14 Haziran 2026 Pazar

Türkiye’den Başka Kimimiz Var*

Türkiye’den Başka Kimimiz Var*

Veysi ERKEN Dr.

Anlayanlar, Türkiye sevdalısı olanlar ve İslam’ı kâmilen yaşamaya çalışanlar, İ’layı Kelimetullah için nizâm-ı âlem davasını ülkü edinenler için anlamlı bir cevaptır Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un cevabı.

Evet.

Somali merkezli Dawan TV’ye  konuşan Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, maden arama faaliyetlerinin Türkiye’ye verilmesine ilişkin soruya “Türkiye’den başka kimimiz var ki, bizi başka kim istiyor.” https://www.hurriyet.com.tr/dunya/turkiyeden-baska-kimimiz-var-43204522 diyor.

Biliyoruz ve inanıyoruz ki atalarımız İslam’ın din olarak kabul ettiklerinden beri her devirde mazluma, mağdura, soykırıma uğrayanlara, ülkesi talan edilenlere sahip çıkmış, yol göstermiş, desteklemiş ve onlar için cihad etmiştir.

Bu anlayış İ’layı kelimetullah anlayışı hakim olduğu her zaman süregeliştir. Çünkü atalarımızın davası kuru bir cihangirlik davası değildi.

Günümüzde de atalarımızın davasına sahip çıktığımızda mazlumlara sahip çıktık, yardım ettik ve cihad yolunda ilerledik.

Somali cumhurbaşkanı bunun için böyle bir cevabı vermiştir.

Türkiye Allah yolunda olduğu müddetçe milletler, devletler, halklar bize fevc fevc yönelecektir biiznillah.

Yeter ki, bizler güzel niteliklerimizi muhafaza edelim, Alla yolunda cihad ederek nizam-ı âlem ülküsünü yaşatalım.

Evet.

Bizler Allah için mazlumların hamisiyiz.

Atalarımız Topkapı sarayının girişine, ülkenin, ülkelerin yönetim merkezine yazılı, mühür kazımıştı asırlar önce.

“Ya Velayete Küllî Mazlum! Tüm mazlumların sığınağı”

 “Tüm mazlumların sığınağı” anlayışı Somali cumhurbaşkanına bu cevabı verdirmiştir.

Türkiye atalarının izinde, hayalinde, amacının peşinde olmak yolundadır. Hakikat bunu gerektirir.

Türkiye, bütün mazlumların sığınağı, hamisi ve koruyucusu olmakla mükelleftir.

İ’lay-ı Kelimetullah nizâm-ı âlem gayesi bunu gerektirir.

Türkiye’nin hayalleri yeşermiştir.

“Hayalleri olanlar asla uyumaz”  

“hayali olmayanın hakikati olmaz”

Hayali olan uyanır ve hayal kurar.

Türkiye uyandı ve hayallerini kurdu.

Ülkeler buna uygun hayaller kurmaya başladı.

“Türkiye’den başka kimimiz var ki, bizi başka kim istiyor” cevabı bunun yansımasıdır.

Yansımalar artacak ve Türkiye dünyaya nizam verecek biiznillah.

Yeter ki Türkiye “kamet” ve “istikamet”ini bozmasın, muhafaza etsin.

Özetle Türkiye dünyaya geçmişinde olduğu gibi liderlik ve hamilik yapmalıdır.

Türkiye bu ufuk ve hayalle kendini görevli addetmeli ve bütün adımlarını buna göre atmalıdır.

Tabii ki, bu kolay değildir.

İç ve dış şeytanlar takozluk, bozgunculuk yapmaya çalışıyorlar, faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Ülkemizde uşaklaştırılmış, köleleştirilmiş, mankurtlaştırılmış ve piyonlaştırılmış şahsiyetsizler çoktur ve bunların bir kısmını muhalefet olarak adlandırılıyor.

Her şeye rağmen Allah dilerse Türkiye Dünyanın lideri olur, olacak.

Sadece Somali değil, dünya Türkiye’yi adalet, hakkaniyet, huzur ve sükûn merkezi olarak görecek.

Haçlı ve Siyonist zihniyete ve piyonlarına rağmen Türkiye bunu başaracak inşallah.

Hâsılı kelam.

Türkiye bütün dünyada, bütün dünya Türkiye’de olsun.

Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.

Selam ve Sabırla… 14.06.2026

Hem Âlim HEM de Mücahid: Mehmet Emin Buğra

Hem Âlim HEM de Mücahid: Mehmet Emin Buğra

Veysi ERKEN Dr.

Emir’ül-Müminin olma vasfını taşımaya layık olanlar hem âlim hem de mücahidlerdir.

Merhum MEHMET EMİN BUĞRA (1901-1965) da bu iki niteliğe sahip bir şahsiyettir.

Unutulmamalıdır ki medeniyetler yaşadığı, kitabından kopmadığı müddetçe kendi insan tipini inşa eder.

