Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri*
Veysi ERKEN Dr.
“Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri”* uğrunda canların feda edildiği vatandan, Doğu Türkistan’dan ayrı düşmüşlerin, yollarda yaşadıkları eziyetlerin, ölümlerin, sürgünlerin hikâyesidir.
Hani merhum Akif;
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” diyor ya.
Cüda olanların yaşadıkları hayatların hikâyesidir.
Doğu Türkistan, Uygur Türkleri unutulmamalı, unutturulmamalıdır. Zira unutmak pusudur, yok oluştur.
Nurala Göktürk hanımefendi Doğu Türkistan’ı, Uygurları unutturmama çabasındadır. Doğu Türkistan’ın derdiyle yoğrulmuş bir mücahidedir.
Nurala hanım “Bu sevda yollarında uçsuz bucaksız ummanda kâh bir yağmur tanesi, kâh sahillerde bir kum tanesi olabilmek için çırpındım durdum. Başı göklerle beraber hayallerin ötesinde uçsuz bucaksız gibi görünen dağlardan aştığımız yolları günlerce, gecelerce, hiç bitmeyecekmiş gibi geçilen dağlık bölgeleri ve çölleri, azgın sularıyla engin derya ve nehirleri, her an önlerine çıkan ölüm tuzağı gibi uçurumları nasıl anlatırım bilmiyorum?......”
Göç hikâyelerini yazmayı şunun için amaç edinmiş Nurala Hanım.
“Benim amacım, bizden sonraki kuşağın bizim göç ederken savrulup giden karanlık geçmişimizi öğrenmeleri için bir kibrit ışığı, bir mum aydınlığı kadar da olsa kendi çapımda aydınlatmak.”
Doğu Türkistan ile ilgili yazılan ve yazılacak her kitap, makale, çekilecek her video karanlığı aydınlatacak bir ışık olacaktır.
“Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri” Doğu Türkistan’ın özgürlüğüne kavuşması için bir katkıdır.
Rabbim dilerse Doğu Türkistan en kısa zamanda azad olur, hürriyetine kavuşur ve İslam’ın nurunu dünyaya tekrar yaymaya başlar.
Nurala hanım “vela teknatu” ayeti mucibinde umudunu ve ümidini kaybetmeden şöyle yalvarıyor.
“Sen dilersen ebabil kuşları kurşun atar.
Sen dilersen Kızıl Çin kaçacak katar katar.
Sen dilersen yurdumda yeni bir şafak atar.
Yanıyor cennet yurdum, Türkistan’ım yanıyor.
İmdat eyle Allah’ım, İbrahimler yanıyor.”
Göç hikâyelerinde cihadın devamını şu mısralarla haykırıyor.
“Kılıç olsun, tarihi kanla yazsın kalemler.
Yetti artık, bir asır çekilen şu elemler.
Sanki uykuda gibi, sessiz, sakin âlemler.
Uyandırın cihanı, çeksin biri bu başı.
Bitsin diye yurdumda Gök Bayrak’ın gözyaşı
Avutmasın kimseyi, rahat derin uykular.
Avutmasın sakın ha, aldatıcı duygular.
Bitsin bütün fitneler, kalksın bütün kuşkular.
Kefen adına giyelim üstümüze kumaşı…
Ancak o gün bitecek Gök Bayrak’ın gözyaşı”
Doğu Türkistan’ın, Gök Bayrak’ın gözyaşını dindirmek unutmamak, unutturmamakla mümkündür.
Her birimiz Doğu Türkistan’ın hayali ile yaşamalıyız ki, hayaller hakikate dönsün.
“Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri” bu hayali hakikate dönüştürmeye katkı olsun diye kaleme alınmıştır.
Okumak, okutmak, tanıtmak hepimizin vazifesidir.
Nurala hanım vazifesini yapmıştır. Sıra bizde.
Selam ve Sabırla… 24.04.2026
*Nurala Göktürk, Tanrı Dağları’ndan Erciyes’in Eteklerine Göç Hikâyeleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul-2023.