11 Ekim 2026 Pazar

Namazsızlar Taifesi

Namazsızlar Taifesi

Veysi ERKEN Dr.

Münafıklaşan taifelerle sohbet can sıkıcıdır.

Mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyorum.

Geçmişte şucu bucu olarak kendini ifade eden, nutuk atanlarların bir kısmı tamamen değişime uğramış, uğratılmış vaziyettedir.

Bu tipler artık namazı da terk etmiş durumdalar.

Ayette “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir. Ankebût-45” buyrulur. Denilebilir ki namaz kılmadıkları için heva ve heveslerine uymuş vaziyetteler.

Bilinen husustur. İnsanların bir kısmı nefislerinin kölesi olup NAMAZI terk ederler. Hz. Muhammed Mustafa (sav) bu tipleri “Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekiniz. En büyük teftiş için hazırlanınız. Çünkü dünyada nefsini hesâba çeken kişinin, kıyâmet gününde hesâbı hafif olur.” diye uyarır ve ayette buyurulduğu gibi Allah’a itaat etmelerinin tembihatını yapar.

“Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’a itaatsizlikten sakının; şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır. Haşr-18”

Evet. Allah’a itaatsizlikten sakınmamız, namazı emredildiği gibi kılmamız gerekir ki nimetimiz, servetimiz zayi olmasın.

Namazı terk edenlerin her şeyi zayi olmaya başlar.

Maalesef her şeyini zayi edip münafıklaşanlar vardır.

 “Her nefis, yaptıklarına karşılık tutulan bir rehindir; Ancak hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka: Onlar cennetlerdedir; günahkârlar hakkında birbirlerine sorular sorarlar?  “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?”  Onlar şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik; Yoksulu doyurmuyorduk; (Günaha) dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk, Ceza gününü de asılsız sayıyorduk, Sonunda bize ölüm geldi çattı.” Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez. Müddessir, 38-48”

Namazı terk edenler kendi servetlerinin, makamlarının, şöhretlerinin bilgilerinden kaynaklandığının vehmine kapılır. “Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir) Kasas-78.”

Allah, kendisine itaat etmeyenleri, NAMAZLARINI TERK EDENLERİ bilemeyecekleri yerden, tahmin edemeyecekleri şekilde cezalandırır. “Biz onları, bilemeyecekleri bir şekilde yavaş yavaş azaba doğru çekeceğiz. Onlara mühlet veriyorum; ama benim planım çok sağlamdır! Kalem, 44-45”

Münafıklaşan taifeler cezalandırılıyor ve buna şahit oluyoruz.

Azaba duçar olmamak, bize ihsan edilen nimetlerin zail ve yok olmaması için NAMAZLARIMIZI hakkıyla eda etmemiz gerekir. “Allah’ın size olan nimetlerini ve “İşittik ve itaat ettik!” diyerek verdiğiniz kesin ve bağlayıcı sözü hiç hatırınızdan çıkarmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, sînelerde gizli tutulan bütün sırları hakkıyla bilir. Maide-7”

Allah’ın bizi anmasını, rızkımızı arttırmasını arzu ediyorsak Allah’ı anmamız gerekir. “O halde siz beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nimetlerime nankörlük etmeyin. Bakara-152”

Allah’ı anmak, O’nun vahyine uymak, emirlerini ifa etmek, yasakladıklarından kaçınmak demektir.  En önemli anma, ibadet ve itaat NAMAZDIR.

Namazın ehemmiyeti ve vazgeçilmezliği şu şekilde vurgulanır. “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir. Ankebût-45”

Namazı terk edenler uyarılır. “Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırır, sonra da bunu elinden çekip alıversek, bu takdirde o tamâmen ümitsizliğe kapılır, olabildiğine nankör kesilir. Hûd-9

Uyarılara kulak asmayanlar, namazlarını terk edenler cezalandırılır. “Bu cezalandırmanın sebebi şudur: Bir toplum, kendisinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimetleri değiştirmez. Hiç şüphe yok ki Allah hakkıyla işiten ve kemâliyle bilendir. Enfâl-53”

Namazsızlar taifesine nasihatim şudur.

Tevbe ve istiğfarda bulunuz ki, kurtuluşa eresiniz.

Selam ve Sabırla… 11.10.2026

 


10 Ekim 2026 Cumartesi

Ben Hüznümü Ancak Allah’a Arz Ederim Diyenlerden miyiz?

Ben Hüznümü Ancak Allah’a Arz Ederim Diyenlerden miyiz?

 

Veysi ERKEN Dr.

 

Bizler beşeriz, insanoğlu olarak kederleniriz, üzülürüz, acı duyarız.

Acaba bizler hüznümüzü, acımızı kimlere arz ediyoruz. Ben hüznümü ancak Allah’a arz ederim diyenlerden miyiz?

Kimden yardım dileriz?

Bu soruların cevabı ehemmiyetlidir.

İnanan kişi acılar, hüzünler, kederler karşısında halini Allah’a arz edebiliyor ve ancak ondan yardım diliyorsa müstakim yoldadır biiznillah.

Ayette “iyyake na’budü ve iyyake nestain” buyrulur.

Elbette hüzünlenir ve acı duyarız.

Hz. Peygamber Muhammed Mustafa da (sav) hüzünlendi, acı duydu, gözleri yaşardı. Olaylar karşısında isyan etmedi. Allah’ın razı olacağı sözlerin dışında söz söylemedi.

Resûlullah"ın (sav) gözleri yaşardı ve şöyle buyurdu: “Göz yaşarır, kalp üzülür fakat biz Rabbimizin razı olacağı sözlerden başkasını söylemeyiz. Ey İbrâhim, biz senin ölümünden dolayı gerçekten üzgünüz” buyurdu.

Bizler, olay ve olgular karşısında Hz. Muhammed Mustafa (sav) gibi Allah’ın razı olduğu sözlerin dışında söz söylemeyenlerden, Hz. İsmail gibi sabredenlerden miyiz?

“Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. Saffât-102

Olay ve olgular karşısında hüznümüzü, acımızı, kederimizi sabırla sadece Allah’a arz edebiliyorsak Hz. Ya’kûb gibi faziletli, müstakim yoldayız biiznillah.

“Ya‘kūb da şöyle dedi: “Ben acımı ve kederimi ancak Allah’a arz ediyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan gelen bilgiyle biliyorum. Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf’u ve kardeşini iyice araştırın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü inkâr edenlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!. Yûsuf, 86-87”

Kendi nefsimizle, ailemizle, çevremizle, Gazze, Filistin, Doğu Türkistan, Arakan, Sudan, Somali ve bütün mazlum coğrafyalar, insanlar için hüzünleniyoruz, acı duyuyoruz doğrudur.

Bizler, hüznümüzü, kederimizi, sıkıntılarımızı sadece Allah’a arz edenlerdeniz inşallah.

Bizler için başka bir melce, sığınılacak varlık yok.

Biliyoruz ve inanıyoruz ki mutlak varlık, kudret ve halk etme gücü sadece ve sadece Allah’ındır.

“İyyake na’budü ve iyyake nestain” diyoruz, halimizi arz ediyoruz ve hüznümüzü, kederimizi, acılarımızı gidereceğine iman ediyoruz.

Hüzünler, kederler, elemler karşısında sabrediyoruz, şükrediyoruz, hand ediyoruz. Şükredersek Rabbimizin ihsanını, iyiliklerini ve rahmetini arttıracağına inanıyoruz. Ayette şükrederseniz nimetimi arttırırım diye buyrulur.

“Hani rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, arttırırım, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti. İbrahim-7”

Selam ve Sabırla… 10.10.2026