27 Nisan 2026 Pazartesi

İslamsız Eğitimin mahsulü VİCDANSIZ nesil

İslamsız Eğitimin mahsulü VİCDANSIZ nesil

Veysi ERKEN Dr.

Türkiye’de din düşmanlığı değil, İSLAM düşmanlığı vardır.

Gayrı Müslim ve onlara tabi olanlar İslam dışı, her türlü dini yaşıyorlar.

Kadına tapma, çıplaklığı ilah edinme, soykırım dininin ilkelerini yaşama, Hıristiyan, Yahudi olma, pakraduni, sabetayist, meşhedi inançlarını hayat tarzı olarak kabul etme ve gereğini ifa etmek serbest.

Kalpler Allah’ın zikrinden mahrum bırakılınca huzur bulmuyor, gönüller tatmin olmuyor, her türlü ahlaksızlık, vicdansızlık, fuhuş, hırsızlık, katliam revaçta oluyor.

Merhum Akif;

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan'ın,

Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın” diye gerçeği dillendiriyordu.

Gayrı Müslimlerin din dayatması neticesinde Müslüman aileler Kur’an-ı Kerimi, Siyer-i Nebiyi seçmeli ders olarak tercih etmekten bile korkar hale gelmiştir.

Eski rivayetlere göre nüfusumuzun yüzde doksan dokuzuna yakını Müslüman idi.

Heyhat.

Bugün sayım yapılsa Müslümanım diyenlerin sayısının azaldığı görülecektir.

Tabii ki, İslamsız eğitimin hâsılatını görüyoruz.

Okul arkadaşlarını, okuldaki hocalarını katledecek kadar canavarlaşan tipler. Gayrı meşru ilişkileri çocuk yaşta yaşayan, nesil olamayan KUŞAKLAR.

Merhum Osman Yüksel’in tabiriyle “mabutları ceplerinde, mabudeleri yataklarında” olan iki ayaklı olarak yetiştirilen kuşaklar, mahlûklar.

Hepsi İslamsız eğitimin neticeleri, eserleri, hâsılası.

Ve.

Gayrı Müslim, ahlaksız, Siyonistler, uşakları ve işbirlikçileri İslam’a ve Müslümanlara saldırılarını her gün arttırıyor.

“Maarifin kalbinde Ramazan” etkinliğine bile tahammül edemiyor.

Bilinmelidir ki Türkiye’de din düşmanlığı değil, İslam düşmanlığı vardır.

İslam düşmanları, azgın azınlık her yere çöreklenmiş ve İslam’a, Müslümanlara, Kurban-ı Kerime, Hz. Muhammed’e sav saldırır vaziyettedir.

İslam düşmanları bir gün otobüslerde başörtülülere saldırıyor, bir gün hutbeleri bahane ederek kinini kusuyor, bir gün sanatçı kılığına bürünerek fuhşunu, çıplaklığını dayatıyor, toplumun ahlakını bozuyor, bir gün politikacı sıfatıyla Kurban öğretiminin yasaklanmasını talep ediyor, yazar, çizer yaftasıyla karalamalarda bulunuyor.

Bir paçavranın, tuvalette bile kullanılamayacak bir paçavranın, sosyal medyadaki hezeyanlar da İSLAM düşmanlığının tezahürüdür.

“Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki kaybedecek olanlar da şeytanın ­yandaşlarıdır!

İslamsız eğitim tezgâhını işletenleri, ilim adamı diye geçinenleri merhum Abdurrahim Karakoç şöyle tavsif ediyordu.

“İlim adamıyım der, araştır mason çıkar

Dört makale yazmışsa dördü de fason çıkar

Hele bir araştır bak aslını-astarını

 Büyük dedesi Yorgi, babası Mişon çıkar.”

Evet.

Parti başkanı, gazeteci, sanayici, sanatçı, bürokrat kimlikli olup Türkiye’nin ahlaklaşmasını, gelişmesini dünyada söz sahibi olmasını istemeyen ihanet şebekesinin elemanları İslam düşmanlığı yapıyor, İslam Ahlak ve Faziletinin nesillere kazandırılmasını istemiyor.

Hâsılı kelam.

Şeytanlaşmış, şeytanlaştırılmış bu mahlûklara karşı hubbu ve havf-ı Yezdan'ı ruhlara nakşedecek bir program takip etmeliğiz ki VİCDANLI ve AHLAKLI nesillerimiz olsun. Bu konuda namuslular namussuzlardan, gayrı Müslim ahlaksız azgın azınlıktan cesur olmak zorundadır.

