4 Mayıs 2026 Pazartesi

Aile ile ilgili ÇÖZÜM değil, ÇÖZÜMSÜZLÜK üretiliyor

Aile ile ilgili ÇÖZÜM değil, ÇÖZÜMSÜZLÜK üretiliyor

Veysi ERKEN Dr.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Aile ve değerleri ile ilgili güzel konuşuyor ancak takip edilen politikalar, çıkarılan mevzuat ve gerçekleştirilen eylemler AİLE’yi felakete sürüklüyor, dağıtıyor, boşanmaları arttırıyor, evlilikleri azaltıyor ve ülkeyi yokluğa sürüklüyor.

Başkanın şu konuşmasına katılmamak mümkün değildir. "Ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz"
Ailenin toplumdaki yeri ve misyonuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma, Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz. Merhum Samiha Ayverdi hanımefendinin aileye yönelik şu tespitlerini şahsen çok kıymetli buluyorum. Toplumun en küçük fakat en sağlam hücresi dediği aileyi merhum Ayverdi bakınız nasıl tarif ediyor? 'Aile cemiyete sağlam fertler veren, içine sızmak isteyen bakterileri yaşatmayan ve üretmeyen, yerleşmiş nizamlara ve temel kıymetlere yaylım ateşi açarak tahribat yapmak isteyenlere fırsat vermeyen, arınmış, inanmış ve kendini sağlama almış bir bünyedir.' Evet ailenin toplumdaki yeri budur. Misyonu budur. Oynadığı rol işte budur" ifadelerini kullandı.. https://www.sozbursa.com/siyaset/erdogan-aile-degerlerini-korumak-milli-guvenlik-meselesidir-315384

Evet konuşma güzel, ancak icraat felaket.

Bu konuda onlarca yazı yazdım. Benim gibi inanmış yüzlerce kişi iktidar partisini, etkilileri, yetkilileri uyardı, uyarmaya devam ediyor.

Maalesef duyan, tedbir alan, aileyi ihya ve inşa etmek isteyen yok.

Uyarı görevini yapanlardan biri de Mehmet Boynukalın:

Boynukalın: “Sayın cumhurbaşkanım 3 çocuk konusunda haklısınız ama oraya giden yol ailenin İslami ahlak ve milli örf ve adetimiz üzere korunmasından geçer. Maalesef izlediğiniz politika ülkemizde özellikle kadın ve aile konusunda batılılaşma üzerine kuruludur.

Yaradılışa aykırı şekilde kadın erkek eşitliği, kadının adeta erkekleşmeye yönlendirilmesi, aile reisliğinin erkekten alınması, kadının beyanı esastır kuralının getirilmesi, süresiz nafaka, kadının çalışmasının teşvik edilmesi hatta erkekten daha çok teşvik edilmesi, zinanın ve fuhşun suç olmaktan çıkarılması, kadının sokakta neredeyse anadan üryan şekilde dolaşmasına izin verilmesi, boşanma halinde malların eşit bölüşülmesi, 12 yıllık zorunlu eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin büyük ölçüde batılı değerler üzerine devam etmesi gibi birçok kanun ve uygulama sebebiyle evlilik ve aile kurumu zayıflamış, nüfusumuz azalmaya başlamış, geleneksel anne baba, erkek kadın rolleri bozulduğu için çocuklarda cinsiyet ve cinsellik konularında sapkınlıklar artmış ve lgbt akımları güçlenmiştir.

Çözüm batıda değil İslam'dadır.

Batılda ısrar etmektense hakka dönmek gerekir.

Aile ve her konuda İslami değerlere dönmek, yeni anayasada, eğitim ve hukuk alanlarında ahlak ve din esaslı milli ve manevi bir kalkınmaya şiddetle ihtiyaç var.

Öte yandan gelir dağılımında adalete, faizsiz ekonomiye ağırlık vermeye, dar gelirli insanımızı korumaya, devlet erbabının topluma örnek olarak lüks harcamalardan ve gösterişli yaşantı tarzından uzak durmasına ihtiyacımız var.

Rabbim cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Rabbim bize hakkı görmeyi ve hakka tabi olmayı nasip etsin. https://x.com/M_Boynukalin/status/2050802405432791139

Bizler tebliğ görevimizi yapıyoruz, Ya Rab. Şahid ol diyoruz.

