9 Ağustos 2026 Pazar

Harsı ve Nesli Bozanlar

Harsı ve Nesli Bozanlar

Veysi ERKEN Dr.

“İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı konusundaki sözleri senin hoşuna gider; o, hasımların en yamanı olduğu halde kalbinde olana Allah’ı şahit de tutar. Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede bozgunculuk çıkarıp harsı/ekin ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. Ona, “Allah’tan kork!” dense gururu kendisini günaha sürükler. Bakara 204-205”

Ayetlerde iki kavrama dikkat çekilmektedir.

"Hars ve nesil"dir.

Hars şu şekilde tanımlanabilmektedir. “Tarla sürülür gibi insan zihninin işlenmesi ve alınan ürün” anlamında Ziyâ Gökalp tarafından “kültür” kelimesi karşılığı olarak teklif edilmiş ve bir müddet kullanılmıştır: Her bir dille aynı dîne tapacak / Olacak tek harsa mâlik bir millet (Ziyâ Gökalp). Böyle binlerce misal vardır ki Türk harsının hadd-i âzamî kuvvetini muhâfaza ettiği devirlerde ecnebî kelimelerin Türk kılığına nasıl girdiklerini gösterir (Yahyâ Kemal). Türk harsının diri diri gömüldüğü sandukayı açmak ve ölüme mahkûm edilmiş irfan hayâtımıza Yûnuslar’ın felsefesiyle yeniden can verip ayağa kaldırmak bir vatan ve îman borcudur vesselâm (Sâmiha Ayverdi). https://lugatim.com/s/HARS

Ayetlerİn tefsirine gelince: “Râzî’nin de belirttiği gibi Allah Teâlâ bir topluluğu, bazı kötü niteliklerini göstererek yerdiğinde, bundan o kişilerin zatını değil niteliklerini yerdiği anlamı çıkar. Şu halde kim bu kötü nitelikleri taşıyorsa yergiyi de hak ediyor demektir.

Böylece bu âyetler Hz. Peygamber dönemindeki belli bir veya birkaç münafık hakkında inmiş olsa bile münafıklık, riyakârlık, bozgunculuk, tahripçilik gibi kötü huy ve davranışlar konusunda bütün insanlar için bir uyarı ve caydırıcılık değeri taşımaktadır.

“Hâkimiyeti ele aldığında...” diye tercüme ettiğimiz 205. âyetteki ifade, “senin yanından ayrılıp gittiğinde...” şeklinde de anlaşılmıştır. Riyakâr veya münafık tabiatlı kişiler genellikle insanın yanında hoşa gidecek sözler söyler, sözlerinin doğruluğuna Allah’ı şahit bile koşarlar. Ayrılıp gittiklerinde veya herhangi bir yöneticilik elde ettiklerinde ise kötü ruhlu olmaları, düşmanlık duyguları taşımaları sebebiyle önceki konuşmalarının aksine, insanların geçimlerine ve nesillerine zarar vermek gibi yıkıcı ve düşmanca davranışlarda bulunurlar. “ürünleri ve nesilleri yok etme” ifadesi bir deyim olup bununla kötülerin, bencil isteklerini ve tutkularını tatmin etmek uğruna insanları her türlü ağır sıkıntılar içine sokmaları kastedilmiştir

Aynı bölümü “hâkimiyeti ele alma” mânasında yorumladığımızda söz konusu âyetler ikiyüzlü ve aldatıcı siyasetçilere karşı uyarı anlamı da taşımaktadır. Gerçekten kendilerini barışçı, insancıl, haksever gibi yaldızlı niteliklerle takdim eden bazı münafıkların, işbaşına geldiklerinde ilk iş olarak insanların “ürünlerini/harsını” yani gelir kaynaklarını kurutmaya, “nesillerini” bozmaya kalkıştıkları sıkça görülmektedir.”

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/211/204-207-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Harsın ve neslin bozulmasında yaldızlı sözlerle insanları kandıran yöneticilerin etkisi çok büyüktür.

Hars bozulmuş, çıplaklık, ahlaksızlık, haysiyetsizlik, fuhşiyat, metreslik bu kadar artmışsa yönetimleri ellerine geçirmişlerin sorgulanması bir zorunluluktur.

Selam ve Sabırla… 09.08.2026

Özden Kopuş Öncelikle Dışta Görünür

 

Özden Kopuş Öncelikle Dışta Görünür

 

Veysi ERKEN Dr.

 

Özden, İslam’dan kopuş öncelikle dış yapımızda, fiziğimizde görünür. Kimyamızdaki bozulmanın hali fiziğimizde görünür olur.

