30 Haziran 2026 Salı

İstatistikî Rakamlarla Az Gelirliği Kandırma Vakti

İstatistikî Rakamlarla Az Gelirliği Kandırma Vakti

Veysi ERKEN Dr.

Sayın Başkan

Bürokratlarınız ve sizi desteklediğini zannettiğiniz basın ve mensuplarının çoğunun aleyhinize işler yaptıklarını biliyorsunuz diye düşünüyorum.

Her altı ayda ve toplu görüşme mevsimlerinde aynı oyunu sahneliyor. Halkla aranızın açılmasını sağlıyorlar.

Bürokratlar ve basın size tuzak kuruyor, oyun oynuyor ve az gelirli kitlenin duygularını tahrip ediyor.

Merhum Necip Fazıl iktidar sahiplerinin bu taksim oyununu ve tutumunu şu dizeleriyle tarif ediyor.

“Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul,

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul!...

Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa,

Yaşasın kefenimin kefili, karaborsa!...”

Evet.

Bu oyunda, Allah’ın on pulunu bekleyen on kuldan vekil, bürokrat, çok gelirli olanlar dokuz pul, az gelirli emeklilerin de içinde bulundukları kısma da bir pul ön görülüyor.

Yıllardır aynı oyun sahneleniyor.

Rakamlarla emekliler “SEYYANEN ZAM”dan mahrum bırakılıyor, az gelirlilerle çok gelirliler arasındaki makas açılıyor.

Evet.

Temmuz ayı gelirde artış ayı imiş.

Zengini daha da zengin edecek artış ayıdır bu ay.

Yüzdelik artışlarla az gelirli emeklinin, düşük maaşlıların gelirlerinde “yüz delik” açma ayıdır bu ay.

Hesap ortada.

Yüzdelik artışlarla 20.000 lira maaş alan memura yüzde yirmi zam yaptığınızda 4000 lira artış, 400.000 maaş alan vekil ve bürokrata 80 bin lira artış sağlayarak gelir makasını katlayarak açıyorsunuz.

Emeklinin SEYYANEN ZAM hakkını da ödemiyorsunuz.

Kuzulara şah olsa kurt, adaletsizliği arttıran bu taksimatı yapmaz. Adaletin sıfırlandığı düzeni kurmaz.

Özellikle iktidar sahipleri bu zulüm düzeninden ve yüzdeliklerle maaş artışlarını yapmadan vazgeçmek mecburiyetindedirler.

Vekil’e Bürokrata Kazanla, Memura Tencereyle, Emekliğe kaşıkla, çay kaşığıyla” artış düzeninden vazgeçmek mecburiyetindedir.

Vazgeçmezse bu adaletsizlik iktidarı alaşağı edecek.

Halk arasında yaygın olarak “Aç ayı oynamaz” ve "aç köpek fırın deler" atasözleri, çaresizlik ve büyük ihtiyaç içindeki birinin, normal şartlarda imkânsız veya yapılması zor görünen engelleri bile aşabileceğini, desteklediklerini terk edebileceğini anlatır

Ülkemizin yamyamlara, Siyonistlere, Siyonistlerin yerli görünümlü uşaklarına yem olmasını, kalkınmanın, teknolojik gelişmelerin ve dünyaya yön verme kabiliyetinin zayıflamasını istemiyoruz.

Onun için diyoruz ki GELİR DAĞILIMINDAKİ adaletsizlik giderilsin. Verilmeyen seyyanen artışlar verilsin.

Asgari gelir,  geçimi sağlayacak düzeyde gerçekleştirilsin, gelir makası daraltılsın, ADİL BÖLÜŞÜM gerçekleştirilsin.

Kapitalist dini terk edilsin.

Bilinmelidir ki, ülkemizin dirliğini, birliğini ve gelişimini istemeyenler gelirlerdeki aşırı farklılıkları, maaş kavramındaki yüz delikleri çoğaltan artışları, vekil’e, bürokrata Kazan’la, Memura Tencereyle, Emekliğe kaşıkla verme düzeni istismar konusu yapıyor ve iktidarı bu yolla zayıflatıyor.

Bu adaletsiz düzen ve dostları terk etme anlayışı devam ederse yıkım mukadder olur.

Evet, son icraatlar, vergi (algı) artışları, zamlar kitlelerin, fakirlerin, az gelirlilerin duygularını yaraladı.

Adalet duygusu zayıfladı.

İktidar Ebu Müslim Horasanî’nin “Onlar zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için, dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı ama uzaklaştırılan dost, düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince, yıkılmaları mukadder oldu. Allah bütün Müslümanları bu sonuçtan muhafaza etsin.” özdeyişinde belirttiği hususları yaptıkları için kitlelerin merhamet ve bağlılık duygularını yaraladı.

