Kur’an-ı Kerimle Uyarmak
Veysi ERKEN Dr.
Hz. Muhammed İnzar Kur’an-ı Kerimle yapmıştır.
Ayette bu durum açıkça belirtilmektedir.“Bu Kur’an bana, hem sizi hem de ulaştığı herkesi onunla uyarmam için vahyedildi. En’âm-19”
Kur’an mihenk taşı mesabesindedir ve bu hayat devam ettiği müddetçe böyle devam edecektir.
Kur’an-ı kerimde ifade edildiği gibi her peygambere ayrı şeraitler verilmiş, Hz. Muhammed sav şeriatıyla insanları inzar etmiştir. “Rasûlüm! Sana da Kur’an’ı, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onları koruyup denetleyici olarak her yönden gerçeğe uygun bir tarzda indirdik. O halde daha önce kendilerine kitap verilenler arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet; sana gelen gerçekleri bir tarafa bırakarak onların asılsız isteklerine uyma. Biz her biriniz için, o dönemin peygamberine ait bir şeriat ve bir yol-yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, sizi, tarih boyu aynı şeriata bağlı bir tek ümmet yapardı. Fakat her birinizi, kendisine verdiği kitap ve şeriat ile imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse ey mü’minler, siz de durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Neticede hepinizin dönüşü Allah’adır ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri O size bildirecektir. Maide-48”
Buradan şunu anlıyoruz. Hz. Muhammed Mustafa şeriatını sadece bir postacı gibi bildirmiş değildir. O bütün yönleriyle tebliğ etmiştir ve örnekliği ile tebliğe devam etmektedir
Hz. Muhammed Mustafa sav inzarı, uyarıyı Kur'an'ı Kerim'de belirtilen görevleriyle yerine getirmiştir.
Şahidlik,
Tebşir,
Nasihat
Davet,
Tebliğ,
Tilavet,
Talim,
Beyan,
Tezkiye
Terbiye vs.
İnzar hem o günün toplumuna hem de Kur’an-ı kerimin ulaştığı herkese yapılmıştır.
Kur’an-ı kerimin ulaştığı herkes bu anlamda sorumludur.
Sorumluluğumuzu ifa edebilmemiz için her birimizin yapması gereken işlemler vardır.
Kolaylık babında yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.
Kur’an-ı Kerimi OKUMAK,
ÖĞRENMEK,
ANLAMAK,
Ve YAŞAMAK
Uyarıya, inzara gözünü, gönlünü, kalbini kapatanlar Kuranı terk edenlerdir. Resul, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’a büsbütün ilgisiz kaldılar” dedi. Furkân, 30”
Evet.
Kendisine ulaştığı halde Kur’an-ı Kerimi öğrenmeyenler, Kur’an’a sırt çevirenler, Allah'ı anmaktan yüz çevirenler hem dünyada hem de ahrette ziyanda olacaklardır. “Kim de benim kitabıma sırt döner ve beni anmaktan uzak durursa, şüphesiz dünyada onun için sıkıntılı, dar bir geçim vardır; kıyâmet günü de onu kör olarak diriltip huzurumuza getireceğiz Ta-Hâ-124.”
Bilinmelidir ki, İkra emri gereğince kendisinde şüphe olmayan Kur’’anı okumak, öğrenmek, anlamak ve yaşamak bir mükellefiyettir, zorunluluktur, farzdır. Bizler ondan hesaba çekileceğiz.
Ayetlerde “Elif Lâm Mîm. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Bakara, 1-5” buyrulur ve Kur’an-ı kerimin bir hidayet rehberi olduğu beyan edilir.
Hâsılı kelam.
Kur’an-ı kerim, nasıl davranacağımızı, nasıl tavır sergileyeceğimizi, nasıl amellerde bulunacağımızı ve hangi fiilleri işleyemeyeceğimizi veya kaçınacağımızı belirler. Çünkü onunla uyarılıyoruz ve uyarmamız gerekir.
Selam ve Sabırla... 11.05.2026