12 Eylül 2026 Cumartesi

12 Eylül: Zindanlarda sararan bir neslin dramı

12 Eylül: Zindanlarda sararan bir neslin dramı

Veysi ERKEN Dr.

Şair dostum Dr. Mehmet Güneş “Zafer burçlarında görmeyi beklerken;    zindanlarda sararan bir neslin hazanı” diye anlatıyor Eylül Fırtınası ve Kenan Tufanı günlerini

Ve.

Asırlar geçse de yaraları kapanmayacak zulüm günlerini.

Hazan vakitleri, 12 Mart, 12 Eylüller, 28 Şubatlar, 27 Nisanlar, 15 Temmuzlar unutulmamalıdır ki, tekrarlanmasın.

Siyonist haçlı zihniyetinin uşakları olan darbeciler, fetöitler neşu nema bulmasın.

Maalesef unutuyor ve bizden sonrakilere aktarmıyoruz.

Bilinmelidir ki UNUTMAK pusudur.

Bizden sonrakiler de unutuyorlar geçmişte yaşananları ve geçmişi.

Neyse zulümlerin ve zalimlerin, hainlerin unutulmaması ve zalimlerin affedilmemesi temennisiyle sizi 12 Eylül 2026 gününde hainlerin zulmünü aktaran   “BİR HAZAN VAKTİ”nin sözleriyle baş başa bırakayım.

Umulur ki, tefekkür edersiniz ve unutmazsınız.

 

“BİR HAZAN VAKTİ

 

-Zafer burçlarında görmeyi beklerken; zindanlarda sararan bir neslin hazanı-

 

Ufuk çizgisinde Kıble’yi bulan,

Besmeleli sevdâlarda durulan,

Hem Yavuz kesilip, hem Yunus olan,

Alperenim yıllar geçti, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.   

Takvimde yapraklar tükendi bir bir,

Zaman ihtiyarlar, mevsimler eskir,                       

Umut; beklemeye can veren iksir                            

Ebâbiller kondu göçtü, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.

 Darbelerden darbe yedim; kin gördüm,

Soygun gördüm, zulüm gördüm, kan gördüm,

Bir "On İki Eylül" bir hazan gördüm;                         

Vatanı çok sevmek suçtu (!) gelmedin; 

Kardelenler çiçek açtı,  gelmedin.

Hedefe varırken,*“Sen dur!”* dediler,

“İşte Taş Medrese, buyur!” dediler,

Zulmü getirdiler,*“Huzur!”* dediler…

Şahmaranlar zehir saçtı, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.

Kendimin, kendime isyânıydı bu,

Aldığım darbenin bir yanıydı bu,

Bir yaprak dökümü zamanıydı bu,

Gök ekini süngü biçti, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.

Gecelerin seherine diz çöktüm,

Narçiçeği şafaklarda ter döktüm,

Gelir diye yollarına çok baktım,

Eylül’ün de hükmü geçti, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.

Güneş'te üşüdüm, gölgede yandım,

Çile tezgâhında kirden aklandım,

Bir kaç damla gözyaşında saklandım,

Umutlarım bir bir uçtu, gelmedin

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin.    

Efkârım artar da ağlarım bâzan,

Mihrican vurgunu Eylül’de vatan,

Sehpâya giderken,

"O Dokuz Fidan”,

Zaman, karanlığı seçti, gelmedin;

Kardelenler çiçek açtı, gelmedin. 12 Eylül 1984”

Selam ve Sabırla…12.09.2026

 

Yanlış Yaptır Sonra Aleyhte Kullan

Yanlış Yaptır Sonra Aleyhte Kullan

Veysi ERKEN Dr.

Bir yapıyı veya şahsı çökertmek, güçten düşürmenin yöntemlerinden birisi de o yapıya veya yöneticiye yanlış yaptırıp aleyhinde kullanmaktır.

Bu bağlamda Sayın Tayyip Erdoğan’ın samimiyetinden şüphem yok. Ancak etrafında samimiyetsiz (bilerek mi, bilmeyerek mi etrafa dolduruluyor) insanların, bürokratların çok olduğundan da şüphem yoktur.

Etraf, Başkan Recep Tayyip ERDOĞAN’a yanlış iş ve işlem yaptırıyor ( güvenin, inancın, kültürel dokunun, ekonominin tahrip edildiğini) ve sonra aleyhinde kullanıyor.

Bilhassa bu yöntemi fetö artıkları fazlasıyla kullanıyor, toplumda güven kaybı oluşturuyor.

