15 Temmuz 2026 Çarşamba

Fetöitlerin Parlattığı Ahlaksız Güruh

Fetöitlerin Parlattığı Ahlaksız Güruh

Veysi ERKEN Dr.

İslam’la hiç ilgisi olmayan veya dönüşerek onlardan olanların tipik savunma mekanizmaları geliştirdiklerini biliyor ve görüyoruz.

Bu mekanizmaları geliştirmelerinde FetöCİA etkisi küçümsenemez.

Bunlar ahbap çavuş ilişkileriyle iç içedirler.

Fetöit dailer/propagandistler yalan, inkâr, iftira, itham yöntemleri ile talancı ahbapları, metreslileri ve metresleştirilenleri iyi parlatırlar.

Fetöitler zihinleri bulandırmaya, meydanlara çıkan ahlaksızları, hırsızları, rüşvetçileri, zimmetçileri alkışlatmaya devam ediyor.

Mankurtlaştırılmışlar da bu hırsızları, metreslerden, rüşvetten, hırsızlıktan vazgeçmeyenleri alkışlamaya, mağdur göstermeye, deterjanla paklamaya ahbap çavuş ilişkisiyle devam ediyor.

Yıllar öncesine gitmeye gerek yok.

Belediye başkanları ile ilgili yapılan soruşturmaların neticesinde açılan davalar ve istenilen soruşturma izinleri karşısındaki müptezellerin savunma mekanizmalarını bilmek yeterlidir.

Evet.

Ahbap çavuş müptezellerin savunmaları şudur.

Müptezelleşmişlere ise diyorum ve soruyorum.

Bu kadar hırsızlığı, şerefsizliği, rüşvet alışverişlerini, metres düzenini nasıl savunabiliyorsunuz.

Hiç mi değeriniz, İslam’la bağınız kalmadı.

Maalesef İslam’dan koparak müptezelleşmişler ahlaksızlaşmışlar haksızlığı, hırsızlığı, edepsizliği, tecavüzü, rüşveti savunur ademlere, şeytanlara dönüşmüşlerdir.

Kısaca İslami terbiyeden mahrum nesiller arttıkça hırsızları, rüşvetçileri, arsızları, edepsizleri, fahşayı savunan ve yaşayanların sayısı artacaktır.

Tabii ki bu artışta iyi bilinenlerin yanlış uygulamaları ve yaklaşımları da önemli rol oynamaktadır.

Eba Müslim Horasanı “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu”  tespitinde bulunmuştu asırlar önce.

Bu tespit doğrudur.

Bunun en tipik misali günümüzün hırsızlarını savunan güruha dönüşenlerdir.

İktidar mensupları kendilerini iktidara taşıyan kitleleri, İslami hassasiyetleri ve yaşayışları, az gelirli olanları terk edip, kapitalistleri, yabancı sermayedarları, Türkiye’yi sömürenleri, ahlaksız sanatçıları(!) kazanacağım diye onlara yöneldi.

Bunun sonucunda iktidarı terk eden kitle, hırsızlara, rüşvetçilere, ahlaksızlara, fuhşiyatı savunanlara, İslam düşmanlarına yönelmeye konsercileri, heykelcileri, halka hizmeti olmayanları, ahbap çavuşları savunmaya başladı.

Maalesef bu yöneliş kalıcı olmaya başladı gibi görünüyor.

Unutulmamalıdır ki, “fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile edile huylara dönüşür ve can çıkar huy çıkmaz misali kalıcı olur.”

Konser, heykel ve başka adlarla kamu imkânlarını heba edenleri savunanların durumu ve savunmaları mekanizmaları bunun göstergesidir.

İktidar sahipleri bu durumu görüp tedbir almazsa hırsızları, soyguncuları, rüşvetçileri savunan grup çoğalacak ve ülkemizin yıkılmasına yol açacaktır.

Ayette belirtilir.

Bir topluluk kendindeki güzel vasıfları değiştirip kötülüğe dönüştürmedikçe nimet kesilmez.

Müptezelleşenler yüzünden nimet kesiliyor maalesef.

Selam ve Sabırla… 15.07.2026

Allah Zaferi Nasip Etmiştir: 15 Temmuz

Allah Zaferi Nasip Etmiştir: 15 Temmuz

Veysi ERKEN Dr.

“Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler. Âl-i İmrân-160”

Müminler yalnız Allah’a güvendi, Allah yardım etti ve zafer inananların oldu.

Rabbim bir şeyi diledi mi sadece “kun feye kun/ ol der ve olur”

Bu sene 15 Temmuz “İrade Bizim Zafer Bizim” ifadesiyle anılıyor.

Allah irade etti zafer inananların oldu.

Abdest alınarak, namaz kılınarak MEYDANLARA çıkıldı ve Allah zaferi nasip etti.

Asla ve asla 15 Temmuz ihaneti, bombaları, zihin çalmaları ve insanımızın mankurtlaştırılması unutulmamalı, unutturulmamalıdır.

Unutulursa, unutturulursa FetöCİA katliamı, soykırımı devam eder.

