17 Nisan 2026 Cuma

Şiddet, Cinayet, Tecavüz Neden Artıyor

Şiddet, Cinayet, Tecavüz Neden Artıyor

Veysi ERKEN Dr.

Nihayette söyleyeceğimizi başta söyleyelim. İslam Yoksa Şiddet, Cinayet, Tecavüz vs. Artar.

Bu bir kehanet değil.

En son okullara gerçekleştirilen katliam ile ilgili binlerce yorum yapılıyor, sebepler sıralanıyor.

Sadece şunu söylüyorum.

İslamî anlayış okullardan, çevreden ve aileden uzaklaştırıldıkça şiddet, cinayet, tecavüz hadiseleri artacaktır.

Namuslu ilim adamları, yöneticiler bu konuyu derinlemesine araştırırsa tespitimin gerçekliğini ortaya koyacaklardır.

Türkiye’de İslami yaşayıştan kopuk olanların cinayete, tecavüze, şiddete yönelenlerin oranı yüzde 90’lardan fazla olduğunu söylesek mübalağa etmiş olmayız.

İslamî anlamda dini bütün yaşayışa sahip olanların cinayete, tecavüze, şiddete yöneliş oranı yüzde 10 bile değildir.

Devlet, yetkililer ve namuslu ilim adamları bu konuyu tetkik ve tahlil etmelidir.

Bu yapılıp gerekli tedbirler alınmazsa cereyan eden olaylar birkaç gün içinde unutulur gider.

Maalesef Türkiye’de tecavüz, şiddet, cinayet, boşanma ve dahi toplumu yıkıma ve yokluğa götüren fiillerin işlenişinde artışlar olmaktadır.

Okullardaki son katliam felaketin daha da yaklaştığını göstermektedir.

Bu yıkımın temelinde bize benimsetilmiş ve zorla dayatılmış ilke ve kuralların ve İslamsızlaştırma politikasının olduğu asla unutulmamalıdır.

Bilindiği üzere yazılı kurallar, hele hele zecri bir şekilde uygulanan kurallar toplumu daha kolay ve kısa zamanda bozar ve dağıtır. İslam dışı kuralların hayata, okula, aileye, yakın ve uzak çevreye, internet marifetiyle medyaya, sosyal medyaya, oyunlara, vs. hâkim kılınması bunun belirtisidir.

Bize dayatılan ilke ve kurallar bizim inancımızla bağdaşık değildir. İslam dışıdır.

Tarihten misal vermeye gerek yoktur.

Her gün “Avrupa’nın normlarını kabul edeceğiz, ediyoruz ve uyguluyoruz” demeçleri ve uygulamaları İslam dışılığın göstergeleridir.

Okullarda, evlerde, çevrede, televizyon, internet, medya marifetiyle bize dayatılan ilke ve kurallar toplumun tevhidini ve birliğini sağlayacağına toplumu parçalamaya yöneliktir.

Okullardaki cinayetler iyi analiz edilmelidir.

Bilindiği üzere batının/ batılın zihniyeti parçalayıcı bir zemin üzerinde gelişmiştir.

Her şeyi parçalamayı hedeflemektedir.

Her şeyi inanç ve ahlak dışına çıkarmayı hedeflemektedir.

Adalet, cinayet, şiddet, meslekler vs.

Hangisini ele alırsak alalım parçalayıcı bir anlayışla muhatap oluruz.

Mesela “Kadına şiddet”ten bahsedilir. Şiddetin cinsiyeti mi olur diye soran yok. Hâlbuki şiddet şiddettir ve kim uygularsa, kime uygulanırsa aynı cezaya müstahak olur denilmiyor.

Ya cinayetler.

Sürekli “kadın cinayetleri veya falan mesleklerden olanlara karşı işlenen suç ve cinayetlerden bahsetmeler ve bazı meslekleri kutsamalar.

