4 Haziran 2026 Perşembe

İman, İmtihanla belli olur

İman, İmtihanla belli olur

Veysi ERKEN Dr.

“İnsanlar, hiç imtihana tâbi tutulmadan, sadece “İnandık!” demekle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Gerçek şu ki biz, onlardan öncekileri de imtihan ettik. Böylece Allah, doğru söyleyenleri de ortaya çıkaracak, yalancıları da elbette ortaya çıkaracaktır. Ankebut,2-3”

İman etmek gereğinin yapılmasını zorunlu kılar.

İmanın gereğinin yapılıp yapılmadığı ise imtihanla, sınanmakla, denenmekle belli olur.

Allah “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız/deneyeceğiz/imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır. Bakara, 155-157” buyurur.

Evet.

İmanımızın gereğini yapıp yapmadığımızın, kâmil bir imana sahip olup olmadığımızın belli olması için imtihan dünyasındayız.

Ayette “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz. Âl-i İmrân-139“ buyrulur.

Gevşemek iman zafiyetidir.

Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Türkiye’de, şehrimizde, kasabamızda, evimizde, sokaklarda, çarşılarda imtihandayız.

İnsanların zıvanadan çıkarıldıkları, ahlaksızlık, çıplaklık ve edepsizliğin had safhada arttığı yerlerde imtihandayız.

İmanımız test ediliyor.

Kamil müminler, sabredenler ve cihad edenler kazanacak, müjdelenecek, zafere erecek ve cennete girecek inşallah.

Sabır, imanın gereğidir ve iki yönlü bir eylem, direniştir.

Sabır iyilikleri tekrar tekrar etme, bıkmadan, usanmadan gerçekleştirme fiili olduğu gibi, kötülükleri işlememe, kötülüklerden uzak durma, kötülükleri yapmamada direnmedir.

Her canlı ölümlüdür ve her canlı yaratılış gayesine göre yaşayıp yaşamadığının imtihanındadır. “Her can/nefis ölümü tadacaktır. Denemek için sizi kötü ve iyi durumlarla imtihan ederiz. Sonunda bize geleceksiniz. Enbiya-35” dönüş bizi yaratanadır, Allah’adır.

Ölüm ve hayat bunun için vardır.

İyilik ve kötülük eylemlerinin ortaya çıkarılması için vardır. “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır. Mülk-2”

İmtihan dünyasında yaşıyoruz ve iman edenler, Allah’ın rızasını kazanmak için çalışanlar imtihanı kazanacak inşallah.

Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Afrika’da ve dünyanın her yerinde iyiler kazanacak biiznillah.

Unutmayalım.

Bizler inandık demekle başıboş bırakılmadık, bırakılmayacağız.

Aksine imtihan ediliyoruz, sürekli bir imtihan halindeyiz.

Gazze, Filistin, Doğu Türkistan, Arakan ve bütün mazlum coğrafyalar bizim için imtihan kâğıdıdır. İmanımızın imtihan edildiği İMTİHAN KÂĞIDI.

Selam ve Sabırla…04.06.2026

Dindarlık mı Liyakat mi?

Dindarlık mı Liyakat mi?

Veysi ERKEN Dr.

Bir zamanlar kendilerini milliyetçi, ülkücü, milli görüşçü, nurcu, Süleymancı vs. nitelendirenlerin bir kısmı metamorfoza, istihaleye uğrayarak değiştiler, Müslüman görünümlüye dönüştüler, müptezelleştiler.

Hatta bazıları kendilerine “din uzman”lığı sıfatını yakıştırarak “azgınlaşarak azmanlaştılar”.

Bu tipler artık yöneticide dindarlık değil liyakat arıyorlarmış.

Bunlar fetöitizim şeytanlarının tesirinde kalarak veya piyonluğuna evirilerek zihinleri bulandırıyorlar.

Bildikleri halde dindarlığı(İslami) terk ederek LİYAKAT kavramına sarılıyorlar.

Liyakat diye diye ihanet edenlerin yönetim kademelerine nasıl doldurulduğu sonra bu liyakat sahibi kabul edilenlerin tepemize nasıl bombaları yağdırdıklarını, bilgilerimizi çalarak mossad’a, CİA’ya verdiklerini görmezlikten geliyorlar.

Tabii ki bunlar ihanet derekesine yuvarlanmış dindar değil din(i)darlardır.

İslam ve insanlıkla ilgileri kalmamıştır.

Din(i)darların ekseriyeti şu ayeti bildikleri halde gerçeği gizliyorlar.

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir. Nisâ-58”

Bu ayet bile toplumun ve yöneticinin dindar olmasını zorunlu kılar ki LİYAKAT sahibi olabilsin.

Bu ayet ışığında düşünüldüğünde yöneticinin Müslüman, dindar olarak şu niteliklere sahip olması gerekliliğini zorunlu kılar.

*“Adaletli, Akıllı, cesur, cömert, yumuşak huylu, sözü yerine getirmek, Doğru, şefkatli, sabırlı, affedici, şükredici, aceleci olmama, öfke anında yumuşak davranabilme, namuslu ve vakar sahibi olma.”

Şu niteliklerin ise yöneticide bulunmaması gerekir.

*“Zulmetme, akılsızca hareket etme, cimri olma, savurgan, sözünden dönme, yalan söyleme, dedikodu, öfkelenme, kendini beğenme, büyüklük taslamak, kıskanmak, acele etmek, çok gülmek, anlaşmalara aykırı davranmak, kötü huy.”

Yönetici de olması veya olmaması gereken nitelikler ancak dindarlıkla ölçülebilir ve kişiye liyakat kazandırır.

Hâsılı kelam.

“Yönetici için dindarlık değil liyakat lazım” diyerek zihinleri bulandırmaya çalışanlar İslam ve Müslüman düşmanlarıdır.

Bunlar tereyağı misali bozulup zehire dönüşen, mossadın aparatı haline gelenlerdir.

Bu Fetöit tipler gayrı Müslimliğe evirildikleri için isterler ki bir mossadçı, CİA’cı liyakat sahibi diye ülkemizi, İslam âlemini yönetsin.

Bu din azmanlarını teşhis edip şerlerinden emin olmak her Müslüman’ın, insan olanın görevidir.

Selam ve Sabırla… 04.06.2026

 

Yöneticinin Nitelikleri, Şeyzeri, çev. Osman Arpaçukuru, İlke Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul-2008