22 Haziran 2026 Pazartesi

Denetimin Yaptırımı Yoksa

Denetimin Yaptırımı Yoksa

Veysi ERKEN Dr.

Hukuk denilen kanun nizamında adalete dayalı Denetim, yaptırım olmadığından “Suç”lar artmakta, “Ceza”lar işe yaramamaktadır. Bu sebeple her alanda “Suç” oranları ve “hakk” ihlalleri gittikçe artmaktadır.

Bizim inancımıza, İslam’a, töremize, örf ve adetlerimize aykırı bir şekilde yapılan düzenlemeler sebebiyle toplum adeta “suç” işleme mekanizmasına dönüştürülmekte ve toplumda cinnet hali oluşmaktadır.

Adeta “yapanın yanında kâr kaldı” anlayışı tahkim edilmektedir.

Bununla ilgili misaller sıralanabilir, hatta binlercesi verilebilir.

Mesela ticari emtialarda, üretimde, gıda ve temizlik sektöründe “”Denetim” yapılmakta, taklit, tağşişler tespit edilmektedir.

Bu denetimlerin yaptırım gücü olmadığından bahsi geçen alanlarda “suç” işleme oranları azalmamakta aksine artmaktadır. Bu tür işletmelerin faaliyetleri tamamen durdurulsa veya el konulsa bu suçlar ortadan kalkar.

Bir diğer misal öldürme, tecavüz, teşhircilik, fuhuş, casusluk gibi suçlardan verilebilir.  Haksızca insan öldürme suçunun cezası idam olsa suçların azalması kesinlik kazanır.

Tecavüz, teşhircilik, fuhuş, casusluk gibi suçları işleyenlere denk cezalar verilmiş olsa bu fiilleri işleyenlerin sayısı azalır. Denetimle yakalanan suçluları hapishanede birkaç yıl besleyerek dışarıya salmak çözüm değiş, suça teşvik olmaktadır.

Kısaca denetim yapıyor, yakalıyoruz diye övünüyoruz.

Suçluları yakaladıktan sonra dönüp cinayetler artıyor diye yakınmaya devam ediyoruz.

Irza tasallut, hırsızlık ve binlerce suç cezasız kalmakta ve toplumda bunalım, şiddet artmaktadır diyoruz.

Bize göre toplumda huzurun sağlanmasının bir tek yolu vardır.

İnancımıza göre bir hukuk düzenini işletmek, denetlemek ve kanuni mevzuatımızı ona göre düzenlemektir.

Ancak böyle bir düzenleme ve denetleme ile toplumda her “suç”a uygun “ceza” verilebilir ve huzur sağlanabilir. Bunlar yapılmazsa denetim suçu arttırmaktan başka bir işe yaramaz.

Hâsılı kelam.

Hak ve hukuka uygun “adil” düzenlemelerin ve denetimin yapılması ve bu yolla “suç” ve ceza” denkliğinin sağlanması toplumsal huzur ve refah için elzemdir, şarttır ve acilen yapılması gereklidir.

Bizim inancımıza, İslam’a, töremize, örf ve adetlerimize uygun düzenlemeler  ve denetlemeler yapılmadığı müddetçe  toplumun adeta “suç” işleme mekanizmasına dönüşmesine ve toplumda cinnet hali oluşmasına engel olunamayacaktır.

Selam ve Sabırla… 22.06.2026

 

 

Boykot Şuuru

Boykot Şuuru

Veysi ERKEN Dr.

“Hepimizin standart insanlar olmamız tercih ediliyor-aynı biçimde düşünmek, aynı biçimde hareket etmek, aynı biçimde yaşamak ve aynı şeye inanmak. Oysa özgür düşünme bir seçenek değil, bir haktır. Seçim yapmak cesaret ve enerji gerektirir. Güçlü ve bağlayıcı bir seçim yaptığınızda, hedefinize odaklanırsınız. Hayatta bir şeyi başaran herhangi birinin birçok seçeneği vardır, ama bunlardan sadece birisi başarmak istediği şeydir. Pat MESİTİ”

 

Haftada bir yazdığımızdan dolayı bazen çok önemli mevzuları işleme imkânını kaybediyoruz. Bu durum bizi sıkıntıya sokmaktadır. Alın size birkaç misal:

“Başörtüyü siyasal simge olarak kullananları bakışlarından anlıyoruz.”

