21 Haziran 2026 Pazar

Ameller niyete göredir

Ameller niyete göredir

Veysi ERKEN Dr.

"Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz" demiş atalarımız.

Yardım etme, hayrı işleme, salih amelde bulunma ile ilgili niyeti olmayanın bahanesi çok olur.

Güruhlaşan bir toplulukla sohbet ederken “yapacağımız yardımlar Gazze’ye, Doğu Türkistan’a, Arakan’a ulaşıyor mu? Ulaşacağına inansaydık yardım ederdik” gibi lafazanlıklar edince onlara şunu söyledim.

Dürüst ve namuslu iseniz şu soruma cevap veriniz. Siz bu şehirdeki muhacir, mülteci durumunda olan Gazze’lilere, Doğu Türkistanlılara, bu şehrin fakirlerine yardım ediyor musunuz?

Sustular, cevap veremediler.

Bu ahlaksızlar yardım etmedikleri gibi, yalan söyleyerek, iftira ederek, ithamda bulunarak yardım edenleri, yardım etmek isteyenleri de caydırmak istiyorlar.

Bunlar bu kadar ahlaksız, haysiyetsiz, şerefsiz bir tavır icra ediyorlar.

Evet.

Bunların “niyet” ve “amel”leri” bozuktur.

Bilindiği üzere “Niyyet, Bir şeyi yapmayı önceden kurma, zihinde tasarlama, yapmayı aklına koyma, yapmaya karar verme” ve Amel, Bir maksatla yapılan iş, eylem, fiil, Dînî emirleri yerine getirmek için yapılan iş, fiil, hareket”dir.

Bunların niyetleri bozuk olduğu için salih amelleri yoktur. “Salih, dînin emrettiği hususlara uygun davranan, iyi amel sâhibi, günah işlemekten kaçınan (kimse), “salihât, Şerîatın emrettiği insâniyete ve ahlâka uygun işler” anlamındadır.

Bunlar ahlaksız, haysiyetsiz bir şekilde dini yalanlayan, yetimi itip kakanlardır.

“Gördün mü dini yalan sayanı? İşte odur yetimi itip kakan; Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen! Vay haline o namaz kılanların ki,  Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar. Maun, 1-7” ayetleriyle tanımlananlardır.

Bunlar birbirlerine hayrı, sabrı tavsiye etmezler. Salih amel işlemezler.

“Asra yemin ederim ki, İnsan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır. Asr-1-3”

Bunlar mallarını gösteriş, riya ve kötülük için harcarlar.

“Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde sırf insanlara gösteriş olsun diye mallarını harcayanlar gibi, başa kakıp eziyet etmek sûretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Bu şekilde hayır yapan kimsenin misâli, üzerinde biraz toprak bulunan kaygan bir kayanın hâli gibidir ki, ona şiddetli bir sağanak vurmuş da onu çıplak bir halde bırakmıştır. Böyleleri, yaptıkları hiçbir iyiliğin faydasını göremezler. Allah, kâfirler gürûhunu doğru yola ulaştırmaz.  Bakara-264”

Allah bu ademleri sevmez.

“Allah’a ve âhiret gününe inanmadıkları halde mallarını insanlara gösteriş için harcayanları da Allah sevmez. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa, o ne fenâ bir arkadaştır!  Nisâ-38”

Bu ademlerin, iki ayaklıların halis niyetleri olabilseydi şunu anlar ve güçleri nispetinde iyilikte bulunurlardı.

“Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! Bakara-286”

Hâsılı kelam.

Allah resulüne hiteben  “İnsanları doğru yola eriştirmek senin vazîfen değildir. Ancak Allah dilediğini doğru yola ulaştırır. Hayır olarak her ne harcarsanız, faydası kendiniz içindir. Bu sebeple siz, sadece Allah rızâsını kazanmak için vermelisiniz. İyilik olarak her ne harcarsanız, mükâfatı size tam olarak ödenir ve hiçbir şekilde haksızlığa uğramazsınız. Bakara-272” buyurur.

Bizler de Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) ümmeti olarak mükellefiyetimiz kadarıyla tebliğ etmeye çalışalım yeter.

Temennimiz ve duamız niyeti ve ameli bozuk olanların da hidayete ermeleri, niyet ve amellerini Salihleştirerek yetimlere, öksüzlere, muhacirlere, mültecilere, vatanlarında açlık ve sefalet içinde yaşamaya itilenlere, esirlere ve Allah için cihad edenlere yardım etmeleri içindir.

Rabbulalemin bizleri riyadan uzak, amelleri Salih olanlardan eylesin duasıyla.

Selam ve Sabırla… 21.06.2026

 

 

20 Haziran 2026 Cumartesi

Yol Almak

Yol Almak

Veysi ERKEN Dr.

