14 Ekim 2026 Çarşamba

İhanet Edenler

İhanet Edenler

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist haçlı zihniyeti kendisine kafa tutan, ülkesini kalkındırmak isteyen, çabalayan, ülkesinin teknolojisini geliştirerek insanlığa hizmet etmek isteyen liderleri, insanları, insan kalanları sevmez, istemez, devirmeye çalışır, hatta yok etmek için bütün gücünü kullanır.

Mursi, Maduro, Hamas’ın liderleri bunun için hedef alınmıştır.

Aynı oyun Türkiye’de sahnelenmeye devam ediliyor.

Tabii ki, sahnelenen oyunda liderlerin en yakınlarında bulunanlar veya desteklemesi gerekenler sıkça kullanılır.

15 Temmuz ihaneti ve son FON kalkışması bunun tipi örnekleridir.

Bu oyun Mısır’da merhum Mursi’ye karşı sahnelenmiş ve Nur Partisi aparat olarak kullanılmıştır.

Mursi’yi terk edenler, yalnızlaştıranların başında Nur Partisi gelmiş ve Siyonistlerin emellerini hizmet ederek tarihe ihanet hareketi olarak kazınmıştır.

Maduru’da aynı oyunla karşı karşıya bırakılmış ve Siyonistler ülkesine çökmüştür.

Yıllardır aynı oyun Siyonist haçlı zihniyeti tarafından sergileniyor.

“Onu Minute” ve “Dünya Beşten Büyüktür” diyen Recep Tayyip ERDOĞAN ve ona destek olanlara karşı öncelikle “ milli görüşçü”, milliyetçi, nurcu, Süleymancı görünümlü aparatlar piyasaya sürülmüş ve sürülmektedir.

Bunların bir kısmı bürokrasiye yerleştirilmiş ve 15 Temmuzda, FON kalkışmasında başat rol oynamıştır, oynamaya devam etmektedir.

ABD Büyükelçiliğine talimat almak için gidenler, başörtülü birisini kullanarak bütün örtülüleri, İslam’ı kâmilen yaşamaya çalışanları itham etmeye, karalamaya çalışmış, esfel derekesine düşmüştür.

Müslüman, milliyetçi, milli görüşçü, Süleymancı, Nurcu görünümlü bu münafık, müfsit taife Siyonistlerden aldığı talimatla harekete geçmiş, ülkemizi yabancılara şikâyet eden, onların emirlerinden çıkmayan, emirlerini harfiyen yerine getiren taifeyle saf tutar hale dönüşmüştür.

Evet.

İhanet edenler çoğalmış, çoğaltılmıştır.

Bu taife Türkiye düşmanı olanların aparatı olmuştur.

15 Temmuz ihanetinin piyonları olan fetöitler ve fonlarla Türkiye’yi yok etmeye çalışanlar mutlak olarak tasfiye edilmeli, elleri kesilmeli ve hukuka uygun tasfiye edilmelidir.

Kısaca Türkiye, bürokrasi ve her türlü kurum ve kuruluş mikroplardan, İslam düşmanlarından, ihanet elemanına dönüşenlerden arındırılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, ağacı çürüten içindeki kurttur.

Maalesef fetöitler ağacı çürütmek için kurtlarını sızdırmaya devam ediyor.

Partileri işgal ediyor, lider diye elçiliklerden talimat alanları piyasaya sürüyor.

Selam ve Sabırla… 14.10.2026

Algı üzerine inşa edilmiş TARİH

Algı üzerine inşa edilmiş TARİH

Veysi ERKEN Dr.

Beyan yayınları hayırlı bir hizmette bulunuyor.

“TARİHİN GERÇEK YÜZÜ” başlıklı bir seri kitap yayınlıyor. Seri şöyle tanıtılıyor. “Tarihin Gerçek Yüzü” serisi, yakın dönem tarihine ait kitaplardan oluşuyor. Seride yer alan konuların her birinin üzerinden en az bir asrı aşkın zaman geçmesine rağmen hâlâ tartışılıyor olması, bu konuda farklı bir bakış açısını zorunlu kılıyor.” Yayınlanmış bulunan kitap listesi yazının sonunda verilmiştir.

Maalesef yakın tarihimiz tamamen “algı” üzerinde inşa edilmiş ve sürekli ayrıştırıcı olmuştur.

Algı üzerine inşa edilen tarihle yetiştirilen nesillerin ekseriyeti kendi geçmişine, İslam’a, güzel ve faydalı olan her şeye düşman olmuş, batının, batılın kölesine dönüşmüştür.

Merhum Alparslan Türkeş’in ifadesiyle “ imalat hatası” olanlar tarihine, milliyetine, İslam’a sahip çıkmaya ve yaşamaya çalışmıştır.

