarımızı ve kendilerini yurt dışına kaçırmaya devam edecekler gibi görünüyor.

Bunlara dur denilmelidir.

Yoksa bir asır önce ziyafet sofrasından kalkanlar nasıl kaçtıysa bugünkü iblisler de kaçmaya devam edecek.

İşte Refik Halim Karay’ın efendiler nereye başlıklı yazısında pasajlar. Lütfen okuyun ve gerçekleri görün.

 “Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden efendiler nereye?

Yaz başlangıcında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız birtakım tahtakuruları çıkar, iğne gibi vücudumuza batarlar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli canlı, iri yarı şuraya buraya kaçarlar... Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?

Kedisiz evlerde fareler vardır; kilerlere girerler, dolapları delerler, şunu, bunu kemirip, sağa sola koşuşup başköşede gezerler, bir pıtırtı olunca deliklere girerler... Galiba koku aldınız, kedi geliyor; koca fareler nereye?

Dul annelerin haylaz çocukları vardır; sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp Yahudi [eskiciye] satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar... Galiba foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçecek, ziyankâr evlatlar nereye?
Vurdular, kırdılar; yaktılar, yıktılar; astılar, kestiler; kastılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar; memlekete düşmanları sokarak üzerimizden aştılar…

 Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı paşalar damdan dama nereye?
 ***
Paraları koy cebine... İşte sizin programınız bu!
 ***

Evet, nereye gidiyorlar? Mahalle kahvesinden bir adımda sadârete, meyhane peykesinden bir basışta nezârete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede vilâyete eren bu türediler nereye gidiyorlar? Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular... Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, hulâsa bacağından yakalayıp bu devleti yerden yere vurdular, paçavraya çevirdiler.”

Nasıl beğendiniz mi?

 

Foncuları, paralardan kuleler inşa edenler, metres edinenler, İslam düşmanı olanlar anlatılıyor mu?

Bence fazlasıyla anlatılıyor.

Bu farelerden, tahtakurularından, hırsızlardan kurtulmakla mükellefiz.

Selam ve Sabırla… 17.10.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?