5 Şubat 2026 Perşembe

Zenginlik Belirli Ellerde Dolaşmasın

Zenginlik Belirli Ellerde Dolaşmasın

Veysi ERKEN Dr.

Dünyanın felakete duçar olmasının, insanların aç ve susuz kalmasının sebeplerinden birisi servetin belirli ellerde dolaşmasıdır. Kapitalist dininin dünyaya hakimiyetini tesis etmesidir.

Yeryüzündeki servetin dünya nüfusunun yüzde beşine tekabül eden kesimin elinde dolaştığı, Türkiye’de de benzer durumun hâkim olduğu bilinen bir husustur.

Merhum Necip Fazılın ifadesiyle “dokuz kişiye bir pul, bir kişiye dokuz pul” düzeni hâkimdir.

Allah, böyle bir düzenin kurulmasının ve servetin belirli ellerde dolaşmasının insanoğlu için felaket olduğunu şu ayetle beyan etmiştir.

“Allah’ın (başka) beldeler halkından alıp resulüne fey‘ olarak verdikleri, Allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir; (servet) içinizden sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir şey olmasın diye böyle hükmedilmiştir. Peygamber size ne vermişse onu alın ve size neyi yasaklamışsa ondan kaçının. Allah’a karşı saygısızlık etmekten sakının. Kuşkusuz Allah cezalandırmada çok çetindir.  (Bu gelirler) Allah’ın lutuf ve rızâsının peşine düşerek Allah’a ve resulüne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan yoksul muhacirlerin hakkıdır. İşte onlar dosdoğru kimselerdir. Haşr,7-8”

Adaleti ve adaleti uygulamasıyla bilinen Hz. Ömer (r.a.) bu ayeti şöyle uygulamıştır.

“Hz. Ömer, 7. âyetin “İçinizden sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir servet olmasın diye böyledir” şeklinde çevrilen kısmını, toplum olarak elde edilen ve üretilen maddî değerlerin belirli kişilerin ellerinde tedavül edip kalmaması, sosyal adaletin sağlanması ve refahın geniş kitlelere yayılması gereğini vurgulayan bir ifade olarak anladığı için, pek çok sahâbî tarafından savunulan –ve şeklî bir bakışla haklı gibi görünen– Irak arazisinin taksim edilmesi yönündeki görüşe katılmamış, özellikle âyetin bu kısmını delil göstererek ve taksim halinde ortaya çıkabilecek sorunlara dikkat çekerek onları bu arazilerin kamu gelirlerini arttıran bir kaynak haline getirilmesi hususunda ikna etmiştir. Bu tartışmalar sırasında Hz. Ömer’in, sosyal politikayla ilgili temel düşünceye atıf yapan ifadeler kullandığı da görülmektedir.

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Ha%C5%9Fr-suresi/5132/6-10-ayet-tefsiri

Evet.

Servetin belirli ellerde dolaşması insanlar arasında husumeti, düşmanlığı ve kargaşayı arttırmaktadır.

Servetin belirli ellerde dolaşması felaketlerin en önemli sebeplerinin başında gelir.

İslami anlayışta Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. Zariyat-19” bir düsturdur.

Bu düsturu uygulayan toplumlar huzura yönelir.

Selam ve Sabırla… 05.02.2026

 

4 Şubat 2026 Çarşamba

Savaş ve Kadın

Savaş ve Kadın

Veysi ERKEN Dr.

İHH Kadın birimi tarafından Ankara Melike Hatun Camii Konferans salonunda Savaş ve Kadın” başlıklı icra edilen “AÇIK OTURUM/ BİLGİ ŞÖLENİ”nden müstefid olduk.

Bu açık oturumu tertip edenlere teşekkür ediyorum.

Hayırlara vesile olacaktır biiznillah.

İlk celsede nazarî, ikinci celsede tatbiki ve ameli faaliyetler hakkında bilgiler verildi.

İslam’ın savaş nazariyesi, kadın ve çocukların savaş alanları ve zamanlarındaki tutumları, davranışları ve savaşılan tarafın kadın ve çocuklarına karşı tutumların ne olması gerektiği geniş bir yelpazede izah edildi.

Birinci celsede “uluslar arası hukuk” ilkeleri çerçevesinde “savaş ve kadın” durumu izah edilmeye çalışılmıştır. Nazari olarak uluslar arası hukuk kadın ve çocuk korunma altına alınmış denilse de ameli olarak tatbiki mümkün olamamaktadır. Bunun en önemli sebebi uluslar arası hukuk denilen garabettir.

Uluslar arası hukuk ifadesi Siyonistlerin uydurduğu ve uygulamadığı bir kavramdır. Uluslar arası hukuk adaleti tevzi etmekten uzak bir kavramdır.

Bunun vurgulanması ve tevhidi anlayışın ilkeleri doğrultusunda “savaş ve Kadın” ilkelerinin gündeme getirilmesi, müeyyidelerinin belirlenmesi etkili olacağını düşünüyorum.

İkinci celsede İHH’nın sahada ameli olarak faaliyetleri ortaya konulmaya çalışıldı. Bilhassa Gazze’de, Suriye’de, Libya’da, Filipinlerde, Ukrayna’da ve bütün çatışma bölgelerinde sürdürülen yardım ve insani diplomasiden bahsedildi.

İHH’nın ve Türkiye’nin diğer sivil toplum kuruluşlarının savaş ve çatışma bölgelerindeki yardım faaliyetlerinin etkisinden bahsedildi.

Sivil toplum kuruluşlarının yardım ve insani diplomasi faaliyetleri takdire şayandır.

Bilhassa savaş ve çatışmalardan en çok etkilenen “KADINLAR ve Çocuklar”dır.

 Bilindiği üzere “Kadın” savaş ve çatışma ortamında erkeklere yardım ettiği gibi çatışmalar ortamında başka yükleri de yüklenmek durumunda kalmaktadır.

Çocuklarına bakmak, barındırmaya ve beslemeye çalışmak vs. vazgeçemediği sorumluluklarıdır. Taciz ve tecavüz işin diğer yönleridir.

İHH kadın ve çocuklara yönelik faaliyetleri geniş coğrafyalara yayılmış ve yangınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Tabii ki felsefesi İslami ve imani olduğu müddetçe başarısının artacağını düşünüyorum.

Bilindiği üzere inancımıza göre “mazlum ve mağdur1un kimliği sorulmaz.

İHH Kadın birimi “Savaş ve Kadın” başlıklı açık oturumu ile hayırlı bir faaliyet gerçekleştirmiş ve katılanların daha da şuurlanmasına vesile olmuştur diye düşünüyorum.

Umarım ki, bu tür faaliyetler Türkiye’nin her köşesinde tekrarlanır ve dünyaya yayılır.

Unutmayalım Edward Lorenz, "Afrika'da kanat çırpan bir kelebek, Amerika'da fırtına yaratabilir”

Ve.

Merhum Malcolm X “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeterdiyorlar.

İHH’nın bu faaliyetleri dünyanın her yerinde hayırlı ve bereketli fırtınalara ve uyuyanları uyandırmaya yol açacaktır inşallah.

Yeter ki “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever. Âl-i İmran-159” ayetini vazgeçilmez ilke edinelim.

Selam ve Sabırla… 04.02.2026