3 Eylül 2026 Perşembe

Şeytanların Kışkırtmaları

Şeytanların Kışkırtmaları

Veysi ERKEN Dr.

İnanan insan daima şeytanlardan Allah’a sığınır. Zira bizleri şeytanların şerrinden muhafaza edecek yegâne ve tek güç Allah’tır.

Bizler Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunun yolcusu ve sünnetinin yaşayıcısı olmaya çalışıyoruz. Peygamber de şeytanın kışkırtmalarından Allah’a sığınmış ve bizlere yol göstermiştir. Bizler de şeytanların kışkırtmalarından ve yanımızda bulunmalarından Allah’a sığınıyoruz.

Etrafımızda insan ve cin şeytanlarının çok olduğunu biliyoruz.

İKİ AYAKLI, insan kılıklı şeytanlar.

Peygamber şöyle dedi.

“Ve de ki: “Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.  Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim!” Mü’minun, 97-98”

Evet.

Şeytanlar peygamberlere düşmandır. Peygamberlerin tebliğini boşa çıkarmaya çalışmaktadır.

“Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak da âhirete inanmayanların kalpleri ona (o yaldızlı sözlere) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri kötülüğü bundan böyle de işlemeye devam etsinler. En’âm, 112-113”

Ayetler kısaca şu şekilde tefsir edilebilir. “Burada ifade buyurulduğu gibi Allah dileseydi o “insan ve cin şeytanları” düşmanlık yapamaz, aldatıcı ve kandırıcı telkinlerde bulunamazlardı. Allah’ın bunları peygamberlere düşman kılması, bir yandan peygamberlerin güçlükler karşısındaki sabır ve kararlılıklarını ölçmek; bir yandan da her bir ümmete, üstün ideallere ağır meşakkatleri, güçlü direnişleri yenerek ulaşılabileceğini; kişinin değerinin de bu yoldaki azim ve sebatıyla ortaya çıkacağını göstermektir. İlâhî irade dünya hayatını –imanla inkârın, hayırla şerrin– bir çatışma alanı yapmıştır. Hakkı yaşatmak ancak, daima direniş konumunda bulunan bâtılı etkisiz kılmakla mümkün olur. Allah’ın hikmetli yaratışı ve bu yaratmanın bir eseri olan insan aklı ve mantığı uyarınca, peygamberlerle onlara uyanların iman ve amellerinin değer kazanması için böyle bir mücadeleye gerek vardır. Kahramanlık şerefini sadece bir savaştan zaferle çıkanlar hak edebilirler. Dünyada insanın insan olmayandan farkı ve ayrıcalığı da buradadır.https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/En%27%C3%A2m-suresi/901/112-113-ayet-tefsiri

Duamız, Hz. Muhammed Mustafa’nın duası gibidir inşallah.

“De ki: “Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım! Nâs, 1-6”

Selam ve Sabırla… 03.09.2026

Malı Aşırı Derecede Çok Seviyorsunuz

Malı Aşırı Derecede Çok Seviyorsunuz

Veysi ERKEN Dr.

“İnsan var ya, rabbi ona imtihan için ikramda bulunduğunda ve onu nimetlere boğduğunda, “Rabbim bana ikram etti” der (mutlu olur). Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni önemsemedi” der (mutsuz olur).  Hayır hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Mirası hak hukuk demeden yiyorsunuz. Malı aşırı derecede seviyorsunuz. Fecr; 15-20”

Allah, kullarına sınırsız ikramda bulundu, bulunuyor ama insanoğlu nankörlük ederek ikram edilen nimetleri yerinde kullanmıyor.

Bilhassa mal ve mülk konusunda cimrilik ediyor.

Yukarıdaki ayetlerde insanoğlunun malı aşırı sevdiğini vurgulanarak nankörlüğü izah ediliyor.

İnsanoğlunun dünya malı sevgisini şu sözler güzel bir şekilde anlatıyor.

“Dünyasına,

Güvenmem Dünyasına,

Dünya benim diyenin,

Dün gittik, dün YASINA”

Ve.

“Mal sahibi,

Mülk sahibi.

Hani bunun ilk sahibi,

Mal da yalan,

Mülk de yalan.

Gel sende biraz oyalan.”

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

İnsanoğlu “el Mülkü Lillah” şuurunda olursa mal ve mülkünü yerinde tasarruf eder ve kullanır.

Mal ve mülkü kendine verilmiş bir emanet olarak bilir.

Kazancını ve malını helal yol ve imkânlarla kazanmaya ve yerinde harcamaya çalışır.

Hayatını Kur’an ve Sünnet zemininde yaşamaya çalışır.

Hayy kalmaya, kalbinin katılaşmasına, taşlaşmasına engel olur.

Miskini, fakiri, yoksulu, komşusunu düşünür, ikramda bulunur.

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadisinin gereğini yapar.

Hâsılı kelam.

Yazıyı yukarıdaki ayetlerle bitirelim.

“İnsan var ya, rabbi ona imtihan için ikramda bulunduğunda ve onu nimetlere boğduğunda, “Rabbim bana ikram etti” der (mutlu olur). Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni önemsemedi” der (mutsuz olur).  Hayır hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Mirası hak hukuk demeden yiyorsunuz. Malı aşırı derecede seviyorsunuz. Fecr; 15-20”

Selam ve Sabırla… 03.09.2026