16 Eylül 2026 Çarşamba

Sessiz Geminin Yolcusu: Ayten Ceceli Teyzem

Sessiz Geminin Yolcusu: Ayten Ceceli Teyzem

Veysi ERKEN Dr.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.”

Evet.

Sessiz bir gemi kalkıyor ama meçhule değil CENNET’E doğru gidiyor Rabbulaleminin lütfu keremiyle.

Arkasında mendil, kol sallanmıyor.

Dualarla, tekbirlerle, Fatihalarla, Yasinlerle, hatimlerle, Kur’an'la teşyi ediliyor AYTEN CECELİ teyzemizin sessiz gemisi.

O, hayırsever, yardımsever biriydi.

“Herkesin yüzünü ona doğru çevirdiği bir yönü vardır. Öyleyse HAYIRLARDA YARIŞIN. Bakara-148” ayetini yaşamaya çalışan, yüzünü Allah’a çeviren, hayırda yarışan, tevazu sahibi biriydi.

Merhume Ayten Ceceli’yi bir sefer görmüşlüğüm vardır.

Bir imtihan vesilesiyle evlerinin bulunduğu Keçiören’e arkadaşım Ahmet Zeki Ertürk ile beraber gitmiştik.

İmtihanın bitiminde fakültemizde okuyan ülküdaşımız Nurten Ceceli’ye evdeyse uğrayalım, bir çaylarını içelim teklifinde bulundum.

Kabul edince Ahmet Zeki’yle beraber evlerine gittik.

Kapıyı merhume Ayten teyze açtı.

Kendimizi tanıttık.

Nurten evde olmazsa bile bir çayımı içmeden sizi yollamam dedi.

İçeriye girdik.

Bize çay ve börek ikram etti.

Ayten teyzeyi, Nurten, Zerrin, Şerafettin ve Nesrinin annelerini ilk ve son görüşüm oldu.

Ama onun ne kadar merhametli, hayırsever ve yardımsever olduğunu yüzlerce sefer duydum.

Sadece birini yazayım.

Yıl 1993.

Vakıf kuracağız.

Maddi imkân taahhüdünde bulunan arkadaşlarımızın bir kısmı taahhüdlerini yerine getiremedi.

Hanımla tanışan Ayten teyzeye durumu iletmesini istedim.

Gerçekten talebimi geri çevirmeden yatırılması gereken paranın yüzde yirmibeşini karşılayacak kadar para gönderdi.

Rabbulalemin mekânını cennet kılmıştır inşallah.

Nurten ve Zerrin bacılarımızla ailecek tanışıyoruz.

Rabim bütün aile efradına sabırlar versin.

Ayten teyzemizin hayırseverliğinden bahsetmezlerdi. Zira o hayırlarını açıktan değil, gizliden yapmayı tercih eden bir seciyeye sahip idi. Şu ayete uygun davranmayı tercih ediyordu. “Sadakaları açık olarak verirseniz bu ne güzel! Şayet onu yoksullara verirken gizlerseniz bu sizin için daha da hayırlıdır ve sizin bir kısım günahlarınıza kefaret olur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Bakara-271”

En son umreye gitmeye karar vermiş ve bugün yola çıkacaklardı.

Geçen sene umre dönüşünün akabinde hatun ziyaretine gitmiş ve kendisine Allah kabul buyursun, seneye tekrar nasip olur inşallah deyince.

Yok, kızım herhalde bu son umrem.

Artık parmak izim bile alınamıyor.

Meğerse yolculuk Allah’a imiş, yolculuk cennet’e, Hz. Muhammed Mustafa’ya komşu olmak içinmiş.

Rabbulalemin mekânını cennet eylesin AYTEN TEYZEM.

Hz. Muhammed Mustafa’ya sav komşu olasın.

Selam ve Sabırla… 16.09.2026

 

 

 

15 Eylül 2026 Salı

Suçlular ve Suçlar Neden Artıyor

 

Suçlular ve Suçlar Neden Artıyor

 

Veysi ERKEN Dr.

 

Toplumda suç işleme oranları artıyor, hergün yeni operasyonlar düzenleniyor, yeni suç çeşitleri ortaya çıkarılıyor, hapishanelerin kapasitesi yetersiz kalıyor, mağdurlar artıyor deniliyor, yazılıyor.

Bunların hepsi doğrudur.

Ama yetkililer, etkililer, kanun yapıcılar, parti liderleri, sendikacılar, ,ilgili kabul edilen dernekler, vakıflar ve sorumlular şu soruyu bir türlü sormuyor, sorunun doğru cevabını aramıyor?

Suçlular ve suçlar neden artıyor?

