28 Şubat 2026 Cumartesi

Çocuklar, Gayrı Müslimleri Gerdi

Çocuklar, Gayrı Müslimleri Gerdi

Veysi ERKEN Dr.

Evet.

“Maarifin Kalbinde Ramazan” tamimi içimizdeki azgın azınlık olan gayrı Müslimleri ve münafıkları gerdi.

Zehirli yılan mesabesinde olan gayrı Müslimler ve münafıklar inlerinden çıkıp milleti zehirlemeye çalışıyor.

Münafıklar çocukların “camiye girmesine ve cemaate” katılmasına engel olmaya çalışıyorlar. Münafıkların bahanesi hazırdır.

Çocuklar gürültü yapıyor, camiyi kirletiyor.

Tabii ki münafıkların niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek, çocukları camiden ve İslamî hayata yönelişten koparmaktır.

Unutulmamalıdır ki “İslam korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir” diyordu Merhum Aliya İzzet Begoviç.

Evet.

Cesurlar gayrı Müslimlerin ve münafıkların oyununu bozacak ve İ’layı Kelimetullah ülküsüne sahip nesillerin yetişmesine zemin hazırlamaya devam edecektir biiznillah.

Cumhurbaşkanının konuşması bunun delillerinden biridir.

“Cumhurbaşkanı, ülke genelinde Ramazan’ın farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini, camilerin dolup taştığını, çocuk ve gençlerin camileri şenlendirdiğini, sofraların bereketlendiğini ifade etti. İlahi ve manevi etkinliklerle milletin birlik ve beraberlik ruhunun güçlendiğini belirten Erdoğan, bu fotoğrafın Türkiye’nin gerçek görüntüsü olduğunu söyledi.

Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Maarif’in Kalbinde Ramazan” temasıyla başlattığı etkinlikleri de değerlendirdi. Etkinliklerin gönüllülük esasına dayalı, anayasal haklara uygun şekilde yapıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, çocukların milli ve manevi değerleri öğrenmesinin önemine dikkat çekti.

Ramazan öncesinde yapılan bazı eleştirilere de değinen Erdoğan, “Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Ama Ramazan kapsamında çocuklarımıza milli ve manevi değerler öğretilince rahatsız oluyorlar. Biz bunların derdinin laiklik olmadığını, derdinin bu milletin değerleri olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

Çocukların namaz, oruç ve Ramazan süslemelerini öğrenmesinin kimseyi rahatsız edemeyeceğini belirten Erdoğan, rahatsız olanların aidiyetlerini sorgulamaları gerektiğini ifade etti. Milletin mayasında İslam olduğunu, Türkiye’yi Türkiye olarak büyüteceklerini, kendi değerleriyle “Türkiye Yüzyılı”nı inşa edeceklerini söyledi.”

(Konuşmayı dinleyebilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=gMwpiycyhnk)

Hâsılı kelam.

Gayrı Müslim azgın azınlık ve münafıklar çocukların İslami hayatla bezenmesi, camileri doldurması ve “HU”larla coşması sebebiyle gerildiler ve ülkemizi kargaşa ortamına çevirmeye çalıştılar, çalışıyorlar.

Allah’ın inayeti ve nusretiyle bu sefer başaramayacaklar ve merhum Abdurrahim Karakoç” ağabeyimizin ifadesiyle her yere “HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ”

“Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Kuşların göz bebeğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol İslâm yazacağız.

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Hak yol İslâm yazacağız.

Bucak bucak, köşe köşe

Kara taşa, kor-ateşe

Yıldıza, aya, güneşe

Hak yol İslâm yazacağız.

Askerlerin miğferine

Kağnıların tekerine

Buda´nın tunç heykeline

Hak yol İslâm yazacağız.

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Balaların beşiğine

Hak yol İslâm yazacağız.

Herkes duyacak, bilecek

Saklanmaz gayrı bu gerçek

Yaprak yaprak, çiçek çiçek

Hak yol İslâm yazacağız.”

Selam ve Sabırla… 28.02.2026

Namluların Millete Çevrildiği Günlerden Biri: 28 Şubat

Namluların Millete Çevrildiği Günlerden Biri: 28 Şubat

Veysi ERKEN Dr.

“İslam korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir” diyordu Merhum Aliya İzzet Begoviç.

Evet.

Bu hakikatin gereğini merhum Muhsin Yazıcıoğlu TBMM’de şöyle dillendiriyor ve gereğini yapıyordu.“Bugün, bizi, demokrasi mi, yoksa demokrasi dışında totaliter baskılar mı gibi bir tercihle karşı karşıya bıraktınız. Bugün, bizi, acaba, millet iradesi mi, yoksa bir kısım medyanın iradesi mi diye bir tercihe zorladınız. İşte bu noktada, ben, milletin iradesinden yana tavrımı koymak istiyorum. (RP sıralarından alkışlar) Öbür tarafta bir şeyi söylüyorum: Sizin iktidar olmanızı engellemek suretiyle "efendim, Müslümanların iktidarını önlediniz" sözünü size söyletmeyeceğim." ve akabinde "namlusunu millete çeviren tankı selamlamam"

Bilinen bir hakikat Müslümanların korkaklığı sebebiyle ülkemizde Siyonist haçlıların uşakları darbeler yapabildiler.

