23 Mayıs 2026 Cumartesi

Haramın ve Kirlenmişliğin Sığınağı

Haramın ve Kirlenmişliğin Sığınağı

Veysi ERKEN Dr.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP “Haramın ve Kirlenmişliğin Sığınağı” olmamalı diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu biliyor ki CHP’nin bütün fiil ve eylemleri haram ve kirlidir ve kendi zamanında da fazlasıyla gerçekleşmekteydi.

Kendi başkanlık dönemi de bundan, kir ve haramdan müstağni değildir.

Esasında CHP’nin bütün eylem ve fiilleri “haram li-aynihi/li-zatihi”dir.

Bu baptan dolayı CHP haram ve kirlenmişliğin sığınağı değil, bu nitelikler/ haram ve kirlilik ayrılmaz vasfıdır.

Dolayısıyla “mutlak butlan” ile vurgun yemiş CHP’nin Kılıçdaroğlu ve şürekâsı tarafından fesh edilmesi ve kapatılması milletimiz için hayırlara vesile olacaktır.

Hani bir fıkra anlatılırdı eskiden.

Uçakta seyahat eden İsmet İnönü ve Torununun yanında Osman Bölükbaşı vardır. İnönü'nün torunu Bölükbaşı'dan on lira ister.

Bölükbaşı ne yapacaksın diye sorunca torun aşağıya atacağım bir fakir bulur sevinir diye cevap verir.

Bölükbaşı İnönü’nün torununa şöyle cevap verir. Dedeni aşağıya at bütün millet sevinsin.

Evet.

Bütün milletin sevinmesi, huzur ve sükûna kavuşması için hazır Kılıçdaroğlu’nun eline fırsat geçmişken CHP’nin feshine vesile olmalıdır ki haram ve kirlenmişlikten kurtulabilsinler, ahali huzur bulsun.

Bilinen hakikati binlerce kişi dile getirmiştir.

CHP’nin her icraatı milletimizin aleyhinedir.

CHP nifak kaynağı durumundadır.

CHP Nadiroğulları gibi daima nifak yayıyor.

Daha önce Faruk Dinç bunlara Beni Nadir’den mülhem olarak Şaibe oğulları/ beni şaibe” demişti.

HÜDA PAR Milletvekili Faruk Dinç, “CHP öyle bir harekettir ki, yaptıkları kurultay şaibeli, delegeleri şaibeli, dövizle ilgili yaptıkları işler şaibeli, bir tane başkan seçtiler, başkanın kendisi de şaibeli. Bir ara başkanlarının ayağı kırılmıştı, ama kimse niçin kırıldığını biliyor mu? Kırıldı mı yoksa kurşun mu sıkıldı, başka bir şey mi var? Kendilerine bir fenomen buldular, onun arkasına sığındılar. Ama o fenomenin de diploması şaibeli çıktı.”

“Onlar öyle şaibeli bir hareket ki, düşünün yakıt tankerinde ne taşımışlardı? Beykoz Belediyesi yakıt tankerinde biber, patlıcan, havuç aklınıza ne geliyorsa hepsini koymuşlar. Ondan sonra yakıt tankeri içerisinde güya sebze falan bir şeyler taşıyorlar. Orada da ne şaibe var bilmiyoruz? Yani siyasi bir parti mi şaibe oğulları mı şaibe kabilesi mi? Ben onlara açıkçası ‘Ben-i Şaibe Oğulları’ diyorum. Allah bu memleketi onlardan korusun. Gerçekten bu memleket onlardan çok zarar gördü. Bugün memleketimiz ilerleyememişse bu şaibe oğullarının önümüzdeki engelleridir, her şeyleri şaibelidir.”

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3514313-huda-pardan-chpdeki-saibelere-manidar-gonderme-ben-i-saibe-ogullari

Bu benzetme doğrudur.

Sadece Faruk Dinç söylemiyor. Yıllar önce “CHP Müze olsun” diyen CHP yandaşı/candaşı Can Ataklı daha beterini söylüyor.