“İki ticari kuruluş arasındaki TV satış meselesine karışanın tavrını açıklamak devlet sırrını açıklamaktır.”

 “Başörtülüler bizi çok yordu. Onun için kayıt esnasında onları özel odaya alıyoruz ve görüşmeleri kaydediyoruz.”

“Milli Eğitimde para toplamanın 25 yolu”

 “Sekiz yıl bizim değil”

 “Burası Türkiye her şey olabilir.”

Bu görüşler sıradan insanların değil yönetim gücünü elinde bulunduranların tarihe mal olan ve unutulmaması gereken sözlerdir. Bir gün size lazım olabilir. “Bu sözlerle hayatınızı cehenneme ve üniversiteleri belene kampına çevirenleri asla unutmayın.” Türkiye’nin kurtuluşunun bir gerekçesi de unutmamak olacaktır. Bu böyle biline.

Bu girizgâhtan sonra son iki yılda yapılanları unutmayan güzel insanlardan bahsetmek istiyorum. Malatya’nın güzel insanları Türkiye’nin ümidi. Neden Malatyalılar diyorum Sadece Malatya vilayetimizi ziyaret etme imkânı bulduğum için. Eminim ki, aynı şuur Anadolu’nun her vilayetinde, her beldesinde ve köyünde gelişmektedir. Ne kadar güzeldir bu şuur. Ben buna “boykot şuuru” diyorum. Hayatı cehenneme çevirenlerin “boykot” edilmesi.

Malatya’da gelişen bu şuuru bir kaç misalle açalım. Malatyalılar eskisi kadar kartelcilerin müsveddelerini alıp okumamakta, marketlerinden alışveriş etmemektedirler. Bu boykot kavramı gittikçe büyümekte ve güzel vatanımızda hayatı bize zehir etmek isteyen Boğazdaki oligarşik aşireti ve onların devşirilmiş tetikçilerini reddetmektedir.

Sömürgecilerin Maraş’ta, Antep’te, Urfa’da ve Anadolu’nun başka vilayetlerinde sergiledikleri tutumun benzerini sergileyen, hatta onların icraatlarından daha kötü icraatta bulunan bu sülük aşiretin şerrinin defedilebilmesi “boykot Şuuru”na sahip olunmakla mümkün olacağı bilinmelidir.

Boykot, bir çırpıda “bankalara 900 trilyon liralık” rahatı değil, hakkın hak sahibine teslimini beraberinde getirir. Fertlerde geliştirilecek boykot şuuru burası Türkiye her şey olabilir, sekiz yıl bizim değil diyen aşiret şürekâsının ebediyen yönetimden uzaklaştıracağı gibi, onlara yağcılık olsun diye alışverişi devlet sırrı gören insanların gerçek yüzlerini ortaya çıkaracaktır.

Malatya’da müşahede ettiğim ve Anadolu’nun her yerinde var olduğunu zannettiğim “boykot şuuru” halkın iradesinin yönetime gerçek anlamda yansımasının başlangıcı durumundadır. Bu şuur yeterince gelişemezse “ayakları baş” olarak görmeye devam etmemiz kaçınılmaz olur.

“Hâkimiyet bila kayd u şart milletindir” sözünün tecelli etmesi ve hayatımızı zihin, iktisat, kültür ve ruh boyutuyla esaret altına alma gayreti ve çabası içinde olan dış bağlantılı aşiret ve şürekâsının şerrinin bertaraf edilmesi için insanımızı boykot şuuruna sahip kılmamız gerekir.

Bu şuurlandırma vetiresinde görev almak her müminin görevidir.

Tıpkı Malatya’da olduğu gibi.

Vesselam. 05.09.1998

Not: Unutmak pusudur. Pusuya düşmemek için 28 yıl önce yazdığım yazıyı paylaşıyorum.