Tabii ki tahribatı gidermek kolay kolay olmuyor.

Bu durumu birkaç örnekle izah etmeye çalışayım.

Öğretmenlerin ve imamların sınıflandırılması. Baş öğretmen, uzman öğretmen, öğretmen. İmamlar için de durum aynı.

Tabii ki bu uygulama memurlar arasında nefreti arttırmış vaziyette.

Aynı dersleri okutanlar arasında ders ücretinin farklı ödenmesi prof, Doçent, Dr. Öğretim üyesi, öğretim görevlisi, Başöğretmen, uzman, öğretmen, öğretmen ek ders ücretleri.

Emekli memurların SEYYANEN ZAMDAN mahrum edilmesi.

Vekillere, bürokratlara çifte maaşlar, imkânlar, imtiyazlar.

Daha önceden de ifade etmiştim. Avrupa Birliği düzenlemeleri çerçevesinde "İstanbul sözleşmesi” kabul edildi. Bu sözleşme çerçevesinde Kadınlara Yönelik Yapılan düzenlemelerle “aile yapımıza” büyük darbe vurulmuş oldu.

Biraz bu konu üzerinde tefekkür edecek olursak kadın cinayetlerinin arttığını, boşanmaları vak’ayı adiyeden sayılmaya başladığını, nikâhsız ve evlilik dışı birlikte yaşamanın çoğaldığını, nesebi sahih olmayanların sayısında artışın olduğunu görürüz.

Okullarda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramı altında başlatılmak istenen program felaketi tusunamiye çevirecek niteliktedir.

Bir misal trafik ile ilgili düzenlemedir. Günlük huzursuzluğu arttıracak bu düzenleme ile keyfi ceza kesmeler katlanacak demiyorum, İstanbul ve Ankara’da katlanmış bile. (tekerin ucu kaldırıma çıkmış, arabanın kasası bir santim kaldırımı işgal etmiş vs. bunlar mübalağa değil) Köprülerle ilgili düzenleme nasıl milyonlarca mağduriyeti beraberinde getirmişse trafikle ilgili son düzenleme de felaket kaynağı olmuş durumdadır.

Bu misalleri çoğaltmak mümkündür.

Evet.

Bu misalleri çoğaltmak mümkündür.

Bu ve benzer hatalar bilerek yaptırılıyor ve sonra da aleyhte kullanılıyor.

Özellikle fetö denilen şeytani yapılanma bu yanlışları fazlasıyla kullanıyor, iltisaklısı durumunda olan partililere, elemanlarına, uşaklarına kullandırıyor Türkiye’nin ve Erdoğan’ın gücünü ve itibarını zayıflatmaya çalışıyor.

Sayın Başkan

Bütün bu yanlışların oluşturulmasında ve aleyhinize kullanılmasında etrafınızdaki kişilerin (danışman, bürokrat, teknokrat ve partinizden seçilmiş olanlar) sebep olduğunu hissetmeyen ve düşünmeyen yoktur herhalde.

Acilen tedbir almanız ve etrafınızdakilerini tasfiye etmeniz gerekir.

Umarım ki, etrafınızı kuşatan bu tiplerden kurtulur, bu ülkenin ve ümmetin sevdalılarına danışır ve tahribatın ortadan kaldırılmasına vesile olursunuz.

Sayın başkan

Bilmelisiniz ki, Siyonist haçlı zihniyetinin şeytanları boş durmuyor. Önce yanlış iş yaptırıyorlar sonra bu yanlışları toplumsal huzursuzluğu daha da arttırmak için kullanıyorlar.

Sayın başkan toplumun günlük olarak neleri konuştuğu veya konuşma durumunda bırakıldığını araştırınız. Özellikle pensilvanya şeytanları sürekli olumsuz iş ve işlemleri oluşturuyorlar ve bunları kötüleme vasıtası olarak kullanıyorlar.

Yıllarca merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyasette bulunmuş ve hiçbir beklentisi olmayan bu ülkenin bir sevdalısı olarak bunları dile getiriyorum, yazıya döküyorum. Kısaca “emri bil maruf ve nehyi anil munker”  emr-i ilahisi doğrultusunda vazifemi yerine getirmeye çalışıyorum.

Geliniz tahribatı ortadan kaldırınız, yanlış icraata sebep olanları tasfiye ederek yanlış icraatları düzeltiniz, milletin gönlündeki tahtınızı sağlamlaştırınız ve Siyonist haçlı zihniyetinin saldırılarını boşa çıkarınız.

Selam ve Sabırla…12.09.2026