9 Mayıs 2026 Cumartesi

İlim Satırda kalmamalı, Sadırlarda olmalıdır

İlim Satırda kalmamalı, Sadırlarda olmalıdır

Veysi ERKEN Dr.

İlim “sadır”da olursa şifa kaynağı olabilir.

Bilindiği üzere "Sadra şifa" gönlü ve yüreği rahatlatmak, ferahlatmak, sıkıntıyı gidermek anlamlarına gelen bir deyimdir. İnsanın iç dünyasına huzur veren, dertlere deva olan durumlar veya sözler için kullanılır.

İlim” satırda kalırsa “sadra” şifa olmaz, amel-i Salih’e dönüşmez.

Bilgi sahibi olduğu halde tefekkür, taakkul, tezekkür edemeyen, kısaca ilmini “Sadrı”na nakşedemeyenlerin, ilmini Salih amele dönüştürmeyenlerin şifa bulamadıkları bilinmektedir.

Pek çok bilgi sahibi kişi sapıklık denizlerinde kulaç attıkları bir vakıadır.

Ayette “De ki: “Kur’an’a ister inanın, ister inanmayın.” Daha önce kendilerine ilim verilmiş olan öyleleri var ki, onlara Kur’an okunduğu zaman derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. İsra-107” buyrulur.

İlimlerini sadırlarına nakşedenler elbette Kur’an okunduğu zaman secdeye kapanırlar, bilgilerini sadırlarına nakşetmeyenler ise hayevan gibi bön bön bakarlar, inkâra yönelirler.

Hayevan gibiler kıbleye dönmezler. “Kendilerine kitap verilenlere her türlü delil ve mûcizeyi getirsen, yine de senin kıblene dönmezler. Sen de hiçbir zaman onların kıblesine dönecek değilsin! Zâten onlar birbirlerinin kıblesine de dönmezler. Şâyet sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, o vakit sen mutlaka zâlimlerden olursun! Bakara-174”

Evet.

İlimleri satırda kalanlar, sadırlarına indiremeyenler, heva ve heveslerini ilah edinenler şifasız kalır, sapıtır. “Nefsinin kötü arzularını kendine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Allah onu bir bilgiye göre saptırmış, kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiştir. Allah’tan sonra artık onu kim doğru yola getirebilir? Hiç düşünüp ibret almaz mısınız? Casiye-23”

İlimleri satırlarında kalanların kalplerinde eğrilik devam eder. “Kalplerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne çıkarmak ve kendi arzularına göre onun yorumunu yapmak düşüncesiyle müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Hâlbuki bunların kesin anlamlarını Allah’tan başka kimse bilemez. İlimde derinleşmiş olanlar ise: “Biz bunlara inandık, hepsi de Rabbimizin katındandır” derler. Ancak gerçek akıl ve idrak sahipleri hakkıyla düşünüp öğüt alır. Âl-i İmrân-7”

İlimleri sadırlarına inenler ise şifa bulur ve imana dönüşmüş ilimlerinin gereğini ifa ederler. “Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ile, sana indirilene ve senden önce indirilen kitaplara iman eden mü’minlere; özellikle namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, Allah’a ve âhiret gününe iman edenlere pek büyük bir mükâfat vereceğiz. Nisâ-182”

Velhasıl.

İlim satırlarda kalmayıp, sadra indirilip “Salih amel”e dönüşürse anlamlı olur. Aksi takdirde satırda kalan ilim insanoğlunu cehenneme sürükleyebilir.

Selam ve Sabırla… 09.05.2026

Mazisine Sahip çıkan

Mazisine Sahip çıkan

Veysi ERKEN Dr.

“Mazisine sahip çıkan, istikbaline yön verir.”

Milletlerin mazileri ağaçların kökleri gibidir.

Kök ne kadar derin olursa gövde, dallar o derecede sağlam ve yüksek olur.

Milletimizi tarihten silmek isteyenler mazimizle irtibatımızı koparmaya çalıştılar, çalışıyorlar.

Bunun için “lisan”ımızı yok etmekle başladılar, “alfabe”mizi yok ettiler.

Yetmedi.

İslam’la bağımızı koparmak için Kur’an öğrenimi başta olmak üzere İslam’la ilgisi olabilecek her şeyi tahrip etmeye, değiştirmeye ve yok etmeye çalıştılar.

Dünyada herkesin kabul ettiği bir gerçek vardır.

Milletleri millet yapan ve sürekliliğini sağlayan iki temel unsur vardır.

“Din”

“Dil”

Yerli görünümlü Siyonist kafalılar dinimizi/İslam’ı ve dilimizi yok etmeye yeltendiler.

Bunun için “mazi” ile irtibat kesilmeliydi.

Bu nasıl başarılacaktı.

Öncelikle “alfabe”nin değiştirilmesiyle başlanmalıydı.

Gerisi gelirdi.

Mazi ile irtibat kesilince hayat tarzını (kültür) değiştirmek kolaylaşırdı.

Nitekim böyle oldu.

Davranış kalıplarımız, kıyafetimiz, mimarimiz, şehirlileşmemiz, hitaplarımız, mizahlarımız, şarkılarımız, türkülerimizin muhtevaları değişti.

“Saçın yüzüne değse tenini kıskanırım

Birine söz söylesen dilini kıskanırım” benzeri iffet anlayışından,

“Bandıra bandıra ye beni

Hiç doyamazsın tadıma

Bütün numaralar bende

Sen de var benim farkıma” ahlaksızlığına savrulduk.

Ahlaksızlık, çıplaklık, iffetsizlik, hayâsızlık bize yaşayış tarzı olarak dayatıldı.

Bu ahlaksızlıklarla uygarlaştırıldık(!).

Mazimize sahip çıkmamız engellendi.

Mazimizle bağlarımız tel tel koparıldı, tuğla tuğla söküldü.

Ki bunlar yüzünden istikbalimize yön veremez oldu.

Geleceğimize yön veremeyelim diye her şeyimiz, bize ait her şey tüketilmeye, tahrib edilmeye, havaya uçurulmaya çalışıldı.

Uçak, mühimmat, otomobil ve binlerce teknoloji harikası fabrikalar yok edildi.

Siyonistlerin, işbirlikçilerinin ve uşakları gayeleri, hedefleri, çabaları, planları geleceğimize yön vermememiz için mazimizle irtibatı koparmak, yok etmekti.

Bütün tahribata rağmen biz şuna iman ettik.

Allah nurunu tamamlayacak.

Ayette; “Onlar, Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Fakat Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktır; kâfirler hoşlanmasa da! Saf-8” buyrulur.

Allah nurunu tamamlıyor, mazimize sahip çıkmaya, öğrenmeye, mazimizi yay gibi kullanmaya başladık biiznillah.

Mazimize sahip çıktığımız nispette geleceğimize ahlaklı yaşayışımızla, İHA’larla, SİHA’larla, Altay’larla, Kızılelmalarla, Kaanlarla, Yıldırımhanlarla yön veriyoruz, vermeye devam edeceğiz inşallah.

Yeter ki sabitkadem olalım.

Siyonistlerin, uşaklarının, işbirlikçilerinin, Müslüman görünümlü münafıkların, müfsitlerin oyunlarını bozalım, hâkimiyetlerini kıralım.

İ’lay-ı Kelimetüllah davası için nizam-ı âlemi kuşanalım.

Selam ve Sabırla… 09.05.2026