Ayrılığa Düşmeyin
Veysi ERKEN Dr.
İslam mümini olan Kur’an ve Sünnetin ahkamını yaşamaya çalışır.
Allah “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. Âl-i İmran-103” buyurur.
Müminler “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilkesini benimser, yaşar ve yaşatmaya çalışır.
Müminler için birlik ve kardeşlik en büyük sermayedir.
Allah “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurât-10” buyurur.
Bu ayetlerle amel edenler kardeşlerin, bilhassa mümin kardeşlerin arasını düzeltmeye, dayanışmayı arttırmaya, adaleti sağlamaya ve kardeşlik duygusunu ihya etmeye çalışarak tefrikadan, ayrılıktan uzak durur.
Bizler şuna inanıyoruz.
En az ya ademiyette, ya sıhriyette veya inançta kardeşiz.
Tabii ki en önemli ve vazgeçilmez iman kardeşliğidir.
Kardeşlik en büyük sermayedir.
Tefrikanın, ayrılığın yıkımını merhum Mehmet Akif;
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
•
“Müslümanlık’ta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-i Nebî tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!” mısralarıyla terünnüm etmişkardeşliği şü şekilde izaha çalışmıştır. ve tir.
“Hakiki Müslümanlar birbirine kardeş nazarıyla bakarlar. Zaten aradaki râbıta bu kuvvette olmazsa Müslümanlık kuru bir unvandan ibaret demektir.
Azıcık dikkat olunursa görülür ki: Şeriat-ı mutahharanın hemen bütün ahkâmı uhuvvet, vahdet esasını tahkim eylemektedir. Namazlar, haclar, zekâtlar, şehadetler, oruçlar, aynı kıbleye teveccühler, hep Müslümanları birbirine bağlayacak vasıtalardır.
Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz; “Müslümanların haline aldırmayan Müslüman değildir” buyuruyorlar. Şu hadis-i şerife göre, hakiki Müslümanların mikdarını anlayabilmek için, nüfûs-ı hâzıradan ne dehşetli bir yekûn indirmek lazım gelecek!
Bizler “hiçbir Müslüman’ın vücûduna bir diken batmaz ki, onun acısını kendimde duymuş olmayayım” diyen bir peygamberin ümmeti iken, cihân-ı İslâm’ı kırıp geçiren felaketlerden haberimiz bile olmuyor!
Din-i mübin, kavmiyet, cinsiyet gibi insanları birbirinden uzaklaştıran esbâbı aradan kaldırarak, dünyanın muhtelif noktalarındaki cemaatleri birleştirmiş iken, biz kalkıyoruz da aynı toprakta yaşayan cemaat-i islâmiyeyi, kavmiyet hissiyle parçalamak istiyoruz. Sebilürreşad, 20 Haziran 1912/7 Haziran 1328, s.293-294.”
Şimdi ayrılığa, tefrikaya düşmeden “kardeşliği ve birliği” ihya zamanıdır.
Selam ve Sabırla…21.09.2026