16 Ağustos 2026 Pazar

Sadece Allah’tan İstemek

Sadece Allah’tan İstemek

Veysi ERKEN Dr.

“Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Bakara-286”

Yapabileceklerimizle ilgili sorumluluklarımız gücümüz kadardır.

Gücümüz kadar fiilleri işlemek için Allah’tan talep etmekle mükellefiz.

“iyyake na’budu ve iyyake nestain/ ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz, isteriz” ayeti bize bunu anlatır.

Evet.

Bizler, ancak Rabbulaleminden talep ederiz, etmeliyiz.

Yardımlaşmakla talep etmek farklıdır.

Bizler iyilik üzerine yardımlaşmakla mükellefiz.

Talebimiz ise Allah’tandır.

Ayetlerde "İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir. Maide-2"

Rabbualemin iyiliği şöyle tanımlar "İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. Bakara 177"

Taleple yardımlaşmanın arasındaki farkı şu “kıssa” güzel bir şekilde ortaya koymaktadır diye düşünüyorum.

“YARDIM İSTEYEN ADAM”

“O, Resul-i Ekrem (sav)in sahabesinden biriydi. Fakirlik ve yoksulluk ona galip gelmişti. Artık bıçak kemiğe dayandığı bir günde karısıyla müşavere edip durumunu Resul-i Ekrem'e açıklayarak o hazretten mali yardım istemeye karar verdi.
Bu niyetle gitti. Fakat hacetini söylemeden önce Resul-i Ekrem' in söylediği şu cümle kulağına geldi: "Kim bizden yardım isterse ona yardım ederiz. Fakat bir kimse istiğna gösterip çalışırsa ve hacet elini hiç bir mahlûka uzatmazsa Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez."

O gün hiç bir şey söylemedi ve evine döndü. Tekrar evine, gölge salmış olan fakirliğin o korkunç hayali ile karşı karşıya geldi. Çaresiz ertesi gün aynı niyetle Resul-i Ekrem' in meclisinde hazır oldu. O gün de Resul-i Ekrem' den aynı cümleyi işitti. "Kim bizden yardım isterse ona yardım ederiz. Fakat muhtaç olmayan bir kimse çalışır ve hacet elini hiç bir mahlûka uzatmazsa Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez."

Bu defa da hacetini söyleyemeden evine döndü. Kendisini aynı şekilde fakirliğin pençesinde zayıf, çaresiz ve güçsüz görünce üçüncü defa aynı niyetle Resul-i Ekrem (sav)in meclisine gitti. Tekrar Resul-i Ekrem(sav)'in dudakları hareket etti ve gönül'e kuvvet veren, ruhu tatmin eden cümleyi aynı ahenkle tekrar etti.

İşittiği aynı cümle, bu defa kalbini daha tatmin edici bir şekilde kendini hissettirdi. Kendi güçlüğünün anahtarının aynı cümlede olduğunu anladı. Dışarıya çıktığı zaman daha tatminkâr adımlarla gidiyordu.

Kendi kendine düşünüyordu. "Yardım için kulların arkasından gitmeyeceğim. Allah'a dayanırım. Vücuduma emanet edilen kuvvet ve istidadımdan faydalanırım ve Allah'tan beni engellerden kurtarmasını, muhtaç olmayan bir duruma gelmemi isterim.

Kendi kendine "Elimden ne iş gelir?" diye düşündü. Hemen çöle giderek odun toplayıp getirmenin ve satmanın, yapabileceği bir iş olduğu aklına geldi. Emanet bir balta alarak çöle gitti. Odun topladı ve sattı. Kendi el emeğinin lezzetini tattı. Yavaş yavaş kazanmış olduğu parayla kendisine, balta, hayvan ve diğer iş aletlerini alıncaya kadar diğer günlerde de bu işe devam etti, Bu işi sermaye sahibi olana kadar sürdürdü.

Bir gün Resul-i Ekrem (sav) ona geldi ve gülümseyerek: "Kim bizden yardım isterse ona yardım ederiz, fakat bir kimse muhtaç olmamaya çalışırsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez demedim mi?" buyurdu.”

