9 Ekim 2026 Cuma

İslam ve Mazlum Milletler Teşkilatı Acilen Kurulmalıdır

İslam ve Mazlum Milletler Teşkilatı Acilen Kurulmalıdır

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist Haçlı zihniyetinin oluşturduğu “Birleşmiş Milletler” teşkilatı iflas etmiştir. Dünyaya, mazlumlara, masumlara, Müslümanlara ve insan kalanlara yüktür.

Birleşmiş Milletler teşkilatı artık yok, “BİR  leş  MİŞ illetler” vardır.

Bu leş sadece Siyonist haçlı zihniyetinin soykırımlarını, sömürülerini, işgallerini, vahşetlerini  devam ettirmek için duruyor.

Bunun için acilen  "İslam Alemi ve mazlum milletler” derhal kendi “İslam ve Mazlum Birleşmiş Milletler” teşkilatını kurmalıdır.

Bu farzdır, şarttır, gereklidir, Acildir.

On yıl önceden de teklif ettim. VEYSİ ERKEN: İslam Ülkeleri Birliği

Bu konuda yüzlerce yazı yazdım. Bir link daha. VEYSİ ERKEN: Ayrılığa Düşmeyin

Bugün aklı başında olan herkes teklif ediyor.

Dünyanın BEŞ’ten büyük olduğunu uygulamak ve göstermek zamanı gelmiştir.

Alimler de bunu dillendirmeye başladı.

“İnsanlığa yönelik çözüm önerilerinin de geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Ali Muhyiddin el-Karadaği, İnsanlığa iman, fıtrat, aile, olgun düşünce ve Allah'la barışık insan üzerinden bir düşünce ve proje sunmalıyız." dedi.

"İSLAMİ BİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER" TEKLİFİ

Karadaği, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına katkı sunacak "İslami bir Birleşmiş Milletler" kurulmasını önerdi.

Birleşmiş Milletler sistemini eleştiren Karadaği, "Bugünkü Birleşmiş Milletler sistemi, beş ülkenin veto hakkına sahip olması nedeniyle temelde ırkçı bir anlayış üzerine kurulmuştur." dedi.

İslam dünyasının uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlayacak bir yapı oluşturması gerektiğini belirten Karadaği, bu önerilerin hayata geçirilmesi için alimler ve hukukçuların yer aldığı bir komite veya yapı oluşturulmasını istedi.

Karadaği, "Bu projeleri açıklayacak, geliştirecek ve hayata geçirecek bir komite veya yapı oluşturmalıyız. Bu yapıda alimler ve hukukçular yer almalıdır." diye konuştu.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Karadaği'dan "İslami Birleşmiş Milletler" önerisi - Haber 7 GÜNCEL

İslam mümini olan Kur’an ve Sünnetin ahkamını yaşamaya çalışır. Bunun gereği olarak İslam ve Mazlumların Birleşmiş teşkilatı acilen kurulmalıdır.

Allah “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. Âl-i İmran-103” buyurur.

Müminler ve mazlumlar  “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilkesini benimser, yaşar ve yaşatmaya çalışırlarsa Siyonist haçlıların hakimiyeti biter, dünya huzura ve refaha kavuşur.

Allah “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurât-10” buyurur.

Kardeşlerimizin ve müellefe-i kulub durumunda olanların huzurunu, refahını sağlamak ve güvenliğini inşa etmek için İslam ve Mazlum milletler teşkilatı acilen kurulmalıdır.

Birlik şart. Güven ve güvenlik için birliğin tesisi şarttır. Tefrikanın, ayrılığın yıkımını yaşıyoruz. Merhum Mehmet Akif yıkımın azabını şu şekilde dillendirmişti.

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

Hasılı kelam.

Zulümlerin, işgallerin, soykırımların, vahşetin durdurulması, vahşilerin, katillerin, soykırımcıların, zalimlerin tasfiyesi için acilen “İslam ve Mazlum Milletlerin Birleşmiş Milletlerin kurulması farzdır.

Türkiye öncülük görevini ifa etmelidir.

Selam ve Sabırla… 09.10.2026 

Toplumsal Çürüme

Toplumsal Çürüme

Veysi ERKEN Dr.

Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, tüccarlar, sanayiciler, politikacılar, şairler kısaca herkes “Toplumsal çürüme”nin artığından bahsediyor.

Toplumsal çürümenin had safhada olduğunu herkes söylüyor da sebepleri üzerinde duran yok denecek kadar azdır.

Toplumsal çürümenin sebeplerini irdeleyenler genel anlamda şuurlu Müslümanlar, İslam üzerine tefekkür edenler ve çözüm arayanlardır.

Diğer taife ise kendileri bizatihi çürümüş ve çürütenlerdir.

Evet.

Toplumsal çürüme artmaktadır. Toplumu yok olmaya doğru sürüklüyor.

