Sadece Allah’tan İstemek
Veysi ERKEN Dr.
“Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Bakara-286”
Yapabileceklerimizle ilgili sorumluluklarımız gücümüz kadardır.
Gücümüz kadar fiilleri işlemek için Allah’tan talep etmekle mükellefiz.
“iyyake na’budu ve iyyake nestain/ ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz, isteriz” ayeti bize bunu anlatır.
Evet.
Bizler, ancak Rabbulaleminden talep ederiz, etmeliyiz.
Yardımlaşmakla talep etmek farklıdır.
Bizler iyilik üzerine yardımlaşmakla mükellefiz.
Talebimiz ise Allah’tandır.
Ayetlerde "İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir. Maide-2"
Rabbualemin iyiliği şöyle tanımlar "İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. Bakara 177"
Taleple yardımlaşmanın arasındaki farkı şu “kıssa” güzel bir şekilde ortaya koymaktadır diye düşünüyorum.
“YARDIM İSTEYEN ADAM”
“O, Resul-i Ekrem (sav)in
sahabesinden biriydi. Fakirlik ve yoksulluk ona galip gelmişti. Artık bıçak
kemiğe dayandığı bir günde karısıyla müşavere edip durumunu Resul-i Ekrem'e
açıklayarak o hazretten mali yardım istemeye karar verdi.
Bu niyetle gitti. Fakat hacetini söylemeden önce Resul-i Ekrem' in söylediği şu
cümle kulağına geldi: "Kim bizden
yardım isterse ona yardım ederiz. Fakat bir kimse istiğna gösterip çalışırsa ve
hacet elini hiç bir mahlûka uzatmazsa Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez."
O gün hiç bir şey söylemedi ve evine döndü. Tekrar evine, gölge salmış olan fakirliğin o korkunç hayali ile karşı karşıya geldi. Çaresiz ertesi gün aynı niyetle Resul-i Ekrem' in meclisinde hazır oldu. O gün de Resul-i Ekrem' den aynı cümleyi işitti. "Kim bizden yardım isterse ona yardım ederiz. Fakat muhtaç olmayan bir kimse çalışır ve hacet elini hiç bir mahlûka uzatmazsa Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez."
Bu defa da hacetini söyleyemeden evine döndü. Kendisini aynı şekilde fakirliğin pençesinde zayıf, çaresiz ve güçsüz görünce üçüncü defa aynı niyetle Resul-i Ekrem (sav)in meclisine gitti. Tekrar Resul-i Ekrem(sav)'in dudakları hareket etti ve gönül'e kuvvet veren, ruhu tatmin eden cümleyi aynı ahenkle tekrar etti.
İşittiği aynı cümle, bu defa kalbini daha tatmin edici bir şekilde kendini hissettirdi. Kendi güçlüğünün anahtarının aynı cümlede olduğunu anladı. Dışarıya çıktığı zaman daha tatminkâr adımlarla gidiyordu.
Kendi kendine düşünüyordu. "Yardım için kulların arkasından gitmeyeceğim. Allah'a dayanırım. Vücuduma emanet edilen kuvvet ve istidadımdan faydalanırım ve Allah'tan beni engellerden kurtarmasını, muhtaç olmayan bir duruma gelmemi isterim.
Kendi kendine "Elimden ne iş gelir?" diye düşündü. Hemen çöle giderek odun toplayıp getirmenin ve satmanın, yapabileceği bir iş olduğu aklına geldi. Emanet bir balta alarak çöle gitti. Odun topladı ve sattı. Kendi el emeğinin lezzetini tattı. Yavaş yavaş kazanmış olduğu parayla kendisine, balta, hayvan ve diğer iş aletlerini alıncaya kadar diğer günlerde de bu işe devam etti, Bu işi sermaye sahibi olana kadar sürdürdü.
Bir gün Resul-i Ekrem (sav) ona geldi ve gülümseyerek: "Kim bizden yardım isterse ona yardım ederiz, fakat bir kimse muhtaç olmamaya çalışırsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez demedim mi?" buyurdu.”
Hâsılı kelam yardımlaşmak ve sadece Allah’tan istemek müminin vazgeçilmez vasıfları olmalıdır.
Selam ve Sabırla… 16.08.2026