23 Ekim 2026 Cuma

Kibirliler İnsanlara Hayatı Zehir Ediyor

Kibirliler İnsanlara Hayatı Zehir Ediyor

Veysi ERKEN Dr.

İnsanlar, Allah’ın vahyinden, Kur’an zemininden koptukça kibirleri arş-ı âlâya yükselir.

Adeta “küçük dağları ben yarattım” havasına kapılır, cümlelerine “ben olmazsam ….” diye başlar, şeytanlaşır, her şeyi kendisine mubah görür, hırsızlığa, rüşvete, metres edinmeye, metres olmaya, fon adı altında soyguna başlar, başlayabilir.

Hâlbuki Allah insanı uyarmıştır.

Ayetlerde “Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, kibirle kasılan, kendini beğenmiş, çokça övünüp duran hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ve dengeli ol; konuşurken de sesini ayarla. Unutma ki, seslerin en beğenilmeyeni eşeklerin sesidir! Lokman-18-19” buyrulur.

Ve.

“Hem yeryüzünde büyüklük taslayarak yürüme. Çünkü kendini ne kadar büyük görürsen gör ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin. İsrâ-37” ayetiyle ikaza devam edilir.

Özellikle politik alana dâhil olanlarda Allah’a teslimiyet anlayışı yoksa kibir tavan yapar.

Bilhassa bazı politikacılarda ve bürokratlarda kibir had safhadadır.

Kendini vazgeçilmez varlık görmeye başlar.

Efruz bey gibi.

Kibir, insanı esfel derekesine yuvarlar.

Dün ben her şeyim, her şey bana layık diyen kibirliler bugün hücrelerde olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Bunlar bir zamanlar “İstanbul nimet, nimet” diyen kibirlilerdi.

Sesleri çok çıkıyordu.

Kibirli olmayanlar Allah’ın has kullarıdır.

“Rahmân’ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler; kendini bilmez kimseler onlara laf attığında incitmeksizin “Selâmetle!” derler, geçerler. Furkan-63”

Tevazu ehli kendini vazgeçilmez olarak görmez.

Her fani gibi kendisinin de ölümlü olduğunu ve yaptıklarının hesabını vereceğini unutmaz.

Kendi nefsini hesaba çeker.

Herkese insan gözüyle bakar ve davranmaya çalışır.

Tevazu ehli için söylenen şu söz çok anlamlıdır.

"Tevâzu ehline âlemde herkes serfürû/ Alçak gönüllü insanlara dünyada herkes baş eğer"

Hâsılı kelam.

İnsanı insan yapan takva ve tevazuudur.

Kibir ise insanı iki ayaklı, insan görünümlü şeytana tebdil eyler.

Selam ve Sabırla…23.10.2026

Güzeli Güzel Yapan Edebtir

Güzeli Güzel Yapan Edebtir

Veysi ERKEN Dr.

Celaleddin Rumî’ye şu söz atfedilir.

“Güzeli güzel yapan edebtir.

Edeb ise, güzeli sevmeye sebeptir.”

Evet.

İnsan için “edeb” şarttır ve edeb insanı güzelleştirir, onu Allah’a yaklaştırır.

Atalarımız “edeb insan için gereklidir yönetici için daha da elzemdir” derlerdi. Gerçektende edeb kişilik için vazgeçilmezdir.

Edeb kişinin ve toplumun hem fiziğine, bedenine hem de yaşayışına yansır.

Edebliler için “nurani yüzlü” denilmesi boşuna değildir.

Edep hem bireyin kişiliği hem de toplumun kişiliği, huzuru ve mutluluğu için önemlidir dersek abartılı ifade kullanmış olmayız.

Atalarımız “elif, dal ve be” harflerinden oluşan “edeb” kavramını çok güzel tanımlamışlardır.

İrfanî ve ahlakî tanıma göre edep, insanın eline, diline ve beline hâkim olması, bir başka deyişle eliyle, diliyle ve beliyle başkasına zarar vermemesidir.

 Edep kavramını tanımına göre hal böyle iken ülkemizde “edepsizlik”  Siyonist haçlı zihniyetinin, “tapınak Şövalyeleri”nin piyonları, uşakları ve işbirlikçileri marifetiyle teşvik edilmekte ve kutsanmaktadır.

Rüşvet, hırsızlık, irtikâp, metres edinme, metres olma, fonlarla soygun yapma bu kutsamanın belirtileridir.

Piyonların, uşakları, işbirlikçilerin marifetiyle topluma önderlik etmesi beklenenlerin kişiliksizlikleri “özel hayat”, ticari sır, vs. kavramlar adı altında masum gösterilmeye çalışılmakta ve değerlerimiz dinamitlenmektedir.

“Hizmetçi yaparsa oruspuluk evin kızı yaparsa kaçamak” anlayışı ile edepsizlik unutturulmak istenmekte ve yönetimdekilerin her türlü edepsizlikleri, rüşvetleri, metresleri örtülmek istenmektedir.

Yapmayın etmeyin beyler ve bayanlar demeyeceğim.

Sizler maşa, piyon, uşak ve işbirlikçi olduğunuz için emirleri yerine getireceksiniz. Dudaklarınızdan dökülecek ve kalemlerinizden karalanacak kelimeler emirlerin dışında olmayacak. Zira sizler talimli edebsizlersiniz.

Bilesiniz ki, edepsizlik mızrağı çuvala sığmıyor.  Hayati Akkaya beyin ifadesiyle:

“Bir gidiş ki, durak yeri sonu yok

Varsa seks yoksa seks başka konu yok

Eski kız harama uçkur çözmezdi

Şimdikinin, uçkur nerde donu yok”

Harama uçkur çözmemek için bir insanda helal-haram inancının olması gerekir. Bu değerler bireyde yoksa donsuz da olabilir. Piyonlar marifetiyle yaşatıldığımız ortam budur.

Bu ortamda zihinler iğfal edilmekte ve değersizleştirilmektedir.

Zihin haritamız “değer”sizleştirildiği için medya şeytanlarını -gözlerimizi fal taşı gibi açarak- seyrediyor ve edebsizliği savunmalarını hayretle izliyoruz.

Piyonların dolmalarını yutanlar yapılan edebsizlikleri değil sızdıranları suçluyor. Böyle bir medyadan ve şeytanlarından başka ne beklenebilir.

Eskiden “kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al” derlerdi. Şimdi diyorum ki “patronuna bak yorumcuyu ve yazar bozuntularını anla”.

Evet. gerçekten yorumcuları ve yazar bozuntularını bu mantıkla anlıyorum.

Bir tartışma programında kanunlarımıza göre  “zina” suç değil, sadece boşanma sebebidir, olanlar bizi ilgilendirmez diyen ahlaksız, edebsizin ve İslam düşmanının ifadesiyle içinde olduğu esfelliği, derekeyi daha iyi anlıyorum.

Maalesef ahlaki şirazemiz kaybettirilmiş ve kaybolmuştur. Artık şirazesiz bir toplumda her türlü “edeb”sizlik tabii karşılanması gerektiği anlayışı telkin edilmektedir.

Yapanın yanında kâr kalıyor adeta.

Bunun sonu ne olur dersiniz?

Kanaatimce sodom ve gomorlaşmadır. Neticesi yok olmadır.

Unutulmamalıdır ki, kendindeki güzel vasıfları terk eden toplumların sonu yok olmadır.

Bu bir ilahi kanundur.

Okuması, yazması ve aklı olan okusun, İslam’ı yaşasın ve edebsizliği savunmasın.

Artık “edeb”sizlik mızrağı çuvala sığmıyor.

Selam ve sabırla… 23.10.2026