Dünya Ahiretin Tarlasıdır
Veysi ERKEN Dr.
Hz. Muhammed Mustafa (sav) “Dünya ahiretin tarlasıdır” buyurmuş.
Dünya hayatı tarla olduğuna göre dünyada ektiklerimizin mahsulünü hem “dünya”da hem de “ahret”te elde edeceğiz.
Bunun içindir ki “diken ekip buğday elde edilmez” gerçeğini kabullenmemiz ve ona göre yaşamamız gerekir.
Aslolan hayatımızın her alanını helal tohumlarla inşa etmektir.
Cehdimiz ve cihadımız Allah’ın rızasını kazanmak ise tohum olan amellerimiz buğday gibi olur, dünyamızı ve ahretimizi mamur eder, bereketlendirir.
Ayette “Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tek tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lutfu pek geniş olan ve her şeyi hakkıyla bilendir. Bakara-261”
Özetle “Yeryüzü bizim yaratılış gayemizi gerçekleştireceğimiz bir yurttur. Dünya hayatı rabbimizin bize bir ihsanıdır. Dünya hayatı geçici, ölümlü ve fâni hayattır. İnsana verilen ikinci hayat ise, âhiret hayatıdır. Bu, ölümden sonraki hayattır. Bu, en son hayattır. Bu, ebedî, ölümsüz ve bâki olan hayattır.
Dünya ve âhiret hayatı, birbirinin devamı olan iki hayattır. İnsan ilk olarak dünya hayatına gözlerini açtığı için bu hayata “yakın hayat” anlamında “dünya hayatı”, dünyaya gözlerini yummasının ardından son olarak âhiret hayatına intikal ettiği için bu hayata da “sonraki hayat” anlamında “âhiret hayatı” denmiştir.
Dünya hayatı, ebedî hayat olan âhiret hayatının kazanılacağı ve şekilleneceği yegâne yerdir. Bu nedenle insanın sonraki hayatta (âhirette) bulacağı şey, ilk hayatında (dünyada) iken elde ettiği şeydir. İnsan, dünya hayatında kendisi için ne gibi bir hayır işlerse, âhirette Allah katında onun karşılığını bulacaktır. “Dünya âhiretin tarlasıdır.” şeklindeki hikmetli sözde de ifade edildiği gibi, cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçe, cehennem de ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir yangın yeridir. https://www.diyanethaber.com.tr/dunya-ahiretin-tarlasidir
Hâsılı kelam.
Dünya hayatında iken “ne ekersen onu biçersin” ilkesini unutmadan öyle helal ve Allah’ın rızası için bir hayat yaşayalım ki tabutumuzun başında “nasıl bilirdiniz?” sorusuna yalandan iyi bilirdik denilmesin.
Selam ve Sabırla… 17.09.2026