Aile konusunda “Ev Hanlığı”na dönülmesini kurtuluş yolu görüyoruz.

https://veysierken.blogspot.com/2025/05/anneyle-guclu-aile-aileyle-guclu.html

https://veysierken.blogspot.com/2025/05/nufus-arts-hz-felaket.html

https://veysierken.blogspot.com/2025/05/aile-konusunda-felaket-var-tedbir-yok.html

Selam ve Sabırla… 04.05.2026

 

Arakanlılar, Gazzeliler, Doğu Türkistanlılar

Arakanlılar, Gazzeliler, Doğu Türkistanlılar

Veysi ERKEN Dr.

Yeni bir dünya mümkün mü?

Elbette mümkün.

İslam zulmün, vahşetin, fuhşun, hırsızlığın, soykırımın, katliamın, irtikâbın kısaca her türlü kötülüğün olmadığı bir dünyayı ihya ve inşa etmek için vahyedilmiştir.

İnsanlar Kur’an sayesinde “zulmetten nur’a yönelmiş, fevc fevc koşmuştur, ihtida etmiştir, hidayet kendilerine nasip olmuştur.

Türkistan, Filistin, Arakan bu nurla aydınlanmıştır asırlarca.

Sonra karanlık, zulüm, vahşet çökmüştür bu coğrafyalara.

Soykırımların, kültürel soykırımların en çok işlendiği yerler haline gelmiştir.

Arakanın nüfusu 4 milyondan 150 bine düşmüş, bir milyondan fazla rohingyalı soykırıma uğratılmış, geri kalanlara “hiçbir yere sürgün”e maruz bırakılmıştır.

Adı “hiçbir yer”

Vatan yok, kimlik yok, toprak yok, aş, iş yok.

Çadır olmayan çadırlar, ağaç dallarından çadırlar mekânları olmuş milyonların.

Gazze buradan, Arakan’dan farklı mı?

Hayır.

Yüz küsur yıllık zulüm.

Bilhassa 1917 yılından beri devam eden zulüm, yıkım, işgal, vahşet, soykırım.

İngilizlerin, Siyonistlerin başlattıkları vahşet ve işgal.

İşgal ve soykırım Doğu Türkistan’da da 2 yüz yıldır devam ediyor.

Anlatılacak gibi değildir Doğu Türkistan’daki zulüm, katliam, vahşet ve soykırım.

Doğu Türkistan’ın her şeyini, maddi ve manevi varlığını hedef alan, yok eden bir soykırım.

2-3 yaşındaki çocuklar ailelerinden koparılıyor, ailelerin yanına, yataklarına Çinliler yerleştiriliyor, 24 saat kameralarla takip ediliyor, kısaca her türlü zulüm ve soykırım işleniyor.

Bütün bu vahşet ve soykırımlar karşısında dünya sessiz ve suskun.

Birleşmiş milletler denilen kurum LEŞ durumunda. Her tarafı ve organı İLLET.

Böyle bir ortamda Yeni Bir Dünya Vakfı Ankara’da İslam ülkelerini tanıtma ve Kutsal emanetler fuarı diye bir fuar düzenledi.

“Yeni bir dünya kurmaya söz veriyoruz” diye bir ilke ile yola çıkılmış.

Yeni bir dünya yenide İslam’ı, Kur’anı yaşamakla mümkün.

Kutsal emanetlere ve mazlumlara, soykırıma uğrayanlara, uğratılanlara ancak İSLAM’ LA, KUR’AN’LA sahip çıkılır, ihya ve inşa edilir.

Bu fuarda bilhassa Arakanlıların, Doğu Türkistanlıların, Gazzelilerin dertleriyle hemhal olmaya çalıştım.

Elbette bütün müminlerin kardeş olduğunun şuurundayım.

Rabb'ul-âlemin “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurat-10” buyurur.

Ayrılığa düşmeyin mazlumlara yardım ediniz, zalimlerden yana olmayın,

Allah insanlara “Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz! Hud-113” diye buyurur.

Evet.

“Zalimlere karşı Yavuz, mazlumlara karşı Yunus” tavrını takınmakla mükellefiz.

Biliyoruz ve inanıyoruz.

“Zulümle âbâd olmak isteyenlerin sonu berbat” olacaktır.

Siyonist zalimler, vahşiler, soykırımcılar kahrolacak, Doğu Türkistanlılar, Gazzeliler, Arakanlılar özgür olacaktır biiznillah.

Bizler Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmiş değiliz.

Ümitliğiz.

Allahtan ümidinizi kesmeyin diye buyurur Allah.

Bir sevdamız ve davamız var.

Allah buyuruyor.

“Vela teknatu min rahmetillah.”

Bizler Allah’ın rahmetinden asla ümidimizi kesmedik.

Fuarı düzenleyen YENİ BİR DÜNYA VAKFI yetkililerine teşekkür ediyorum.

Selam ve Sabırla… 04.05.2026