5 Ekim 2026 Pazartesi

Ana Gibi Yâr

Ana Gibi Yâr

Veysi ERKEN Dr.

 

Dilimizde “Ana gibi yâr Bağdat gibi diyar olmaz” ve “ağlarsa Anam ağlar gerisi yalan ağlar” gibi atasözlerimiz var.

Ve.

“Biz üşümeyelim diye üzerimizi yorgan örten annemizin üzerine toprak atınca öğrendik annemizin kıymetini ve dünyanın boş olduğunu”

Evet.

Ana gibi yâr olmaz. Evladını zorluklarla doğurmuştur. Onun için “ana”lar yâr”dır.

“Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş.

Bir evlat PİR olsa da ANA’YA muhtaç imiş.”

Zahmeti analar çeker EVLAT iyi olsun, Allah’ın rızasını kazanmak için safa sürsün diye. Ayetlerde ”İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zahmete katlanarak taşıdı ve zorluk çekerek doğurdu. Karnında taşıması ve sütten kesmesinin süresi otuz aydır. Nihayet çocuk olgunluğuna ulaşıp kırk yaşına girince şöyle yakarır: “Rabbim! Bana ve anne babama lutfettiğin nimete şükretmeye, razı olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl. Benden gelecek nesli hayırlı eyle. Dönüp kapına başvurdum ve ben şüphesiz sana boyun eğenlerdenim! İşte cennetlikler arasında olan bu kimselerin yaptıkları güzel işleri kabul ederiz, kötülüklerini de görmezden geliriz. Bu kendilerine yapılagelen gerçek vaaddir. Ahkâf, 15-16” buyrulur.

Hayırlı evlat isek anaya, babaya iyi davranmakla mükellefiz. Hayırsızları bilemem. Onlar cezasına katlanacaklardır.

Anama hayırlı evlat olmaya çalıştım. Bugün Ekim’in 5’i. Rahmeti rahmana kavuşalı 5 sene oldu. Yâr olan, bizlere cennete götürecek yol ve yöntemleri öğretmeye çalışan Anam için Fatiha ve dualarınızı esirgemeyin.

Ana eğitendir, öğretendir, büyütendir, aç kalsa da besleyendir.

Bu sözler hakikati ifade ediyorlar.

Hakikatin “Naime” anamda tecelli ettiğini gördüm ve yaşadım. O bizim için hep yâr, ana ve baba olmuştur, bizim için çırpınmıştır ve cennetlik olalım diye öğrenme ve dirilme hayatımızı “Kur’an-ı Kerim” ile başlatmıştır.

Allah’ın rızasını kazanma yolunu kazandırma ve CENNET ŞUURU ile terbiye etmiştir.

Gazzeli anaların çocuklarına CENNETİ öğrettiği gibi ANAM da bizlere CENNET’i öğretmeye çalışmıştır, o şuuru kazandırmaya gayret etmiştir.

Anam, babanız gibi derviş olun derdi.

Bizler DERVİŞ’İN yetimleriydik.

Babam ismen Derviş idi. Yaşayışı da dervişçe imiş.

İşte anam bizlere cennetlik olalım diye bizleri cennete götürecek dervişliği öğretmeye gayret etti.

O ismiyle müsemma olmaya çalışandı. “Naim” isminin anlamı bolluk ve bereket, varlık demektir. Naim isminin bir diğer anlamı da cennetin bir bölümü demektir.” Kur’ani bir isimdir. Ayetlerde ifade edilmiştir.

İşte Naime anam böyle bir ANA” idi. Bereketli ve cennetli bir ana idi.

O babam “Derviş” ile evlenmiş ve “Ben” onların çocuğuyum.

Derviş kelimesinin bir anlamı “alçak gönüllü ve her şeyi hoş görü ile karşılayan kişi” demektir. Babamın da ismiyle müsemma olan biri olduğunu arkadaşlarının şahitliğinden öğrendik.

Evet.

Babam ben iki yaşında iken Rahmet-i Rahmana kavuşmuş olduğundan Naime anam derviş meşrebiyle bizlere hem analık hem de babalık yapmaya çalışmış, bizi gücü yettiğince bereketli ve helal rızıkla beslemiş, cenneti öğretmiş ve babamıza layık bir hoşgörüyle yetiştirmeye çalışmıştır.

Evet.

Anam Hz. Peygamberin izinde yaşamaya çalışan ve evladını bu örneklikle yetiştiren, yetiştirmeye çalışan biriydi.

Hayat devam ediyor.

Evet, Anamın emri hak gereği dünyasını değiştireli tam 5 yıl oldu.

Anam kimsesizdi. Sadece sığındığı, sığınabileceği yer “kimsesizlerin kimsesi olan Rabbulalemin”di.

“Anam” işte böyle bir “ana” idi. Kalan ömrünü Rabbulaleminin rızası için çocuklarına adamış bir “ana”ydı.

Ve.

Vefatının, hakka teslimiyetinin üzerinden tam 5 yıl geçmiş. Ne çabuk geçmiş.

5 Ekim 2021. Duasının kabul ve makbul olduğu gün.

“Yarabbi ben hazırım. Beni hiçbir kuluna muhtaç eyleme” duası makbul oldu. Elden ayaktan düşmeden, kimseye muhtaç olmadan ruhunu teslim etti.

