28 Ekim 2026 Çarşamba

Erol Dok’u Nasıl Bilirdiniz?

Erol Dok’u Nasıl Bilirdiniz?

Veysi Erken Dr.

Nasıl bilirdim.

Allah’ın rızasını kazanmak, İ’layı Kelimetullah için cehd eden, “çağrımız İslam’da dirilişedir” davasının davacısı olarak bilirdim.

O taş medresede, medrese-i yusufiyede talim etmiş biriydi.

İnancı, davası olan İslam için mücadele eden, İslam’ı kâmilen yaşamaya çalışan biriydi.

Ben öyle bilirdim ve buna şahitlik ederim.

O, 30 Ekim 2021 günü bir alperen daha dar-ı bekaya irtihal etti. Arkasından el sallanmayan sessiz gemiyle veda etti.

Aradan beş yıl geçti.

Mücadelesi genç nesillere yol göstermeli, unutulmamalı, unutturulmamalıdır.

Biz inanıyoruz ki, her nefs ölümü tadacak.

Evet, her nefs ölümü tadacak da nerede, ne zaman ve hangi mekânda olacağını bilemez.

Hatta insan istese bile ölümü tadmak onun elinde değildir.

Alperen Erol Dok bizim neslimizin dostlarından.

Ölümü tadmıştır.

Rabbulalemine kavuşmuştur.

Yol, gönül ve dava arkadaşım dostum Erol Dok.

Dostluğumuz merhum Muhsin başkan döneminde aynı çatı altında merkez karar ve yönetim kurulunda beraber görev yaptığımızda tamamen oluştu.

Dostluğumuz o zaman daha da pekişti.

Tanışıklığımız eskiye dayalı olmakla birlikte dostluğumuz o dönemde perçinlendi.

İfa ettiğimiz görev bittikten sonra da zaman zaman görüşüyor ve hasbıhal ediyorduk.

Merhum Erol Dok tanıdığım kadarıyla samimi, ihlâslı ve şuurlu bir alperen, bir dava adamıydı.

İlayı Kelimetullah uğrunda nizam-ı âlem için ömrünü tüketmiş tavizsiz bir ülkücüydü.

İnanmışlık ve adanmışlık vazgeçilmezi idi diye şahitlik ederim.

Davasının çilesini çekmiş, bedel ödemiş, mahpushaneleri “Yusufiye” bilmiş bir dost idi.

Elbette hepimiz beşeriz ve bu halimizle ölümü tadacağız.

Merhum dostum da ölümü tadmıştır.

Hem de kitaplar arasında.

O zaten kitaplıydı.

Mücadelesi kitapsızlarla idi.

Kur’an-ı Kerim değişmez ve değiştirilemez kitabımız diyenlerdendi.

Ahkâmını yaşamaya ve yaşatmaya çalışanlardandı.

Evet.

Erol Dok dosttum da buna iman edenlerdendi.

Kitaplar kitap (Kur’an) anlaşılsın ve yaşansın diye yazılır.

Bunu defalarca partideki odasında hasbıhal konusu etmiştik.

Hasbi bir dosttu.

Hesabî olmayanlardandı.

O da “açıklık en doğru yoldur” diyenlerdendi.

Erol Dok ve diğer dostların mücadelesi gençliğe anlatılmalıdır.

Celaleddin Harzemşah, Kılıçaslanlar, Selahattin Eyyubi, Fatih, Yavuz, Cevher Dudayev, Yahya Sinvar gibi yaşamaya çalışanların, Hz. Peygamber s.a.v “usve” edinenlerin hayatı, mücadelesi ve kavgası gençlere anlatılmalıdır ki, nesiller “kuşak”lara dönüşmesin.

Maalesef “kuşak”ların vatan, millet, İslam vs gibi bir davaları yok.

Bilinmelidir ki, bu boşluk ancak örnek şahsiyetlerin “rol model” olarak öğretilmesiyle giderilir, telafi edilir.

İnanıyorum ki, Hz. Muhammed Mustafa’nın s.a.v. izinde olan, davasının davacısı olmaya çalışan Erol Dok’un hayatı ve mücadelesi gençliğimize çok şey katacaktır.

Mekânın cennet-i muallâdır inşallah.

Beş yıl geçti.

Duam şudur.

Ya Rabbulalemin!

Dava, yol ve gönül arkadaşım merhum Erol Dok dostumla birlikte bizleri Hz. Peygamber’in s.a.v. ravzasında haşret

Selam ve Sabırla… 30.10.2026

Çamuriyet Deryasının Partileri

Çamuriyet Deryasının Partileri

Veysi ERKEN Dr.

Merhum Necip Fazıl;

“Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”

Oluklar çift doğrudur.

Bir oluktan kir bolca akmaktadır.

Maalesef nur akmasını beklediğimiz oluktan da kir akmaya başlamış.

Anlaşılan lağım suyunun mecrasını nur akması gereken oluğa yönlendirilmiş ve her iki oluktan da kir akmaya başlamış, ülke ÇAMURİYET deryasına dönüştürülmüş.

Bir oluğu oluşturan partileri incelediğimizde gördüğümüz manzara şudur.

Genel başkan dahil neredeyse metresi olmayan, rüşvete, irtikaba, hırsızlığa, kayırmaya, ahlaksızlığa bulaşmayan mensubu yok.

Hz. Lut kavmine dönüşmüş bir kitle ile karşılaşıyoruz.

Bu kitle sadece kendi kötülüklerini yaşamıyor, bütün kötülüklerini toplumun bütününe sıçratmaya, ülkeyi çamur deryasına çevirmeye çalışıyor, çabalıyor ve diğer oluklardanda akmaya başlıyor.

Çamuriyet partilerinde kimin eli kimin cebinde olduğu belli değildir artık. Çamuriyet deryasında olan ve temiz olduğu düşünülen oluk diğerine seslenmiş.

Oluk (tencere) dibin kara

Kirli oluk cevap vermiş “seninki benden kara”

Dibi kara, içi lağım suyu –rüşvet, irtikap, tecavüz, metres, hırsızlık- olan oluk demek istemiş ki bende ne kadar kötülük, kusur varsa sana bulaştırdım, benden daha beter oldun. Bende yanlış ne kadar huy ve davranış var ise daha kötüsü sende de oluşmuş.

Çamuriyet ülkesinde  kir oluğundan akan lağımlara karşı direnen yok mudur?

Vardır elbette.

Ancak lağım suyu sellere dönüşmüş ve bu sellerin mecrasını nur akmasını beklediğimiz oluklara yönlendiren, lağım suyunun arkını temizleyen ve nur oluğunu kirleten kürekçiler vardır.

Çamuriyet  ülkesinin ahvali şeraiti bundan ibarettir.

Umarım ki, lağım suyunun önünü kesecek, lağım suyunu kürekçileriyle birlikte kurutacak düzenlemeler namuslu, ahlaklı, faziletli ve İslamî olan kürekçiler olur.

Aksi takdirde “esfel”e yuvarlanma mukadder olur.

Selam ve Sabırla… 28.10.2026