“Her medeniyet, kendi insan tipini vücûda getirir. O insan tipi de, mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakteriyle âhenk teşkil eder.

İslâm medeniyeti, insanlık tarihinde bir kere ulaşılabilmiş bir zirvedir. Bunun sebebi, fıtrî istîdatların, İslâm sâyesinde ilâhî ilim, irfan ve hikmetle teçhiz edilmiş olmasıdır. Yani o toplumun güzîde insanları, nefsânî problemleri bertaraf ederek, gönüllerini, hakikî ilim ve irfan ile mezcetmişlerdi.

Osmanlıʼnın velî bânîsi Osman Gâziʼnin, oğlu Orhan Gâziʼye ve onun şahsında istikbâlin bütün devlet adamlarına yaptığı nasihatler de bunun bir ifadesiydi. Diyordu ki o büyük insan:

Oğul! Bil ki bizim mesleğimiz, Allah yoludur ve maksadımız da O’nun dînini yaymak (hidâyetlere vesîle olmak)tır. Bizim dâvâmız, kuru bir kavga ve cihangirlik dâvâsı değil, «i‘lâ-yı kelimetullah»tır, yani Allâh’ın dînini yüceltmektir, (kalplerin fethidir).”

https://www.islamveihsan.com/bizim-davamiz-kuru-bir-kavga-ve-cihangirlik-davasi-degildir.html

14 Haziran ta dar-ı bekaya irtihal eden merhum MEHMET EMİN BUĞRA da İslam medeniyetinin Doğu Türkistan’ında yetiştirdiği âlim ve mücahidlerindendir.

O, Hz. Muhammed Mustafa’ın (sav) izinde ilme ve cihada talip olmuş ve ömrünün son gününe kadar bu şekilde mücadelesini sürdürmüştür.

Evet.

Osman Gazinin oğluna vasiyetinde belirttiği gibi yaşamıştır. Osman Gazi, “bizim mesleğimiz, Allah yoludur ve maksadımız da O’nun dînini yaymak (hidâyetlere vesîle olmak)tır. Bizim dâvâmız, kuru bir kavga ve cihangirlik dâvâsı değil, «i‘lâ-yı kelimetullah»tır” diyordu.

Merhum MEHMET EMİN BUĞRA’nın davası da kuru bir cihangirlik davası değildi. O, Çin zalimlerinin yaktığı, yıktığı Doğu Türkistan’da Allah’ın adını yüceltmeye, dinini yaymaya çalışıyordu, cihadı, mücadelesi ve hayatı bu şekilde sürüyordu.

Tâ ki vatanda cuda oluncaya kadar.

Tabii ki cihadı ve âlimliği hicretinden sonra da vefatına kadar aynı minval üzere devam etmiştir. Geniş bilgi için: https://islamansiklopedisi.org.tr/bugra-mehmet-emin

https://www.youtube.com/watch?v=tTWysFql1aM

Merhum MEHMED EMİN BUĞRA bir âlim ve mücahid olarak hayatını ikmal etmiş ve dar-ı bekaya irtihal etmiştir.

Evet.

Cihad etmek Allah’ın yolunda yürümektir, olmaktır. Sırat-ı müstakim’den ayrılmamaktır.

Bütün eylemlerde, fiillerde, iş ve işlemlerde Allah’ın rızasını kazanmayı gaye edinmek ve bu uğurda çabalamaktır.

Cihad yoldur, yılmamaktır.

Cihad emr-i bil maruftur.

Cihad “Ey mü’minler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan seçkin bir topluluk bulunsun. İşte onlar, doğru ve kalıcı yatırım yapıp kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Âl-i İmrân-104”

“Ey mü’minler! Siz, insanların iyiliği için yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü siz usûlünce iyilikleri ve güzellikleri emredip yayar; kötülük ve çirkinlikleri yasaklayıp önüne geçmeye çalışırsınız. Bunu da zâten Allah’a inandığınızdan dolayı, onun bir gereği olarak yaparsınız. Ehl-i kitap da iman etseydi, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Gerçi içlerinde inananlar da var, fakat onların çoğu dinden çıkmış fâsıklardır. Âl-i İmrân-110”

“Onlar Allah’a ve âhiret gününe inanır, iyiliği teşvik edip kötülükten sakındırır ve hayır işlerde birbirleriyle yarışırlar. İşte bunlar, sâlih kullardandır. Âl-i İmrân-114” ayetlerinin gereğini ifa etmektir, ifa etmenin yoludur.

Doğu Türkistan mücadelesinin âlimi ve mücahidi MEHMET EMİN BUĞRA. 14 Haziran 1965’te Ankara’da dar-ı bekaya irtihal etti.

Mekânı Firdevs cennetidir inşallah.

Fatihalarınızı unutmayınız.

Selam ve Sabırla…14 Haziran 2026