25 Mart 2026 Çarşamba

Müptezelleşenler, Tezekleşenler

Müptezelleşenler, Tezekleşenler

Veysi ERKEN Dr.

“Şüphesiz Allah size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle görendir.” Nisa-58

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevk etmesin! Adâletli olun; takvâya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdârdır.” Maide-8

Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve yakın akrabanızın aleyhinde bile olsa, Allah için doğru dürüst şâhidlik yaparak, adâleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun! Hakkında şâhidlik yaptığınız kimse zengin de olsa fakir de olsa böyle davranın. Çünkü Allah, ikisine de sizden daha yakındır, hâllerini daha iyi bilir. Şu hâlde, sakın âdil davranmaktan yüz çevirip nefsin arzularına uymayın. Eğer dilinizi eğip büker, gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz, başınıza geleceği siz düşünün! Zira Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdârdır.”Nisa-135

Allah adil olmamızı emrediyor. Şu veya bu sebeple “kinlerini, öfkelerini” “din” edinenler “adaletten fersah fersah kaçıyor.

Tezekleşen epey adem türemiş.

Bilhassa Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a öfke ve kin kusan eskimiş “milli görüşçüler adaletten ve insanlıktan tamamen kopmuşlardır.

Ekseriyetinin fetöitizmin tesirinde kendilerini gizlemek için YRP veya SP’li geçinen tipler olduğunu düşünüyorum.

Bunlar dönüşerek tezekleşmişler ve her şeytani işi savunur hale gelmişlerdir. Kendilerine göre savunma mekanizmaları geliştirdiklerini biliyor ve görüyoruz.

Yıllar öncesine gitmeye gerek yok.

İstanbul ve Ankara Belediye başkanları ile ilgili yapılan soruşturmaların neticesinde açılan davalar ve istenilen soruşturma izinleri karşısındaki müptezellerin savunma mekanizmalarını bilmek yeterlidir.

Evet.

Müptezellerin savunmaları şudur.

Melih Gökçek ile ilgili soruşturma izni verilmedi, şimdiki başkan için talep ediliyor.

Müptezel gayrı Müslimlere sormuyorum bile onlar vazifelerini yapıyor. Müptezelleşmişlere ise diyorum ve soruyorum.

Varsayalım ki Melih Gökçek hata yaptı, günah işledi, kamu mallarını çarçur etti.

Mansur’un veya bir başkasının kamu mallarını çarçur etmesini haklı çıkarır mı? Meşru hale getirir mi?

Konserler, heykeller, hıdırlıktepedeki kazıklar ve benzer işlerde dönen dolapları, akıtılan imkânları, paraları aklar mı?

Allah’ın suyu parayla satılır mı deyip suya yüzde binlerden fazla zam yapmayı meşru kılar mı?

Para kulelerinin inşa edilmesini meşru kılar mı?

Teleferiği durdurmayı, Ankaparkta milyonlarca zararı meşru kılar mı?

İstanbul’daki soyguna girecek olursak yüz binlerce sayfa yazmak gerekecek.

Maalesef İslam’dan koparak müptezelleşmişler böyle bir savunma mekanizması geliştirmiş ve ahlaksızlaşarak haksızlığı, hırsızlığı, edepsizliği, tecavüzü, rüşveti savunur ademlere, şeytanlara dönüşmüşlerdir.

Kısaca İslami terbiyeden mahrum nesiller arttıkça hırsızları, rüşvetçileri, arsızları, edepsizleri, fahşayı savunanların ve yaşayanların sayısı artmaktadır.

Maalesef zihinleri işgal edilmiş, dönüştürülmüşlerin, eskitilmişlerin sayısı artmış ve bu güruh her türlü ahlaksızlığı, hırsızlığı, tecavüzü, rüşveti savunur hale gelmiştir.

Tabii ki bu artışta iyi bilinenlerin yanlış uygulamaları ve yaklaşımları da önemli rol oynamaktadır.

Eba Müslim Horasanı “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu”  tespitinde bulunmuştu asırlar önce.

Bu tespit doğrudur.

Bunun en tipik misali günümüzün hırsızlarını savunan güruha dönüşenlerdir.

İktidar mensupları kendilerini iktidara taşıyan kitleleri, İslami hassasiyetleri ve yaşayışları, az gelirli olanları terk edip, kapitalistleri, yabancı sermayedarları, Türkiye’yi sömürenleri, ahlaksız sanatçıları(!) kazanacağım diye onlara yöneldi.

Bunun sonucunda iktidarı terk eden kitle hırsızlara, rüşvetçilere, ahlaksızlara, fuhşiyatı savunanlara, İslam düşmanlarına yönelmeye, konsercileri, heykelcileri, halka hizmeti olmayanları savunmaya başladı.

Maalesef bu yöneliş kalıcı olmaya başladı.

