5 Temmuz 2026 Pazar

Yapıp ettiklerimizin karşılığı

Yapıp ettiklerimizin karşılığı

Veysi ERKEN Dr.

“Dünya ahretin tarlasıdır” denilir.

Tabii ki, tarlaya ne ekersek onu biçeceğiz.

Yapıp ettiklerimiz "tohum"dur. 

Tohum ne ise “mahsul” odur.

Yaptıklarımızın ve yapabilecekken yapmadıklarımızın hesabını ödeyeceğiz.

İnsan başıboş bırakılacağını sansa da başıboş bırakılmamıştır.

Ayette “İnsan, başıboş bırakılacağını ve yaptıklarından hesaba çekilmeyeceğini mi sanıyor? Kıyamet-36”

İnsan başıboş bırakılmaz ve yaptıklarının, amellerinin karşılığını görecek. Ayette, “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. Zilzâl, 7-8” buyrulur.

Başka bir ayette “Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar, ihmal ve kusurlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, o günah ve kusurların pek çoğunu da affediyor. Şura-30” yapıp ettiklerimiz anlatılır.

Hatta fesat da yapıp ettiklerimizle gerçekleşir. “İnsanların işledikleri kötülükler yüzünden karada ve denizde karışıklık ortaya çıktı, düzen bozuldu. Böylece Allah, belki doğru yola dönerler diye, yaptıklarından bir kısmının kötü sonuçlarını onlara tattırıyor. Rum-41”

Yapıp ettiklerimiz bize iyiliği de kötülüğü de kazandırabilir. Kazandıklarımız yapıp etmelerimizin semeresidir.İnsan için yalnız kendi çalıştığının karşılığı vardır. Çalışmasının karşılığı da yakında kendisine gösterilecektir. Necm,39-40”

Evet.

Yapıp ettiklerimizin karşılığı olarak ve zulme uğratılmadan ya cennete veya cehenneme yollanacağız.

Ayetlerde; “Artık rabbinin nuruyla yer aydınlanır, hesap kitap ortaya konur, peygamberler ve şahitler getirilir, insanlar hakkında doğruluk ve adalet ölçüsüne göre hüküm verilir, onlara asla haksızlık edilmez(zulme uğratılmaz). Herkese yaptığının karşılığı tastamam ödenir; Allah onların yaptıklarını en iyi şekilde bilmektedir.

Hâsılı kelam.

Kazanç ve kayıplarımız yapıp ettiklerimizin mahsulüdür.

Buğday elde etmek istiyorsak diken tohumu ekmemeli ve sulamamalıyız.

Hüsranda, zarar ve ziyanda olmamak, hesabımızı kolayca verebilmek ve cennete girmek için yapıp etmelerimizde şu ayetlerin gereğini ifa etmeli, yaşayışımızı bu ayetlerin ahkâmına göre düzenlemeliyiz.

“Asra yemîn olsun ki, İnsan gerçekten ziyândadır. Ancak,

İman edip, sâlih ameller yapanlar, işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabretmeyi öğütleyenler müstesnâ!  Asr, 1-3

Selam ve Sabırla… 05.07.2026

Kelimelerle İşlenen Kültürel Soykırım

Kelimelerle İşlenen Kültürel Soykırım

Veysi ERKEN Dr.

Bir ülkeyi tahrip ve işgal etmenin en kestirme yolu dilini tahrip etmekten geçer. Dilini kaybeden toplumlar kültürlerini, değerlerini, yaşayışını, inançlarını kaybeder.

Belki yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde ve İslam coğrafyasında oynanan oyun budur.

Dilin, kelimelerin, cümlelerin, isimlerin, tabelaların tahribatıyla her şey tahrip ediliyor, zihinler işgal ediliyor.

Türkistan coğrafyasında Çinlilerin ve Rusların oynadığı bu oyunu görürüz. Türkistan coğrafyasındaki Türk toplulukları “dil”deki tahribat ile ayrıştırılmış ve düşmanlaştırılmıştır.

