25 Haziran 2026 Perşembe

Kendisi Ölüm Döşeğinde Gözü Arsada

Kendisi Ölüm Döşeğinde Gözü Arsada

Veysi ERKEN Dr.

İnsanoğlu nankördür, aç gözlüdür derler.

Doğrudur.

İnsanoğlu Allah’tan, Allah’ın vahyinden, Hz. Muhammed’in (sav) sünnetinden koptukça nankörleşir, aç gözlü olur, doyumsuzlaşır.

Dilimizde güzel bir söz vardır.

“Gözünü ancak toprak doldurur” diye.

Bazılarının, nankörlerin, doyumsuzların, Allah’tan kopanların gözünü toprak bile doyurmaz.

Doyumsuzlar ölüm döşeğinde bile arsa, tarla alma, mal ve mülk yığma derdine düşer.

Arsaları almak için bazılarını aracı koymaya çalışır.

Doymaz.

Göbeğini şişirmeye, ensesini kalınlaştırmaya çalışır ölüm döşeğinde.

Malının, mülkünün hesabını vereceği aklına gelmez.

Muhtemelen bu tiplerin zekâtla, sadakayla, infakla, hayır hasenatla işi yoktur.

Umumiyetle bu tipler, başkalarına iyilik edin diyerek kendini unutanlardandır. Ayette, “Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Bakara-44” biçiminde tavsif edilir.

Hâlbuki Allah bize iyiliği, erdemli, faziletli olmayı emrediyor. Malı severek yığmayı değil.

Malı çok sevenler şöyle tavsif edilir. “İnsan, rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir; O, aşırı derecede mal sevgisine kapılmıştır. Adiyat,  6-8”

İyilikten nasibi yoktur.

İyilik, erdem ve fazilet şöyle tarif ediyor.

“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik, fazilet, birr değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır. Bakara-177”

İyilikten nasibi olanlar yardım eder. Ölüm döşeğinde arsaları, malı yığmayı düşünmez.

Rabbulalemin bizlerden yönümüzü doğruya, erdeme çevirmeyi ve iyilik yapmada yarışmayı talep eder.

“Herkesin yüzünü ona doğru çevirdiği bir yönü vardır. Öyleyse hayırlarda yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizin hepinizi bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. Bakara-148”

Ölüm döşeğinde bile arsa, mal, mülk peşinde koşanların halini, hayırda yarışmayan kişilerin, özendiklerin durumları şöyle anlatılır.

“Eğer insanlar tek tip bir topluluk haline gelecek olmasaydı rahmânı inkâr edenlerin evlerine (her biri) gümüşten tavan, yukarı çıkmak için kullanacakları merdivenler yapardık. (Ayrıca) evleri için kapılar, üzerlerinde yaslanıp istirahat edecekleri koltuklar yapar, altınla da süslerdik. Ama bunların hepsi dünya hayatına ait geçici faydalardan ibarettir, rabbinin katında âhiret (mutluluğu) ise takvâ sahiplerine mahsustur. Zuhruf, 33-35”

Hâsılı kelam.

Ölüm döşeğinde bile arsa satın alma peşinde koşan, aracı koymaya çalışan, malını zekâtla temizlemeyenlere tavsiyemiz şudur.

Akıbetinizi düşünün ve Yunus’un şu dörtlüğünü unutmayın.

“Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan! “

Selam ve Sabırla…25.06.2026

.

 

Defolular, Arızalılar Bünyeyi Bozar

Defolular, Arızalılar Bünyeyi Bozar

Veysi ERKEN Dr.

Sosyal yapı denilen Partiler, STK’LAR, Vakıflar, DERNEKLER vs. amaçları doğrultusunda ilke ve kurallarıyla yaşadıkları, bünyelerine defolular arızalıları katmadıkları müddetçe Hakka ve halka hizmet edebilir, temiz kalabilirler.

Günümüzde defolular, kusurlular, çürükler, hırsızlıkla suçlananlar, rüşvetçiler, insan haklarını değil de hayvanları savunanlar, irtikâpçılar rahatlıkla parti değiştirebiliyor ve suçtan(!) kurtulabiliyorlar.

Hakikatte defo, nesnenin, insanın bünyesinde olan kusuru, zafiyeti ifade eder.

