Toplumsal Çürüme
Veysi ERKEN Dr.
Neredeyse herkes
TOPLUMSAL ÇÜRÜMEĞİ dillendiriyor
Etkilisi, yetkilisi,
etki ajanları, namuslusu, namussuzu, zengini, fakiri, hırsızı, arsızı toplumsal
çürümeden bahsediyor.
Evet.
Toplumsal çürüme had
safhada.
Hırsızları,
rüşvetçileri, fuhşiyatı, teşhirciliği, sokak ortasında hayvanlar gibi
çiftleşmeye çalışanları, irtikâpçıları, İslam düşmanlarını önder edinenleri,
şeytanı yolunu takip edenleri kutsayacak kadar bir çürüme vardır.
İyi dediklerimiz, İslam’ı
yaşıyorum diyenler, iktidar sahipleri toplumsal çürümenin nedenlerini
sorgulamıyor, tedbir almaya çalışmıyor, aksine çürümeyi arttıracak kanuni
düzenlemeleri gerçekleştiriyor.
Unutulmamalıdır ki İslam’dan
kopuş arttıkça “toplumdaki çürümüşlük, kokuşmuşluk ve tefessüh” o nispette
artar.
Toplumsal çürüme
arttıkça zamanla toplum yıkılır, dağılır ve tarihin sayfalarına gömülür.
Günümüzün Türkiye’si
maalesef bu durumdadır ve yokluğa doğru hızla koşmaktadır.
Toplumsal çürüme o
kadar fazlalaştı ki, Müslüman bildiklerimiz de hırsızları, arsızları,
ahlaksızları savunmada ön plana çıkmış, hırsızları savunmak için imza verir
hale gelmiş vaziyettedir.
Tabii ki, bu tür
hadiseler, hırsızlıklar, rüşvetler, kayırmalar tek bir alanla sınırlı değil her
alanda yaygınlık kazandığı biliniyor ve kutsanıyor.
Bu durum toplum denilen
çınarı içten içe çürütmektedir.
Çürümüşlük bedenin
tamamını ve içini sarmış durumdadır.
Evet.
“Çınarı Deviren rüzgâr değil içindeki kurttur…” sözlü doğrudur.
Devletler ve milletler de böyledir.
Milletler ve
devletler “çınar“ ağacına benzer.
Bilindiği üzere “çınar” uzun ömürlü
ve fırtınalara, rüzgârlara, boranlara dayanıklıdır.
İçine kurt düştü mü
ömrü kısalır, dayanıksız hale dönüşür ve en ufak rüzgâra dayanamaz hale gelir, yıkılır,
devrilir.
Tarihi süreç içinde
milletimizi, ümmetimizi ve devletlerimizi incelediğimizde bu gerçekle karşılaşırız.
İçimize “adaletsizlik”, “ahlaksızlık”,
“kayırmacılık”,” rüşvet”, “yolsuzluk” kurtçukları düştüğü veya
yerleştirildiği zaman “çınar ağacımızın
çürüdüğünü, en ufak etkilere karşı dayanıksız hale geldiğini görüyoruz.
Kurtçuklar ve
virüsler milletin niteliğini değiştirir. Güzel vasıfların ortadan kalkmasına ve
nimetin kesilmesine yol açar.
Ayetlerde “Kişinin
önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler
vardır. Bir toplum kendisindekini
değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun
başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün
değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. Ra’d-11”
Ve.
“Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı
değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez Enfal-53” buyrulur.
Üzülerek
belirtmeliğim ki, içimize kurtçuklar ve virüsler yerleştirilmiş ve bu
kurtçuklar hızla çoğalmakta olduğunu görüyoruz.
Bilhassa CİA, mossad
uşakları olan fetö kurtçukları ve virüsleri devletin yapılanmasında, kamunun
her alanında, belediyelerde varlıklarını korudukları anlaşılıyor. Bu kurtçuklar
rüşveti, kayırmacılığı, yolsuzluğu yaymakla görevlerini ifa ettikleri ve hırsızları,
metres edinenleri, paradan kuleler inşa edenleri kutsadıkları anlaşılıyor.
Sonuç olarak ister "şüyu", ister “gerçek” olsun toplumun bütününde, adliyede,
emniyette ve dahi bütün bürokraside olan habis urlar temizlenmez ve yok
edilmezse toplumsal çürüme artar, maddi kalkınmamız işe yaramaz hale dönüşüp
yıkılırız.
Unutulmamalıdır ki, toplumsal
çürüme, tefessüh kokusu burnu kapatmakla giderilemez.
Temizlik için İslam’a
rücu şart.
Selam ve Sabırla…10.06.2026