Selam ve Sabırla…27.04.2026

26 Nisan 2026 Pazar

Harflerin değiştirilmesi kültürel soykırımdır

Harflerin değiştirilmesi kültürel soykırımdır

Veysi ERKEN Dr.

Latin harflerini dayatma bir devrim olarak yutturuldu.

Doğrudur.

Harflerin değiştirilmesi ile kültürel soykırım yaşatıldı.

Yaşayışımızın bütün ilkeleri yok edilmeye çalışıldı.

Bizi biz yapan bütün değerlerin üzerinden silindir geçirildi.

Bunu ben söylemiyorum.

İsmet İnönü denilen kişi dillendiriyor.

Adına kurulan vakfın sitesinde duruyor.

İşte ifadeleri “Harf inkılâbı" bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz. Okuma yazma kolaylığı Enver Paşa’yı tahrik eden sebeptir. Ama, harf inkılâbının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk. Arap kültürünün ve Arap dilinin tesiri hakkında, yeni nesiller bizim kadar fikir edinemezler. https://www.ismetinonu.org.tr/inonu-ve-harf-devrimi-1928/

Evet.

Onun ifadesiyle “harf inkılâbı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz.”

Maziyle derin bir kopukluğu oluşturma, maziyle ilgili her şeyi yok etme, İslamî olabilecek bütün hayat ilkelerini ortadan kaldırmadır.

Kılıf hazırdır.

“Arap kültürü”

Arap kültüründen koparma ve yeni kültür dikte ettirme.

Başardılar da.

İslami yaşayışın ilkelerini tamamen ortadan kaldırma cüretini gösterdiler.

Gayrı İslami olan her şeyi dayattılar.

Kumarı, fuhşiyatı, ahlaksızlığı yaygınlaştırdılar. Merhum Osman Yüksel oluşan sonucu şöyle dillendiriyor "Mabedsiz Şehir "isimli kitabında.

“Bu şehirde yaşayan insanların mabutları ceplerinde, mabudeleri yataklarındadır.

 DÜNYANIN başka yerinde var mı bilmem!

Türkiye’de mabetsiz bir şehir var…

Ankara’nın Yenişehir’i… Bir akşamüzeri bu şehirde dolaşıyorum. Asfalt yollardan yürüyorum. Sanki yürümüyorum, ayaklarım kendiliğinden gidiyor. Asfaltlar üzerinden otomobiller, otobüsler, troleybüsler yağ gibi kayıyor. Bu manzara bana Anadolu yolculuklarını hatırlattı. O yollar ne fena yollardı. Beş saatlik mesafeyi üç günde almıştık. Dağlarda yatmıştık. Otobüs bizi değil, biz otobüsü getirmiştik.

Asfaltların üzerinde gençler erkekli dişili paten kayıyorlardı. Kayarken belki düşmemek için, belki de bililtizam kızlar erkeklere, erkekler kızlara sarılıyorlardı. Bunlar çoluk çocuk değildiler. Yetişkin kızlar ve delikanlılardı, önümden iki genç geçti. Bunlar yukarıya Kocatepe’ye çıkıyorlardı.

Yine bir gün ben güneş batıp ay doğarken manzarası gayet güzel olan bu tepelerde dolaşıyordum. O zaman da ne çirkin manzaralara şahit olmuştum.

Baktım ağaçların altında açıkça münasebette bulunanlar vardı. Bu açık hava kepazeliğini görmemek için oradan uzaklaşmıştım. Önümden geçen gençler de aynı hedefe doğru ilerliyorlardı.”

İşte harf devriminin sonuçları.

“İnkilap ne demek biliyor musunuz ‘Köpekleştirme’ demektir. Bu memlekette inkilap (köpekleştirme) yapılmıştır" https://www.tyb.org.tr/harf-inkilabi-kopeklestirme-degilse-nedir-17960yy.htm

İnkilab. İnkilab.

Selam ve Sabırla… 26.04.2026

Yola revan SUMUD’a devam

Yola revan SUMUD’a devam

Veysi ERKEN Dr.

SUMUD sarsılmaz iradeyi, cesareti, insan olmayı, uyanışı, kararlılığı, direnişi, azmi ifade eder.

MERHAMET yüklü Küresel SUMUD, VİCDAN filosuna bu sefer siyasiler, vekiller daha fazla ilgi gösteriyor.