Evlilikte, ticarette, sanayice, hukuk denilen alanda vs. düzenlemelerde çürümeler ve çürütmeler çöp dağlarına, lağım ırmaklarına dönüşmüştür.

Unutulmamalıdır ki İslam’dan kopuş arttıkça “toplumdaki çürümüşlük, kokuşmuşluk ve tefessüh” o nispette artar. Belediyelerdeki ve diğer kamu kurumlarındaki çürümüşlük bunun bir göstergesidir.

Ayetlere “Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. Ra’d-11”

Ve.

“Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez Enfal-53” buyrulur.

Evet.

Kanuni düzenlemelerle çürümeye zemin hazırlanmakta ve toplum kendini bu kanunlarla değiştirerek çürümeye başlar.

Çürümenin neticesinde zamanla toplum yıkılır, dağılır ve tarihin sayfalarına gömülür.

Günümüzün Türkiye’si maalesef bu durumdadır ve yokluğa doğru hızla koşmaktadır.

Yapılan yollar, köprüler, İHA’lar, SİHA’lar ve diğer bütün hizmetler çürümüşlüğü durduracak durumda değildir.

Üzülsek de, kendimizi parçalasak da durum ortadadır.

Sadece İBB ile ilgili soruşturmalar, tutuklamalar, para kuleleri, gizli toplantılar ve emir alma yemekleriyle ilgili tutumlar, tavırlar, fon vurgunları çürümüşlüğün büyüklüğünü göstermeye yeterlidir.

Müslüman bildiklerimiz maalesef hırsızları, arsızları, ahlaksızları savunmada ön plana çıkmış, hırsızları savunmak için imza verir hale gelmiş vaziyettedir.

“Şüyuu vukuundan beter” deyimini duymayanımız yoktur herhalde.

Bir kötülüğün dedikodu şeklinde yapılması ve yayılması, onun gerçekleşmesinden daha kötü ve zararlıdır.

Evet.

Dedikodusu bile çürütme sebebi olan davranışlar hüsn-ü kabul görüyor.

Milyar dolarların havada uçuştuğu, fonlarla vurgunların yapıldığı, paradan kulelerin inşa edildiği, metreslerin kucaktan kucağa yönlendirildiği dönem kutsanıyor, yıllık 5 milyon kira gideri bir memur için normal karşılanıyor, hırsızlar el üstünde tutuluyor.

560 milyarın hırsızlanması görmezlikten görülüyor rüşvet, irtikâp, ülkeyi satma eylemlerinde bulunanlara destek yürüyüşleri yapılıyor.

Tabii ki, bu tür hadiseler, hırsızlıklar, rüşvetler, kayırmalar tek bir alanla sınırlı değil her alanda yaygınlık kazandığı biliniyor ve kutsanıyor.

Bu durum toplum denilen çınarı içten içe çürütmektedir.

Çürümüşlük bedenin tamamını ve içini sarmış durumdadır.

Evet.

“Çınarı Deviren rüzgâr değil içindeki kurttur…” sözlü doğrudur. Devletler ve milletler de böyledir.

Milletler ve devletler “çınar“ ağacına benzer. Bilindiği üzere “çınar” uzun ömürlü ve fırtınalara, rüzgârlara, boranlara dayanıklıdır.

İçine kurt düştü mü ömrü kısalır, dayanıksız hale dönüşür ve en ufak rüzgâra dayanamaz hale gelir, yıkılır, devrilir.

Tarihi süreç içinde milletimizi, ümmetimizi ve devletlerimizi incelediğimizde bu gerçekle karşılaşırız.

İçimize “adaletsizlik”, “ahlaksızlık”, “kayırmacılık”,” rüşvet”, “yolsuzluk” kurtçukları düştüğü veya yerleştirildiği zaman “çınar ağacı”mızın çürüdüğünü, en ufak etkilere karşı dayanıksız hale geldiğini görüyoruz.

Üzülerek belirtmeliğim ki, içimize kurtçuklar ve virüsler yerleştirilmiş ve bu kurtçuklar hızla çoğalmaktadır.

Bilhassa fetö kurtçukları ve virüsleri devletin yapılanmasında, kamunun her alanında, belediyelerde varlıklarını korudukları anlaşılıyor. Bu kurtçuklar rüşveti, kayırmacılığı, yolsuzluğu yaymakla görevlerini ifa ediyor, toplumu çürütüyor.

Sonuç olarak ister "şüyu" ister “gerçek” olsun toplumun bütününde, adliyede, emniyette ve dahi bütün bürokraside olan habis urlar temizlenmez ve yok edilmezse maddi kalkınmamız işe yaramaz, çürüyüp yok oluruz.

Unutulmamalıdır ki, toplumsal çürümüşlük, kokuşmuşluk, tefessüh kokusu burnu kapatmakla giderilemez.

Temizlik ve İslam’a dönmek, İslam ilkelerini hâkim kılmak, İslam ahlakını yaşamak ve yaşatmak şart.

Selam ve Sabırla…09.10.2026