29 Haziran 2026 Pazartesi

Gazze’de Yaşanan Soykırım hesabı Sorulacak

Gazze’de Yaşanan Soykırım hesabı Sorulacak

Veysi ERKEN Dr.

“Hoşunuza gidecek bir şey daha var: Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih! Haydi müminleri müjdele. Saff-13”

“O tövbekârlar, ibadet edenler, hamdedenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri! Tevbe-112”

Allah’ın vaadi olan müjdenin tahakkukunu bekliyoruz.

Zalimlerden, katillerden, Siyonistlerden hesap sorulmasını, tasfiyelerini bekliyoruz.

Konuşmaların, açıklamaların gereğinin kısa zamanda gerçekleşmesi için Rabbulalemin’e yalvarıyoruz.

Evet.

Erdoğan, "Mazlumlara el uzattık. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa, tüm imkânlarımızla orada olmaya gayret ettik. Bugün şu gerçeği bir kez daha tüm samimiyetimle, tüm yüreğimle burada siz dostlarımın huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu belagat olsun diye değil, gittiğim gördüğüm, ziyaret ettiğim yerlerde bizzat şahitlik ettiğim için söylüyorum. Nasıl Türkiye Türkiye'den daha büyükse, AK Parti de mensuplarından çok daha büyük bir harekettir. AK kadrolar olarak hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umuduyuz. Emin olunuz Gazze'nin yegâne umudu sizlersiniz, ayağa kalkmakta olan Şam'ın umudu sizlersiniz, küllerinden yeniden doğan Halep'in umudu sizlersiniz. Mogadişu'nun, Hartum'un, Beyrut'un, Trablusşam'ın, Trablusgarp'ın, umudu sizlersiniz. Unutmayın Lefkoşa size bakıyor, Bakü size bakıyor. Saraybosna, Üsküp, Prizren, Bağdat, Basra size bakıyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Unutmayın biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz. Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de kardeş coğrafyalarında ümmetin de vebali üzerindedir.

Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır. Bizim mazlumlara ödenecek borcumuz vardır. Bizim mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır.

Bakınız Gazze'de bir arabada yakınlarının cesetleri arasında sıkışmış halde ambulans bekleyen, bu sırada sağlık çalışanıyla birlikte dua eden Kur'an okuyan Hind Recep yavrumuzu kasten öldürdüler. Annesinin emzirdiği bebeği nişan alarak kasten öldürdüler. Parklarda, okullarda, hastanelerde, kuvözlerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler."

"BU SOYKIRIMIN HESABI HİÇ ŞÜPHE YOK Kİ SORULACAK"

Gazze'de saldırıların halen devam ettiğini ve bir soykırım yaşandığını vurgulayan Erdoğan, "Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak, sorulacak, sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak. Tüm kalbimle söylüyorum yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hind Recep'in o güzel gözleri, o masum gözleri, gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül'ü hatırlayın, Aybüke Yalçın'ı hatırlayın, Ayşe Nur Alkan'ı hatırlayın, Mehmet Selim Kiraz'ı hatırlayın, Ömer Halis Demir'i, Halil Kantarcı'yı hatırlayın, şehit Mustafa Cambaz'ı hatırlayın, 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan kopartılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu aziz kadro bugüne kadar Hz. Peygamber'in, ehli beytin, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin din, vatan, bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir." ifadelerini kullandı.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ak-parti-kampi-cumhurbaskani-erdogandan-onemli-aciklamalar-43221668

Hâsılı kelam.

Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Sudan’da ve bütün mazlum coğrafyalarda işlenen soykırımların hesabının sorulduğu, siyonizmin tafsiye edildiğinin müjdesini bekliyoruz.

Bizler şuna inanıyoruz.

“Nasr’un- minellah ve fethun karib”

Selam ve Sabırla… 29.06.2026

 

Küfrü Tercih Edenleri Dost Edinmeyin

Küfrü Tercih Edenleri Dost Edinmeyin

Veysi ERKEN Dr.

Münafık, müfsit seciyeli insan kılıklı ademler gerçeği, hakikati inkâr ederek, üstünü örterek küfre saparlar.

