18 Temmuz 2026 Cumartesi

Yazıcıoğlu’nun Cinayeti Çözülürse

Yazıcıoğlu’nun Cinayeti Çözülürse

Veysi ERKEN Dr.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun cinayeti çözülürse Türkiye’nin ABD, İsrail, İngiltere ve diğer Siyonist haçlı zihniyetinin elemanlarının etkisinden kurtulduğunun, hukukun başladığının bir delili olur.

Unutulmamalıdır ki, Fetö Siyonist haçlı zihniyetinin bir alete, uşaklığı, maşası olduğu için bu cinayeti işlemişlerdir.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu Siyonist haçlı zihniyetinin hakimiyetine karşı çıktığı, onu yok etmeye çalıştığı için cinayetle şehit edilmiştir.

Tabii ki cinayete iştirak eden herkes tespit edilmeli ve idam edilmelidir ki adalet tahakkuk etmiş olsun.

Evet.

Bu haberleri doğru okumak ve katillere idam cezası vermek şarttır, farzdır.

“Enkazı bulmuşlar ölmesini beklemişler! Yazıcıoğlu soruşturmasında FETÖ'cülerin itirafları şoke etti” https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/f-4-pilotu-adil-oksuz-ile-152-defa-gorusmus-muhsin-yazicioglu-sorusturmasinda-19-suph-1803865?s=1

“Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili FETÖ'nün ByLock yazışmaları deşifre oldu. FETÖ elebaşının 'Ortadan kaldırın' talimatı verdiği örgüt üyelerinin Yazıcıoğlu ile ilgili mesajlarında "Tereyağından kıl çeker gibi iş halledildi" yorumu dosyaya girdi.” https://www.aksam.com.tr/guncel/cioglu-suikastina-feto-yorumu-tereyagindan-kil-ceker-gibi-hallettik/haber-1683604

Lafı uzatmaya gerek yok.

Bu haberlerin gereği ifa edilmeli ve bütün suçlular idam edilmelidir.

Selam ve Sabırla… 18.07.2026

 

Suç Ortaklığında Ahbap Çavuş ilişkileri

Suç Ortaklığında Ahbap Çavuş ilişkileri

Veysi ERKEN Dr.

Uğur Mumcu’nun “Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır” diyordu.

Halil Ergün de katıldığı programda “Bu ülkede her haltı bu 'Atatürkçüyüm' diyenler yiyor” diye bir açıklamada bulundu.

Evet.

Belediyelere ve son olarak bir derneğe ve iltisaklılarına yapılan operasyonlar bir kere daha şunu göstermiştir ki, hırsızlar, rüşvetçiler, metresler ve metresçiler hep maske takarlar. Geçerli maske Atatürkçülük, kemalizim maskesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ü bu maskeli çeteden korumak, çeteden kurtarmak için 5816 sayılı kanunun kaldırılması gerekir ki çete faş olsun.

Bu çete hem yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, hem de hırsızlıkta sınır tanımıyor.

Esasında suçlara verilmesi gereken cezalar bellidir. Ayetlerde; “Allah’a ve peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları aşağılayıcı cezadır. Âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır. Maide, 33-34” “Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. Maide-38” belirtilir.

Unutulmamalıdır ki bu çetelerin suçlarına ibretlik cezalar verilmedikçe suç işlemeleri bitmez, azalmaz aksine artar ve suç ortaklıklarındaki ahbap çavuşlukları devam eder.

Bilindiği üzere  “Her türlü ortaklık biter, suç ortaklığı asla.”

Evet…

Türkiye’de olup biteni bu mantıkla değerlendirdiğimizde falanların feşmekanlara neden sahip çıktığını, neden aday göstermeye çalıştığını, avukatlığını yaptığını, aklama dizilerini yayınladığını, finanse ettiğini çok kolay bir şekilde anlarız.

