Erol Dok’u Nasıl Bilirdiniz?
Veysi Erken Dr.
Nasıl bilirdim.
Allah’ın rızasını kazanmak, İ’layı Kelimetullah için cehd eden, “çağrımız İslam’da dirilişedir” davasının davacısı olarak bilirdim.
O taş medresede, medrese-i yusufiyede talim etmiş biriydi.
İnancı, davası olan İslam için mücadele eden, İslam’ı kâmilen yaşamaya çalışan biriydi.
Ben öyle bilirdim ve buna şahitlik ederim.
O, 30 Ekim 2021 günü bir alperen daha dar-ı bekaya irtihal etti. Arkasından el sallanmayan sessiz gemiyle veda etti.
Aradan beş yıl geçti.
Mücadelesi genç nesillere yol göstermeli, unutulmamalı, unutturulmamalıdır.
Biz inanıyoruz ki, her nefs ölümü tadacak.
Evet, her nefs ölümü tadacak da nerede, ne zaman ve hangi mekânda olacağını bilemez.
Hatta insan istese bile ölümü tadmak onun elinde değildir.
Alperen Erol Dok bizim neslimizin dostlarından.
Ölümü tadmıştır.
Rabbulalemine kavuşmuştur.
Yol, gönül ve dava arkadaşım dostum Erol Dok.
Dostluğumuz merhum Muhsin başkan döneminde aynı çatı altında merkez karar ve yönetim kurulunda beraber görev yaptığımızda tamamen oluştu.
Dostluğumuz o zaman daha da pekişti.
Tanışıklığımız eskiye dayalı olmakla birlikte dostluğumuz o dönemde perçinlendi.
İfa ettiğimiz görev bittikten sonra da zaman zaman görüşüyor ve hasbıhal ediyorduk.
Merhum Erol Dok tanıdığım kadarıyla samimi, ihlâslı ve şuurlu bir alperen, bir dava adamıydı.
İlayı Kelimetullah uğrunda nizam-ı âlem için ömrünü tüketmiş tavizsiz bir ülkücüydü.
İnanmışlık ve adanmışlık vazgeçilmezi idi diye şahitlik ederim.
Davasının çilesini çekmiş, bedel ödemiş, mahpushaneleri “Yusufiye” bilmiş bir dost idi.
Elbette hepimiz beşeriz ve bu halimizle ölümü tadacağız.
Merhum dostum da ölümü tadmıştır.
Hem de kitaplar arasında.
O zaten kitaplıydı.
Mücadelesi kitapsızlarla idi.
Kur’an-ı Kerim değişmez ve değiştirilemez kitabımız diyenlerdendi.
Ahkâmını yaşamaya ve yaşatmaya çalışanlardandı.
Evet.
Erol Dok dosttum da buna iman edenlerdendi.
Kitaplar kitap (Kur’an) anlaşılsın ve yaşansın diye yazılır.
Bunu defalarca partideki odasında hasbıhal konusu etmiştik.
Hasbi bir dosttu.
Hesabî olmayanlardandı.
O da “açıklık en doğru yoldur” diyenlerdendi.
Erol Dok ve diğer dostların mücadelesi gençliğe anlatılmalıdır.
Celaleddin Harzemşah, Kılıçaslanlar, Selahattin Eyyubi, Fatih, Yavuz, Cevher Dudayev, Yahya Sinvar gibi yaşamaya çalışanların, Hz. Peygamber s.a.v “usve” edinenlerin hayatı, mücadelesi ve kavgası gençlere anlatılmalıdır ki, nesiller “kuşak”lara dönüşmesin.
Maalesef “kuşak”ların vatan, millet, İslam vs gibi bir davaları yok.
Bilinmelidir ki, bu boşluk ancak örnek şahsiyetlerin “rol model” olarak öğretilmesiyle giderilir, telafi edilir.
İnanıyorum ki, Hz. Muhammed Mustafa’nın s.a.v. izinde olan, davasının davacısı olmaya çalışan Erol Dok’un hayatı ve mücadelesi gençliğimize çok şey katacaktır.
Mekânın cennet-i muallâdır inşallah.
Beş yıl geçti.
Duam şudur.
Ya Rabbulalemin!
Dava, yol ve gönül arkadaşım merhum Erol Dok dostumla birlikte bizleri Hz. Peygamber’in s.a.v. ravzasında haşret
Selam ve Sabırla… 30.10.2026