4 Nisan 2026 Cumartesi

Alpaslan Türkeş’in liderliği

Alpaslan Türkeş’in liderliği

Veysi ERKEN Dr.

Merhum Alpaslan Türkeş milletimizin hayatında derin izler bırakmış bir şahsiyettir.

Milletimize İslamî bir şahsiyet kazandırmaya, milletin birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna sahip olması için çabalamıştır.

MHP ve ülkücüler davasının iddianamesine bakıldığında Alpaslan Türkeş ve dava arkadaşlarının şeriatçılık ve cihad anlayışı ile suçlandıklarını göreceklerdir.

Merhum Alparslan Türkeş 1993 yılında yaptığı bir konuşmada “Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar. Bir milletin güçlü olması, insanların güçlü, kuvvetli olması her şeyden evvel İmanlı olmasına ve Ahlaklı olmasına bağlıdır. İmanını kaybeden ahlaksız bir toplum yıkılır gider. Müslüman Türk Milleti olarak, Türk Dünyası olarak, İslam Âlemi olarak birçok düşmanlıklarla karşı karşıyayız ama hepsinin başında gelen en büyük düşmanlar nelerdir...

 En büyük düşman imansızlık, ahlaksızlık ve cehalettir, cahilliktir. Her şeyden evvel temiz ihlâslı, gerçek imân ve ahlâk sahibi olmalıyız. Sağlam ahlak sahibi olmalıyız, bunun ile beraber cehaletten kurtulmalıyız. Eğitim ve öğrenim seferberliği yapmalıyız.”  https://www.youtube.com/watch?v=GNSwnw9rRxs diyordu.

Bunun için ülkücüler “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın” ve “Çağrımız İslam’da dirilişedir” diye haykırıyordu.

Merhum Alpaslan Türkeş bu gaye için ülkücülüğü “Ülkücülük her türlü haksızlığa karşı boyun eğmeyen, asil bir başkaldırı hareketidir” diye tanımlıyordu.

Ülkücü bölücülüğe karşıdır.

Başbuğ Alparslan Türkeş, Kürtleri Türk milletinin ayrılmaz bir parçası ve "öz kardeşleri" olarak tanımlamış, "Kürt ne kadar Kürtse, Türk o kadar Kürt'tür; Türk ne kadar Türk’se, Kürt de o kadar Türk'tür" sözüyle birlik mesajı vermiştir. Kürt meselesini bir aile meselesi olarak görmüş, ırkçılığı reddederek İslamiyet çatısı altında bin yıllık beraberliği vurgulamıştır. 

Evet.

“Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar” ve imansızlık ve ahlaksızlık sebebiyle çözülür, çöker, dağılır ve yok olur.

Ve.

Ülkücüler bunun için “çağrımız İslam’da dirilişedir”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” demişler ve “İ’layı Kelimetullah için nizâm-ı âlem” ülküsünü benimsemişlerdir.

Maalesef günümüzün Türkiye’sinde bu ilkeler, iman ve ahlak ilkeleri neredeyse ortadan kalkmış “İ’layı Kelimetullah için nizâm-ı âlem” ülküsü terk edilmiş, imansızlık ve ahlaksızlık insanların boyunu aşmıştır.

Milliyetçiyim, ülkücüyüm, kısaca Müslüman’ın diyen herkesin, her kuruluşun, her Müslüman ferdin kendine, özüne ve İslam’a dönmesi, İslam’ı öğrenmesi ve yaşaması gerekir, şarttır, elzemdir, farz-ı ayındır.

Her ferdimizin “iman ve ahlak”la teçhiz olması gerekir ki, milletimiz ayakta dursun, güçlü olsun ve yaşasın.

Yaşama ölçüsü ve zemini bellidir.

Kendi yaşayışımızı Kur’an ölçütleriyle mukayese etmek ve yaşamakla mükellefiz.

İşin özü İslam’la İslamlaşmadır.

Gerisi teferruattır.

İslam imanı, şuuru ve ahlakına sahip olmayanlar ülkücü olamaz ve bu millete hayrı dokunamaz.

Acil bir eğitim ve yaşayarak yaşatma seferberliğine ihtiyaç vardır. Bu yapılmazsa nesillerin yok olmasına şahitlik edeceğiz.

Bilhassa kendini ülkücü olarak addeden, Kızılelma’sı olan herkese diyorum ki, merhum Alparslan Türkeş’in konuşmasını ve kardeşlik tarifini hayatınızda tatbik edin.

Tekraren.

“Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar. Bir milletin güçlü olması, insanların güçlü, kuvvetli olması her şeyden evvel İmanlı olmasına ve Ahlaklı olmasına bağlıdır. İmanını kaybeden ahlaksız bir toplum yıkılır gider. Müslüman Türk Milleti olarak, Türk Dünyası olarak, İslam Âlemi olarak birçok düşmanlıklarla karşı karşıyayız ama hepsinin başında gelen en büyük düşmanlar nelerdir... En büyük düşman imansızlık, ahlaksızlık ve cehalettir, cahilliktir. Her şeyden evvel temiz ihlâslı, gerçek iman sahibi olmalı ve ahlâk sahibi olmalıyız. Sağlam ahlak sahibi olmalıyız, bunun ile beraber cehaletten kurtulmalıyız. Eğitim ve öğrenim seferberliği yapmalıyız.”

Vefatının yıldönümünde Alpaslan Türkeş’i rahmetle yâd ediyorum.

Mekânı cennet olsun.

Selam ve Sabırla… 04.04.2026

Savaşta Arkasını Dönenler

Savaşta Arkasını Dönenler

Veysi ERKEN Dr.

İmtihan dünyasındayız ve hangimizin güzel ameller işlediğimizle ilgili deneneceğiz.

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. Mülk-2”

Ayetten anladığımıza göre “ölüm ve hayat” insanın denenmesi için yatılmıştır. Her nefis ölümü tadacaktır.

Önemli olan sabrederek imtihanı kazanmaktır. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!

Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır. Bakara, 155-157” buyrulmaktadır.

İmtihanın büyüklerinden birisi de “kâfir”lerle olan savaştır.

Kâfirler mümin Müslümanlara, Allah’a teslim olanlara her konuda savaş halindedirler.

Kâfirler maddi ve manevi her alanda müminlere, mazlumlara saldırmakta, soykırım, vahşet, işgal, talan fiillerini işlemektedir.

Allah, müminlere savaş halinde arkalarını dönüp kaçmamalarını emretmektedir.

“Ey Müminler! İnkâr edenlerle savaşta karşı karşıya gelince onlara arkanızı dönüp kaçmayın.

Kim savaş için yer değiştirmek veya başka bir birliğe katılmak amacıyla olmaksızın savaş sırasında düşmana arkasını dönüp kaçarsa Allah’ın öfkesine uğramış olur, onun varacağı yer cehennemdir, ne kötü bir son!  Enfâl,15-16” buyrulur.

Kâfirlerle savaşmaktan kaçınmak, geri dönüp kaçmak büyük azabı gerektirir.

Savaş.

Unutulmamalıdır ki KÂFİRLER müminlerle her cephede savaş halindedir.

Kâfirler iyiliklere düşman kötülüklere dost ve bekçidirler.

İşleri şeytana uymak ve kötülükleri yaymak, insanlığı ifsad etmektir.

Müminin görevi her türlü kötülükle ve kötülerle savaşmak ve cihad etmektir.

Zafer arkasını dönenlerin değil, Allah’ın emirleri doğrultusunda Kâfirlerle savaşıp arkasını dönmeyenlerindir.

Selam ve Sabırla… 04.04.2026