7 Haziran 2026 Pazar

Verilen Sözde Durmak, Gereğini İfa etmek

Verilen Sözde Durmak, Gereğini İfa etmek

Veysi ERKEN Dr.

“Ahde vefa gösterin; çünkü ahid sorumluluk doğurur. İsrâ-34” ayetini esas alıp hayatımızı kurgulamamız ve verdiğimiz söze sadakat göstermemiz gerekir.

Ahde vefa, verilen sözde durma Müslüman müminin şiarındadır.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.”  (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108)”

Ayet ve sünnetten açıkça anlaşılıyor ki ahid’e sadakat esastır.

Bunun için yerine getiremeyeceğimiz veya yerine getirdiğimizde bize, inancımıza, dinimize, ahlakımıza zarar verecek sözleri vermemeliyiz, böyle bir konuda ahidleşmemeliyiz.

Ahdin, verilen sözün ehemmiyetini merhum Mehmet Akif’e atfedilen bir misalle izah edelim.

Merhum Mehmet Akif Ersoy sözünde durmamayı "namusa mugayir sayarmış" Mithat Cemal Kutay, Mehmet Akif ile olan bir hatırasını anlatıyor.

 Akif ve Mithat Cemal bir Cuma günü buluşmak için sözleşirler. Mithat Cemal'in evinde buluşacaklar. Ogün sabah adam boyu kar yağmış. Soğuk, tipi dışarı çıkılacak durum yok. Arabalar, tramvaylar, tren ve vapurlar işlemiyor. Vakit öğle oluyor.  Mithat Cemal KUTAY'IN kapısı çalıyor. Kapıyı açan KUTAY karşısında Akif'i görünce şaşıyor. Bıyıkları bile soğuktan buz tutmuş halde. Bu halde Beşiktaş'tan Çapa'ya nasıl geldin dercesine yüzüne bakan Mithat Cemal'e :" Gelmemem için kar tipi kâfi değil, ölmem lazımdı. Çünkü geleceğim diye söz vermiştim, ahidleşmiştik" der.

 

Merhum Muhammed İkbal "Kaçın Bu Müslümanlardan, Sığının İslam'a" derken Kur’an-ı Kerim’i ve uygulaması olan sünneti okumayanları, öğrenmeyenleri, anlamayanları, merhum Mehmet Akif gibi sözünde duranları değil, sözünde durmayanları, ahdini bozanları ve İslam’ı yaşamayanları kast etmiştir diye düşünüyorum.

Sözde durmak, ahde sadakatin ehemmiyetini Allah “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır. Saff, 2-3” ayetlerinde de buyurur.

Maalesef Müslümanların çoğu İslam’ı yaşamadığı, söz ve eylemlerinde tutarlılık bulunmadığı, ahidlerinde sadakat göstermedikleri için kaçınılacak vaziyettedirler. Pek çoğu da münafıkların alametlerini taşır.

Siyonist haçıların, uşaklarının, işbirlikçilerinin ve piyonlarının eylemlerini, söylemlerini, medyadaki söylediklerini ve sosyal medya denilen mecralarda yaydıklarını tekrarlayan Müslüman görünümlü münafıkları gördükçe ahde vefanın ehemmiyetini ve merhum Muhammed İkbal’in sözünün ne kadar isabetli olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Münafıklaşmış kitle Siyonist haçlıların ağzıyla konuşup yalan söyleyen, söz verince yerine getirmeyen, emanete ihanet eden durumda ve Müslümanlara kâfirlerden daha fazla zarar verir durumdadır.

Müslüman geçinen bu tipler Gazze’deki, Doğu Türkistan’daki, Sudan’daki, İran’daki katliamı, vahşeti görmez Siyonistlerin yalanlarını paylaşır, onlara piyonluk, uşaklık yapar.

Bunun için bu tipler için söylenmiş olan "Kaçın Bu Müslümanlardan, Sığının İslam'a"  tespiti doğrudur ve “İslam’a” sığınmalıyız, öğrenmeliyiz, okumalıyız, anlamalıyız ve yaşamalıyız ki ahdimize sadakat gösterelim, sözümüzde duralım, Kurban ve sünneti yaşayarak İSLAMLAŞALIM, MÜSLÜMANLAŞALIM.