Küresel Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Fatih Varol, bu gerçeği şöyle özetliyor. "Bu gündemle birlikte inşallah biz inanıyoruz ki dünyanın dört bir tarafından siyasiler üzerinden ve devletler üzerinden de ciddi bir baskı İsrail'in üzerine doğru gelecektir. Bu süreç Global Sumud Filosu'nun başlatmış olduğu misyonun halka halka büyüyerek Akdeniz üzerinden sadece deniz filosuyla değil, kara filosuyla, diplomatik ayaklarıyla, dijital medyasıyla, bütün vicdanlı halk unsurlarıyla beraber İsrail'in üzerinde gerekli baskı oluşturarak özgür bir dünyanın kapısını ağırlayacağına ümit ediyoruz." https://www.yenisafak.com/gundem/kuresel-sumud-filosu-2026-bahar-misyonunda-turk-delegasyonu-guclu-sekilde-varlik-gosteriyor-4818370

Bu filo özgür dünyanın kapısını araladığı gibi dünyada siyonizmin ve kışlası olan İsrail’in tasfiyesini de beraber getirecektir inşallah.

Bu filo halka halka karada ve havada da desteklenmeli, iyi insanlar fevc fevc Filistin’e akmalı, zulüm bitirilmeli ve İsrail tasfiye edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, Siyonizm tasfiye edilmeden dünyaya huzur yoktur.

Siyonizm şeytanidir.

Siyonistler, uşakları ve işbirlikçileri insan görünümlü iki ayaklı şeytanlardır.

SUMUD cihadı, insan olmayı, Zalime Yavuz, Mazluma Yunus olmayı ifade eder. Cesaretin işaret fişeğidir.

SUMUD sadece denizde değil, havada, karada olmalıdır.

SİHA, İHA, TİHA’lardan oluşan SUMUD ebabilleri havadan, insan selleri karadan kararlı bir şekilde İsrail’i tasfiye etmelidir.

Sumud her yerde, her mekânda ve her vakitte vardır insan olanda.

“İnsanlık Onurunun Haykırışı:” Gazze İçin Küresel SUMUD Filosu bunun için yola çıktı.

Hedef Gazze’ye ve Gazzelilere yardım etmek ve Siyonist haçlı şeytanlarının ablukasını kırmak. Gazzelileri, Gazze’yi v özgürlüğüne kavuşturmak, mazlumlara umut olmak

Seferiniz Denizde, Havada, Karada bereketli, zaferiniz yakın ve daim olsun.

Bu sefer inşallah Siyonistlerin bütün dünyada BEDEL ödemesine ve tasfiyesine vesile olur.

Siyonist şeytan Netanyahu ve şürekâsı Trump ve diğer katilleri, canileri, vahşileri, işgalcileri, SOYKIRIMCILARI durdurmaya, tasfiye etmeye SUMUD Filosuna ordularla sadece denizde değil, karada ve havada da destek vermek zorunludur, insan olmanın gereğidir.

Çok geç kalınmakla birlikte netanyahu ve bütün suç ortaklarına karşı sessiz kalınmamalı, harekete geçilmeli, kararlı bir şekilde tasfiye edilmelidir.

İnsanların, insan kalanların huzuru için gereklidir.

SUMUD uyanışı, kararlılığı, direnişi, azmi ifade eder.

SUMUD cihadı, insan olmaya, Zalime Yavuz, Mazluma Yunus olmanın remzidir, cesaretin işaret fişeğidir.

Dünyada kıyım ve Soykırım’ın bitmesi İçin Siyonist şeytanlara, Trumpgil katillere, Amerika, İngiltere’ye karşı topyekûn Kıyam ve cihad farzdır.

SUMUD filosu bu kararlılıkla, azimle yola ve cihada çıkmıştır.

Denizden yola çıkılmış, havada ve karada devamı olacak inşallah.

Ya Rab.

SUMUD filosunu denizde, karada, havada muzaffer, Siyonistleri kahreyle.

SUMUD’un Siyonist şeytanlara karşı kıyam ve cihadı dünyanın her yerinde ve topyekûn olmalıdır.

Gereklidir.

Gazze’de, İran’da, Turan’da, Afrika’da Siyonistlere, katillere, Trumplara, İngiliz, Fransız, Alman, Rus ve bütün canavarlara karşı mukaddes bir SUMUD, kıyam ve cihad şarttır.

Evet.

“Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez”  SUMUD bir kıyamdır, Siyonistlere diz çöktürecek inşallah.

