6 Eylül 2026 Pazar

Ahbar ve Ruhban’a Benzeyen Cemaat Önderleri

Ahbar ve Ruhban’a Benzeyen Cemaat Önderleri

Veysi ERKEN Dr.

Kur’an ve sünneti anlayarak yaşama gayretinde olmayanların cemaat, tarikat, parti, sendika, dernek, vakıf vs yapıların önderleri tarafından aldatılmaları, mal ve mülklerinin çalınması her zaman mümkündür.

Uzak geçmişe gitmeye gerek yoktur.

Günümüzün Türkiye’sinde bir kısım cemaat, tarikat, parti önderlerinin hırsızlıklarını, rüşvetlerini, irtikâplarını, metreslerini bilmeyen kalmamıştır herhalde.

Fetö ve fetönün sızdığı parti ve yapılara yönelik düzenlenen operasyonlar bunu göstermektedir.

Kur’an ahkâmı evrensel ve bütün zamanlar içindir. Dolayısıyla “önder, lider, başkan, büyük, sadat, ümera, kübera” denilen kişilerin ahlaksızlıklarını “ahbar ve ruhban”ların durumunu izah eden şu iki ayet açıklamaya yeter.

“Ey iman edenler! Bilin ki yahudi din bilginlerinin ve hıristiyan din adamlarının birçoğu halkın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın gümüş biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele! O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak: İşte yalnız kendiniz için toplayıp sakladıklarınız; tadın şimdi biriktirip sakladıklarınızı!  Tevbe,34-35”

Bu ayetler şu şekilde tefsir edilmektedir.

“Dinin gönderilmesinden maksat, onu sadece Allah emrettiği için ve O’nun rızâsını kazanmak üzere bir kulluk şuuru içinde yaşamaktır. Bu sebeple dini dünya adına bir kazanç vasıtası yapmak; onu mal, makam, mevki, şöhret ve siyaset gibi şeylere alet etmek yasaklanmıştır.

Bu konuda en önemli tehdit de âlim, fakih, mürşidler gibi dini birinci derecede temsil ve tebliğ etmesi gereken kişilere yapılmıştır. Çünkü onların halk nazarında mühim bir yeri vardır ve bu yeri ve sahip oldukları statüyü başka maksatlarla kullanma riski, başkalarına nispetle onlar için daha fazladır. Dolayısıyla bu âyetlerde insanların mallarını haksız yollarla yiyen ve daha çok dinî hükümleri yanlış tevil ederek insanları Allah yolundan alıkoyan yahudi ve hıristiyan din adamları; onlar üzerinden de aynı vasıfları taşıyan bütün din adamları ciddi olarak ikaz ve tehdit edilirler.

Onların insanların mallarını yedikleri haksız yollardan bazıları şunlar olabilir:

  Verdikleri hükümler ve fetvalar karşılığında rüşvet almaları,

  İlâhî kitapta değişiklik yapıp, yazdıkları tahrif edilmiş nüshaları satmaları,

  Allah katında duaların kabulüne vesile olacağını söyleyerek bağış toplamaları,

  Günah çıkarma karşılığında gelir elde etmeleri,

  Bu ve bunlara benzer dolambaçlı yollarla malî kaynaklar oluşturmaları.

İkinci olarak altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanlar can yakıcı bir azapla korkutulurlar. Çünkü altın ve gümüş, para olarak alışverişi kolaylaştırmak ve insanların gerçek ihtiyaçlarını karşılamak üzere ihsan edilmiştir. Buna göre altın, gümüş ve diğer paralar bütün halk arasında tedavül etmeli; ihtiyaçların daha önemlisi diğerine, şiddetlisi hafifine tercih edilerek güzelce harcanmalıdır. Bunlar, ihtiyaçların önceliklerine göre kullanılması gerekirken bazıları onu tedavülden çeker, gömer, herhangi bir yerde gizler, yığar, sımsıkı saklar ve bunları Allah yolunda sarf etmezler. Allah için hakkını vermezler. Bunlar parayı toplayıp saklamak suretiyle aynı zamanda onun Allah yolunda harcanmasını engellemiş olurlar. Esasında bu paralarla Allah yolundan saptırmak için para harcayanlara karşı mücadele etmek gerekirken, bunlar ellerinde tutmak suretiyle parayı hiçbir işe yaramaz hale getirirler.

