Vahşi Batı Döndü. Uluslararası
Hukuk mu dediniz?
Veysi ERKEN Dr.
Trump’un Venezuela’ya
saldırması ve seçilmiş başkan Nikolas
Maduro Moros’u kaçırması bir haydutluk, korsanlık ve eşkıyalıktır.
Trump’un bu eylemini
bazıları “Vahşi Batı” döndü diye
haberleştirmeye çalıştı.
Esasında “vahşi batı ve batıl” hiç gitmedi ki
dönsün.
Siyonist haçlı
zihniyeti denilen Batı/batıl anlayış sürekli ve daimi olarak soykırım, vahşet,
katliam, işgal, sömürü peşinde olmuş ve bunu amaç edinmiştir.
Afrika’daki, Asya’daki,
Filistin’deki, Gazze’deki, Türkistan’daki katliam, işgal, soykırım, sömürü
bunun inkâr edilemez delilleridir.
Vahşetler, işgaller, soykırımlar, gasplar, sömürüler
uluslar arası hukuk kavramı ile örtülüyor, şallanıyor, insanlık katlediliyor.
Ve.
Toplumlar hep “uluslararası hukuk” ve “uluslararası toplum” laflarıyla
aldatılıyor, uyutuluyor ve yok ediliyor.
Uluslar arası
hukuksuzluk Bir(LEŞ)miş (M)illetler teşkilatının kuruluşundan hatta
dava öncesinden beri var diyebiliriz.
Uluslar arası hukuk denilen kanunlar, ilkeler, kurallar
zorbaların, bilhassa ABD, İngiltere denilen haydutların dayattığı kurallardan başka
bir şey değildir.
İhtilaflarda, ticarette,
sanayide, sağlıkta, eğitimde, adalette, cezada kısaca her alanda cari olan ve
cari kılınmak istenen kurallar zorbaların hazırladıkları kanunlar ve hukuk diye
dayattıkları melanetlerdir.
Falan ülke ile
ticaret yapamazsınız, madenlerini işletemezsiniz, devletleri tanıyamazsınız,
yargılayamazsınız, tek başıma red ederim, katliamlar, soykırımlar, vahşetler,
işgaller sürsün anlayışı ve kuralları dayatmanın, zorbalığın en belirgin
kurallarıdır.
Mesela Dünya Ticaret
Örgütünün ilke ve kurallarını esasında ABD, İngiltere ve şürekâsı belirledi ve
ülkelere dayattı, dayatmaya devam ediyor, işine gelmediğinde reddediyor ve
dünya seyrediyor.
Tabii ki dayatma
sadece DTÖ ile sınırlı değildir.
Dünya Sağlık
Örgütünün dayatmaları, salgın dönemi diye yutturdukları devirdeki mel’anetleri
ve sonuçları ortadadır.
“Bir LEŞ miş M
illetler”e bağlı hangi kuruluşu incelersek aynı sonuçla karşılaşırız.
UCM ve Uluslararası
Adalet Divanı”nın icraatları/ icraatsızlıklar ortadadır.
Soykırımlar,
yağmalar, katliamlar, vahşetler, işgaller, sürgünler vs. bu kuruluşlar
marifetiyle unutturuluyor, sürdürülmelerine imkân sağlanıyor ve insanlar yok
ediliyor.
Vicdanlılar,
mazlumlar, ahlaklılar, Müslümanlar buna isyan ediyor ve gerçekten hak ve
hukukun hâkim olmasını istiyor, bekliyor.
Ama mevcut yapının
düzelmesi mümkün görülmemektedir.
Düzelme ne zaman
mümkün olabilir?
Kanaatime göre
ülkeler “One Minüte”yi ve “Dünya Beşten Büyüktür” gerçeğini kabul ettikleri ve
gereğini elbirlik ile yerine getirdiklerinde mümkündür.
“Dünya beşten
büyüktür” ve “One Minüte” ifadeleri bu zorba, vahşi, işgalci, korsan yönetim
anlayışına, dayatmalara isyanın dışa vurumu, açığa çıkarılmasıdır.
Evet.
Birmiş illetler. LEŞ var ortada.
Uluslar arası hukuku oluşturduğu
varsayılan kurallar, kaideler ve düzenlemeler, dünyada nizamı sağlayacak
ilkeler hâkim değildir. Zorbaları koruyan, zorbalıklarının devamını sağlayan ve
onları koruyan kurallardır.
Batı/ batıl güya
devletlerarasında çıkabilecek ihtilafların çözümü ve adaletin sağlanması
amacıyla “uluslar arası hukuk” oluşturulmuş
ve adil olunmadığı takdirde devletler ortak tepki koymanın belirtisi “uluslararası toplum tabiri ihdas
edilmiş.
Özetle Tevhide
dayanmayan kurallar uluslar arası hukuk diye yutturulmuş ve yutturulmaya devam
ediliyor.
Maalesef Birleşmiş
Milletler yerine Bir(LEŞ)miş (M)illetler
oluşturulmuştur.
Ve bu yolla dünyada
zulümler, soykırımlar ve işgaller devam ettiriliyor
Bu leş Küresel düzeni, siyonist haçlı
zihniyeti tarafından oluşturulmuştur. Milletleri sömürme, katliamlara,
soykırımlara, vahşete, şiddete, işgale zemin hazırlama aracıdır.
Ve her zaman
tepkisizlik ve soykırım aracı olarak kullanılmaya devam ediliyor.
Kuruluşundan beri
dünyada olan ve biten bütün katliamları inceleyiniz altından LEŞ İLLETLER ve bağlı teşkilatları
ortaya çıkar.
Soykırımı durdurmakla
mükellef olduğunu zannettiğimiz Birleşmiş milletler teşkilatı her katliam veya
sömürü için toplantıya çağırılır ve hemen hemen bütün kararlar Güvenlik
Konseyi’nin daimi denilen vahşi üyeleri tarafından veto edilir.
Öyle bir yapı
oluşturuldu ki, vahşet, işgal, katliam, sömürü bu mekanizma ile devam
ettirilir.
Adalet Divanı geç
işletilir, UCM, DTÖ, DSÖ doğru karar alsa kararları uygulanmaz.
Dünya Ticaret Örgütü
marifetiyle ülkelerin ticaretleri engellenir, halklar perişan edilir.
Birleşmiş milletlerin
üyeleri sadece figürandır.
Maalesef bu haydut
yapının sahipleri, Siyonist haçlı zihniyetinin ana merkezleri olan Amerika,
İngiltere, İsrail ve bütün batı/batıl ülkeleridir.
Bütün mazlum ve
mağdur coğrafyaların özgür olabilmesi için dünyanın bu yapılanmadan kurtulması
gerekir.
Hâsılı kelam.
Bilinmelidir ki, “uluslararası hukuk” ve “uluslararası toplum” kavramları
milletleri sömürmek ve soykırımları çoğaltmak için uydurulmuş kavramlardır.
Milletler arası adaleti, ticareti, sağlığı ve merhameti sağlamaya yönelik
kavramlar değildir. Aksine toplumları yok etmek için kullanılan araç
kavramlardır.
Kurtuluş RED ile başlar.
Bir(LEŞ)miş (M)illetler’in topyekûn reddi ile
başlar. Çünkü BİRMİŞ İLLETLER vardır
ortada.
Venezuela, Gazze,
Doğu Türkistan işgallerini bu gözle okuyabilirsek vahşi batıyı anlamış oluruz
ve o zaman kurtuluş mümkün olur.
Selam ve Sabırla… 06.01.2026