Her şeyin defolusu, kusurlusu, özürlüsü, bozukluğu, imalat hatalısı olur.

Özellikle siyaset değil de politik sahada defosu fazla olan veya sonradan defosu artanlar çoktur, mebzul miktardadır.

Bazı defolar, kusurlar düzeltilebilir, giderilebilir.

Tevbe ve istiğfar kapısı açıktır.

Bazı defoların düzeltilmesi, giderilmesi ise mümkün değildir, Katıldığı partiyi de,  yapıyı da bozar, çürütür.

Bilhassa politik alanlarda ahlaklı, milli, İslami kimliğe sahip olduğunu iddia edenler içlerine, yapılarına hırsızları, rüşvetçileri, irtikâpçıları, milletin imkânlarını çarçur edenleri,  insanları sevmeyen hayvancıları, defoluları, arızalıları almamalıdır.

Alırlarsa kendileri de çürür ve milletin çürümesine yol açar.

Kör olunmamalıdır.

“Çürük baklanın kör alıcısı bulunur...’’ diye bir söz var ya.

Kör olmamalıdırlar, değerlerine, birkaç oy uğruna, birkaç gün daha fazla iktidarda kalacağız diye değerlerine, ilkelerine ihanet etmemelidirler.

Ahlaklılar, çürük baklalara, çürük insanlara, hırsızlara, rüşvetçilere, İslam düşmanlarına bünyelerinde yer vermemelidir, alıcı olmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki defolular bir sepetin içindeki çürük elmalar gibidir.

Sepete bir çürük elma koyarsanız, tüm sepeti çürütür”  gerçeği unutulmamalıdır.

Çürük, defolu elmalar bünyeyi sarıyor, sepete doluşuyor, yerli ve milli zannettiğimiz yapıları çürütüyor, amacından uzaklaştırıyor.

Genel anlamda hırsızlık, rüşvet, İslam ile ilgili her şeye düşman gibi niteliklerle malul, defolu olanların MAYASI bozuktur.

İnsan diye zannettiklerimizin mayası bozuksa, düzelmez, içine alınacağı grubu bozar.

Maya, öz, asıl, cevher, yaratılış, seciye anlamındadır.

Mayası bozuk olan âdî, soysuz, aşağılık, seciyesiz, karaktersiz olur ve karaktersizliğini alınacağı yerde, partide de devam ettirir, kitlelerin o yapıdan, partiden kopmasına, yapının, derneğin, partinin çürümesine sebep olur.

Bu konuda merhum Muhsin Yazıcıoğlunu çok uyarmıştım. Zira pek çok mayası bozuk, defolu olanlar partiye musallat olmaya çalışanları görüyordum.

Sütre gerisinden defoluları partiye musallat etmeye çalışanların varlığı hissediliyordu.

Günümüzde de bu senaryo oyunlaştırılıyor.

Vatansever, Müslüman bilinenlerin yapılarına, partilerine, derneklerine defoluları almamaları, baş tacı edilmemeleri gerekir diye düşünüyorum.

Tebliğ görevimi ifa ediyorum.

Maalesef günümüzde yapılar, partiler arasında geçişlilik artmaya devam etmektedir.

Defolular, çürükler, ahlaksızlar partileri istila etmeye başlamıştır.

Namuslular, kendi yapılarını, partilerini, derneklerini savunamaz hale düşmeye başlamışlardır.

Dün rüşvetçi, hırsız, irtikâpçı, tecavüzcü diye bilinenler mutebermiş gibi partilere geçişi onaylanıyor, baş tacı ediliyor.

Merhum Necdet Sevinç “lağım suyunu pınar suyuna karıştırılmamalıdır” diyordu ki haklıydı.

Lağım suyu mesabesinde olanlar asla kabul görmemelidir.

İman edenler, Allah’a teslim olanlar, İ’layı Kelimetullah için Nizâm-ı âlem davasının davacısı olanlar uyarılıyor.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Tevbe-119”

Unutmayalım, sadık olanlarla, doğru olanlarla olmak, yola devam etmek, sırat-ı müstakimden ayrılmamak ve yardımı sadece Allah’tan beklemek iyi insanların vazgeçilmez vazifesidir.

Selam ve Sabırla… 09.02.2026