CHP yandaşı Can Ataklı CHP’li belediyelerdeki yolsuzluğa isyan eder hale geldi. “Yolsuzluğun, pisliğin, ahlaksızlığın CHP’li belediyeleri sardığını söyleyen Can Ataklı, “Hiçbir şey olmasa bile CHP’nin sosyal medyalarına bakın. Kendi aralarındaki konuşmalarında sayısız yolsuzluk var. Hepsini görevden alın kardeşim.” ifadelerini kullandı. https://video.haber7.com/video-galeri/307307-can-atakli-itiraf-etti-yolsuzluk-chp-sarmis-durumda

Mutlak butlan kararından sonra görevden alma yetmez.

CHP fesh edilmelidir.

Kılıçdaroğlu Can Ataklı’nın yıllar önce yaptığı teklif doğrultusunda CHP’nin “müze” olmasını sağlamalıdır.

Bilindiği üzere CHP’nin zihniyetini ve temelini Jöntürk ve ittihatçı anlayış oluşturmuştur. On yılda Devletimizi dağıtan, İngiliz mandacılığına talip olan zihniyettir.

Merhum Necip Fazıl "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde yıllar önce bulunmuştu.

Hâsılı kelam.

Her şeyi şaibeli olan, her türlü yolsuzluğun kaynağı, haram ve kirlenmişliğin numunesi olan CHP “mutlak butlan” hükmünden sonra Kılıçdaroğlu marifetiyle fesh edilmeli veya en kısa zamanda kapatılmalıdır ki, millet huzur bulsun.

Selam ve Sabırla… 23.05.2026

22 Mayıs 2026 Cuma

Türkiye SUMUD’UN hikâyesini yazmalıdır

Türkiye SUMUD’UN hikâyesini yazmalıdır

Veysi ERKEN Dr.

“Sen kendi hikâyeni yazmazsan başkası senin hikâyeni yazar” gerçeğini unutmayalım.

Türkiye ve milletimiz aslına, kamet ve istikametini İslam’a yöneltmeye başlayınca kendi hikâyesini kendisi yazmaya başladı.

Allah nusretini arttırdı.

Karabağ’da, Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Somali’de hikâyesini yazmaya başladı.

İHA, SİHA, Tank, Füze ve bütün mühimmat konusunda kendi hikâyesini yazıyor ve dünyaya kendisi anlatmaya başladı.

Hikâyesini kendisi ve kendi medyası, iletişim araçlarıyla anlatmaya başladı.

Eğitim programında da kendi hikâyesini yazmaya başladı,

Yakın zamanda kendi hikâyesini, destanlarını, kendisini ileriye fırlatacak yaylarının hikâyesini de anlatacak.

Bir de SUMUD hikâyesini yazmalı ve dünyaya anlatmalıdır.

Bu hikâye “Mavi Marmara” ile yazılmalıydı.

Geç kalındı, güç olmamalıdır.

Türkiye SUMUD’LA azimle, kararlılıkla, cesaretle dünyaya, mazlumlara, mağdurlara sahip çıkmalı, hikâyesini yazmalı ve Siyonist haçlı saldırganlığını tasfiye ederek bitirmelidir.

SUMUD’ UN hikâyesi Salahaddinlerin, yavuzların, Alpaslanların, Celaleddin Harzemşahların ruhuyla, cesaretleriyle, kararlılıklarıyla yazılmalıdır.

Bize ait Kudüs, Gazze, Filistin, Doğu Türkistan, Arakan esaretten kurtarılmalıdır.

Türkiye’nin SUMUD hikâyesi Küresel SUMUD’A dönüşmeli, mazlum coğrafyaları ADALET güneşiyle aydınlatmalı, hürriyetlerine kavuşturmalıdır.

Artık durulmamalıdır.

SUMUD’A müdahale eden, engelleyen her güç ve kışla tasfiye edilmelidir.

Bu da Türkiye’nin kendi yazdığı ve dünyaya anlattığı hikâyesi olmalıdır.

Türkiye’nin SUMUD hikâyesi karada, havada ve denizde yazılmalı ve İslam’ın sancağını, bayrağımızı Kudüs’e, Gazze’ye, Rohingya’ya, Doğu Türkistan’a dikmelidir.

Sancağın ve bayrağın gölgesi insanlığa yeter.

Hikâyemizi yazmakta yılgınlık, pes etme yok.

Zafere erişmek, anaların gözyaşını dindirmek, çocukları kurtarmak, dünyayı özgürleştirmek için hikâyemizi kendimiz yazmakla mükellefiz.

Selam ve Sabırla…22.05.2026