12 Temmuz 2026 Pazar

Hutbeden Rahatsız olan Münafık, Müfsit hainler

Hutbeden Rahatsız olan Münafık, Müfsit hainler

Veysi ERKEN Dr.

10 Temmuz 2026 Cuma hutbesinde “15 Temmuz; küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür.

Aynı zamanda 15 Temmuz, aziz milletimizin; Allah’ın nusret ve inayetiyle hainlerin tuzaklarını başlarına geçirdiği gündür.

Kadını erkeği, genci yaşlısı tek yürek olduğumuz gündür. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde vatanımıza, milli ve manevi değerlerimize, istiklal ve istikbalimize sahip çıktığımız gündür.” İfadeleri kullanıldı.

Namazdan sonra fetöitlerin, mossad ajanlarının, CİA elemanlarının ve bunlara uyan gafillerin hemen harekete geçtiği görüldü.

Daha cami avlusundan çıkılmadan bu münafık müfsitler başladılar. “küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür” demeye gerek var mıydı?

Tabii ki hainler hariç bu ifadenin kullanılmasından rahatsız olan yoktur.

Aksine vatansever Müslümanlar, iyi, namuslu, şerefli ve ahlaklı olan insanlar bu ifadenin daha şedid olmasını istiyor ve talep ediyor.

Evet.

Fetöitler küresel Siyonist haçlı güçlerinin maşası, piyonu ve ahlaksız hain elemanıdır.

Fetöitler

Yalan,

İnkâr,

İftira,

İtham

Üstünü örtme,

Unutturma yöntemlerini daim olarak kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.

Bunun için bu ifadelerin kullanılmasından rahatsızlık duyuyorlar.

Bunlar camilere, partilere, derneklere, vakıflara, tarikatlara sızmaya çalışan, sızan iki ayaklı Siyonist haçlı şeytanlarıdır.

Bu şeytanlar hutbeden ve hutbenin asli fonksiyonundan daim olarak rahatsızlık duymuşlardır.

Fetöit iki ayaklı şeytanlarının daileri/propagandistleri hareket halindedir.

Efendilerinin emriyle daima hakikati çarpıtmaya, nifak çıkartmaya ve fesadı yaymaya çalıştılar, çalışıyorlar.

Hutbedeki “küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür”    ifadesinden rahatsız olan münafık, müfsit fetöitlere dikkat etmek ve tedbir almak mecburiyetindeyiz.

Mümin ferasetli ve basiretli olur.

Bunları, fetöitleri, münafıkları konuşmalarından anlar.

Ayette Dileseydik biz onları tek tek sana gösterirdik, sen de onları yüzle­rinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma tarzlarından, sözlerindeki eğip bükmelerden tanıyabilirsin. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir. Muhammed-30” buyrulur.

Selam ve Sabırla… 12.07.2026

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayetinden rahatsız olanlar

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinden rahatsız olanlar

Veysi ERKEN Dr.

İnsan yetiştirme siyasetimiz o derece iflas etmiştir ki toplumda münafıklaşmış, müfsitleşmiş, müşrikleşmiş, münkirleşmişlerin haddi hesabı yapılamaz olmuştur.

“Kâfir”lere, Müslüman olmayanlara diyeceğimiz bir şey yoktur. Onlar dinlerinin gereğini yapıyorlar.

Ama sıkışınca ben de Müslüman’ım değip İslam’ı kötüleyenler, İslam’ı yaşamaya çalışanlara saldıranlar yok mu?

Asıl bu tipleri, ahlaksızlaşmışları, şerefsizleşmişleri ve haysiyetsizleşmişleri en ağır cezalara çarpıtmak gerekir.

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. Hûd - 112.” Ayetinde bu münafık şerefsizler rahatsız oluyor.

Bunlara öyle bir ceza verilmelidir ki belki iki ayaklı şeytanlara dönüştüklerini anlarlar, tevbe ve istiğfar ederler.

Sadece hapis cezası değil, bunlarla evlenmeme, kızlarını almama, konuşmama, alışveriş yapmama, işlerinde çalışmama ve iş vermeme cezaları gibi cezalar verilmeli ve onlar ademiyete terk edilmelidir.

Zira bu münkir münafıklar "İnkârcılar dediler ki: “Bu Kur’an’a kulak vermeyin, okunurken gürültü çıkarın, belki bastırırsınız. Fussilet-26” ayetinde belirtildiği gibi höykürenler, eşek gibi anıranlar, tepinen mahlûklardır.

Bu münafık müfsitler Kur’an-ı Kerimi terk edenlerdir.

“Peygamber: “Rabbim! Şüphesiz kavmim bu Kur’an’ı ihmal edip büsbütün terk ettiler” dedi. Furkan-30” ayetinde münafıkların Kur’an-ı Kerimi terk edişleri anlatılır.

Evet.

Acilen insan yetiştirme politikamızı değiştirmemiz ve “Kamil ve Salih İnsan Yetiştirme” siyasetini ihya ve inşa siyasetine dönüş yapmamız gerekir.

Bunu yapamadığımız takdirde “sapı bizden olan balta”lar çoğalacak, insanımız “esfel”e yuvarlanacak, şerefini, haysiyetini ve insaniyetini kaybedecek.

Kendi değerlerinin haini olacak.

Mevcut yetiştirme tarzının tezgâhından geçenler muzır varlıklar haline dönüşüyor maalesef.

Merhum Türkeş “bu eğitim sisteminin imalat hataları vatanını, milletini seviyor, İslam’ı yaşıyor” diyordu.

Doğru bir tespittir.

Bilindiği üzere “KEM  ÂLAT ile KEMALÂT OLMAZ”.

Selam ve Sabırla… 12.07.2026