Oyun sadece doğuda değil (Türkistan) batı da( Anadolu, Balkan ve Kafkas) bölgesinde Müslüman Türk toplulukları arasında da sergilenmiş ve Türkiye’de sergilenmeye devam edilmektedir.

Ahmet, Mehmet, Ali, Ayşe olan isimlerimizin yerine melisa, ekin, yeliz, Rabin, Rabır gibi isimler verilmektedir. Aynı cinayet sokak, cadde ve iş yerleri adlarında işlenmektedir.

Gençlerimiz tabelalara dönüştürülmekte, sırtlar ve göğüsler yabancı, uyduruk kelimelerle donatılmaktadır.

Bu yolla zihinler, kelimeler, caddeler kısaca hayat tarzımız soykırıma uğratılmaktadır.

Bu sefil, ahlaksız, rezil oyun neticesinde zihinlerimizde ve coğrafyamızda büyük parçalanmalar oluşmuştur.

İnsanlar “İslam’dan” koparılarak “bana ne dini”ne, “kapitalist dini”ne evirilmeye başlamıştır.

Oyun günümüzün Türkiye’sinde batılı nüfuz ajanları marifetiyle bütün şiddetiyle sahnelenmeye devam etmektedir.

Artık kullandığımız kelimeler ve kurduğumuz cümleler bizi geçmişimizden koparmış ve İslami yaşayışımızı tahrip etmiştir.

Bu tahribat o kadar artmıştır ki, cinayet işleyen, para kuleleri inşa eden, rüşvet alıp veren, boğazından helal lokma geçmeyen haramzadeler, metres olanlar, metres edinenler Müslüman denilerek İSLÂM kötülenmektedir.

Özellikle tahribat ve soykırım nüfuz ajanları marifetiyle gerçekleştiriliyor. Gazeteci, yazar, akademisyen, bilim adamı, siyasi parti başkanı, ulema, kanaat önderi, şeyh ve sair kılıklı nüfuz ajanları marifetiyle kavramlar tartıştırılır, içi boşaltılır ve o kavramlar hayatımızdan çıkarılır.

Mesela bir zamanlar televizyonlarda bolca “iffet” kelimesi tartışıldı, içi boşaltıldı ve toplumun bir kısmı iffetsizleştirildi, bedenini pazarlayacak duruma getirildi.

Aynı nüfuz ajanları çevre ve isimlerleri oluşturan kelimeleri, kavramları tartıştırarak zihnimizi soykırıma uğratmaktadır

Tabi ki, bu nüfuz ajanlarını bizden zannediyoruz. Gerçekte ise bunlar Siyonist haçlı zihniyetinin ajanları olup efendilerine hizmetten başka bir şey düşünemeyen alçaklardır.

Etki ajanlarının tesiriyle tahribatta yer alanları ikiye ayırabiliriz.

Birincisi bilerek, isteyerek ve şevkle tahribatı yapanlar ki, bunlar gerçek nüfuz ajanlarıdır.

İkinci gruptakiler ise “ebleh”lerden, “cahil”lerden, eyyamcılardan, saftiriklerden oluşmakta ve tahribattaki katkılarının farkında olmayanlardır.

Sonuç olarak tahribat tahribattır.

İsimlerimiz, tabelalarımız, sokaklarımız ve asıl olarak zihinlerimiz soykırıma uğratılmış ve kirletilmiştir.

Uyanmak ve tedbir almak şarttır, farzdır.

Elbette ki, bu oyunun farkında olanlar vardır.

Ve bu tahribatı ortadan kaldırıp tamirata yönelen sevdalılar vardır.

Nizamı âlem davası sahibi olanlar bu sefil ve sefih nüfuz ajanlarının oyununu, soykırımını bozacaktır inşallah.

Rabbim nasip ederse kavramlar, çocuklara verilen isimler, sokak ve mağaza tabelaları marifetiyle yapılan tahribat ve kültür soykırım durdurulacaktır

Yeter ki, hesabî değil hasbi olalım, gayret edelim ve eğitim programlarını buna göre inşa edelim.

Selam ve Sabırla… 05.07.2026