18 Ağustos 2026 Salı

Namazı Terk Edenler, Savsaklayanlar

Namazı Terk Edenler, Savsaklayanlar

Veysi ERKEN Dr.

İnsanı diri tutan inancı ve inancına uygun amelidir.

Asr süresinde hüsranda, zararda olmayanlar şu şekilde tavsif edilir. “iman edenler, Salih ameller işleyenler, birbirine Hakkı ve sabrı tavsiye edenler.”

Bu zaviyeden bakarak Kur’an-ı kerimi anlayarak okuma, yaşama ve namazı tebliği etmeye gayret ediyoruz.

“Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir. Ankebût-45” ayeti vahyedilennin, Kur’anın okunması ve namazın hakkıyla, itinayla eda edilmesi anlatılır.

Bilhassa namazı üşenerek kılma, savsaklamayı bir münafıklık belirtisi olarak anlatır. “Münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler. Nisâ-142”

Gaflet ve dalaletle namazı terk edenler, savsaklayanlar, Kur’an'ın ahkâmını anlayarak yaşamayanlar, yaşama gayretinde olmayanlar zamanla dünyeviperest olur, Allah kendilerini kendilerine unutturur.

Böylece hem dünya hayatı hem de ahret hayatı cehenneme dönüşür. Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’a itaatsizlikten sakının; şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır. Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır. Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Muratlarına erecek olanlar ancak cennetliklerdir. Haşr,18-20”

Evet.

Unutulmamalıdır ki Kur’an ve NAMAZ insanı ihya ve inşa eder.

Gönülleri ve kalpleri huzura kavuşturur. Namazı terk edenlerin, savsaklayanların hayatı cehenneme dönüşür.

Ve.

Kalpler, gönüller ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur ilkesini yaşamakla mükellefiz. Buradan hareketle diyoruz ki, öyle bir hayat yaşa ki, dünyanın kulu, kölesi ve esiri olmayasın.

Bilinmelidir ki “Hayat bize verilen bir yol değil, kısa bir imtihandır; dünya kalacağımız değil, geçip gideceğimiz bir menzildir. Malımız olsun ama kalbimize girmesin, makamımız olsun ama bizi büyütmesin, kibirlendirmesin, dostlarımız olsun ama Rabbimizi unutturmasın. Çünkü geriye ne mal, ne makam ne de dünya kalacak; geriye, nasıl yaşadığımız ve ardımızda bıraktığımız iyilikler kalacak.”

Hâsılı kelam.

Hz. Muhammed Mustafa’nın  (sav) buyurduğu gibi “Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol”, hayatını Kur’’an ve namazla ihya eyle huzur bul.

Selam ve Sabırla…18.08.2026

17 Ağustos 2026 Pazartesi

Manevi Deprem Derinleşiyor

Manevi Deprem Derinleşiyor

Veysi ERKEN Dr. 

!7 Ağustos 1999 depremi ve akabinde gerçekleşen depremler, bilhassa 6 Şubat depreminin maddi tahribatı ortadan kaldırılmış olmakla birlikte ülkemizde “manevi deprem” bütün şiddetiyle devam ediyor, derinleşiyor, milleti yokluğa ve enkaza sürüklüyor.

Bugün 21 Mart 2023.

Seçime az zaman kaldı.

Gönüller, duygular ve bedenler yıllardır enkaz altında.

“Meğerse aileyi yıkan kanun çıkarmışız” itirafının üzerinden yıllar geçti.

Yıllar içinde tamiratlar yapılacağına “enkaz” büyüdü.

Gönülleri, sevgiyi, merhameti, ahlakı dağıttı.

Aile dağıldı, boşanmalar arttı, evlilikler ve nüfus hem nitelik hem de nicelik olarak azaldı.

Sahi ne zaman tedbir alınacak?

“Basra harab olduktan sonra mı?”

Müslüman’ım diyen herkesin meclisi ve vekilleri, yetkilileri göreve davet etmesi şarttır, farzdır.

Bu milletin Müslüman evladı ve İslam’ın mensubu olanlar bigâne kalamaz.

Evet.

Meclise ve bütün yetkililere çağrımız var.

Gönüllerdeki, duygulardaki ve bedenlerdeki tahribatın, manevi depremin enkazı ve yıkımın izlerini ortadan kaldırmak için acilen düzenlemeleri hayata geçiriniz.

Bilhassa medya ve sosyal medya “manevi deprem”in şiddetini arttırmaktadır.

Yıkımın şiddeti 8,0 değil 50 ve üzeridir.

Zalimler, hainler, rüşvetçiler, tecavüzcüler, metresçiler, ahlaksızlar, şerefsizler topyekûn saldırmaktadır.

Bu haydutluk ve zulüm bitirilmelidir.

Bilindiği üzere İslamî anlamda aile ve “dini inanç” sebebiyle yıkım 50 şiddetinde oldu denilse azdır.

Tahribatın etki alanı tüm Türkiye ve diğer ülkeler oldu.

Şimdi tahribatın izlerini silme ve yıkıntıları, molozları, enkazı kaldırma zamanıdır. Tamamen ortadan kaldırma zamanıdır.

Artık zulmü bitirme zamanı. Meclis kaldığı yerden vazifesini ikmal etmek mecburiyetindedir.

Hadi vekiller, etkililer, yetkililer, sorumlular, partiniz, ideolojiniz, görüşünüz ne olursa olsun manevi depremin tahribatını ortadan kaldıracak düzenlemeleri yapınız.

Yarın değil, bugün, hemen şimdi.

Hayırda yarışınız, inanç özgürlüğü ve aile düzenine, manevi enkazın ortadan kaldırılmasına katkı sağlayınız ki, gönüller bir nebze ferah ve huzur bulsun.

Selam ve Sabırla… 17.08.2026