Muhannete Muhtaç Eyleme
Veysi ERKEN Dr.
İyi insanlar yardımı sadece Allahtan diler, yetkili ve sorumlu kullarından haklarını talep ederler.
Bunun için iyi insanlar, asgari geçimi talep edenler şu sözleri terennüm ederler.
“Kâdir Mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme
Yedi deryalara gark eyle beni
Yine muhannete muhtaç eyleme”
Bu bağlamda yönetici,sorumlu olanlara sesleniyorum. Bu ülkenin sevdalılarını, İslam’ın hadimi olma davasından başka davası olmayanların asgari geçimini sağlayacak şekilde düzenlemeleri yapınız.
Asgari ücretle, yüz delik açan yüzdeliklerle milleti kandırmayınız.
Refahı tabana yaymakla sorumlusunuz.
Zenginin malında fakirin ve mahrumun hakkı olduğunu belirten ayeti unutmayın.
,fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan düzenlemelerden, kandırmalardan vazgeçiniz.
Herkes biliyor ki en büyük yalan rakamlarla, istatistiklerle yapılır.
Türkiye’de servetin yüzde doksanından fazlası bir avuç azınlığa aktarılmış vaziyettedir.
Bu durum ne İslami ne de insanidir.
Yoksullaşma ve fakirleşme had safhadadır.
Hz. Muhammed Mustafa (sav) fakirliğin ve yoksullaştırmanın etkilerinden Allah’a sığınıyordu.
“Âişe annemizin anlattığına göre o şöyle dua ederdi: “Allah"ım, cehennemin fitnesinden ve azabından, kabir fitnesinden ve azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım...”
Bir başka duasında Sevgili Efendimiz, fakirlikten, darlıktan, zillete düşmekten, zulmetmek ve zulme uğramaktan Yüce Rabbimize sığınıyordu. “Allah"ım, küfürden, fakirlikten sana sığınırım.” sözleriyle dua ettiğini duyan bir sahâbî kendisine, “İkisi (küfür ve fakirlik) birbirine denk mi?” diye sormuştu ve Allah"ın Resûlü, “Evet.” diye cevap vermişti.
Çünkü fakir eğer dikkatli ve sabırlı olmazsa birçok tehlike ile karşı karşıya kalabilirdi. Efendimiz (sav) bir yandan aşırı zenginliğin iman ve ahlâkî yapılarını zedelemesi tehlikesine karşı Müslümanları uyarırken, öte yandan fakirliğin, onları inançsızlığa sürükleyebileceğine dikkat çekiyordu. https://hadislerleislam.diyanet.gov.tr/sayfa.php?CILT=5&SAYFA=53
Türkiye’deki insanların çoğu oluşturulan dengesizlik sebebiyle ayetin anlatımıyla imanla küfür arasında bir yerde ibadet eder hale dönüşmüş durumdadır.
“Öyle insanlar vardır ki Allah’a sırf bir hesaba binaen imanla küfür arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur. Hac, 22/11”
İnsanımızın çoğu hüsrana düşürülmüştür.
Sürekli yüzdelik hesaplamalarla, enflasyon yaveleriyle aldatılıyor.
Şu haberherkesin dikkatinizi çekmiştir diye düşünüyorum..
Türkiye 23 aydır kesintisiz büyüyormuş.
Bu lafazanlığı etkililer, yetkililer, sendika ağaları, vatanseverler, CHP’liler, ahlaklılar, ahlaksızlar, metresi olanlar vs. dillendiriyor.
Maalesef 23 aydır, hata daha fazla aylardır küçülen, asgari geçimini sağlayamayanlardan kimse bahsetmiyor.
Millet kandırılıyor.
Asgari ücrete şu kadar sağlandı diye aldatılıyor.
Türk-İş’in açıklamalarına göre AÇLIK SINIRI 40 bin, yoksulluk sınırı dört kişilik bir aile için 115 bin civarında.
Buna mukabil asgari ücret 28 bin civarında.
Evet.
23 aydır büyüyen Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırının altına kaç milyon kişi daha itilmiştir.
23 aydır kesintisiz büyüyen Türkiye’de kaç bin zengin zenginliğine zenginlik ilave etmiştir.
Sorgulanması ve düzeltilmesi gereken budur.
Etkililere, yetkililere, ahlaklılara, vicdanlılara sesleniyorum.
Bu durum ülkemizi yıkıma sürüklüyor.
Şehirler imar edilirken az gelirliler ihmal ediliyor ve bu gidişle imar edilenleri tahrip edecekler gibi görünüyor.
“Aç ayı oynamaz”, “Aç fırın yıkar” sözleri unutulmamalıdır.
Maalesef ülkemizde az gelirliler, az gelirli emekliler yanıyor, çöküyor ve devam ettirilen ekonomik politikayla zenginlerin, kapitalistlerin zenginliklerine zenginlik katılıyor.
Fakirin ve mahrumun bitmeyen ve gittikçe artan GEÇİM derdi büyüyor, katlanılmaz hal alıyor.
Zira hesaplamalar fakiri, asgari geliri olanları, geliri olmayanları dikkate almıyor maalesef.
23 aydır büyüyoruz lafazanlıkları ASGARİ GEÇİM ile ilgili değildir.
Bütün hesaplamalar ASGARİ geçim derdine düşmüş olanların geçimine YÜZ DELİK daha açma üzerinde kurgulanıyor.
Onun için ASGARİ ÜCRET ve YÜZDELİK Hesabı üzerinde kuruluyor toplu sözleşme, görüşme tiyatroları, yayınlanan büyüme rakamları.
Asgari ücret ve yüzdelik hesaplamaları fakirleri, düşük gelirli emeklileri daha da fakirleştiriyor, pahalılık ve yangını arttırıyor, toplumun birliğini, huzurunu bozuyor.
Asgari ücret yaklaşımı mutfaktaki yangını ve kiralardaki artışları körükler hale dönüşmüştür. Yangın her yerleri sarmış ve ülkeyi yıkıma doğru sürükler hale gelmiş.
Asgari geçimini sağlayamayan milyonlarca aile varken, takip edilen politika zenginleri daha da zenginleştirmekte, mallarına yeni mal, lüks hayatlarına ve israflarına yeni hayatlar ve israflar ilave etmekledir.
Bu politika geçim sıkıntısına düşenlerin sayılarına her gün yeni sayılar katarak devam ediyor.
Kapitalizm anlayışının mensuplarında ve uygulayıcılarında din iman ve ahlak yok.
Güdülen politikalar yüzünden geçinemeyen milyonlara milyon kişiler ekleniyor.
Evet, ASGARİ ÜCRET ve YÜZDELİK hesaplar zengini daha zengin, fakiri daha da fakirleştiriyor. 23 aydır kesintisiz lafları piyasaya sürülüyor.
Evet.
Ülkede pahalılık durdurulmalı, yangın söndürülmelidir.
Fakir ve düşük gelirli rahatlatılmalıdır.
Bunun yolu adaleti sağlamaktır.
Fakirden alıp zengini daha zenginleştirmek değil, zenginden alıp fakire ve yoksula vermektir.
23 aydır kesintisiz büyüyoruz lafları yerine milyonların gelirlerini arttırarak fakirin gerçek büyümesini sağlıyoruz ifadelerini duymak ve yaşamak istiyoruz.
Az gelirlileri, az gelirli emeklileri ve mahrumları muhannete muhtaç eden politikalardan vazgeçiniz, kapitalist dininden kurtulunuz.
Selam ve Sabırla…03.11.2026