Siyonistlerin Hedefindekiler
Veysi ERKEN Dr.
Şöyle bir analiz yapılmış. “Sıradaki Biz miyiz?”
“İran’a yönelik
saldırıların ardından Türkiye ve Pakistan kamuoyunda belirgin bir huzursuzluk
göze çarpmaktadır. Sosyal medyada ve televizyon tartışmalarında sıkça şu soru
dile getirilmektedir: “İran’dan sonra
sıradaki biz miyiz?”
Pakistan’da
geniş bir kesim, ABD ve İsrail politikalarını bölgesel istikrarsızlığın temel
kaynağı olarak görmektedir. Afganistan ve Irak savaşlarıyla başlayan süreç,
İran’a yönelik operasyonlarla devam eden bir zincir olarak algılanmaktadır.
Türkiye’de de benzer bir toplumsal algı vardır. NATO
üyesi olmasına rağmen, özellikle Filistin meselesi ve PKK bağlamında ABD
politikalarına yönelik ciddi eleştiriler mevcuttur. İsrail’e karşı toplumsal
hassasiyet güçlüdür. Bu nedenle İran’a karşı yürütülen savaş, iki devlet
arasındaki bir çatışmadan ziyade daha geniş bir jeopolitik ve ideolojik
mücadelenin parçası olarak görülmektedir.
Her iki ülkede
de “rejim değişikliği” veya bölgesel direnç ekseninin zayıflatılması
senaryolarının ileride Türkiye ve Pakistan’ı da etkileyebileceği yönünde bir
kanaat vardır. Pakistan’ın nükleer güç olması ve Çin’le stratejik ortaklığı;
Türkiye’nin ise savunma sanayiinde artan özerkliği ve bağımsız dış politika
vurgusu bu kaygıları beslemektedir.
Sonuç olarak “Sıradaki biz miyiz?” sorusu yalnızca bir
korku ifadesi değil; küresel güç dengelerine duyulan güvensizliğin ve derin
jeopolitik belirsizliğin yansımasıdır.
Bu analiz doğru olmakla birlikte eksiktir.
Zira Siyonist haçlı zihniyetinin “arz-ı mev’ud” anlayışı ve
hedefi gereği Türkiye’yi daima hedef tahtasına birinci sırada koymuştur.
Zira Türkiye güçlü olduğu için sıralamada geride görünüyor.
Siyonistlerin takip ettiği strateji gereği, Türkiye’nin
etrafında olanları öncelikle yok etmek ve Türkiye’yi kolay yutulacak lokmaya
çevirerek imha etmektir.
Bunun için Türkiye ve İslam sevdalıları şu yöntemi takip
etmek mecburiyetindedir ki sırada olmayalım.
“Düşman seni yemeden, sen düşmanı ye” sözünü ilke edinmek
ve gereğini yapmaktır.
Siyonist haçlı
zihniyeti başta Türkiye olmak üzere bütün İslam ve mazlum coğrafyaları
parçalayarak, yiyerek yutmak istiyor.
Artık planlarını da
gizlemiyorlar.
Onun için Türkiye yenilmek,
kolay lokma olmak istemiyorsa düşmanlarını yemek için planlar yapmalıdır.
Türkiye Siyonistlerin planlarını bozmak
ve yok etmenin planlarını yapmalıdır ki sıra gelmesin.
Ve
Siyonistler engellenmeli, tasfiye
edilmelidir.
Esasında Siyonist haçlı zihniyeti tarihi
süreç içinde daim olarak insan, insanlık ve Müslüman düşmanı olmuş ve İnsanı,
insanlığı yok etmeye çalışmıştır ve çalışmaya devam etmektedir.
Bu
gerçek kabul edildiği ve gereği yapılmaya çalışıldığı takdirde Siyonistlere
karşı zafer söz konusu olur. Aksi takdirde sırtlan, köpek, çakal ve kurt
mesabesinde olan Siyonist haçlı zihniyeti kuzu olarak gördüğünü yemeye devam
edecektir.
Hani bir fıkra
anlatılır. Suyun kaynağından su içmekte olan kurt suyun gidiş istikametinden su
içmeye çalışan Kuzu’ya suyumu bulandırdın diye seslenmiş. Kuzu Kurt’a yahu sen
kaynağından ben ise akış yönünden su içiyorum suyunu nasıl bulandırıyorum diye
sorunca, Kurt’un cevabı sus seni yiyeceğim onun için suyumu bulandırıyorsun
diyorum.
Aynı hesap.
Siyonist haçlı
zihniyeti İslam dünyasını, mazlum coğrafyaları, insanları ve insanlığı yemeye
çalıştığı için her yere saldırıyor, Gazzelileri, Filistinlileri boğmaya çalışıyor
ve Gazelilere yardım etmeye çalışanları, bütün dünyayı yutma gayretini, planlarını
sürdürüyor.
Ülkeleri sırayla
yutmaya çalışıyor.
Bizler cihad şuuruna
sahip olursak, planlarımızı ona göre yaparsak “nasrun minellah ve fethun karib” ayetinin hükmü gerçekleşecek,
düşmanımızı, insan düşmanı Siyonist zihniyeti tasfiye edebileceğiz, onları
yutacağız biiznillah.
Selam ve Sabırla…01.11.2026