“Uyan, inan, diren, özgürleş” anlayışı SUMUD’UN ortak paydasıdır.

Selam ve Sabırla… 26.04.2026

25 Nisan 2026 Cumartesi

Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül’e Binlerce Selam

Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül’e Binlerce Selam

Veysi ERKEN Dr.

Mutad olduğu üzere CHP zihniyetinden bu ülkeye bir hayır dokunmaz. İşleri güçleri mazarrat ve ülkeye zarar vermektir.

Halkı düşman görür, sırtını millete, milletin değerlerine, İslam’a döner.

Yalan, iftira, inkâr, itham yöntemleridir.

Ankara’nın Ayaş ilçesinde de aynı yöntemleri kullanmışlar ve Kaymakam anladıkları dilden cevabını vermiştir.

Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül’e teşekkür ediyorum ve Allah’tan muvaffakiyetinin devamını niyaz ediyorum.

İşte Kaymakam Muharrem Eligül’ün muhteşem cevabı

 “Aziz ve Muhterem Ayaşlı Hemşehrilerim Ayaş Belediyesi'nin resmi hesaplarından ve bunun üzerine bazı basın organlarından paylaşılan "Kaymakam talimatıyla belediye basın sorumlusu tören alanına alınmamıştır" haberiyle ilgili zorunlu açıklama Bir kere ben bu asılsız haberin neresini düzelteceğimi bilmiyorum.

Belediye görevlileri tören alanında gayet özgür bir şekilde fotoğraf ve video çekimi yapmışlardır. Bu durum, zaten kendi paylaşımlarından da anlaşılmaktadır. Madem ben kamu gücünü kullanıp engellemişim de o kadar fotoğrafı kim çekmiştir uzaylılar mı Ancak, mesele kamu gücünü kullanmaksa, ülke gündeminden takip ettiğimiz kadarıyla,

Kamu gücünü kullanıp ahaliye ve kendilerinden olmayanlara zulüm etmek, Şehrin Emini mevkiinde olması gerekirken gayri ahlaki işlerde ve fuhşiyatta bulunmak, bilumum yolsuzluk, iş insanlarından haraç istemek vermezlerse zabıta gönderip eşkiya gibi dükkân mühürletmek bazı çevrelerin çok iyi bildikleri işlerdir.

Ellerindeki kamu gücüyle huzursuzluk çıkaran da bunların ta kendileridir.

Hz Peygamberimizin müjdesine nail olmuş Atamız Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesine edepsizlikle girip sandukasını tekmelemek de ruh kökü dışarda olanların tiynet ve cibilliyetinde vardır.

Karanlık çevrelerin şahsıma saldırması da elhamdulillah doğru yolda olduğumun göstergesidir.

Aksi halde Allahım ben ne günah ettim de bunlar bana muhabbet besliyor diye üzülürdüm.

Yüce Allah'ın rahmet ve selameti üzerinize olsun.”

Bu açıklamayı yapan Kaymakam Muharrem Eligül’e binlerce selam.

Selam ve Sabırla… 25.04.2026

 

 

Özgür Özel, CHP’liler İstifa ediniz

Özgür Özel, CHP’liler İstifa ediniz

Veysi ERKEN Dr.

Özgür Özel erken seçim istiyormuşsun. CHP'liler erken seçim istiyormuş.

CHP’lilerin bütün eylem ve söylemleri kandırmadan, hileden, yalandan ibaret olduğundan dikkate alınacak tarafı yoktur.

Özgür özel ve chp’lilerin tamamında azıcık samimiyet varsa hemen vekillikten, başkanlıktan istifa etmeleri gerekir.

 Tabii ki CHP’lilerden ve özellikle yönetim kademelerinde bulunanlardan samimiyet, mertlik, ahlak beklemiyorum.

CHP’liler lafazanlıkta ustadırlar.

Söylerler ve söylediklerinin tersini yaparlar.

Erken seçim talebi de böyledir.

Yüzde birlik samimiyet olsaydı bütün vekillerinin hatta Belediye başkanlarının istifa etmesi gerekirdi.

CHP’liler ancak mehter’e sırtını dönmeyi, kaymakama hakaret etmeyi, paradan kule inşa etmeği, rüşvet ve irtikâbı yaygınlaştırmayı becerir.

Metresleri saymaya gerek yoktur.

Kısaca CHP zihniyetinden hayırlı bir şey sudur etmez.