Unutulmamalıdır ki, adı ne olursa olsun “derin çete”nin her kesimde, her partide ve güçlü olan veya görünen sivil toplum kuruluşlarında uzantıları vardır.

Çetenin uzantıları her daim birbirini kollamakta ve desteklemektedir.

Suç ortakları ve çeteleri  “kolektif devlet” gibidirler.

Yıllar önce Tuncay Güney bir röportajında sorulara şöyle cevap vermişti.

“Türkiye'deki en önemli operasyonlardan biri de bankalara yönelikti... Bu operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de bankalar operasyonu hiç irdelenmedi. Bankaları hortumlayanların ellerinde yüzde 20 para kaldı. Çünkü bankaları iflasa götürenler sadece aracıydı. Bankalar iflas ettikten sonra onlara yüzde 20 pay verildi. Bu “Temiz” bir operasyondu.

Bu operasyonda kimler vardı?

İş dünyası, siyaset, mafya ve gizli ordunun iç içe kesiştiği kollektif devlet... "Kolektif devlet"te kara para ile oynamayan kaç banka vardı. Bankalarda biriken fonlar kimindi.
Çürüyen, zor ayakta duran 12 Eylül döneminin yarattığı mafya ile büyük Türk basınının ilişkileri neydi? Devlet ihalelerinde şantaj, tehdit rüşvet- asparagas haber yapan kaç basın patronunun şirketi vardı. Bir gecede banka hortumlanması nedir. Ve üstü zamanla örtülen sorunlar. Batık bankaların parası Ankara'da paylaşıldı ve yurt dışına aktarıldı.”

https://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/01/21/diplomatlarin_katili_asala_degil_susurluk_353011138961

Son operasyonlar kolektif devletin varlığını bir daha ortaya koymuştur.“Kolektif devlet” olarak nitelendirilen suç ortaklarının birbirlerini ne kadar koruduklarını görüyoruz.

Mesela birbirinden farklı olduklarını düşündüğümüz partilere, parti başkanlarına, STK’lara dikkat edin. Bu partilere, kurumlara, kuruluşlara bakmak yeterlidir.

Aynı şekilde kurum ve kuruluşlardaki uzantılar içinde yer aldıkları kurum ve kuruluşların yöneticileri konumunda iseler kitlelerini kolay kandırırlar. Şayet uzantılar yönetici konumunda değillerse yöneticileri vasıtasıyla kitlelerini çetenin hizmetine yönlendirmeye çalışırlar.

Maalesef manzara bundan ibarettir.

Bu manzaraya baktığımızda her yerden fışkıran hırsızlıkları, rüşvetleri, para kulelilerini, deprem zamanında toplanılan paraların akıbetini anlarız.

Faili malum meçhullerin neden çözülemediği, cezalandırılamadığını anlarız.

Bilinmelidir ki suç ortaklığına dönüşmüş “derin çeten”in medyada, bürokraside, yargıda, sınaî ve ticari faaliyetler içinde ortakları vardır. Kimi holding sahibi, kimi medya patronu, kimi fabrikatör, kimi tüccar görümündedir.

Dolayısıyla derin çetenin deşifresi için her kesimdeki suç ortaklarına el atmak gerekir. Sadece tetikçilerle uğraşmak yetmez. Ülkemiz ve ülkemizin insanı rahatlamaz.

Aksi takdirde daha çok bekleriz.

Umarım ki, “derin çete”nin bütün unsurlarıyla birlikte çözülmesi yakın zamanda gerçekleşir. Ülkemizin insanı rahatlar ve huzur içinde yaşar.

Çete hak ettiği cezayı alır.

Ve

Başta söylediğimizi sonda tekrarlayalım. Hırsızın eli kesilmedikçe, bozguncuya, talancıya idam cezası verilmedikçe “Her türlü ortaklık biter, ahbap çavuş suç ortaklığı asla.”

Selam ve Sabırla… 18.07.2026