7 Temmuz 2026 Salı

Okul-Cami Birliği Sağlanmalıdır

Okul-Cami Birliği Sağlanmalıdır

Veysi ERKEN Dr.

İçimizdeki eblehler, hainler ve gayrı Müslimler marifetiyle medeniyetimizin temel umdeleri tahrip edildi, Kur’an ve Sünnet merkezli hayatımız sonlandırıldı. Medeniyetimiz “efradını CAMİ ağyarını mani” idi bir zamanlar.

Siyonist haçlı zihniyetinin uşakları tahribe devam ediyor, cami okul birliğinin inşasını engelliyor.

Karahanlı döneminden beri “CAMİ”lerimiz sosyal hayatın, öğrenmenin inşa ve ihyasının merkezini oluşturuyordu.

Talim ve terbiyemiz iç içeydi, bir bütündü.

Cami, Okul ve aile iç içeydi aynı amaca uygun belirlenmiş hedefleri gerçekleştirmeye çalışıyordu.

Talimli, terbiyeli, kâmil ve Salih insan yetiştirmeye çalışıyordu.

Birlik halinde ferdin kişiliğini ve şahsiyetini inşa ediyordu.

Bizden ve Müslüman olduklarını sandıklarımız hayatımızı, talim ve terbiyemizi ”küll”den, “bütün”den, efradını “cami” olandan kopardı. Camiyi, okuldan ve aileden kopardı, aileler ve camiler işlevsizleştirildi.

Zihniyetimiz “Cami” olarak bizi topluyordu, külli oluyorduk. Ahlaki yaşayışımız camide, okulda ve ailede bir idi. “Birr”e dayalıydı, bütünleşik idi.

Yine camilerimiz “cami” ve sosyal hayatın merkezi okul ve aile ile “birr” merkezi olmalıdır.

Evet.

“Arapça cem‘ kökünden türeyen, “toplayan, bir araya getiren” anlamındaki câmi‘ fertlerin ahlaki gelişimlerini her yerde ve alanda bütünleştirmeli, okul ve aile ile iç içe olmalıdır.

Bilindiği üzere maarifin/eğitimin iki yönü vardır.

Talim ve Terbiye.

Terbiyenin ilke ve kuralları her yer için aynı olmalıdır ki toplum huzur bulsun. Terbiyenin ilkelerinin ortak bir şekilde benimsetilebilmesi için cami, okul ve ailenin birliği ve işbirliği şarttır, farzdır. Aksi takdirde toplumun birliği, bütünlüğü zarar görür, aileler dağılır, toplum yıkılır.

Ülkemizin yaşadığı sıkıntıların temel sebeplerinden biri ortak ahlaki kurallarımızın parçalanması cami, okul, aile birliğinin dağıtılmasıdır.

Bilerek mi yapıldı.

Evet, bilerek bu hale düşürüldüğümüze inanıyorum.

Egemen olan azgın azınlık çeteleri bunu gerçekleştirmişlerdir ve kendimize dönmenin önündeki engellerdir.

Yönetim gücünü gasp etmiş gayrı Müslim azınlık okul, cami, aile işbirliğimizi ortadan kaldırdılar, yok ettiler ve insanımızı değersizleştirdiler, ahlak ve hayâdan uzaklaştırdılar.

“Terbiyesiz” “talim”i ikame etmeye çalıştılar.

Halas için, kurtuluş için cami okul birliğinin sağlanması gerekir.

Yeryüzünü mescit haline getirebilmenin yolu insanımızı her yerde ve zeminde Allah’a secde eden tarzda yetiştirmekle, cami okul birliğini sağlamakla mümkündür.

Velhasıl.

Bir söz vardır. “Yiğit ancak düştüğü yerde ayağa kalkar”. Bizler de ancak düştüğümüz yerde ayağa kalkabiliriz. Ayağa kalkma da medeniyetimizi “CAMİ” merkezli yeniden inşa, ihya ve cami, okul, aile işbirliğini, gönül birliğini sağlamaktan geçer.

Umulur ki, bu zihniyet kısa zamanda hayat bulur ve yetişecek nesil İlayı Kelimetullah için âleme nizam verir.

Selam ve Sabırla… 07.07.2026

Kadını Sokaktan Kurtarıp “Ev HAN’I” Yapmadıkça

Kadını Sokaktan Kurtarıp “Ev HAN’I” Yapmadıkça

Veysi ERKEN Dr.

Kapitalist dininin mensupları “KADIN”I sokağa itti, sürükledi, evinin hanlığından, sultanlığından uzaklaştırdı, başkasının, ellerin kölesi, hizmetçisi, paspasçısı, paspası yaptı.

Bunu ÖZGÜRLÜK ambalajı ile piyasaya sürdü, reklamını yaptı, soydu ve teşhir malzemesi yaptı.

Zihinler işgal edilip soykırıma uğratılınca sokağa itilen, atılan, sürülen KADIN kendini ÖZGÜR sandı.

Kapitalizm dininin mensupları KADIN'A ödediği ücreti de makyaj, kreş ücreti, servis parası, seyirlik olmak için elbiselere, ayakkabılara, süs malzemelerine ödediği paralarla geri aldı.

