Satın alınan yöneticilerle kitlelerin saptırılması
Veysi Erken Dr.
İçtimai hayatımızda bize yol ve yön gösterenler hep olmuştur ve olacaktır.
Çocukluk döneminde en çok yol ve yön gösteren anne, baba ve yakın çevresidir.
Günümüzde yakın çevreye internet ortamı ve televizyon hâkim olmuştur desek mübalağa etmiş sayılmayız.
Tabii ki, hayatımızı kurgularken örnek aldıklarımız ve takip ettiklerimiz olacaktır.
Rabbulalemin takip ettiklerinizi yanılmaz olarak görmeyin, mutlaklaştırmayın. Aksi takdirde sizi yanıltabilir ve cehenneme gitmenize yol açabilir diyor.
Şahsen hep bu şekilde, ayetler ışığında düşünmeye çalıştım ve çalışıyorum. Gruplarda büyük dediklerimizle yol arkadaşlığımız hep bu minvalde oldu.
Bizim anlayışımıza "açıklık en doğru yoldur" düsturu hâkim oldu.
Bu bağlamda, Kur'an'ı Kerim'i okuduğumuzda "Sadat" ve " Kubera" kavramlarıyla karşılaşırız. Ayetlerde: "Yüzleri ateşe çevrildiği gün, "Keşke Allah’a itaat etseydik, resulü dinleseydik" diyecekler.
Ve ekleyecekler: "Rabbimiz! Biz efendilerimizi ve büyüklerimizi dinledik, onlar da bizi yoldan saptırdılar. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları ağır bir şekilde lânetle!" Ahzab 66-68" diye belirtilir.
Bu ayetler yönetici ve büyüklerin konumunu ve hangi durumlarda onlara uyulup uyulmayacağı açıkça belirtiyor.
Umarım ki, içinde bulunduğumuz yapıların büyük ve yönetici konumundakilerini bu ayetler ışığında değerlendirerek, yanılmaz olarak görmeyiz. Kapalı kapılar ardında iş ve görüşmeler yapan kitleyi yanlış yola sevk eder.
Bu tipleri merhum Esat Coşan “Bugün maalesef tüm İslâm âlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslüman’la takip eder; canına okur.
O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.” “Herkese ajan demiyoruz; metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!” “Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın! Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!” “Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. "Tek lider, vazgeçilmez insan..." diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.” “Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!” “Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını --hain bir kimseyi-- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.” “Müsaadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tâbî olmayın kimseye! Bana da tabi olmayın! Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, "Sen bu adamlarına şöyle yap!" derler. İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun! Allah'ın dinine hizmet edin! Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun! O zaman İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz! "Aa, efendim, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon bozulmasın" diyorlar. “Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün. Ama senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap! Yapmıyorsa, silkele at be! Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın? Beni sırtında taşımak zorunda mısın? Kimse kimseye hürriyetini vermesin! Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah'a kul olur. " diyerek teşhir eder.
Kapalı kapılar ardında veya tescilli olanların evlerinde, karanlık dehlizlerde görüşmeler ve ittifaklar kurarak, ekran karşısında inkâr edenlerin yanıltıcı olacaklarını aklımızdan çıkartmamamız gerekir.
Başta kendime olmak üzere bütün tanıdıklarıma tavsiyem şudur.
Yöneticilerimizi ve büyüklerimizi sorgulayalım.
Karanlık mekânlarda, karanlık kişilerle görüşüyorlarsa onları terk edelim.
Merhum bir büyüğümüz falan yeri ve yöneticiyi niye terk ettin diye sorduklarında, "İmam imanı terk etti, ben de imamı terk ettim" diye cevap vermişti.
Rabbulalemin bizi büyükleri için iki kat azab ver diye dua edenlerden eylemesin.
Rabbulalemin, Hakkı ve hakikati zamanında fark edip büyük denilen cücelerin şerrinden bizleri muhafaza etsin.
Satılmış yöneticileri, salkımın saplarını teşhis ve teşhir edebilecek ferasete sahip olalım.
Selam ve sabırla... 26.03.2026