LÂ İlahe İlla ALLAH
Veysi ERKEN Dr.
Sadece ülkemiz değil ve bedenlerimiz değil zihin, tefekkür ve duygu dünyamız işgal edildi.
En büyük kırım ve soykırım zihinlerimizde gerçekleştirildi.
Bilhassa sosyal bilimler denilen alanlarda artık batı/batılın dayattıklarıyla düşünüyor ve yaşıyoruz.
İslamî dediklerimizin nereyse tamamı yabancı zemin üzerinde inşa ediliyor.
Bunun için İSLAMİ HAREKET denilen oluşumların tamamına yakını tepkisel olmaktadır.
Orijinal teklifleri, Kur’an ve Sünnet merkezli teklifleri yoktur.
Mesela bilgi edinme ve beceri geliştirme hakkı hiçbir surette kısıtlanmamalı, engellenmemeli, uygulama ayette belirtilen “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” hükmüne aykırıdır denildiğinde en büyük tepkiyi İslam dairesinde olduğunu savunanlardan görüyoruz.
Hukukta kısas” olmalı denildiğinde hemen feveranlara başlanır.
İçtimai/sosyal hayatımız ve çevre Kur’an ve sünnet’e uygun olmalı denildiğinde hemen kadın, çocuk, ihtiyar, serbest yaşama ve özgürlükler gündeme taşınır. Meşru olmayan birliktelikleri “aşk” diye yutturulur.
Faiz ve bütün haramlar ticarette normalleştirilir.
Kısaca zihnimiz soykırıma uğradığı için gayrı İslami olan her şeyi İslam diye anlamaya başladık.
Çıkış yolu ve yöntemi var mıdır?
Elbette vardır.
“Yiğit düştüğü yerde kalkar” diye bir söz vardır.
Onun için öncelikle “zihni”mizi arındırmaya, temizlemeye çalışmaya başlamalıyız.
Öncelikle LÂ ilahe İlla’l-ah demeliyiz.
Allah’tan başka ilah yoktur.
Hüküm koyucu sadece Allah’a aittir.
Bizler ancak Allah’ın hükümleri ve Hz. Muhammed Mustafa’nın uygulamaları zemininde teklifte bulunabiliriz dediğimizde tekliflerimiz ve yaşayışımız anlamlı ve İslami olur.
Bizler “hayat” ve hakikat” arasındaki bağı kurmayı teklif edebilmeliyiz.
“De ki: “Şüphesiz rabbim beni doğru yola, sapasağlam bir dine, Allah’ı bir bilen İbrâhim’in dinine iletti.” O, ortak koşanlardan değildi. De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben (hak dine) teslim olanların ilkiyim.”
De ki: “Allah her şeyin rabbi iken ben O’ndan başka bir rab mi arayacağım?” Herkesin yaptığının sonucu kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir ve O, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir. Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği şeylerde sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz rabbinin cezası çok çabuktur; yine O’nun bağışlaması ve rahmeti boldur. En’am, 161-165
Ayetlerinde belirtildiği gibi her şeyimiz Allah içindir ve bu hakikat çerçevesinde hayatımızı ve her şeyi teklif etmeliyiz ki kurtuluşa erebilelim.
Hâsılı kelam bozuk zemin ve zihinlerle sağlıklı çözüm yöntemleri teklif edilemez.
Tekliflerimiz LÂ İlahe İlla ALLAH diyebildiğimiz ve okumalarımızı “Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir. Alak, 1-5” ayeti mucibince olursa tepkisel olmaktan çıkar ve hakikat ışığında hayatı şekillendirir.
Selam ve Sabırla… 28.01.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?