22 Eylül 2026 Salı

İslam, Kur’an hayatımızı şekillendirmiyorsa

İslam, Kur’an hayatımızı şekillendirmiyorsa

Veysi ERKEN Dr.

 

Müptezellerle, münafıklarla, Siyonistleşmiş zihniyetlilerle konuşmak, sohbet etmek fuzulidir, gereksizdir.

Ayette “ Resûlum! Sen yine de af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. A’raf-199” buyrulur.

Bu ahlaksız cahiller topluluğu fitne ve fesadı yaymaktan başka bir şey yapmıyorlar.  Sanki cinayetleri, ahlaksızlığı, fuhşu, rüşvet almayı, paradan kuleler inşa etmeyi Müslümanlar yapıyor gibi konuşuyor, fitne ve fesadı yayıyorlar.

Evet.

Her gün cinayet, yolsuzluk, hırsızlık, edepsizlik, hayâsızlık, metres edinme, dolandırıcılık, paradan kuleler inşa etme, rüşvet haberleriyle uyanır hale getirildik.

Bunlar “vaka’yı adiye”den olmuş.

Gazetelerde, İnternette kısaca her yerde bu haberler.

Hatta medya ve gazeteci kılıklı iblisler ve rol model denilen şerefsizler bunları teşvik ediyor. Toplumun değerlerine, İslami olabilecek her şeye kuduz köpekler gibi saldırıyor.

 “Korkunç cinayet” haberlerin vazgeçilmezidir.

Kadın cinayeti, sevgili cinayeti, tecavüz, hırsızlık, rüşvet, eşkıyalık vs.

Fitne ve fesadı yaymaya çalışan münafık iblislere soruyorum. Bütün bu ahlaksızlıkları kim/kimler yapıyor söyler misiniz?

Gerçekten İslam’ı, Kur’an-ı kerimi, Hz. Muhammed Mustafa’nın sünnetini yaşayan, yaşamaya çalışanlar mı, yoksa sizin gibi münafıklaşan, riyakâr, ikiyüzlü, Siyonistlerin yaşayanlar mı?

Dosyalar kabarıyormuş.

Kararlar yıllara sâri oluyormuş, adalet çöküyormuş.

Dosyaların kabardığı doğrudur da, insanımızı İslam’la, Kur’an’la ihya etmeye çalışanlara karşı çıkan, ahlaksızlığı yaşayan ve teşvik eden sizler değil misini?

Evet, , suçlular ve cinayetler artıyor.

Moda tabirle kehanet değil, suçlar ve cinayetler artacak, toplum daha da beter olacak.

Müsebbiplerin münafıklar olduğu, İslami yaşayışı olmayanların bu ahlaksız ortamı hazırladığı gerçeği dillendirilmiyor.

Tedbir alınmasında bu ahlaksız taife yüzünden korkakça davranılıyor.

Bilinmelidir ki, ana ve tek sebep insanımızın İslam’dan koparılmasıdır.

İslam suç sayıldı, Ahlaksızlık teşvik edildi, normal görünmeye başlandı, açık saçıklık ebeveyn marifetiyle teşvik edildi.

Maalesef İslam’dan koparılmış olan insanlarımız ilişkilerini “gayrı İslami” zeminde ve “ahlak dışı” şekilde kuruyor ve devam ettiriyor.

Ahlaksızlığın adı aşk, elbise değiştirir gibi sevgili(!) değiştirmek moda, sokakları çıplaklar kampına çevirmek medeniyet diye teşvik edilmeye devam edilirse bilinmelidir ki cinayetler artacak, suçlular katlanacak ve toplum çökecektir. 

Unutulmamalıdır ki, toplumlar maddiyatsızlıktan değil, ahlaksızlıktan, hayâsızlıktan çöküyor. 

Bu tarihten sabittir.

Çöküş kaçınılmaz sonuçtur.

İslamsızlaştırmanın sonucu felakettir, hüsrandır, yok oluştur.

Evet.

Cinayetler, kadın, sevgili cinayetleri ve suçlar artıyor ve artacaktır.

Çünkü doğru tedbirler bilerek ve istenerek alınmıyor. İslamsızlaştırma devam ediyor ve ettiriliyor.