Hani meşhur sözdür.

“Küp içindekini sızdırır.”

CHP’den iyi, güzel, faydalı olabilecek bir şey sızmaz.

Ancak para kuleleri ve benzer kötülükler sızar.

Bunun için diyoruz ki, özgür özel ve bütün CHP’liler seçim talebinde samimi ve istekli değillerdir.

Samimi olsalar hemen topyekûn istifa etmeleri gerekir.

Bari bir sefer yanıltın.

Samimi ve dürüst olduğunuzu gösterin.

Ve.

İstifa ediniz.

Hâsılı kelam.

CHP zihniyeti çürüktür, her şeyi çürüttü, çürütüyor. CHP iyiliğin muhafızı değil, kötülüğün bekçisidir.

Eylemleri ortadadır.

CHP, Gayrı Müslim Jöntürk ve ittihatçıların varisidir ve sepetteki sağlam meyveleri çürüten bozuk, çürük meyve misalidir, bütün ahlaki değerleri çürütendir.

Metresler, rüşvetler, irtikâplar, peşkeşler, kayırmalar ve İslam dışı olan her şeyin failidir.

Biliyorsunuz merhum Necip Fazıl yıllar önce: "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde bulunmuştu.

En iyisi CHP’nin bir kere samimi davranması, topyekûn istifa etmesi, kendini milletin hayatından ihraç etmesi ve milletin huzuruna, sükûnuna katkı sağlamasıdır.

Selam ve Sabırla… 25.04.2026

 

 

Allah’ın yoluna davet yöntemi

Allah’ın yoluna davet yöntemi

Veysi Erken Dr.

“Usul esasa mukaddemdir” kaidesi kabul gören bir kuraldır. Tabii ki amacı gerçekleştirmek esastır ve bu ifade “amac”ı gerçekleştirmede doğru hareket etmemizi anlatır.

Allah’ın yoluna davette yöntemi nasıl kullanacağımızı şu ayet gayet sarih bir şekilde açıklamaktadır.

“İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle dâvet et. Bir mücâdeleye girmen gerektiğinde, söz ve davranışında dâimâ daha güzel olanı tercih et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları çok iyi bilir. Doğru yolu bulanları da en iyi bilen O’dur. Nahl-125”

Üç kavram öne çıkmaktadır.

Mücadele

Hikmet

Güzel öğüt.

Ayet şu şekilde tefsir edilmektedir. “âyetteki davetin muhatap tarafı, genellikle Müslüman olmayan ve İslâm konusunda Hz. Peygamber’le tartışmaya girişenlerdir. Ancak âyette muhatap belirtilmeyip ifadenin mutlak bırakılması, burada genel olarak davet ve tartışma konusunda bir yöntem bilgisinin verildiğini açıkça göstermektedir. Başka bir ifadeyle âyet, farklı seviyelerdeki insanlara yönelik olarak özelde İslâm davetinin, genelde ilmî ve fikrî tartışmaların, eğitim ve öğretimin başlıca yöntemlerini özetlemektedir….. âyetteki hikmet, klasik mantıktaki burhana, “öğüt” (mev‘iza) hitabete, “tartışma” (mücadele) ise cedele tekabül eder. Fahreddin er-Râzî, şu bilgileri vermektedir:

Herhangi bir görüş ve inanca davet, sağlam delile (hüccet) dayanmalıdır.

Bütün deliller genellikle üç başlık altında toplanır:

a) Tartışmasız doğru bilgi ve inanç sağlayan kesin delil. Âyetteki “hikmet”le kastedilen bu delildir, bütün bilgi derecelerinin en yükseği de budur;

b) Kesin bilgiye değil, zannî işaretlere ve ikna gücüne dayalı deliller. “Güzel öğüt”le de bu kastedilmiştir;

c) Bir gerçeği kanıtlamaktan çok, rakibi susturup tartışmadan çekilmesini sağlayan deliller. Buna da cedel denir ve iki çeşidi vardır:

Özünde doğruluğu kesin olmamakla birlikte yaygın kabul görmüş bilgiler. Âyetteki “en güzel yöntemle tartış” buyruğu bunu ifade eder.

Cedelin ikinci kısmı asılsız öncüllerden oluşur ve buna ancak erdemsiz insanlar başvurur.

Râzî’ye göre âyette “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” buyurulmakla, davetin asıl metodunun bu iki delile dayanması gerektiği ortaya konmuştur.