Bu soru sorulup doğru cevap verilmedik ve doğru cevaba göre tedbir ve cezalar verilmedikçe suçlular ve suçlar artmaya devam edecektir.

Bu geleceği okuma veya tahmin değildir.

Suç ve suçlular neden artıyor sorusunun cevabı birkaç yönlüdür.

Evvel emirde toplumumuzun % 99’dan fazlası Müslüman kabul edildiği halde İnsanımıza okullarımızda, çevremizde ve ailelerimizin ekseriyetinde İslami anlayış ve terbiye/eğitim kazandırılamamaktadır. Bu sebeple İnsanımız İslami şuur, ahlak, davranıştan uzaklaşmakta, yaşadıklarını, sahtekârlıklarını İslam diye zannetmektedir.

Bir diğer sebep hukuk ve hakka uygun ceza düzenlemelerinin yapılmayışıdır. Hukuk denilen kanun nizamında adalete dayalı “Suç” ve “Ceza” düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple “Suç” oranları ve “hakk” ihlalleri gittikçe artmaktadır.

Mesela gerçek anlamda suçlu olan katillere, tecavüzcülere “idam” cezası verilmeme yüzünden ülkemizde cinayetler ve suç oranları artmaktadır. Tabii ki cezasızlık algısı neredeyse bütün suçlar ve suçlular için geçerlidir.

Bizim inancımıza, İslam’a aykırı bir şekilde yapılan kanuni düzenlemeler sebebiyle toplum adeta “suç” işleme mekanizmasına dönüştürülmekte ve toplum cinnet haline dönüşmektedir.

Adeta “yapanın ve güçlünün yanında kâr kaldı” anlayışı tahkim edilmektedir.

Bununla ilgili misaller sıralanabilir, hatta binlercesi verilebilir.

Sonra dönüp cinayetler artıyor diye yakınıyoruz.

Irza tasallut, hırsızlık ve binlerce suç cezasız kalmakta ve toplumda bunalım, şiddet artmaktadır.

Dolayısıyla Türkiye’de “cezasızlık” algının ötesindedir.

“Cezasızlık” had safhadadır. Suç ve ceza denkliği yoktur. Kanunlarımızın ekseriyeti mağduru değil suçluyu korur durumdadır.

Adalet Bakanı Akın Gürlek “Elbette çocuklar hepimizin çoluk çocuğu var ama burada bir taraftan da mağdur aileler de var. Yani suç politikasını dengelememiz gerekiyor. Yani ‘cezasızlık algısı’ maalesef toplumu rahatsız ediyor” diye açıklamada bulunmuştur. https://www.adalet.gov.tr/adalet-bakani-akin-gurlek-tbmm-suca-suruklenen-cocuklara-iliskin-arastirma-komisyonu-uyelerini-kabul

Maalesef “cezasızlık” algı düzeyinde değildir. Suça uygun ceza olmadığından pek çok alanda “cezasızlık” esas olmuştur.

Maalesef “cezasızlık” algı düzeyinde değildir. Suça uygun ceza olmadığından pek çok alanda “cezasızlık” esas olmuştur.

Elbette çocuklar bizim çocuklar. Onları eğitme, yetiştirme görevi hepimizin, devletin.

Bilinmelidir ki, kanuni düzenlemeler yapılırken “suç ve ceza” denkliği sağlanmadan, mağdurun hakları korunmadan ve inancımıza, değer yargılarımıza uygun düzenlemeler yapılmadan “suçlar” ve “suçlular” engellenemez ve “cezasızlık algısı” artarak devam eder.

Cezasızlık algısı şu şekilde tarif edilmiş. “BM tarafından “failin suçlanmasını, tutuklanmasını, yargılanmasını ve suçlu bulunursa gerekli cezalara çarptırılmasını ve mağdurların zararlarını tazmin etmelerini sağlayacak bir soruşturmaya tabi tutulmadıkları için cezai, hukuki, idari veya disiplinle ilgili süreçlerde hesap sorulamaması” https://kriterdergi.com/siyaset/cezasizlik-algisi-ve-cezalandirma-uzerine

Hâsılı kelam.

Mevcut anlayış devam ettiği müddetçe suçlar çeşitlenecek ve suçlular artacaktır.

Özetle toplumda huzurun sağlanmasının bir tek yolu vardır.

İnancımıza/İslam’a göre bir hukuk düzenini işletmek ve kanuni mevzuatımızı ona göre düzenlemektir.

Ancak böyle bir düzenleme ile toplumda her “suç”a uygun “ceza” verilebilir, cezasızlık algısı ortadan kaldırılabilir ve huzur sağlanabilir.

Selam ve Sabırla… 15.09.2026