“Sözlükte “örtmek, gizlemek; nankörlük etmek” gibi mânalara gelen küfr (kefr, küfûr, küfrân), terim olarak genellikle “Allah’tan alıp din adına tebliğ ettiği hususlarda peygamberi tasdik etmemek, ona inanmamak” diye tanımlanır. https://islamansiklopedisi.org.tr/kufur

Hakikati gizlemeye çalışan, üstünü örtenlerin “DOST” edinilmemesinin gerektiğini ayetlerle belirlenmiştir.

Hakikatin, vahyin üstünü örtenlerin, vahyi ve sünneti unutturmaya çalışanların ZALİMLERİN kendileri olduğu belirtilir.

“Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin!

Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Tevbe-23”

Müminler küfrü tercih edenleri DOST edinmeyeceği gibi dünyevî olanın sevgisi de onu cihadtan alıkoymaz. Bekleyenler fasıklar güruhuna dâhil olur.

“Rasûlüm! De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, iyi iken durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli ise o zaman Allah’ın azap emri gelinceye kadar bekleyin! Çünkü Allah, böyle yoldan çıkmış fâsıklar gürûhunu doğru yola erdirmez. Tevbe-24”

Ayet şu şekilde tefsir edilmektedir.

“İnsanın sahip olduğu en yüksek duygulardan biri olan sevginin dereceleri, Gazzâlî tarafından şöyle sıralanmıştır:

1. İnsan öncelikle kendisini, kendi varlığına katkıda bulunan şeyleri sever.

2. Sevginin ikinci derecesi, kendisine iyilik ve ikramda bulunanları sevmektir.

3. Sevginin en yüksek mertebesi, herhangi bir yararlanma düşüncesine ve kişisel isteklere bağlı olmaksızın, sırf sevilendeki iyilik, güzellik ve yetkinlik gibi olumlu ve üstün nitelikler dolayısıyla sevmektir.

İnsanda sevgi, maddî olanı sevmekle başlar, mânevî olanı sevmekle kemale ulaşır; kendini ve kendine ait olanları sevmekle başlar, kendisinin dışındakileri, doğadaki güzellikleri ve nihayet bütün bu güzelliklerin yaratıcısı olan Allah’ı sevmekle kemale ulaşır.

İslâm düşüncesinde hakiki sevgi Allah sevgisidir. Çünkü bütün iyilikler ve güzellikler O’ndan gelir. “Yaratılanı yaratandan ötürü sevme” düşüncesine yükselebilen ve sevgiyi bu şekilde kavrayan insan, herkesi ve her şeyi sever:

……..

Bir başka anlatımla, insanın yakınlarını, kazanmayı ve kazancın sağladığı nimetlerden yararlanmayı sevmesi zaten onun doğasında bulunan bir gerçektir; Kur’an-ı Kerîm ise bu gerçeğe atıfta bulunarak, kişinin anılan sevgiden vazgeçmeksizin onu daha yücelere tırmanmanın vasıtası olarak görmesini istemektedir. Bu da ancak kişinin kendisini belirli bir kontrol altında tutmasıyla mümkündür ki, bu kontrolün ölçütü, hiçbir sevginin Allah sevgisinden ve O’nun değerli saydıklarından daha üstün görülmemesidir.

Bu anlayışa erişebilen insan bir yandan dünyevî istek ve bağların esiri olmaktan kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşur, diğer yandan da bütün sevgilerini anlamlı hale getirmiş olur. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tevbe-suresi/1258/23-24-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Küfrü tercih edenler DOST edinilemez. Onları DOST edinenler ZALİMLERDEN olur ve cehennem çukuruna yuvarlanır.

Küfrü tercih edenleri dost edinenlerinin dünyevî olanları sevmesi ve o sevginin içinde debelenip boğulması kaçınılmaz hale gelebilir.

Ölüm döşeğinde bile arsa satın alma peşinde koşanlar, mal ve mülklerini çoğaltma duygusuna sahip olanlar bunun misalleridir.

Selam ve Sabırla… 29.06.2026