26 Ağustos 2026 Çarşamba

Kızılelma Yolunda Bir Durak: Malazgirt

Kızılelma Yolunda Bir Durak: Malazgirt

Veysi ERKEN Dr.

Ey iman edenler! Sizi, elem verici azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve resulüne iman edersiniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. O sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere, adn cennetleri içindeki güzel köşklere koyar. İşte büyük kurtuluş budur. Hoşunuza gidecek bir şey daha var: Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih! Haydi, müminleri müjdele. Saff 10-13” ayetlerine mazlar olmak için gayret ediyor, cihad meydanında koşturuyor, Allah’ın adını yücelere en yüceye taşımaya çalışıyordu atalarımız.

Malazgirt’te gerçekleşen cihad bunun duraklarından biri olarak tarihte yerini kazımıştır.

Tıpkı atalarımız Alparslanlar, Fatihler, Yavuzlar gibi cihad meydanlarındayız.

Gönüllerin fethi, Allah’ın adını yüceltmek için meydanlardayız.

26 Ağustos 1071 yılı büyük bir cihadtır, fetihtir, zaferdir.

Batının ve batılın kapıları açılmıştır fetihler için.

Gönüller fethedilmiştir topraklarla birlikte.

Gençler İHA, SİHA, TİHA ve İslami yaşayışa dönüşleriyle gönülleri fethediyor, yakında toprakları da fethedecek inşallah.

Gönüller sürur bulacak, insanlar huzur bulacak.

Malazgirt zaferinin şiarı “ya şahadet ya zafer” idi.

Zafer nasip ve müyesser oldu. O cihad, fetih ve zafer şöyle tasvir edilmiştir merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından.

“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz'un ellibin tuğu
Andırır Altay'dan kopan bir çığı

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...
Ya Allah... Bismillah... Allahuekber”

Bugün 26 Ağustos 2026.

Bugün zaferi hatırlamak günü değil, yeni fetihlere, Kızılelma’ya yöneliş günüdür.

Kızılelma’mız gönülleri fethetmek, adaleti bütün dünyada tesis etmek ve İ’lay-ı kelimetullahtır.

Âleme nizam vermektir.

Günümüzün mücahitleri, iyi insanları, ahlaklıları da Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Miyanmar’da, Afrika’da ve dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında bu zaferleri tattıracak inşallah.

Selam ve Sabırla… 26.08.2026

Üstün Ahlak üzere olmak

Üstün Ahlak üzere olmak

Veysi Erken Dr.

 

Allah Hz. Muhammed Mustafa için “Sen elbette üstün bir ahlâka sahipsin. Kalem-4” buyurarak O’nu bizlere “Usve/ örnek” olarak gösterir.

Ayette “İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır. Ahzâb-21”

Allah’ın lutfuna umut bağlayanlar “kâl” ve “Hâl”lerini aynileştirirler ve bu şekilde ahlaklaşırlar.

“Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır. Saff, 2-3.” Ayetinde belirtildiği gibi yapılmayacak şeyleri söylemek çirkin ve reziletler olarak nitelendirir.

Üstün ahlak sahibi olan Hz. Muhammed’in yolunun yolcuları ahlakın fazilet özelliklerine sahiptirler.

Ahlâki özellikler nefiste subut bulmuş ve fiile dönüşen hususlardır.

Bilindiği üzere İslami zeminde ahlâk haline dönüşen ve melekeleşen fiiller;

1) Faziletler,

2) Reziletler olarak iki başlık altında toplanabilir.

 Faziletler

1– Hikmet

2– Adalet

3– İffet

4– Şecâat olarak terimlendirilir.

Yine “Başta hadisler olmak üzere İslâmî kaynaklarda hulk ve ahlâk terimleri genellikle iyi ve kötü huyları, fazilet ve rezîletleri ifade etmek üzere kullanılmış; özellikle iyi huylar ve faziletli davranışlar hüsnü’l-huluk, mehâsinü’l-ahlâk, mekârimü’l-ahlâk, el-ahlâku’l-hasene, el-ahlâku’l-hamîde, kötü huylar ve fena hareketler ise sûü’l-huluk, el-ahlâku’z-zemîme, el-ahlâku’s-seyyie gibi terimlerle karşılanmıştır. …

Hz. Peygamber, bir olan Allah’a itaat temeline dayalı bir ahlâkî ve dinî birlik sağlama görevini üstlenmiş, böylece kabile ve soy sop (hasep nesep) anlayışı yerine Allah’a saygı (takvâ), ferdî ve sosyal planda yücelmenin ve değer kazanmanın ölçüsü haline gelmiş; bu ölçüye uygun olarak İslâm’ın öğretileri, Allah’ın bütün yaratıklarına karşı merhametli olmayı, beşerî ilişkilerde dürüstlük ve güvenilirliği, karşılıksız sevgi ve fedakârlığı, samimiyet ve iyi niyeti, kötü eğilimlerin bastırılmasını ve daha birçok faziletleri ihtiva etmiş bulunmaktadır.

İslâm ahlâkının asıl kaynağı Kur’an ve onun ışığında oluşan sünnettir. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiştir).

Bu sebeple İslâm ahlâk düşüncesi Kur’an ve Sünnet’le başlar. Bu iki kaynak dinî ve dünyevî hayatın genel çerçevesini çizmiş, amelî kurallarını belirlemiş, böylece daha sonra fıkıhçı ve hadisçiler, kelâmcılar, mutasavvıflar, hatta filozoflar tarafından geliştirilecek olan ahlâk anlayışlarının temelini oluşturmuştur.” https://islamansiklopedisi.org.tr/ahlak

Hâsılı kelam.

Hz. Muhammed Mustafa’nın sav yolunda olanlar “üstün ahlak” sahibi olarak “ahlak” kavramını parçalamaz, faziletleri bir bütün olarak yaşamaya ve yaşatmaya çalışır.

“Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir. Hûd-112” ayetinde belirtildiği gibi hayatını sürdürmeye çalışır.

Selam ve Sabırla… 26.08.2026