Kapitalizm dini böylece KADINI maddi ve manevi yönden kadını sömürdü, kadını ANA, yâr, hatun, EV HAN’I olmaktan uzaklaştırdı, paspasa çevirdi.

Kadını EV HANI oldurmanın yolu mevcut politikayı külliyen terk etmekten, kadını sokaktan kurtarmaktan geçer.

Kadını sokağa daha fazla iten desteklerden vazgeçilmedikçe AİLENİN çöküşü engellenemez, boşanmalar azaltılamaz, evlilikler, doğumlar çoğaltılamaz, nüfus artarak yenilenemez, yıkım durdurulamaz, milli güvenlik sağlanamaz.

Kapitalizm dininin mensupları Türkiye’de AİLEYİ çökertti.

Aileyi ihya etmek isteyenler samimi görünmüyor.

Samimi, ihlâslı bir şekilde “Aile”yi ihya ve inşa ederek vatanı, milleti ve geleceğimizi kurtarmak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında kapitalist dininin anlayışı ile tanzim edilmiş mevzuat değişikliğini gerçekleştirmesi ve “ev han”lığını ihya edecek şekilde tahkim edilmesidir.

“Ev Hanımlığı”nın  “EV hanlığı” olduğu gerçeği her alanda tescil edilmeli ve uygun düzenlemeler yapılmalıdır.

“Ev hanı” olana en yüksek memur maaşı kadar maaş verilmeli ve her türlü imkân tanınmalıdır ki, evler devlete dönüşsün.

ANALIK,

Yar,

Evdeş,

Hanım kavramları anlamını bulsun.

Evlilikler çoğalsın, boşanmalar azalsın, nüfus gençleşsin ve devlet yaşasın.

Nesillerimizin muhafazası için çocuk sayımız artsın.

Hanımlık anlamını bulsun. Ki “Ev Hanı” olan anamız, bacımız, hanımımız ve kızlarımız sosyal (içtimaî) vazifelerini kâmilen yerine getirebilsin.

“Ev Hanlığı” kadını hayattan koparmak değildir. Bilakis hayatın kuşatılmasını ve yönetilmesini sağlar.

Ev Haniliği KADININ “El”lerin işini değil kendi “devlet”inin işini yönetmesini sağlar.

Unutulmamalıdır ki “Kadın "hatun", Ana veya bacı idi evlerde, devletinde.

 Evi ev, devleti devlet yapandı "hatun".

 Devletin başında "han" yanı başında ” hatun” olurdu.

 Hatun ev denilen devletten ihraç edilince devlet küçüldü ve  yıkıldı.

Büyük aile denilirdi "hane" dağıtıldı çekirdek aile oldu   

Dayanışma ve yardımlaşma içinde olan hatunlar işini yapamaz hale getirildi.

Mutluydu “hatun” ev denilen devletinde.

Önce işten sonra evden koparıldı.

Devlet olan evle ilgili işler angarya diye öğretildi, sonra evden ihraç için özgürlükten bahsedildi. Güya dışarıda özgürce çalışacaktı.

Elin işinde.

Devlet iş bölümü ve iş birliğini gerektiriyordu hâlbuki.

Ne yapıldı.

Bütün görevler yüklenildi kadının sırtına.

Hatunluğu/hanlığı bitirildi kapitalistlerce.

Ev denilen devletin bütçesi sarsıldı.

Güya kadın çalışırsa bütçeye katkı sağlayacaktı.

Ne gezer.

Çocuk kreşe, ebeveyn yaşlılar mekânına, maaşın yarısı kıyafete ve tezyin malzemelerine, ulaşıma vs.

Yıkım sadece maddi değil, asıl yıkım maneviyatta ve hissiyatta oldu, aile dağıldı.

Han ve hatun birbirine tahammül edemez oldu kadın evden ihraç edilince.

 Ana sevgisi ve şefkati yerine kreş sevgisi yer almış. Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz deniliyordu. Ana yâr olmaktan uzaklaştırıldı. 

Evin temel direği idi hatun Ana. Hatun evden uzaklaştırılınca ev yıkıldı. Hane çöktü.

Velhasıl ev devlet olmaktan çıkmış konaklama alanına dönmüş.

Sadece konaklama ve geçici mesken yerine dönüşen evlerden huzur, bereket, saadet ve merhamet de firar etmiş.

 Kadın evden ihraç edilince KADININ insanlıktan firarı kolaylaştı.

 Ne diyelim.

 Paranın, makamın, şehvetin, bedenin ve şöhretin ilahlaştırıldığı, ruhun ve hissiyatın terk edildiği/ettirildiği bir düzende evi “devlet”leştirmek ve “hane”ye çevirmek mümkün mü?

Kadın “hatun”, ana, yâr ve bacı olur mu?

Zor.

Çarkın dişlileri ve işleyiş kuralları kırılır mı?

Bilemem.

Ama ümidimi kaybetmiyorum.

Yol göstermeye çalışıyorum.

Yol bellidir.

Kadını sokaktan kurtarıp EV HANLIĞI, ANALIK makamına oturtmaktır.

Selam ve Sabırla… 07.07.2026