Bunlar kim olursa olsunlar, gerek o haham ve rahiplerden, gerek onları örnek alıp para saklayanlardan, gerekse zekâtlarını vermeyen ve paralarını saklayan Müslümanlardan olsun işte bunları elem verici bir azap beklemektedir. Bu azap, günahın cinsinden olacak; biriktirilen altın ve gümüşler cehennem ateşinde iyice kızdırılarak, onlarla, kendilerini haksız yollarla kazanan ve gerektiği şekilde harcamayan ahmak sahiplerinin alınları, yanları ve sırtları dağlanacaktır.

https://www.kuranvemeali.com/tevbe-suresi/34-ayeti-tefsiri

Hâsılı kelam.

Bu iki ayet son operasyonları açıklamaya yetmiyor mu?

Anlayanlara ve İslam’ı yaşamaya çalışanlara yeter.

Selam ve Sabırla… 06.09.2026

Maya Bozuksa

Maya Bozuksa

Veysi ERKEN Dr.

Maya bir nesnenin veya varlığın “Öz, asıl, cevher, yaratılış, seciye” sini oluşturur ve onun çoğalmasını sağlar. 

Bunun için tefekkür ve yaşayış tarzının “maya”sı çok önemlidir.

Maya bozuk ise tefekkür ve yaşayış tarzı bozulur.

Türkiye’deki insanları yaşayışını şekillendiren veya şekillendirmek isteyen zihniyetleri anlamak için “maya”yı tahlil ve terkip etmeliyiz.

Cari olan zihniyetleri tahlil ettiğimizde iki maya türü ile karşılaşırız.

Biri  “İslam” diğeri “gayrı İslam”.

Gayrı İslam mayası Jöntürk ve ittihatçıların zihniyetinin mayasıdır. Mirasçısı CHP zihniyeti ve bunun türevleridir.

Bunun içindir ki, CHP zihniyeti daim olarak “organize kötülük merkezi” olmuş ve olmaya devam etmektedir.

İflahı mümkün değildir.

Ne CHP ne de CHP’den kopanların zihniyeti ve yaşayışı değişmiyor.

CHP zihniyeti aslına çekiyor ve daim olarak İslam düşmanlığını izhar ediyor.

Tecavüz, şiddet, rüşvet, irtikâp, İslami olabilecek her şeye karşı çıkma bu zihniyetin vazgeçilmezleridir.

Kısaca bu zihniyet  “aktif kötülük” merkezidir.

Son haberlerden birini aktarayım.

“Zonguldak’ta hafızlığını tamamlayan 77 çocuk için düzenlenen program, CHP’yi rahatsız etti. Valilik önünde toplanan CHP Zonguldak İl Yönetimi, icazet merasimini “Türkiye laiktir, laik kalacak”, “Şeriata karşı omuz omuza” ve “Karanlığa teslim olmayacağız” gibi sloganlarla protesto etti.

https://www.yenisafak.com/gundem/hafiz-cocuklar-chpyi-gerdi-4835152

Evet.

Jöntürkler anlayışından mayalanan CHP zihniyeti ve onun türevleri İslam düşmanıdır ve tasfiye edilmelidir.

Yenisi eskisi fark etmez.

Hepsinin tasfiyesi gerekir ki, millet huzur bulsun.

Dolayısıyla CHP ve ondan kopanlar kendilerini fesh etmelidir.

Milleti zehirlemekten, yaşayışını tahrip etmekten başka bir icraatı yoktur.

Biliyorsunuz merhum Necip Fazıl yıllar önce: "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde bulunmuştu.  

Süleyman Hilmi Tunahan ise “CHP’ye bırakın oy vermeyi, muhabbet beslemek bile imanı götürmeye kâfidir. Çünkü bu fırka İslam ile mücadele için kurulmuştur”  diyordu.

Evet.

CHP ve ondan türemişler mayaları gereği iyiliğin muhafızı değil, kötülüğün bekçisi olduğunu her fırsatta gösteriyor.

Türkiye CHP’den, ondan kopanlardan ve CHP’nin devamı olduğu ittihatçı zihniyetten mayalanan bütün yapılardan kurtulması gereklidir.

Hâsılı kelam CHP zihniyetinin dünü ne idiyse bugünü de aynıdır. Zira mayası değişmemiştir ve değişmesi mümkün değildir.

Selam ve Sabırla… 06.09.2026