Hâsılı kelam iktidar sahiplerine vekil’e, bürokrata Kazan’la, Memura Tencereyle, Emekliğe kaşıkla verme düzeninden vazgeçme, gerçek vatansever dostlarını sahiplerini de kollamayı tavsiye ediyoruz.

Selam ve Sabırla… 30.06.2026

Adil Şahitlik

Adil Şahitlik

Veysi ERKEN Dr.

Allah kullarından “ADİL ŞAHİTLİK” etmelerini ister.

“Sözlükte adalet, “Doğru hareket etmek, hakka ve hakikate göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak” gibi mânalara gelen bir isim olup ahlâk ve hukuk terimi olarak, “bireysel ve sosyal yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun şekilde davranmayı sağlayan bir erdem veya hukuk ilkesi” anlamında kullanılır. Aynı kökten bir masdar-isim olan adl kelimesi, “adaletli” anlamında Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri olarak da kullanılmaktadır. Adalet Kur’an-ı Kerîm ve hadislerde genellikle “düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hüküm verme, doğru yolu izleme, takvâya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” gibi mânalarda kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerîm’de kıst kelimesi de yer yer adaletin eş anlamlısı olarak geçmektedir. Bununla birlikte adalet daha soyut bir kavram olarak kullanılırken kıst genellikle uygulamada hakkaniyeti ifade eder.

İslâm düşünürleri, kâinatın her alanında var olduğunu kabul ettikleri ve zaman zaman adl (adalet) kavramıyla da ifade ettikleri mükemmel nizamı, gerek her bir bireyin ahlâkî kişiliğinde, gerekse tabiatı gereği medenî varlıklar sayılan insanların birbirleri arasındaki münasebetlerinde yani toplumsal ve siyasal hayatta da bulunması zorunlu bir ilke olarak görmüşlerdir.

….. sosyal hayat, zorunlu olarak fertler arasında ortak münasebetler kurulmasıyla gerçekleşir. Ancak bu ilişkilerin, hem Allah’ın iradesine ve rızâsına hem de insanların iyiliğine uygun olarak sürdürülebilmesi için öngörülen şartların başında adalet gelir. Bu sebeple adalet, yalnız ahlâkî bir erdem değil, aynı zamanda hukukun da en temel ilkesi ve bütün yasalarda gözetilmesi gereken amaçtır. Adalet kavramı, aynı zamanda “eşitlik ve denklik” anlamını da içermektedir. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nahl-suresi/1991/90-ayet-tefsiri

ADİL ŞAHİTLİK aleyhimize de olabilir.

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve yakın akrabanızın aleyhinde bile olsa, Allah için doğru dürüst şâhidlik yaparak, adâleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun!

Hakkında şâhidlik yaptığınız kimse zengin de olsa fakir de olsa böyle davranın. Çünkü Allah, ikisine de sizden daha yakındır, hâllerini daha iyi bilir. Şu hâlde, sakın âdil davranmaktan yüz çevirip nefsin arzularına uymayın. Eğer dilinizi eğip büker, gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz, başınıza geleceği siz düşünün! Zira Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdârdır. Nisâ-135”

Peki, ADİL ŞAHİTLİK ediyor muyuz?

Maalesef kendini Müslüman olarak addeden gerçekte münafık ve müfsid derekesine yuvarlanmışlar ADİL ŞAHİTLİK yerine ADİ İŞLERE batmışlar için şahitlik yapmakta, eylemlerini görmezlikten gelerek ADİLİKLERİNİ savunur hale dönüşmüşlerdir.

Metres hayatı yaşayanlar, rüşvet, hırsızlık, irtikâp, namussuzluk yapanlar, boğazından HARAM lokmadan başka bir şey geçmeyenler, vatanını, milletini Siyonist haçlılara peşkeş çekmeye çalışanlar, tecavüzcüler, sokaklarda çıplak gezenler, açık alanlarda çiftleşmeye çalışanlar, ülkemizi sodom’a, gomor’a çevirmeye çalışanlar için ADİ ŞAHİTLİK yapılmaktadır.

Bütün bunlar Kur’an’ı Kerimi okumadığımızdan, öğrenmediğimizden, anlamadığımızdan ve YAŞAMADIĞIMIZDAN dolayı olmaktadır.

Kısaca topluluk olarak güzel niteliklerini kötülerle değiştirenler ADİL ŞAHİTLİK yerine ADİ ŞAHİTLİK yapmakta ve ahlaksız, namussuz, şerefsiz olanları savunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki “Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir. Enfal-53”

Selam ve Sabırla… 30.06.2026