Cedel ise bir gerçeği kanıtlamaktan çok rakibi susturmayı hedef alan yöntemdir. İslâm âlimlerinin önemli bir kısmı cedelin temelinde ne pahasına olursa olsun rakibi susturmak gibi bencil bir duygu gördükleri için bu yöntemi her zaman ahlâkî bulmamışlardır.

Konumuz olan âyette tartışmanın en güzel yöntem ve üslûpla yapılması şartının getirilmesi de bu hassasiyeti yansıtmaktadır. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nahl-suresi/2026/125-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Mücadele İslami’dir, güzeldir ve her Müslüman’ın hayatında olmalıdır. Önemli olan hikmet ve güzel öğüt usulünden taviz vermemek ve doğru yöntemle hak ve hakikatin tesisini gerçekleştirmektir.

Mücadele gönüllerde İslam’ı nakşetmeyi hedeflemelidir.

Selam ve Sabırla… 25.04.2026

24 Nisan 2026 Cuma

Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri

Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri*

Veysi ERKEN Dr.

“Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri”*  uğrunda canların feda edildiği vatandan, Doğu Türkistan’dan ayrı düşmüşlerin, yollarda yaşadıkları eziyetlerin, ölümlerin, sürgünlerin hikâyesidir.

Hani merhum Akif;

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!

Canı, cananı bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” diyor ya.

Cüda olanların yaşadıkları hayatların hikâyesidir.

Doğu Türkistan, Uygur Türkleri unutulmamalı, unutturulmamalıdır. Zira unutmak pusudur, yok oluştur.

Nurala Göktürk hanımefendi Doğu Türkistan’ı, Uygurları unutturmama çabasındadır. Doğu Türkistan’ın derdiyle yoğrulmuş bir mücahidedir.

Nurala hanım “Bu sevda yollarında uçsuz bucaksız ummanda kâh bir yağmur tanesi, kâh sahillerde bir kum tanesi olabilmek için çırpındım durdum. Başı göklerle beraber hayallerin ötesinde uçsuz bucaksız gibi görünen dağlardan aştığımız yolları günlerce, gecelerce, hiç bitmeyecekmiş gibi geçilen dağlık bölgeleri ve çölleri, azgın sularıyla engin derya ve nehirleri, her an önlerine çıkan ölüm tuzağı gibi uçurumları nasıl anlatırım bilmiyorum?......”

Göç hikâyelerini yazmayı şunun için amaç edinmiş Nurala Hanım.

“Benim amacım, bizden sonraki kuşağın bizim göç ederken savrulup giden karanlık geçmişimizi öğrenmeleri için bir kibrit ışığı, bir mum aydınlığı kadar da olsa kendi çapımda aydınlatmak.”

Doğu Türkistan ile ilgili yazılan ve yazılacak her kitap, makale, çekilecek her video karanlığı aydınlatacak bir ışık olacaktır.

“Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri” Doğu Türkistan’ın özgürlüğüne kavuşması için bir katkıdır.

Rabbim dilerse Doğu Türkistan en kısa zamanda azad olur, hürriyetine kavuşur ve İslam’ın nurunu dünyaya tekrar yaymaya başlar.

Nurala hanım  “vela teknatu” ayeti mucibinde umudunu ve ümidini kaybetmeden şöyle yalvarıyor.

“Sen dilersen ebabil kuşları kurşun atar.

Sen dilersen Kızıl Çin kaçacak katar katar.

Sen dilersen yurdumda yeni bir şafak atar.

Yanıyor cennet yurdum, Türkistan’ım yanıyor.

İmdat eyle Allah’ım, İbrahimler yanıyor.”

Göç hikâyelerinde cihadın devamını şu mısralarla haykırıyor.

“Kılıç olsun, tarihi kanla yazsın kalemler.

Yetti artık, bir asır çekilen şu elemler.

Sanki uykuda gibi, sessiz, sakin âlemler.

Uyandırın cihanı, çeksin biri bu başı.

Bitsin diye yurdumda Gök Bayrak’ın gözyaşı

Avutmasın kimseyi, rahat derin uykular.

Avutmasın sakın ha, aldatıcı duygular.

Bitsin bütün fitneler, kalksın bütün kuşkular.

Kefen adına giyelim üstümüze kumaşı…

Ancak o gün bitecek Gök Bayrak’ın gözyaşı”

Doğu Türkistan’ın, Gök Bayrak’ın gözyaşını dindirmek unutmamak, unutturmamakla mümkündür.