Çıplaklığın, fuhşiyatın, teşhirciliğin, aleni çiftleşmenin yaygınlaştığı bir güruha dönüştürülmüşüz.

Bu alçaklık, rezillik, soysuzlaşma ÖZGÜRLÜK adı altında medya, sosyal medya, eğitim kurumları ve diğer kuruluşlar marifetiyle yaygınlaştırılıyor.

Çok eski zamanlara gitmeye gerek yok.

Ülkemizde bir dansözden bahsedilirdi.

Günümüzde toplumun çoğunluğunu dansözler oluşturuyor.

Önceden sahillerin çıplaklarla dolu olduğu söylenirdi. Şimdi şehirler sahillere, çıplakların hâkim olduğu, fuhşiyatın yaygınlaştığı alanlara dönüştü.

Gidişat “esfel”e doğrudur.

Toplum imtihanı kaybetmek üzeredir. Toplum imtihanı kaybeder ve kendini değiştirmeye devam ederse yokluğa/ esfel’e yönelir.

Ayetlerde: “Bu böyle olmuştur; çünkü Allah, bir topluluğa lütfettiği nimetini, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez ve Allah her şeyi işitip bilmektedir. Enfal-53”

“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. Ra’d-11”

Neredeyse herkes TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ dillendiriyor. Çıplaklığın, fuhşiyatın arttığını, toplumun manen çöktüğünü söylüyor.

Etkilisi, yetkilisi, etki ajanları, namuslusu, namussuzu, zengini, fakiri, hırsızı, arsızı toplumsal çürümeden bahsediyor.

Evet.

Toplumsal çürüme had safhada.

Hırsızları, rüşvetçileri, fuhşiyatı, teşhirciliği, sokak ortasında hayvanlar gibi çiftleşmeye çalışanları, irtikâpçıları, İslam düşmanlarını önder edinenleri, şeytanın yolunu takip edenleri kutsayacak kadar bir çürüme vardır.

İyi dediklerimiz, İslam’ı yaşıyorum diyenler, iktidar sahipleri toplumsal çürümenin nedenlerini sorgulamıyor, tedbir almaya çalışmıyor, aksine çürümeyi arttıracak kanuni düzenlemeleri gerçekleştiriyor.

Unutulmamalıdır ki İslam’dan kopuş arttıkça “toplumdaki çürümüşlük, çıplaklık, adilik, kokuşmuşluk ve tefessüh” o nispette artar.

Toplumsal çürüme arttıkça zamanla toplum yıkılır, dağılır ve tarihin sayfalarına gömülür.

Günümüzün Türkiye’si maalesef bu durumdadır, dış görünüşümüz ortadadır ve yokluğa doğru hızla koşmaktadır.

Toplumsal çürüme o kadar fazlalaştı ki, Müslüman bildiklerimiz de hırsızları, arsızları, ahlaksızları, çıplakları savunmada ön plana çıkmış.

Bu durum toplum denilen çınarı içten içe çürütmektedir.

Çürümüşlük bedenin tamamını ve içini sarmış durumdadır.

Evet.

“Çınarı Deviren rüzgâr değil içindeki kurttur…” sözlü doğrudur. Devletler ve milletler de böyledir.

Milletler ve devletler “çınar“ ağacına benzer. Bilindiği üzere “çınar” uzun ömürlü ve fırtınalara, rüzgârlara, boranlara dayanıklıdır.

İçine kurt düştü mü ömrü kısalır, dayanıksız hale dönüşür ve en ufak rüzgâra dayanamaz hale gelir, yıkılır, devrilir. İçimize çıplaklık, ahlaksızlık, fuhuş, namussuzluk kurdu ÖZGÜRLÜK adı altında yerleştirilmiş ve bünyemizi kemirmeye devam ediyor.

Kurtçuklar ve virüsler milletin niteliğini değiştirir, varlığını yok eder. Güzel vasıfların ortadan kalkmasına ve nimetin kesilmesine yol açar.

Ayetlerde “Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. Ra’d-11”

Ve.

“Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez Enfal-53” buyrulur.

Üzülerek belirtmeliğim ki, içimize kurtçuklar ve virüsler yerleştirilmiş ve bu kurtçuklar hızla çoğalmakta olduğunu görüyoruz.

Unutulmamalıdır ki, toplumsal çürüme dışa vurmuş, görünür ve çıplaklık ve ahlaksızlık olarak yaşanır haldedir.

Temizlik için İslam’a rücu şart.

Selam ve Sabırla…09.08.2026