Hâsılı kelam yardımlaşmak ve sadece Allah’tan istemek müminin vazgeçilmez vasıfları olmalıdır.

Selam ve Sabırla… 16.08.2026

Topluluklar Suç Örgütüne Nasıl Dönüştürülür

Topluluklar Suç Örgütüne Nasıl Dönüştürülür (Tarikat, Cemaat, Parti, STK vs.)

Veysi ERKEN Dr.

Alihan Kuriş ve örgütüne yapılan son operasyon şunu tekrar göstermiştir ki ister büyük, ister küçük olsun topluluklar suç örgütlerine dönüştürülebiliyor.

Siyonist haçlı zihniyeti genel anlamda dönüştürmek ve suç örgütü haline getirmeyi hedeflediği grupların önderleri ve liderlerini ele geçirmeye çalışır.

Cemaat mensuplarının gözünde önder, lider, şeyh, cemaat büyüğü kabul edilenler adeta mutlaklaştırılır.

inandırılır, kandırılır, satın alınır veya en başta yetiştirilmişler önder ve lider diye öne çıkarılır, model haline getirilir.

İradesini önderine ve liderine mutlak olarak teslim edenlerin sapmaları veya saptırılmaları kolaydır.

 Son operasyon bunu tekrar ortaya koymuştur.

Halbuki Rabbulalemin bizleri uyarıyor ve irademizi hiçbir kimseye teslim etmememizi istiyor. Ayetlerde sadat ve ümera olarak zikredilen büyükler ve liderler ile ilgili ifadeler şöyledir.“Rabbimiz! Biz efendilerimizi ve büyüklerimizi dinledik, onlar da bizi yoldan saptırdılar. “Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları ağır bir şekilde lânetle!” Ahzâb -67-68”

Ayetler şu şekilde tefsir edilmektedir. Allah insanlara akıl vermiş, ona yardımcı olmak üzere peygamberlerle çok değerli bilgi ve ölçüler göndermiştir. Asıl kullanılacak olan bilgi araçları bunlardır. Bunları bırakıp da din, siyaset, cemiyet, sanat, medya vb. alanlarda meşhur veya karizma sahibi olmuş, otorite kazanmış olan veya öyle sunulan kimseleri taklit edenler, bunların söylediklerini ölçüp biçmeden, tenkide tâbi tutmadan kabul edip uygulayanlar ya doğru yoldan uzaklaşırlar veya tesadüfen onun üzerinde bulunsalar bile bunun şuurunda olamazlar. Hiç kimseyi, dünyada ve âhirette “Filân dedi ben de inandım ve yaptım” gibi bir mazeret kurtaramaz; “İnsana senin aklın ve iraden neredeydi diye?” sorarlar. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Ahz%C3%A2b-suresi/3599/66-68-ayet-tefsiri

İradenin kimseye telsim edilmemesi gerektiğini merhum Prof. Dr. Esad Coşan’a atfedilen “Tarikat- Cemaat” gerçeği başlıklı makalede de görüyoruz.

 “Bugün maalesef tüm İslâm âlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslüman’la takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.”

“Herkese ajan demiyoruz; metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!”

“Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın! Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!”

“Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. "Tek lider, vazgeçilmez insan..." diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.”

“Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!”

“Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını --hain bir kimseyi-- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.”

“Müsaadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tâbî olmayın kimseye! 

Bana da tabi olmayın! 

Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, 

"Sen bu adamlarına şöyle yap!" derler. 

İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun! 

Allah'ın dinine hizmet edin! 

Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun! 

O zaman İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz! 

"Aa, efendim, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon bozulmasın" diyorlar.

“Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün. Ama senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap! Yapmıyorsa, silkele at be! 

Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın? 

Beni sırtında taşımak zorunda mısın? 

Kimse kimseye hürriyetini vermesin! 

Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah'a kul olur.

"Allah’ım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" 5 Mayıs 1990”

Son operasyonu bu şekilde okumak gerekir diye düşünüyorum.

Selam ve Sabırla… 16.08.2026