Dilinde zikir, elinde tespih, ağzından ve dudağından hiç eksilmeyen Kur’an-ı Kerim tilavetiyle fani âlemden beka âlemine irtihal etti “ANAM”.

Her kâmil, mümin ve Müslüman için “ana” özeldir. Benim anam çok özeldi benim için.

Zira o bizlere sadece “ana”lık değil, “baba”lık etmişti ömrünce.

CENNET’i öğretmişti bizlere.

Mekânı Hz. Muhammed’in s.a.v. Firdevs cennetindeki ravzasıdır inşallah. O cennet-i âlâdadır inşallah.

Dualarımız ANAM için olsun aziz dostlar. Dualarınızı eksik etmemeniz temennisiyle.

Selam ve Sabırla…05.10.2026

 

 

4 Ekim 2026 Pazar

Foncular ve “Kanun” Ne İçin Çıkarılır

Foncular ve “Kanun” Ne İçin Çıkarılır

Veysi ERKEN Dr.

Fonlarla milyar dolarlarla soygun, vurgun, hırsızlık yapıldığı, fona para yatıranların dolandırıldığı söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor.

Daha önce Bankerlik ve bankalarla da vurgunlar ve soygunlar yapılmıştı.

Fon ticareti yapan örtülü bir kişi üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırılıyor, Müslüman, milliyetçi, nurcu, milli görüşçü kimlikli kişiler tetikçi olarak kullanılıyor.

Aidiyetlerini kaybetmiş, pespayeleşmiş olan bu tetikçiler biliyorlar ki fon düzenlemeleri İslamî fıkha göre yapılmış değildir.

Bu düzenlemeler kapitalizm dinine göre düzenlenmiştir.

Buna rağmen hırsızları, soyguncuları, rüşvetçileri, paradan kuleler inşa edenleri, metres olanları, metres edinenleri, ülkemizi Siyonistlere, İngilizlere şikâyet edenleri, gelişimi durdurmaya çalışanları görmezlikten gelerek İslam’a ve Müslümanlara saldırıyorlar.

İhanetin içinde olanlara değil piyonlara, piyonlaştırılmışlara, tetikçiliğe soyunanlara soruyorum.

Sahi bu kanunlar İslami hayatı güçlendirmek için mi çıkarıldı?

Yoksa herkes bu kanunlarla İslami olmayan bir ticaret yapabilsin mi çıkarıldı?

Başörtülü biri bu kanunları kullanarak, haksız kazanç elde etmesinin İslam’la ne ilgisi var?

Neden saldırıyorsunuz?

Evet.

“Kanun”lar niçin çıkarılır veya kanun hangi zeminde hazırlanmalıdır sorusu mutlak olarak cevaplandırılmaz ise hak ve hukuk kavramları anlam ve önemini kaybeder. İslam ve Müslümanlara saldırı vesilesi yapılır.

Tabii ki, öncelikle “KANUN” ne demek sorusunu cevaplandırmak gerekir. Sözlük anlamı olarak kanun “1. Hukuk, yasa. 2. Geçerli olan kural: https://sozluk.gov.tr/ “

Türkiye’deki cari uygulamalar anlamında ıstılah olarak kanun “Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunan genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır. https://sozluk.adalet.gov.tr/kanun” diye tarif edilir.

İster sözlük ister terim olarak ele alınsın kanun denildiğinde kurallar akla gelir.

Peki, bu kuralları kim vazedecek, kural vazetmenin zemini ne olacak?

Bu soruya cevap ararken iki zemin akla gelir. 1.Vahiy (tabii hukuk deniliyor) 2. Beşerin(insan) aklı.

Dolayısıyla beşeri kanun, insanlar tarafından ortaya konmuş olan kanundur. İlahi (Vahiy) kanunun zemini Allah Teâlâ tarafından belirlenmiştir.

Bu iki zemin doğru anlaşılmadıkça “kanun”ları tartışmanın anlamı olmuyor.

Bilindiği üzere beşerin(insan) aklı her zaman şaşabilir. Beşerin yetkilendirdiği kişi veya kurumlar her zaman toplumun veya bireyin hayatını zorlaştıran, iflas ettiren, mağdur ettiren “kanun”lar ortaya koyabilir.

Bunun binlerce misali vardır.

Özellikle vazedilen kanunlar inanç (bizim için İslam) ilkeleri ile çelişiyorsa kanun zulüm aracına dönüşebilir. Ticarette, toplumsal ilişkilerde, ailenin kuruluşu ve işleyişinde her zaman sıkıntılar, iflaslar karşımıza çıkabilir.

Bunun için diyoruz ki,

Bu kanunlar yüzünden, fonlarla haksız kazanç elde ettiği varsayılan bir kişi üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırı çukuruna düşmeyiniz.

Tabii ki biraz ahlakınız, vicdanınız ve geçmişinizle biraz bağınız varsa.

Özetle ister ithal deyin, ister beşer aklı ile deyin fark etmez.

Mevcut kanuni denilen düzenlemeler bütün alanlarda mutsuzluğumuzu ve cinnet halimizi arttırmaktan, aile, ticaret, komşuluk münasebetleri, toplumsal ilişkilerimizi bozmaktan, fonlarla haksız kazanç elde etmekte başka bir işlev görmez.

Dün bankerlikle, bankalarla, finans kuruluşlarıyla milleti soyanlar varlıklarını fonlarla devam ettirirler.

Selam ve Sabırla… 04.10.2026