Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Veysi ERKEN Dr.
Mekke-i Mükerremede ortak bir savunma sistemini oluşturmayı hedefleyen bir anlaşma imzalandı.
Bu anlaşma İslam ve mazlum coğrafyaların kurtuluşuna, huzuruna ve sükûnuna vesile ve bir başlangıç olur.
Birlikten ve huzurdan taraf olanlar bu anlaşmayı sevinçle karşılamış ve destek açıklamalarında bulunmuşlardır.
Siyonistlere uşaklık etmeyenleri bu tür birliktelikleri sevinçle ve hasretle karşılamaları tabiidir.
Dünya Müslüman Âlimler Birliği de şöyle bir açıklamada bulundu.
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın genişletilmesine yönelik çağrı oldu.
Dünya Müslüman Âlimler Birliği, oluşturulan yapının yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile sınırlı kalmamasını istedi. Başta Filistin meselesi ve Mescid-i Aksa’nın korunması olmak üzere İslam dünyasının temel meselelerinde ortak yaklaşımı benimseyen diğer Müslüman ülkelerin de sürece dâhil olması çağrısında bulundu.
Birlik, İslam ülkelerinin liderlerine, âlimlerine ve kurumlarına seslenerek, Mekke Anlaşması’nın ortaya çıkardığı fırsatların değerlendirilmesini ve ortak çıkarlar doğrultusunda daha kapsamlı bir entegrasyon sürecinin başlatılmasını istedi.
Açıklamada, İslam dünyasının huzuru, güvenliği ve ortak çıkarlarının korunması için iş birliğinin genişletilmesinin önem taşıdığı vurgulandı.”
Evet.
Savunma anlaşmasına bütün Müslüman ve mazlum ülkeler en kısa zamanda iştirak etmeli ve dünyanın baş belası olan siyonizmi tasfiyeyi hedeflemelidir.
Unutulmamalıdır ki Allah “… İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Kötülük ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Maide-2” buyurur.
Bu anlaşma iyilik ve takva üzere yardımlaşma ve dayanışmayı beraberinde getirecek niteliktedir.
Dünya Müslüman âlimler birliği aslına dönmeye başlamıştır inşallah.
Bilindiği üzere âlimler bizleri Siyonist haçlı zihniyetinin emir ve istekleri doğrultusunda yaşar hale getirilmemize büyük katkıları olmuştur. Merhum Seyyid Kutub bu gerçeği “onlar abdesti bozan şeylere fetva veren ama Müslümanların siyasi, iktisadi ve içtimai durumlarına fetva vermeyen İslam’ı istiyorlar. Onlar Amerikancı İslam’ı istiyorlar” tespitiyle dillendirmişti.
Evet;
Bu anlaşma ve destek öze dönüşün başlangıcı gibi görünmektedir.
Keza Siyonist haçlı zihniyeti İslam topluluklarının tevhidini ve imkânlarını birlikte kullanmasını istememektedir. İçimizdeki ajanları, piyonları ve gönüllü uşaklarıyla birliği engellemektedir.
İslam birliğinden bahseden herkes açıktan hedef alınır.
Türkiye bugün İslam ülkeleri arasında birliği istediği, kurmaya çalıştığı ve öncülük ettiği için hedef haline getirilmiştir.
Siyonist haçlı zihniyeti “hayır diyen Türkiye ve İslam dünyası” istememektedir.
Siyonist haçlı zihniyeti Türkiye’nin ve İslam dünyasını, mazlumların uyanması, gelişmesi, büyümesi ve dünya ülkelerine öncülük etmesini asla istememektedir. Onların istedikleri kölelik yapan topluluklardır. Müslümanların dertleriyle dertlenecek, İslam’ı Müslümanların hayatının nirengi noktası haline getirecek âlim ve yönetici istememektedir.
Dünya biliyor ki, Siyonist haçlı anlayışı dünyanın tamamını sömürmeye, köleleştirmeye ve tüketmeye çalışmaktadır.
Ortak savunma anlaşması kurtuluşun birlikte ve yardımlaşmada olduğunun delilidir.
Allah “Mâ lekum lâ tenâsarûn. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz? Saffat-25” demektedir.
Bu anlaşma ve açıklama yardımlaşmanın yolunu açacaktır inşallah.
Selam ve Sabırla…11.08.2026