Her birimiz Doğu Türkistan’ın hayali ile yaşamalıyız ki, hayaller hakikate dönsün.

Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri” bu hayali hakikate dönüştürmeye katkı olsun diye kaleme alınmıştır.

Okumak, okutmak, tanıtmak hepimizin vazifesidir.

Nurala hanım vazifesini yapmıştır. Sıra bizde.

Selam ve Sabırla… 24.04.2026

 

*Nurala Göktürk, Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul-2023.

 

 

23 Nisan 2026 Perşembe

Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça

Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça

Veysi ERKEN Dr.

İçim daralıyor.

Bazen gerçekten içim daralıyor.

Hukuksuzluğa, adaletsizliğe, namussuzluğa ve dahi şerefsizliğe dur diyecek yok mu? Bölücülüğe ve ayrımcılığa dur diyecek yok mu?

 Yok galiba diye düşünüyorum.

Tecavüz, rüşvet, ahlaksızlık, şerefsizlik, para kuleleri, vahşet kırla giderken, okullarda katliam yapan gayrı Müslimler meydanlarda cirit atarken namusluların cesaretsizliği beni ürkütüyor.

Seçilmişlerin direnci kırık.

Oligarşik çeteye tam teslim olmak üzere görünüyor.

Hırsızlar salınıyor, para kulelerinin mimarlarına dokunulmuyor, metresçiler savunuluyor, okul katliamı Müslümanlara yıkılmaya çalışılıyor.

Müslümanların cesaretsizliği had safhada.

İnanmışların nesli tükenmiş, inandım diyenlerin hali perişan.

Sinmiş, pısırıklaşmış.

Demek ki, imanları ve Allah’a teslimiyetleri azalmış.

İşte bu ortamda tapınak şövalyelerin uzantısı oligarşik bürokrasi geçmişte olduğu gibi yine her türlü herzeyi yapmaya ve yemeğe amade.

Harekete geçmiş durumda.

Güzel bir söz vardır.

Kimin söylediği önemli değildir.

Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş mümkün değildir.

Evet.

Bu ülkede namuslular, Müslümanlar, vatanseverler, insan olanlar namussuzlardan, şerefsizlerden, rüşvetçilerden, paradan kuleler inşa edenlerden, azgın azınlıktan, ateistten, vahşilerden, soykırımcılardan cesur olmakla mükelleftir.

Farzdır.

Bu sadece bir cesaret konusu değil, aynı zamanda bir cihadtır.

“Kolay da olsa zor da olsa sefere çıkın ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğinizedir. Tevbe-41”

Cesur olmak, hainlerle, şerefsizlerle, hırsızlarla mücadele kendi iyiliğimiz içindir.

Selam ve Sabırla… 23.04.2026

 

Kleptokratik, Siyonist ABD Yönetimi

Kleptokratik, Siyonist ABD Yönetimi

Veysi ERKEN Dr.

 ABD’ye çökmüş ve dünyanın bütününe çökmeye çalışan yönetim, kâmilen kleptokratik yönetimdir. Kleptokrasi, en basit tanımıyla "hırsızlar yönetimi", “korsanlık” veya "yağma düzeni" anlamına gelir.

Siyonistlerin kleptokratik yönetimi devlet ve devletlerin başlarına oturdukları kişiler vasıtasıyla kamu, dünya kaynaklarını sistematik olarak kişisel zenginlikleri için çaldığı, gasp ettiği, sömürdüğü, işgal ettiği yozlaşmış bir yönetim biçimidir.

Yunanca hırsız (kleptes) ve yönetim (kratos) kelimelerinden türeyen kleptokratik yönetim sisteminde, hakkın, adaletin, hukukun üstünlüğü yok sayılarak rüşvet ve yolsuzluk meşrulaştırılır.

Bilhassa Trump döneminde bu hırsızlar düzeni tamamen yerleştirilmeye çalışılıyor. Ali Baba ve kırk haramilerinin düzeni kurulmaya çalışılıyor dünyada.

Saldırıya uğrayan son yer İran olmuştur.

Trump ve Siyonistlerin kışlası olan İsrail tam bir korsan ve haydut anlayışı ile her yere saldırıyor, soykırımları gerçekleştiriyor.

Trump, Siyonist atalarının yolunu takip ediyor.

ABD’nin, İsrail’in, haydut ülkelerin oluşturulması da böyledir.

ABD’nin işgal ve satın almalarla oluşturulması ve İsrail denilen kışlanın tarihini okursak bunu görürüz.

