22 Şubat 2026 Pazar

Savaşı Düşmanın Topraklarına Taşımak

Savaşı Düşmanın Topraklarına Taşımak

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist haçlı zihniyetinin maşası olan Trump ve hempaları savaşı, yıkımı, katliamı, soykırımı, işgali, vahşeti her yere yaymaya çalışıyor.

Bu işgal ve istilayı durdurmanın yolu savaşı onların topraklarına taşmakla mümkündür.

Bir başka ifadeyle ümmet ve mazlumlar bu savaşı bütün imkânlarla ve yöntemlerle, boykotlarla Siyonistlerin topraklarına taşımanın yöntemlerini kullanmaları gerekir. Savaş Siyonist yönetimlerin topraklarına taşınmalı ve orada yayılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki asıl hedef İslam ve mazlum coğrafyaların “kalbi” ve “beyni” olan Türkiye’dir.

 Bu sebeple İbrahim Karagül Bey’in ifadesiyle: “Bu savaşı İsrail şehirlerine taşımak. Bu soykırım devletini evinde avlamak. Canını yakmak. Nefes alamayacak hale getirmek. İsrail, uyguladığı vahşetle bütün insanlığa savaş ilan etmiş oldu. Öyleyse; İnsanlık ortak savunmaya geçmek, hesabını sormak zorunda.

Binlerce savaşçı İsrail şehirlerine, sokaklarına girerse.. İsrail de, ABD de donup kalacaktır. Hiçbir şey yapamayacaktır. Uçak gemileri, füzeler, tanklar hiçbir işe yaramayacaktır. “Bir sabah ansızın”; Binlerin, on binlerin, yüz binlerin İsrail sokaklarına akması… Bu mümkün.  Bu muhtemel. Ve bu olabilir.

 https://twitter.com/ibrahimkaragul/status/1720397095604031999

Evet.

“Bu savaşı; İsrail'e, İngiltere’ye, A.B.D.’ye taşımanın bir yolu mutlaka bulunmalı. Gazze'den, Batı Şeria'dan, Suriye'den, Lübnan'dan, Sina'dan uzaklaştırmanın bir yolu mutlaka vardır.

Türkiye, Mısır, S. Arabistan, İran ve bütün bölge ülkelerinin; Bu soykırımı durdurmak için, Gazze'yi, Lübnan’ı koruma altına almak için, Kendi güvenlikleri için, Bölgenin geleceği için, Filistin'i silahlandırmaları; Vicdani ve insani açıdan, ŞARTTIR! "Savaşı düşmanın evine taşımak tek yoldur!”*

https://twitter.com/ibrahimkaragul/status/1730871353803198499?t=B8vEtpgd2bppYM3uN6llbA&s=03

Başka çıkar yol kalmamıştır.

Savaşı ABD’ye, İngiltere’ye, bütün Siyonist yönetimlerin alanlarına ve İsrail Terör örgütünün işgali altında bulunan şehirlere ve onu destekleyen devletlerin ülkelerine taşımak gerekir.

Trumpların vahşeti ancak bu şekilde durdurulabilir.

Bir yol, yöntem bulunmalı, silahlı güçleri, silahları darmadağın edilmeli, boykotlarla ekonomileri felç edilmeli ve Siyonist haçlı zihniyetinin zulmünden, soykırımından, vahşetinden dünya kurtarılmalıdır.

İnsanlar azad olmalıdır.

Evet.

“Allah’a dayan, Sa’ye sarıl, Hikmet’e râm ol.

Yol varsa bilmiyorum başka çıkar yol.”

Selam ve Sabırla… 22.02.2026

Mükellefiyet ve Övünme

Mükellefiyet ve Övünme

Veysi ERKEN Dr.

Mükellefiyetlerimiz, sorumluluklarımız ferdidir ve atalarımızın yaptıkları hayırlı işleri bize bir şey kazandırmaz.

Bizler onlarla ne kadar övünsek de bizim mükellefiyetimiz ortadan kaldırmaz. Ayette “Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et! Bakara-286” buyurur ve geçmişimizdekiler için “Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz. Bakara-134”gerçeği izah edilir.

Bizler Hz. Muhammed’e (sav) vahyedilene ve onun tatbikatı uymak ve buna göre amelle mükellefiz. “Rasûlüm! Sana da Kur’an’ı, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onları koruyup denetleyici olarak her yönden gerçeğe uygun bir tarzda indirdik. O halde daha önce kendilerine kitap verilenler arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet; sana gelen gerçekleri bir tarafa bırakarak onların asılsız isteklerine uyma. Biz her biriniz için, o dönemin peygamberine ait bir şeriat ve bir yol-yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, sizi, tarih boyu aynı şeriate bağlı bir tek ümmet yapardı. Fakat her birinizi, kendisine verdiği kitap ve şeriat ile imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse ey mü’minler, siz de durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Neticede hepinizin dönüşü Allah’adır ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri O size bildirecektir. Maide-48”

Kendi amellerini Allah’ın rızasına dayandırmaya çalışmayan, geçmişiyle övünmeyi ve yetinmeyi marifet zannedenler şöyle uyarılır. “Her ümmet için takdir edilmiş belli bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiğinde artık onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler. A’râf-34”

Evet.

Her ümmet için takdir edilen bir zaman vardır. Geçmişte olup bitenler, kişiye fayda sağlayamadığı gibi ferdi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Ve

Allah şöyle buyuracak: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de girin cehenneme!” Bu şekilde her bir topluluk ateşe girdikçe yoldaşlarına lânet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca orada toplandıklarında, sonra gelenler önce girenler hakkında: “Rabbimiz! Bizi doğru yoldan işte bunlar saptırdılar; bu sebeple onlara iki kat ateş azabı çektir” diyecekler. Allah da: “Her birinize iki kat azap var, fakat siz bilmiyorsunuz” buyuracak. A’râf-38”

Hâsılı kelam.

Kendi mükellefiyetimizi unutmadan, geçmişlerimizle övünmeyi bırakarak hayatımızı Allah’ın rızasına göre kurgulamaya çalışalım.

Selam ve Sabırla… 22.02.2026