Ülkemizdeki bütün darbelerin -15 Temmuz darbe teşebbüsü dâhil-  planlayıcıları, uygulayıcıları Siyonist haçlı zihniyetinin uşaklarıdır.

12 Eylül günü Siyonist haçlı zihniyetinin zalimleri, çocuklarımız başardı diye haykırıyorlardı.

Sevinç çığlıkları yükseliyordu tapınakçılardan ve uşaklarından.

Yüz binlerce masumun kanına girilecekti bir daha.

Ve yüz binlerce mağduriyet ve mazlumiyet yaşatıldı insanımıza Eylül fırtınasında.

Yetmedi.

Tiranlar bir daha piyonlarını, uşaklarını, kölelerini ve maşalarını devreye soktu.

Bu sefer darbenin “post”u yapılıyordu Siyonistlerin “hostl”arı tarafından.

Tarih 28 Şubat 1997’yi gösteriyordu.

“Host”lar bu soykırımın bin yıl süreceğini söylüyordu.

Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları topyekûn savaştan bahsediyordu köşelerinde ve dahi manşetlerinde.

Evet, değerlerimize, dinimiz İslam’a ve yaşayışımıza bir kere daha topyekûn savaş açılmıştı.

Değerlerimiz, duygularımız ve hayatımız yıkıldı, yakıldı, karartıldı.

Yapmak zor, yıkmak kolay.

Bir daha yıktılar duygularımızı uşaklar, piyonlar ve hostlar.

Benzer mağduriyetler ve mazlumiyetler bir kere daha yaşatıldı aziz milletimize.

Darbecilerden hesap sorulmadı.

İdam cezalarına çarpıtılmadılar.

Adeta unutuldu.

Mağdurlar ve mazlumlar unutuldu.

Bir kısmı yusufiyelerde terk edildi.

Mağdurların bir kısmı darbecilere benzedi.

Kuzuların sessizliğine büründüler dünün mağdurları. Muktedir olduklarını zannetmeye başladı dünün mağdurları.

Unutmanın pusu olduğunu unuttular.

Unutulan soykırımın tekrarlandığını unuttular.

Bu sefer aynı Siyonist haçlı takımı 15 Temmuzda gösterdi vahşi yüzünü.

Siyonist fetö haydutları bomba yağdırdı milletimizin tepesine.

Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları bu sefer fetö kılığıyla tepemize binmeye çalıştı.

Değerlerimizi, inancımızı ve topyekûn İslami hayatı filmleriyle, dizileriyle, gazeteleriyle, radyolarıyla, trollarıyla ve diğer araçlarıyla tahrip etti, ediyor.

Kızlarımıza, kadınlarımıza ve evladımıza musallat oluyor.

Ve hala unutulmuşluk.

Bugün 28 Şubat 2026.

Unutmayı unutma zamanı.

Darbelerle oluşturulan soykırımları unutmama zamanıdır.

Mazlum ve mağdurları hatırlama ve hatırlatma zamanı.

Postlardan, hostlardan, modernlerden ve fetöitlerden hesap sorma zamanıdır.

Evet, bütün darbecilerin ve uşakların beli kırılma zamanı. Darbecileri inlerinden çıkarma, teşhir ve tasfiye zamanı.

Tecavüzcüsünden, katiline, darbecisinden bombacısına kadar bütün hainlerden hesap sorma zamanı.

Bütün etkili, etkili ve vekiline sesleniyorum.

Bugün 28 Şubat.

Mazlumlar hatırlanmalı, mazlumiyetlerin hesabı sorulmalıdır.

Katillerden, ırz düşmanlarından, tecavüzcüden ve darbeciden, mağdur bireyler hesap sorabilmelidir.

Her fert hakkını arayabilmeli, darbeciler adaletli bir şekilde cezalandırılmalıdır.

Bilindiği üzere gerçek anlamdaki hukukta bireylere karşı işlenen suçlarda devletin suçluyu affetme yetkisi yoktur ve olamaz.

Bireyin kendisi affeder veya suçlunun cezasını çekmesini ister.

Biz fertler olarak bizi mağdur eden bütün Siyonist haçlı zihniyetinin uşakları olan darbecilerin cezalandırılmasını istiyoruz.

28 Şubatta namlusunu millete çeviren tanka nasıl selam durmadıysak bugünde durmuyoruz ve darbecilerin cezalandırılmasını istiyoruz.

Yaptıklarının bedelini ödemelidirler.

Bedenleriyle mallarıyla.

İdam gündeme getirilmeli ve hainler hesabını vermeli.

Unutulmamalıdır ki, bugün 28 Şubat.

Bugün her türlü darbeciden hesap sorma günü olmalı.

İster post, ister host olsun.

Selam ve Sabırla…28.02.2026