Algı üzerine oluşturulan tarihle zihinleri inşa edilenler Uğur Mumcu’nun ifadesiyle milleti soyarken Atatürk maskesini takar olmuştur.

Şu iki ifade algı üzerine inşa edilen tarihle inşa edilen zihinleri anlatmada yeterlidir. Uğur Mumcu “Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır” Halil Ergün de katıldığı programda “Bu ülkede her haltı bu 'Atatürkçüyüm' diyenler yiyor” diye bir açıklamada bulundu.

Evet.

Serinin takdim yazısında “Tarih, milletlerin birliğini sağlayan, vatan sevgisini geliştiren bir bilgi alanıdır. Milli bilincin oluşmasında en büyük pay tarihe aittir. Birleştirir, güce güç katar, geleceğe yön verir. Bu güçlü yönü ile beraber tarihin bir de zayıf tarafı vardır.

Zayıf tarafı; müdahaleye açık bir alan olmasındandır.

Beşeri bilimler arasında en çok müdahaleye uğrayan tarihtir; belge-bilgi görmezden gelinir, hatıralarda nakledilenler, bilhassa şahıslar hakkındaki yargı cümleleri eleştiriye tabi tutulmadan olduğu gibi kullanılır. Bazı olayların üstü örtülür, kimi komutanlar, kahramanlar unutturulmaya çalışılır. Tarihî şahsiyetlere hakaret etmek suretiyle, itibarsızlaştırılma gayreti güdülür. Tam tersi de olabilir; tarihi kişilik olabildiğince yüceltilir, sonunda gerçek üstü bir kimlik ortaya çıkar.

Bu ve benzeri müdahaleler sonunda bir algı oluşur, gerçek ortadan kalkar.

Bütün bunlar tarihe müdahaledir ve yakın tarihimiz; pek çok konusu bakımından algı üzerine inşa edilmiş bir tarihtir. Algı üzerine inşa edilen tarih ideolojik kavgaya malzeme olmaya hazırdır:

İdeolojiye payanda yapıldığında, günlük politikaya alet edildiğinde tarih en büyük tefrika aracı olur. Milleti ayrıştırır, parçalar, kavgayı körükler ve büyütür. Tarihin birleştirici rolünü, tarih adına algılarla berhava etmek tarihe ihanettir, millete en büyük zulümdür. Yasin Aktay, Cumhuriyetin İlk Yıllarında Din Eğitimi Reform mu; tasfiye mi? Beyan Yayınları, İstanbul-2026, S 7-8”

Hâsılı kelam.

Yakın tarihimiz tamamen algılar üzerine inşa edilmiş, edilmeye devam ettirilmek isteniyor.

Bu konuda en çok gayret edenler tarihçi diye geçinenler, akademik kılıklılar ve ihanete evirilenlerdir.

Selam ve Sabırla… 14.10.2026

 

Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan’ın editörlüğünde hazırlanan bu seride yer alan kitaplar şunlardır.

1-    Batılılaşma: Modernleşme mi, Yabancılaşma mı?

2-     Nutuk. Gerçek mi, Kurgu mu?

3-    Sultan Vahdettin: Hain mi, Mağdur mu?

4-    Tarikat ve Cemaatler: Kapandı mı, Kapatıldı mı?

5-    1. Dünya Savaşı”nda Araplar: Arkamızdan Vurdu mu, Vurmadı mı?

6-    Son Hükümdar II. Abdülhamid: Ulu Hakan mı, Despot Sultan mı?

7-    Dersim olayı: Kerim Devlet mi, Zalim Devlet mi?

8-    Cumhuriyetin İlk Yılları: Demokrasi mi, Diktatörlük mü?

9-    Şeyh Said Olayı: İsyan mı, Kıyam mı?

10- Lozan: Barış mı, Taviz mi?

11- Filistin’in Yahudileştirilmesi: Toprak Satışı mı, Gasp mı?

12- Ali Şükrü Bey Cinayeti: Faili Meçhul mu, Faili Malum mu?

13- İttihad ve Terakki: Cemiyet mi, Komita mı?

14- İstiklal Mahkemeleri: Adalet mi, Zulüm mü?

15- 31 Mart Olayı: İsyan mı, Darbe mi?

16- Atatürk- İnönü İlişkisi: Sadakat mi, Rekabet mi?

17- Kurtuluş Savaşı: Dini mi, Seküler mi?

18- Hilafetin Kaldırılması: Gereklilik mi, Talimat mı?

19- Cumhuriyetin İlk Yıllarında Din Eğitimi: Reform mu, Tasfiye mi?