28 Nisan 2026 Salı

Korsanlık Yönetimi

Korsanlık Yönetimi

Veysi ERKEN Dr.

Korsanlık, denizlerde, karada, havada kısaca her yerde devlet denilen yapılar veya bir devlete bağlı olmaksızın, kıymetli malları ele geçirmek amacıyla yapılan soygun ve şiddet eylemidir.

Siyonist haçlı zihniyeti tamamen “korsanlık” üzerine bina edilmiştir.

Her türlü soygun ve şiddeti kendine bir hak olarak kabul eder.

Bugün ABD’ye çökmüş ve dünyanın bütününe çökmeye çalışan yönetim kâmilen "hırsızlar yönetimi", “korsanlık” veya "yağma düzeni"dir.

Siyonistlerin şiddet ve soygun yönetimi devlet ve devletlerin başlarına oturttukları kişiler vasıtasıyla kamu, dünya kaynaklarını sistematik olarak kişisel zenginlikleri için çaldığı, gasp ettiği, sömürdüğü, işgal ettiği, şiddet uyguladığı yozlaşmış bir yönetim biçimidir.

ABD’nin başına çöreklenmiş Siyonistler, bilhassa Trump döneminde hırsızlık ve soygun düzeni bütün dünyada tamamen yerleştirilmeye çalışılıyor.

Ali Baba ve kırk haramilerinin düzeni kurulmaya çalışılıyor dünyada.

Bizim dışımızda karar alamazsınız, ihracat-ithalat yapamazsınız, üretemezsiniz, ticaret yapamazsınız, elçi atayamazsınız, vs. ifadeleri korsanlık yönetiminin buyurgan ifadeleridir.

Bu soygun düzeni BM kuruluşlarıyla sürdürülüyor.

Trump ve Siyonistlerin kışlası olan İsrail tam bir korsan ve haydut anlayışı ile her yere saldırıyor, soykırımları gerçekleştiriyor ve Bir LEŞ miş  M illetler seyrediyor.

Trump, Siyonist atalarının soygun ve gasp yolunu takip ediyor.

ABD’nin, İsrail’in, haydut ülkelerin oluşturulması da böyledir.

ABD’nin işgal ve satın almalarla oluşturulması ve İsrail denilen kışlanın tarihini okursak bunu görürüz.

Evet.

Siyonist haçlıların, Trump’ın korsanlık yönetimi dünyayı kıyamete doğru evirmeye çalışıyor. İnanışları gereği “Tanrı’yı kıyamet”e zorlamaya çalışıyor.

Tramp’ın küresel Siyonist haçlı çetesi tarafından koltuğuna oturtulduğu günden beri korsanlık yönetimi tarzı, icraatları, söylemleri ve tehditleri bunun açık göstergesidir.

Anlaşılacağı üzere Siyonist haçlı çetesinin, korsanlık yönetim tarzı, amacı değişmez ve Siyonist haçlılar dünyada sadece kan ve gözyaşını arttırmakla görevlidir.

Unutmayalım Siyonist haçlı zihniyetinin “armegadon ve arz-ı mev’ud” teo- politiği budur ve değişmemektedir.

Trump ve Siyonist mahlûklar durdurulmalıdır.

Acilen durdurulmalı ve kışlaları ile birlikte tasfiye edilmelidir.

Dünya korsanlık yönetimini elbirliği ile durdurulmalıdır, İran’da, Gazze’den, Filistin’den, Suriye’den, Irak’tan, Venezuela’dan, Ukray’na’dan, Grönland’tan, Panama’dan ve işgal etmeye çalıştıkları her yerden  kovulmalıdır.

Türkiye öncü olmalıdır.

Dini, dili, meşrebi, mezhebi, cinsiyeti, cibilliyeti ne olursa olsun, İNSAN olan, insan kalan, şeytanın izinde gitmeyenler, bu sapkın inanış sahiplerini, armegadon ve arz-ı mev’udçularınını durdurmak için çaba sarf etmekle mükelleftir.

Herkes gücünü ortaya koymak mecburiyetindedir.

Ülkeleri yönetenler, Siyonistlerin kölesi olmayanlar, bir araya geliniz, seyirci kalmayınız, Vahşeti, soykırımı, işgali durdurunuz.

Unutmayın. Korsanlık yönetim anlayışları tasfiye edilmezse felaket ve yıkım dünyayı saracak.

Selam ve Sabırla… 28.04.2026

 

 

Kur’anı Parçalayanlar, parçalamak isteyenler

Kur’anı Parçalayanlar, parçalamak isteyenler

Veysi ERKEN Dr.

Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) vahyi tebliğinden itibaren kâfirler, münafıklar, fasıklar, müşrikler Kur’an-ı Kerimi parçalara ayırmaya, bir kısmını reddetmeye veya bazı ayetlerin anlamını kaybettiğini söylemeye başladılar ve günümüzde de aynı tavrı sergileyen insan kılıklı iki ayaklı şeytanlar bulunmaktadır.