Selam ve Sabırla… 07.06.2026

Kudüs Valisi Olma Hayali

Kudüs Valisi Olma Hayali

Veysi ERKEN Dr.

İçişleri Bakanı MUSTAFA ÇİFÇİ Bey’in Allah’tan niyazı şu imiş. “Niyazım şuydu, Rabb'im bir gün bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et. İnanıyorum ki Cenabıhak o günleri bizlere gösterecek, mutlaka gösterecek. Buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hükümet tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Çok güzel bir lider var." https://www.haber7.com/siyaset/haber/3633601-bakan-ciftci-rabbim-bana-kudus-valiligini-nasip-et

Bu niyaz’a, duaya amin demeyenin imanında, Allah’a teslimiyetinde eksiklik vardır.

Hayal kurmasını bilmeyen, şuursuz bir cesettir.

Bilindiği üzere  “Hayali olmayanın hakikati olmaz” diye çok önemli bir deyim vardır. Buna gerçekten inanıyorum.

Mustafa Çifçi Bey’in niyazı, duası ve hayali her Müslüman’ın, Türk’ündür.

Tarihi hadiselere baktığımızda fetihlere imza atanların tamamının niyazının, duasının, “Hayalleri”nin olduğunu fark ediyoruz.

Selçuk bey’den Alparslan’a, Melikşah’tan Kılıçaslan’a’, Selahaddin'den Fatih'e, Tarık bin Ziyad’tan Kaptan-ı Derya olan Barbaroslara kadar hepsinin hayali vardır ve o hayali tahakkuk etme peşinde koşmuşlardır.

Endülüs’ten, Türkistan’a, Afrika’dan, Avrupa’ya uzanan fetihler duası, niyazı ve hayalleri olan tarafından gerçekleştirilmiştir.

Mustafa Çiftçi Bey’in niyazını, duasını, hayalini daha önce Devlet Bey şöyle dillendirmişti.

“MHP Lideri Devlet Bahçeli;  “Kudüs Bozkurtları” Göreve hazır!

Adına ister Gönüllü Kudüs Sevdalıları densin, isterse de Gönüllü Kudüs Bozkurtları, zulmün karşısındadır.

Nitekim kahramanlar ihtiyaç hâsıl olursa Zeytin Dağı’ndan Kudüs’e bakmasını, Gazze’deki bebekleri cesaretleriyle muhafaza etmesini bileceklerdir.

 Bu sözlerimden kim ne anlamak istiyorsa onu anlasın.

 İlk kıblemizin şerefini korumak yeri gelirse görevimizdir.

 Buna da hazırız." https://twitter.com/ibrahimkaragul/status/1732346620040122867

Bir zamanlar imanları gereği hayalleri olan yöneticilerimizin ve milletimizin imanları ve hayalleri çalındı.

İçteki münafıklar araç olarak kullanıldı.

Artık hayali olmayan “ceset”lere dönüştürülmüş idik.

Yeniden “hayallerimiz” yeşermeye başladı.

Devlet Bahçeli ve Mustafa Çiftçi Beylerin açıklamaları hayallerimizin daha gür yeşermeye başladığını, niyaz ve duamızın kabule yakın olduğunu gösteriyor.

Bizler, Müslümanlar, İ’layı Kelimetullah için Nizam-ı Âlem ülküsüne inananlar daima şunu haykırmışlardır.

Ülkenin yönetimine talip olanların gerçekleşebilir hayalleri olmalıdır. Yöneticiler yönettiklerini bu hayale inandırmalıdır.

Hayal sadece ülkenin insanı ile değil dünyayı kapsayıcı da olmalıdır. Bütün ümmeti harekete geçirebilmelidir.

Unutulmamalıdır ki hayal kurmak ve onu gerçekleştirmeye çalışmak fıtri bir duygudur. Yönü ve hedefi yetişme ve yetiştirilme tarzına göre farklılaşır.

Mustafa Çiftçi Bey’in bu hayalle yetiştiğini görüyoruz. Niyazın ve duan mebrurdur, ankarib duan kabul ve makbul olsun, Kudüs valiliği makamı sana nasip ve müyesser olsun.

Bu duana âmin demeyenler kahru perişan olsun.

Selam ve Sabırla… 07.06.2026