Unutulmamalı ve zihinler diri tutulmalıdır.

15 Temmuz darbe teşebbüsü, ihanet kalkışması topyekûn bir Siyonist haçlı saldırısıdır.

Bir fetöCİA operasyonudur.

Planlayıcılar Siyonist merkezler, uygulamaya çalışanlar FetöCİA’nın uşakları, piyonları ve mankurtlaştırılmış hain taifeleridir.

FetöCİA, haşhaşi, Safayuvî, meşhedi, masonik karakterlidir, İslam'a ve Müslümanlara, insanlığa ihanet eden şebekedir.

Bu gerçek milletin gönlüne ve zihnine kazınmalıdır, anlatılmalıdır, izah edilmelidir ki, bir daha bu şeytani şer güçler saldırıya geçemezsin, ihanete kalkışamazsın, inlerinde boğulup yok olup gitsin.

Peki, gereken tedbirler alındı mı?

Bizce yeterli tedbirler alınmadı, insan yetiştirme ilke, kural ve yapılar oluşturulmadı.

İDAMLAR gerçekleştirilmedi.

İbretlik cezalar verilmedi.

FetöCİA’ya yapılan operasyonlar bunu gösteriyor.

Neredeyse her kurumda, ticarette, sanayide varlar ve fesat eylemlerine devam ediyorlar.

Evet,

Bilinmelidir ki, 10 sene önce 15 Temmuz ihaneti ilahi kudretin tecellisi, Allah’ın yardımı, milletin feraseti ve cihadı ile durdurulmuştur.

Bu kalkışmaya, ihanete katılanlar, onlara yardım ve yataklık edenler ve zihniyetlerini sürdürenler şehitlerin kanlarında boğulmalıdır, İDAM edilmelidir.

Şehit kanlarının, gazilerin, yaralarının hesabı sorulmazsa bu alçak çete faaliyetlerine ve ihanetlerine asla ara vermez.

Zaten ara vermiş değil.

İhanet devam ediyor.

Alçaklık, ihanet, şerefsizlik, hırsızlık, kancıklık ve Siyonistlere uşaklık FetöCİA haşhaşilerinin temel özellik ve nitelikleridir.

Yönetimdekiler, yetkililer bu kancık ihanet şebekesinden adalet ölçüsünde, terazisinde hesabını sormakla ve kısası uygulamakla mükelleftir.

Kısasta hayat vardır düsturunca bu alçaklardan hesap sorulmalıdır.

Tabii ki, kast ettiğimiz sadece maşalar ve piyonlar değildir.

Asıl hesap FetöCİA haşhaşi örgütünün efendilerinden, planlayıcılarından ve yöneticilerinden sorulmalıdır.

Efendiler inlerinden derdest edilmeli ve hak ettikleri İDAM cezası verilmelidir.

Bunları tekrar tekrar yazmamın sebebi ülkemizde bu alçaklar tarafından sürdürülen algı operasyonudur.

Elbette adalet olmalıdır.

Asla adaletten vazgeçilmemelidir.

Adalet mağdurun haklarının savunulması ile mümkün olur.

Ülkemizde yürütülen algı operasyonu ile fetöit zalimler ve şerefsizler mağdur olarak gösterilmektedir.

Sanki bomba yağdıran, silah doğrultan, efendilerine uşaklık edenin hiç suçu yokmuş gibi bir algı operasyonu sürdürülmektedir.

Millet bunun farkında.

Yönetim, meclis, yargı da bunun farkında olması gerekir.

Adalet hızlandırılmalı ve bu tapınakçı haşhaşi anlayış İDAMLA cezalandırılmalıdır.

Aksi takdirde bu alçak ve şerefsiz örgütlenme bitmez.

Siyonist haçlı zihniyeti asla “kabil”liğinden ve şeytaniliğinden vazgeçecek değildir.

15 Temmuz direnişi bu anlamda anlatılmalı, zihinlere kazınmalı, gelecek nesillere mal edilmelidir.

İlahi kudret ve milletin direnişi yüreklere kazınmalıdır.

Eğitim bu ilahi kudretin tecellisi doğrultusunda verilmeli ve kitleler teyakkuz içinde olması sağlanmalıdır.

15 Temmuz zaferi İslam ümmetinin topyekûn zaferine dönüştürülebilmeli ve dünyadaki Siyonist haçlı işgali kırılmalı, dağıtılmalıdır.

Üzülerek belirtmeliyim ki, Siyonist haçlı, FetöCİA zihniyetinin işgali başta kültür, sosyal, ekonomi ve siyasi alanlar olmak üzere bütün sahalarda devam etmektedir.

Bu işgal bitirilmedikçe 15 Temmuz zaferleri algı operasyonlarına maruz kalacak ve etkisizleştirilecektir.

Haydi, işgali zihinlerden ve maariften başlayarak yok edelim ve 15 Temmuz zaferlerini taçlandıralım.

Gafilleri uyandıralım ve hainleri yok edelim ki, Allah’ın yardımıyla “İRADE BİZİM ZAFER BİZİM” demeye devam edelim.

 

Selam ve Sabırla… 15.07.2026