Kanunlarımız hukuka, İslam’a ve ahlaka uygun olmadığı için “mağdur”u değil, “suçlu ve caniyi, mağdur edeni” koruyan yapıdadır.

Etkililer, yetkililer ve sorumlular doğru yönde tekdirler almıyorlar, İslam’a ve ahlaka uygun kanunları vazetmiyorlar.

Ve.

Cinayetler, suçlar artarak devam ettiriliyor, mağdurlar çoğaltılıyor.

Toplum çökertiliyor.

Toplumun, ahlakın, hukukun, İslam’ın aleyhine bir kanuni yapılanma söz konusudur.

Kanunlarımız bu şekilde ve İslam dışı olduğu müddetçe bilinmelidir ki suçlular, suç örgütleri, cinayetler ve caniler artacaktır.

Bu bir kehanet değildir.

Görünen ve yaşanan bir durumdur.

Yapılması gereken bir tek şey vardır.

Münafıklara, canilere, katillere, metres edinenlere rağmen hayatın İslamileştirilmesidir.

Selam ve Sabırla… 22.09.2026

 

21 Eylül 2026 Pazartesi

Ayrılığa Düşmeyin

Ayrılığa Düşmeyin

Veysi ERKEN Dr.

İslam mümini olan Kur’an ve Sünnetin ahkamını yaşamaya çalışır.

Allah “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. Âl-i İmran-103” buyurur.

Müminler “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilkesini benimser, yaşar ve yaşatmaya çalışır.

Müminler için birlik ve kardeşlik en büyük sermayedir.

Allah “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurât-10” buyurur.

Bu ayetlerle amel edenler kardeşlerin, bilhassa mümin kardeşlerin arasını düzeltmeye, dayanışmayı arttırmaya, adaleti sağlamaya ve kardeşlik duygusunu ihya etmeye çalışarak tefrikadan, ayrılıktan uzak durur.

Bizler şuna inanıyoruz.

En az ya ademiyette, ya sıhriyette veya inançta kardeşiz.

Tabii ki en önemli ve vazgeçilmez iman kardeşliğidir.

Kardeşlik en büyük sermayedir.

Tefrikanın, ayrılığın yıkımını merhum Mehmet Akif;

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

“Müslümanlık’ta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel’in ediyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır ruh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!” mısralarıyla terünnüm etmişkardeşliği şü şekilde izaha çalışmıştır. ve tir.

 “Hakiki Müslümanlar birbirine kardeş nazarıyla bakarlar. Zaten aradaki râbıta bu kuvvette olmazsa Müslümanlık kuru bir unvandan ibaret demektir.

Azıcık dikkat olunursa görülür ki: Şeriat-ı mutahharanın hemen bütün ahkâmı uhuvvet, vahdet esasını tahkim eylemektedir. Namazlar, haclar, zekâtlar, şehadetler, oruçlar, aynı kıbleye teveccühler, hep Müslümanları birbirine bağlayacak vasıtalardır.

Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz; “Müslümanların haline aldırmayan Müslüman değildir” buyuruyorlar. Şu hadis-i şerife göre, hakiki Müslümanların mikdarını anlayabilmek için, nüfûs-ı hâzıradan ne dehşetli bir yekûn indirmek lazım gelecek!

Bizler “hiçbir Müslüman’ın vücûduna bir diken batmaz ki, onun acısını kendimde duymuş olmayayım” diyen bir peygamberin ümmeti iken, cihân-ı İslâm’ı kırıp geçiren felaketlerden haberimiz bile olmuyor!

Din-i mübin, kavmiyet, cinsiyet gibi insanları birbirinden uzaklaştıran esbâbı aradan kaldırarak, dünyanın muhtelif noktalarındaki cemaatleri birleştirmiş iken, biz kalkıyoruz da aynı toprakta yaşayan cemaat-i islâmiyeyi, kavmiyet hissiyle parçalamak istiyoruz. Sebilürreşad, 20 Haziran 1912/7 Haziran 1328, s.293-294.”

Şimdi ayrılığa, tefrikaya düşmeden “kardeşliği ve birliği” ihya zamanıdır.

Selam ve Sabırla…21.09.2026