Satın alma ve İşgal ile genişleme 1803 yılında Louisiana’yı Fransa’dan satın almasıyla başlamış ve 1959 yılında Alaska ve Hawai’nin alınmasına kadar devam etmiştir.

https://yetkinreport.com/2025/01/16/gronland-panama-ve-abdnin-genislemesi-simdi-ne-olacak/

Bunun için diyoruz ki, dünya için büyük bir tehdit olan Trump, İsrail ve efendileri olan bütün Siyonistler, Hıristiyan Siyonistler acilen durdurulmalı ve tasfiye edilmelidir.

Bu haber hep dikkate alınmalıdır ki, Trump ve şürekâsı durdurulabilsin diye tedbirler alınabilsin.

“Bugünlerde Amerika Birleşik Devletlerinin seçilmiş ve eski Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı 51. eyalet yapacağını, Grönland’ı satın alacağını ya da tamamen ilhak edeceğini ve Panama Kanalı’nı geri alacağını duyuyoruz. Pek çok kişi bu açıklamalardan endişe duyuyor ve ciddiye alınıp alınmaması gerektiğini sorguluyor. ABD tarihine baktığınızda Trump’ın söylediklerinin esasında yeni bir yaklaşım olmadığını görürsünüz. On üç eyaletin ABD’yi kurmasından bu yana, ABD ya toprak satın alarak ya da zor kullanarak genişlemiştir. https://yetkinreport.com/2025/01/16/gronland-panama-ve-abdnin-genislemesi-simdi-ne-olacak/

Trump ve efendilerine göre şimdi sıra Gazze, Ukrayna, Grönland, Panama, Kanada, Venezuela, Kolombiya, İRAN gibi bölgelere gelmiştir.

Evet.

Trump’ın kleptokratik yönetimi dünyayı kıyamete doğru evirmeye çalışıyor. İnanışları gereği “Tanrı’yı kıyamet”e zorlamaya çalışıyor.

Tramp’ın küresel Siyonist haçlı çetesi tarafından koltuğuna oturtulduğu günden beri kleptokratik yönetim tarzı, icraatları, söylemleri ve tehditleri bunu göstermektedir.

Anlaşılacağı üzere Siyonist çetenin, kleptokratik yönetim tarzı, amacı değişmez ve Trump sadece kan ve gözyaşını arttırmakla görevlidir.

Kıyamet savaşının (armegadon) olacağına iman etmiş “arz-ı mev’ud” inancının ve “soykırım dini”nin mensupları dünyanın her tarafını yakma, yıkma, işgal ve soykırıma uğratmaya devam etmektedir.

Bu vahşi haydutların vahşetleri, soykırımları, işgalleri, şeytanın yolunu takip etmeleri yeni değildir. Siyonist atalarının izlerini sürdürmekte ve yöntemlerini kullanmaktadırlar.

Unutmayalım Siyonist haçlı zihniyetinin “armegadon ve arz-ı mev’ud” teo- politiği budur ve değişmemektedir.

Trump da kleptokratik yönetim tarzıyla bunun sürdürücüsüdür.

Trump ve Siyonist mahlûklar durdurulmalıdır.

Acilen durdurulmalı ve kışlaları ile birlikte tasfiye edilmelidir.

Dünya elbirliği ile durdurulmalıdır, İran’da, Gazze’den, Filistin’den, Suriye’den, Irak’tan, Venezuela’dan, Ukray’na’dan, Grönland’tan, Panama’dan ve işgal etmeye çalıştıkları her yerden  kovulmalıdır.

Türkiye öncü olmalıdır.

Dini, dili, meşrebi, mezhebi, cinsiyeti, cibilliyeti ne olursa olsun, İNSAN olan, insan kalan, şeytanın izinde gitmeyenler, bu sapkın inanış sahiplerini, armegadon ve arz-ı mev’udçularınını durdurmak için çaba sarf etmekle mükelleftir.

Herkes gücünü ortaya koymak mecburiyetindedir.

Ülkeleri yönetenler, Siyonistlerin kölesi olmayanlar, bir araya geliniz, seyirci kalmayınız, Vahşeti, soykırımı, işgali durdurunuz.

Unutmayın. Kıyameti koparmak için Tanrı’yı zorlama inancına mensup sapıkların anlayışları tasfiye edilmezse felaket ve yıkım dünyayı saracak.

Selam ve Sabırla… 23.04.2026