Bunlar parçalayıcı zemin üzerinde bize dayatılan ve toplumu dağıtan ilke ve kurallardır.

Batı/batıllar zihnimizi, düzenimizi, ahlakımızı ve dahi müspet olan her şeyimizi bozdular, bozmaya devam ediyorlar ve bizi Kur’an ve sünnet merkezli uygulamalardan ve yaşayıştan uzaklaştırıyorlar.

Maalesef kendini Müslüman olarak ifade eden kitle de bu parçalanmışlığı savunur haldedir.

Hâlbuki bizin tefekkür ve yaşayış zeminimizde bir nefsi haksızca öldürmeyi bütün insanları öldürmüş gibi olduğu anlayışı vardı ve bu ayetle sabit idi. Ayette: “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur. Maide-32” ifadesini bulmuştur.

Mesleğe göre cinayete bakılmaz, her insanın canı, malı, namusu, hayatı ve dini değerlidir.

Anlaşılsın diye ifade ediyorum. Bir çöpçünün hayatı ve canı bir doktordan farklı değildir. Haksızca kim öldürülürse öldürülsün ceza aynı olmalıdır. Feveran edilecekse herkes için olmalıdır.

Şiddet, tecavüz ve bütün sosyal normlarda/kurallarda bütünlük ilkesi gerekirken bizlere cinsiyetçi bir bölücülük dayatılıyor.

Hâlbuki “adalet” esas olmalıydı hayatımızda. Ayette: “Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır. Nisa-135” deniliyor.

Şiddete, tecavüze, cinayete vs. maruz kalanlar arasında ayırım yapmayın deniliyor. Meslekleri veya bir cinsi kayırın denilmiyor.

Hâsılı kelam yazılı kurallar İslam anlayışına göre tanzim edilmedikçe adaletin sağlanması mümkün olamayacaktır.

Okullarda işlenmiş cinayetlerde ölenlere Allah’tan rahmet kalanlara sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

Selam ve Sabırla… 17.04.2026

16 Nisan 2026 Perşembe

Her Türlü "Hayr"a Muhtacız

Her Türlü "Hayr"a Muhtacız

Veysi ERKEN Dr.

İnsanoğlu her türlü hayra, iyiliğe, birr’e muhtaçtır ve ihtiyacını ancak Rabbulalemin giderir.

Bunun için müminler ve iyi insanlar “iyyake na’budu ve iyyake nestain” derler. Bizler sadece Allah’a kulluk eder ve yardımı ondan isteriz.

Bizler Hz. Musa a.s. gibi dua etmeye çalışıyoruz.

Ayette “Musa sonra gölgeye çekilip: “Rabbim! Şüphesiz, bana lutfedeceğin her iyiliğe öylesine muhtacım ki!” dedi. Kasas-24” buyrulduğu gibi hayrı Allah’tan, rabbimizden dileriz.

Hz Muhammed( sav)  her türlü hayrı Allahtan dilediği için “Rabbim! İlmimi arttır” Ta-Ha-114” diye dua etmiştir.

Hz. İbrahim a.s. hayrı Rabbulaleminden talep ettiği için “Ey Rabbim! Bana hikmet ver ve beni sâlihler arasına dâhil et. Şu’arâ, 26” diye yalvarmış ve Allah’a iltica etmiştir.

Ve.

Müminler, iyi insanlar, hakkıyla Allah’a teslim olanlar imanları gereği “Rabbi zidnî ilmen ve fehmen ve elhikni bissalihin” duasını eksik etmezler.

Bizler “Rabbim! İlmimi ve anlayışımı artır ve beni Salih kullarına ilhak eyle, onların arasına kat, onlarla beraberliğimi sağla” diye yalvarıyoruz.

Hâsılı kelam.

Bizler kul olarak Rabbimizden gelecek her hayra, ihsana, iyiliğe muhtacız.

Anlayanlara.

Selam ve Sabırla… 16.04.2026