Son maaş artış teklifleri, yüzdelik tekliflerle milletin gelirlerinde YÜZ DELİK daha açma çabaları, emeklilerin seyyanen zamdan mahrum edilmeleri dostların terkinin belirgin olduğunu göstermektedir.

Unutulmamalıdır ki, “fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile edile huylara dönüşür ve can çıkar huy çıkmaz misali kalıcı olur.”

Konser, heykel ve başka adlarla kamu imkânlarını heba edenleri savunanların durumu ve savunmaları mekanizmaları bunun göstergesidir.

İktidar sahipleri bu durumu görüp tedbir almazsa hırsızları, soyguncuları, rüşvetçileri savunan grup çoğalacak ve ülkemizin yıkılmasına yol açacaktır.

Ayette belirtilir.

Bir topluluk kendindeki güzel vasıfları değiştirip kötülüğe dönüşmedikçe nimet kesilmez.

Müptezelleşenler, tezekleşenler yüzünden nimet kesiliyor maalesef.

Selam ve Sabırla… 25.03.2026

Muhsin Başkan

Muhsin Başkan

Veysi ERKEN Dr.

Hayatta iken onu terk edenler, hakaret dolu mektuplar yazanlar bugün Muhsin Başkanı anıyoruz diye istismar yarışına kalkışıyorlar.

Kimi parti kurarak istismar etmeye çalışıyor, hele hele bölücülerin oylarıyla seçilenlerin istismarı had safhaya ulaşıyor.

Merhum Seyyid Ahmet Arvasi “Yaşanmayan bir davanın, yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar. Zafer; davasını yaşayarak yaşatanlarındır” tespitinde bulunmuştu.

Bu tespit doğrudur ve Muhsin başkan davasını yaşamaya çalışıyordu.

İstismar yarışına girenlerin geçmişte de dava ile ilgileri yoktu.

Yaşanmayan dava demek İnanıldığı gibi yaşamamayı ifade eder.

Muhsin Başkan davasını yaşıyor ve bunu Ordu Gazzelilerin yanında savaşmalı hakkı ayakta tutmalı diyerek haykırıyordu.

https://www.youtube.com/shorts/xjjBsD8XGgc

İnanıldığı gibi yaşamamak Allah’ın gazabını celb eder. Ayetlerde; “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?  Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır. Saff,2-3” buyrulur.

Muhsin Başkan inandığını yaşayarak çirkin davranışlardan uzak duruyordu.

Dava İslam ise, İslam’ı yaşamak gerekir diyordu Muhsin Başkan.

 İslam yaşandıkça yaşatılır, insanların İslam’la ihya olunmasına sebep olunur.

İslam Dini; Allah katında geçerli dinin adıdır. Bu dine inananlara da Müslüman denilir. Muhsin başkan mümin Müslümanlardandı.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Allah nezdinde hak din İslâm'dır. …"  (Âl-i İmrân; 19)

"Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır."  (Âl-i İmrân; 85)

Muhsin Başkan İslam dininin mümini ve mücahidiydi.

İslam çağlara ve nesillere hitap eder ve bunu dava olarak benimseyenler, ilkelerini, kurallarını kısaca vahyi ve sünneti yaşadığı ölçüde yaşatır, etkili olur.

Muhsin Başkan bunu yaşayandı.

Kassam, Gazze’liler de Muhsin Başkan gibi yaşayanların canlı misalleridir.

Hamas, İslam’ı yaşayıp cehd ettiği için batıda batıllar arasında insanların ihyasına vesile olmuş ve olmaktadırlar.

Onun için “Zafer; davasını yaşayarak yaşatanlarındır” tespitini doğru buluyoruz.

Yaşayanlar Allah için, Allah yolunda cihad ederler.

"Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size «Müslümanlar» adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!"(Hac; 78)

Davasını bihakkın yaşamaya çalışanlara Allah yardımını ve yakın bir fetih vaat ediyor.

“Hoşunuza gidecek bir şey daha var: Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih! Haydi, müminleri müjdele. Saff-13

Yaşamayan yaşatamaz.

Yaşamayanları çoğu “İnsanlardan bir grup da vardır ki, gerçekte mü’min olmadıkları halde “Allah’a ve âhiret gününe iman ettik” derler. Bakara-8” seciyelidir ve “Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah, hastalıklarını daha da artırmıştır. Yalan söylemeleri sebebiyle onlar için can yakıcı bir azap vardır. Bakara-10” ayetinde belirtildiği gibi marazlıdır.

Hâsılı kelam.

“Yaşanmayan bir davanın, yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar. Zafer; davasını yaşayarak yaşatanlarındır”

Muhsin başkanı anmak isteyenlere tavsiyemiz şudur.

Onun İslam davasını anlayınız, yaşayınız ki onu anmış olasınız.

Rabbulalemin rahmet ve merhametiyle muamele eylesin, mekânı Firdevs cennetidir inşallah.

Selam ve Sabırla…25.03.2025