"Allah Teâlâ rızıkları, fecir (imsak) ile güneşin doğacağı vakitler arasında verir" hadisi şerifi bizleri “erken” davranmaya ve YOL almaya teşvik eder.

Atalarımız erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır” demişlerdir.

İhmal edenler, erteleyenler hep zarar etmişlerdir.

Onun için;

“Erteleme

Üşenme,

Vazgeçme” sözleri dillerde pelesenk olmuştur.

Vazgeçmemek ve yola çıkmak muvaffakiyet için elzemdir.

Evet.

Muvaffak olmak için;

Yola çık ve ya bir yol aç veya bir yol bul.

Allah bizlere iki yol göstermiştir. Ayette; "Biz ona iki yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi? Beled-10 buyrulur ve Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör. İnsan-3” ayetiyle doğru yolun gösterildiği beyan edilir.

Doğru yola erken çıkmak ve Allah’ın rızasını kazanmak için eylemde bulunmak iyi insanın ahlakıdır.

Erken yola çıkmanın bir nişanesi erken evlenmek ve haramlardan korunmaktır. Hz. Muhammed Mustafa sav Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir. Evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim…” (İM1846 İbn Mâce, Nikâh, 1) buyurur. Bu hadis ailenin huzur alanı olduğunun teşvikidir aynı zamanda.

Ayette; “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21) buyrulmaktadır.

İslam bize hayrı ve hayırda yarışmayı teşvik ederken Batı/Batıl Siyonist zihniyet ertelemeyi, ihmal etmeyi, çürümeği telkin eder.

Batı/Batıl Siyonist haçlı zihniyeti bizlere daim olarak ERKEN davranmayın, erken EVLENMEYİN, erken kalkmayın, erken meslek edinmeyin zihniyetini telkin etmiş, kadını evden uzaklaştırmış, piyasaya sürmüş, teşhir aracı yapmış ve huzursuz ortamı genişletmiştir.

Maalesef batıl zihniyet bu konuda da başarılı olmuştur.

Resmi kurumların dayatmasıyla toplum olarak bir değişime, başkalaşmaya, istihaleye, metamorfoza uğramış vaziyetteyiz.

Artık ERKEN davranmıyor, yol almıyor, evlenmiyor, okulu bitiremiyor, meslek edinemiyor “uyu uyu yat uyu” şeridinde debeleniyoruz.

Birkaç misal vereyim.

Kültürümüzde evlenme yaşı buluğ ile başlardı, şimdi en düşük evlenme yaşı 18’e çıkarılmış, küçük yaş diye evlenme yasaklanmış, evlenenler cezalandırılmış ve sonuç aile hayatı felce uğratılmıştır.

Evlenme yaşı  yükselmiş, boşanmalar artmış, evlenmeler azalmış, nüfus yapısı dumura uğramış, azalmış, çalıştırılacak eleman kıtlığı başlamış, ahlaksızlık, fuhuş, çıplaklık, teşhircilik artmıştır.

Okullar eskiden ilkokul 3, orta ve liseler 2, harp okulları dâhil üniversiteler 2 veya üç yıldı. Böylece öğrenim süresi 7-8 yıldan ibaret idi. Şimdi en az 16 yıl sonuç bilgi ve beceriden mahrum, işini, aşını, eşini temin edemeyen, evlenemeyen bir nesil.

Erken uyanmayı bile beceremeyen ikindi vaktine kadar yataklarda debelenen bir kuşağa döndük.

Çırak bile bulamayan bir sanayimiz, sanat ve ticaret alanlarımız oluştu ERTELEME ve yol almama sayesinde.

Evet.

Erken davranmama, yol almama, bulmama, açmama anlayışı ve siyonist haçlı zihniyetinin dayatmalarına uyma, onları uygulama sebebiyle toplum büyük yıkıma, felakete yönelmiş vaziyettedir.

Bu anlayış ve gidiş hayra değil “ŞER”re doğrudur.

Dünyevi ve uhrevi CEHENNEME doğru gidiştir.

Belki etkili ve yetkili sorumlular anlarlar diye yabancı kelime ile ifade edeyim.

ENTROPİ’dir.

Bu gidişi ve yıkımı durdurmanın bir tek yolu vardır.

Aslımıza dönmek, Kur’an’ın ahkâmını hayatımıza tatbik etmek ve her konuda ertelemeden, doğru yola ERKENDEN başlamaktır.

Atalarımız “erken kalkan yol alır” düsturunu benimsemiş, yol almış ve her alanda “örnek olmuş”, dünyaya nizam vermeye çalışmıştır.

Selam ve sabırla… 20.06.2026