Ayetlerde “Kur’an’ı parçalara ayıranlar yok mu; Rabbine andolsun ki yaptıklarından dolayı muhakkak surette onların hepsini sorguya çekeceğiz! Hicr, 91-93” buyrulmakta ve şöyle tefsir edilmektedir. “Eski kitaplara yapıldığı gibi Kur’an-ı Kerîm’i parçalara ayıranlar da yaptıklarından dolayı muhakkak surette Allah katında sorguya çekilip cezalandırılacaktır. Bu tavır birçok eski kavmi yıkıma götürmüştür, Mekkeli putperestler de vahyi bu şekilde bölüp parçalamanın cezasını görmüşlerdir. Çünkü Kur’an bütünüyle Allah’tandır, bir tek âyeti bile O’ndan başkasına nisbet edilemeyeceği gibi yine bir tek âyeti dahi değersiz ve anlamsız görülemez. Allah’ın kitabı bir bütündür, hükümleri geneldir. Hakk’ın yoluna koyulup o yolda ilerleyenler için Hakk’ın hükümlerinin hepsi de mutlaka bir yönden yararlıdır, gereklidir; onların –bir bölümünün dahi olsa– faydasız olduğu, reddedilebileceği asla düşünülemez. İnsanlar, içinde yaşadıkları zamana, şartlara, ihtiyaçlara, bilgi ve kültür düzeylerine göre vahiy billûruna farklı açılardan bakabilir, orada farklı renkler görebilirler; onu az çok farklı yorumlayıp algılayarak ondan değişik biçimde yararlanabilirler; fakat “Şurasını kabul ediyorum, burasını etmiyorum” diyemezler. Aksine davrananlar, Allah’ın huzurunda yaptıklarının hesabını vereceklerdir. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Hicr-suresi/1893/91-93-ayet-tefsiri

Asırlarca kötü niyet ve ahlaksız tavırla sürdürülen çabalara rağmen Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı (zikr,Kur’an) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz. Hicr-9” ayetinde ifade edildiği gibi muhafızı Allah olduğu için parçalara ayırma gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecektir.

Kur’an insan olanlara bir hidayet rehberidir.Orucun farz kılındığı ramazan ayı, insanlara hidâyet rehberi olup onlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırıcı en açık delilleri ihtiva eden Kur’an’ın indirildiği aydır. Bakara-185”

Kur’an doğru yolu gösterdiği gibi “Hakk”ı “Batıl”dan ayırıcıdır.

Hayatın ve doğru yaşamanın tanzim edicisidir.

Kur’an aynı zamanda insanoğlunun azaba duçar olmaması için vahyedilen bir kitaptır. Onlara: “Kimin şâhitliği daha büyük ve daha önemlidir?” diye sor. Cevap vermezlerse şunu söyle: “Benimle sizin aranızda Allah şâhittir. Bu Kur’an, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi ebedî azaba karşı uyarmam için bana vahyedildi. En’am-19”

Tabii ki, insanoğlunun rahmete erebilmesi için Kur’an’ın dinlemesi ve ahkâmının bir bütün olarak yaşanması gerekir.Kur’an okunduğu zaman hemen dikkat kesilerek ona kulak verin, susup dinleyin ki rahmete eresiniz. A’raf-204”

Kur’an-ı Kerimi parçalamak isteyenler tarih boyunca saptırıcı yöntemlere ve sorulara müracaat etmişlerdir.Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, öldükten sonra huzurumuza çıkacakları inanç ve beklentisi içinde olmayanlar: “Ya bize bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” derler. Onlara şunu söyle: “Benim onu kendi arzuma göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, ancak bana vahyedilene uyarım. Ayrıca, eğer Rabbime karşı gelecek olursam, doğrusu ben, pek büyük bir günün azabından korkarım.”Yunus-15

Allah Kur’anı parçalamak isteyen iki ayaklı, insan görünümlü şeytanlara şöyle cevap verir. “Bu Kur’an, Allah kelâmı olup O’ndan başkası tarafından ortaya konulabilecek bir kitap değildir. O, kendinden önceki ilâhî kitapları doğrulayan, Allah’ın hükümlerini açıklayan, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan ve Âlemlerin Rabbinden gelen bir kitaptır. Yunus-37”

Hâsılı kelam.

İnsan olan ve insan kalanlar Kur’an-ı kerimi anlama ve yaşama çabasına girer.

Bilinmelidir ki, insanoğlunu huzura kavuşturacak nizamı Kur’an’dan başka bir düsturla kurmak mümkün değildir.

Kur’anı parçalamak isteyenler bunu dün başaramadığı gibi bugün de başaramayacaklar. Zira muhafızı onu vahyeden Allah’tır.

Huzurlu olmak için Kur’an-ı kerimi okumak, öğrenmek, anlamak ve yaşamak şarttır, farzdır.

Selam ve Sabırla… 28.04.2026