Kaybolan Nesiller -1
Veysi ERKEN Dr.
Okul, aile ve çevre
el ele tutuşmuş nesillerimizi imha etmeye çalışıyor. Tabii ki direnenler
vardır.
Nesillerimizi imha
etmeye çalışan resmi ideolojinin okulları, onlara uyan aileler ve tanzim
ettikleri çevrelerdir. Çevrenin (internet ortamı, sosyal medya, medya vs.) tahribatı,
yıkımı telafisi zor noktadadır.
Nesilleri yok eden bu
anlayışla ilgili iki yazı yazmıştım. İlave edilecek bir şey olmadığından tekrar
paylaşayım.
“Yok, olmaya Koşan “pervaneler*”
Yok edilen ve
kendine, inancına, değerlerine yabancılaştırılan nesiller.
Evet, kendine
yabancılaştırılan nesilleri anlamak için uzağa gitmeye gerek yok.
Robert kolejinin
devamı olan Boğaziçi eylemlerini ve ısrar eden tipleri incelemek ve anlamak
yeterlidir diye düşünüyorum.
Okumayan bir toplum
olduğumuz için bugünü de anlayamıyor ve yorumlayamıyoruz.
Maalesef okumayan,
tefekkür etmeyen, tahlil ve terkip kabiliyeti olmayan insanlar durumundayız.
İlim adamı sayılması
gereken pek çok akademisyen bile okumamakla övünüyor.
Maalesef bunun
yüzlerce misalini verebilirim.
Okumuş olsaydık
anlardık Robert koleji ve devamı olan kızlar mektebini.
Mufide Ferit Tek’in “Pervaneler” isimli eseri işte bu okulu
ve yok edilen nesilleri anlatıyor.
Düşünün Tarikat
şeyhinin kızı rahibe olarak mezun oluyor bu mektepten.
Her şeyi ile insanı insaniyet
adına insanlıktan çıkarıyor, dönüştürüyor, mankurtlaştırıyor ve her değerine
yabancılaştırıyor.
Dün olduğu gibi fetö
okulları da bunu yapıyordu.
“Pervaneler” ateşe koşan ve yanan, değişen nesilleri
anlatıyor. İlk sayfalarda kişiyi
kendine yabancılaştırmak için “maksat” (s.19) ortaya konuluyor.
Amaç eğlence ile
kişiyi kişiliksiz hale dönüştürmek.
“Meselenin esası: Eğlence!... Bu Amerikan mektebine
girenler artık aileleri, muhitleri ve memleketleri için yabancı oluyorlar. (s.19)” diyerek Leman
denilen kahramanın vaziyeti ortaya konuluyor ve yabancılaşma “ o mektebe gidenlerin hepsi ahlâkına ve
mektepte geçirdiği müddete göre bir dönüşüme uğruyor; fakat çocukluktan
itibaren orada büyüyenler herhâlde Türklük’ten sıyrılıyorlar ve Amerika
mukallidi oluyorlar” biçiminde anlatılıyor.
Kendine
yabancılaşanın akıbeti Tevfik Fikret’in oğlu gibi oluyor. İlim ve fen öğrenmek
için Amerika’ya giden Haluk papaz olarak ölüyor.
“Pervaneler” kitabında bu durum çok net ortaya konuluyor.
Muhit ilim yerine yaban”cılaşmayı ikame etmeye çalışıyor,
"Pervaneler”de ecnebi ile yaşayanların ecnebileştiği
anlatılıyor genişçe. (s. 31-38).
Zaten muhitin adı “Bizans Koleji”dir
Gaye bizden olmayan
kişiler, Keriman Halisler yetiştirmek olunca muhit ona göre şekillendirilmiş.
İçinde kilisesi olan
ve gayrı Müslimlerin olduğu çevre.
Müslümanların
dinlerine yabancılaştırıldığı içinde Amerikan
çocuklarının bulunmadığı ve Amerikan ibadetinin öğretildiği (s.45) muhit,
çevre.
Kolej adeta bir “insan Fabrikası”dır.
Az ücret veya ücretsiz bir şekilde insanı İslam’dan
uzaklaştıran bir fabrika.
Yabancı finansörleri olan yabancılaştırma fabrikası.
Eğlencesiyle, kış
müsamereleriyle, yaz gezileriyle kamp hayatıyla her şeyi ile cazip.
Öğrenecekleri şey
İngilizce, Amerikan edebiyatı ve eğlenceleri.
“Program” budur.
Ve amaç,
yabancılaştırma bu programla hâsıl oluyor.
“Amerika hayranlığı,
hayali, yaşayışı ve köleliği”
Artık din yok, İslam
yok, “serbestliğe âşık, maddi kuvvete âşık,
artık hiçbir milliyet mukayyet olmayan, bütün bağları koparan, muhitlerini
yüksekten, soğuk bir hafifsemeyle seyreden, serbestliğin büyük vatanı
Amerika’ya hayran, insan yapan Protestanlığa ibadet eden, serbest fikirli olan
s. 48” bir mahlûk var ortada.
“Pervaneler” bu dramı anlatıyor.
Türk ve Müslüman olarak girenin, Türk ve Müslüman olarak
çıkmadığı bir muhiti ve dramı anlatıyor.
Değişime uğramayı
artık ben o değilim diyenleri anlatıyor.
Maalesef değişim,
inhitat ve yıkım çok büyük. Devam ediyor, ettiriliyor okullarımız ve
müfredatımızla.
Maalesef mağlup
olduk.
Kitaptaki ifadeyle Amerika
bizi mağlup etti.
Emperyalistler bizi
mağlup etti zihnimizi ve çocuklarımızı çaldı.
Müfredatlarıyla bütün
okullarımızı çaldı.
Bir Haluk ve Keriman değil
milyonlarca Haluk ve Keriman’ımız var artık. Kaybolan sadece bireyler değil,
nesillerdir.
Kendi ellerimizle ve imkânlarımızla
Haluk’ların ve Keriman’ların yetiştirilmesine zemin hazırlıyoruz.
Milyonlarca Müslüman
Türk çocuğu kendine kendi değerlerine yabancılaştırılmış.
“Pervaneler” gibi kitaplar okullarımızdan kovulmuş,
unutturulmuş, müfredatımız ile bize yabancılar devri başlatılmış.
Adeta bütün
okullarımız Bizans kolejine dönüştürülmüştür.
Hâsılı kelam.
Gerçekten “Salih ve Kamil İnsan” yetiştirmek
istiyorsak kendi zeminimize dönmek mecburiyetindeyiz. Amacımızla,
müfredatımızla ve muhitimizle.
Dolayısıyla bizi yok
eden zemini anlamak için “Pervaneler” gibi eserler müfredatta yer almalıdır
diyorum.
Eğitimin yöneticileri
böyle bir karar alırlar mı?
Zannetmiyorum.
Zaten kitaptan
haberleri olmadığı gibi zemini düzeltme niyetleri de yok diye düşünüyorum.
1924 yılında
yayınlanmış eseri kaç öğretmen ve öğrencimiz biliyor,
Okuyan ve ibret alan
var mı?
Maalesef maarif
camiası dediğimiz camia bile habersiz veya kasıtlı olarak habersiz bırakılmış.
Bu yazıyı okuyanlar
“Pervaneler”i okurlar mı?
Zannetmem.
İlim adamı
zannedilenlerin okumama ile övündükleri bir ortamda kitabın okunmasını beklemek
beyhudedir.
Sadece tebliğ
görevimi yapıyorum.
Selam ve Sabırla… 21.10.2026