31 Mart 2026 Salı

Böl, Parçala, Yut

Böl, Parçala, Yut

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist haçlı zihniyetinin temel ve vazgeçilmez hedefi dünyayı parçalamak, soykırımları arttırmak, ülkeleri sömürmek ve yok etmektir. Bu artık herkesin bildiği bir husustur.

Mit müsteşarı İbrahim Kalın Siyonist haçlıların bölgemizle ilgi vazgeçilmez amacını şu şekilde ortaya koymuştur.

Siyonistlerin amacı kadim coğrafyamızın asli unsurları olan Türkleri, Kürtleri, Arapları, Farisileri çatıştırmak ve yok etmektir.

https://www.youtube.com/watch?v=UpYwiuHfMDA

Evet, Trump’u ve kışla olan İsrail’i yöneten Siyonist zihniyetin gayesi açık ve nettir.

Önemli olan bu zihniyete karşı alınacak tedbirler ve mel’un zihniyeti tasfiye etmektir.

Zira bilmek yeterli bir şey değildir.

Bilmek ve gereğini yapmak önemlidir.

Onun için Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler bir araya gelip, güçlerini birleştirip “düşman seni yemeden sen onu ye” ilkesi çerçevesinde Siyonistleri tasfiye etmeye çalışmalarıdır.

Unutulmaması gereken şudur.

Siyonist haçlı zihniyeti biliyor ve inanıyor “tevhidi”, birliği esas alan ve uygulayan milletleri köleleştirmek zordur.

Bunun için milletlerin arasında tefrikayı, ayrıştırmayı arttırmaya ve bu şekilde onları köleleştirmeye çalışır.

Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler arasında bunun için tefrikayı oluşturmaya çalışıyorlar.

Siyonistler aynı oyunu dünyanın her yerinde oynuyorlar, oynamaya çalışıyorlar.

Afganistan, Pakistan, Sudan, Suriye, Libya, Somali ve sayamadığımız binlerce yerde oynanan oyun aynıdır.

Haçlı seferlerinin ilkinden itibaren tarihin seyrini incelediğimizde Türkistan’da, Afrika’da, Selçuklu ve Osmanlı coğrafyalarında aynı senaryonun sahnelendiğini görüyoruz.

Gazze, Filistin, Venezuela, Ukrayna topraklarında işlenmekte olan cinayetler, katliamlar, soykırımlar, işgaller, sömürüler bunun göstergeleridir.

Siyonist haçlı zihniyeti “farklı aidiyet”ler, gelirler, renkler, kavmiyetler, cemaatler, vs. üzerinde toplumları ayrıştırır, kışkırtır ve ülkeleri dağıtır.

Siyonistlerin aparatı, uşağı ve kölesi olanlar akademisyen, parti başkanı, gazeteci, tüccar, sanayici, sanatçı vs kisvesiyle insanları kışkırtmaya, bölmeye ve parçalamaya vesile edilir.

Milletimiz ve bütün iyi insanlar bu habis ruhluları, yılanları, çıyanları, Siyonistlerin uşaklığını yapanları bilmek ve onları tecrit etmek mecburiyetindedir ki dünyada huzur ve sükûn olsun.

Aksi takdirde milletlerin arasında tefrika mikrobu yayılır ve milletlerin birliği ve huzuru biter. Merhum Mehmet Akif;

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.

 Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” gerçeğini yıllar önce dile getirmişti. Ayette; Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. Âl-i İmrân-103” belirtilir.

Demek ki, Allah “tevhid”i emrediyor, “tefrika”yı zemmediyor.

Türkler, Araplar, Farisiler, Kürtler tefrikayı boşa çıkarmak ve Siyonistleri kışlalarıyla birlikte tasfiye etmekle mükelleftirler.

Tek amaç bu olmalı, stratejiler ve taktikler buna göre hazırlanmalıdır.

Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler tapınak şövalyelerinin ve uzantılarının ayrıştırıcı politikalarını tespit edilip hayatlarından çıkarabildiği an kurtuluşun adımını atmış olur.

Hâsılı kelam.

Mel’un Siyonist zihniyet tefrika ağlarını İslam coğrafyasında, Kürtler, Türkler, Araplar, Farisiler arasında, şehirlerimizde örmüş, örmeye devam etmektedir.

Bu oyunu bozmak ve felahımız ermek mümkün mü?

Elbette mümkündür.

Felahımız Siyonist haçlı zihniyetinin maşaları ve taşeronları marifetiyle oluşturdukları “tefrikacılık” zemini kurutmak ve Türkler, Kürtler, Araplar ve farisilerin “tevhid” anlayışını hâkim kılmalarıyla mümkündür.

Bilinmelidir ki Allah, tefrikaya düşmeden, Siyonistlerin senaryosuna göre sahnelenen oyunda piyon olmadan tevhidi yaşayanları sever ve zafere eriştirir.

Ey Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler “Bilin ki Allah kendi yolunda sağlam örülmüş bir duvar gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever. Saff-4

Selam ve Sabırla… 31.03.2026

 

Davanın/ Teşkilatın Devamlılığı İçin

Davanın/ Teşkilatın Devamlılığı İçin

Veysi ERKEN Dr.

İnsanlık tarihi bir dava için teşkilatlanmış topluluklarla doludur.

Uzun soluklu olanlar olduğu gibi saman alevi misali parlayıp sönenler, mezarlığa yuvarlananlar da sayılamayacak kadar çoktur.

Bir davanın/ teşkilatın devamlılığı için ileri sürülebilecek ilkeler ve kurallar vardır.

Tespitlerimize göre davası “İslam” olan teşkilatların uzun soluklu olması için en az şu niteliklere sahip olması gerekir.

1-Kamet ve İstikamet

2-Samimiyet

3-Adanmışlık/nezir

1-Kamet ve istikameti teşkilatın benimsediği ilke ve kurallarla belirlenir. “Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir. Hûd-112” ayeti bunun özeti durumundadır. Her halukarda “Allah’ın rızası için eylemde bulunmak, İ’layı Kelimetullah için Nizamı Âlem davasını hedeflemektir.

Kamet ve İstikamet teşkilatın devamlılığını şahıslara değil ülküye, gayeye dayandırmaktır.

Günümüzde HAMAS bunun misalidir. Bir hamas komutanı şehid edildiğinde hemen onun görevini onun gibi ifa edecek şahsiyetler devreye girebilmiştir.

Tarihi süreç kamet ve istikameti Allah için olan ve bundan taviz vermeyen teşkilatların uzun süreli olduğunu göstermiştir.

Kamet ve istikamet devletler için de geçerlidir.

Bu anlayışta olan devletlere tefrika giremez, onu top tüfek sindiremez.

2-Samimiyet davaya sahip olan teşkilatın varlığı için şarttır. Samimiyet, samîmî olma halini, münafık olmama, riyâsız bir şekilde bağlanma halini ifade eder.

Bir davanın mensuplar gerçek anlamda bağlı ise görev değişimlerinden olumsuz bir şekilde etkilenmez. Görev değişimleri olduğunda teşkilatın mensupları teşkilatın varlığının devamı için olduğunu bilir.

Menfaatin ve makam hırslarının yüksek olduğu teşkilatlarda samimiyet yok denecek kadar zayıftır.

Samimiyetsizlik sebebiyle büyük ve güçlü teşkilatların tarihin mezarlığına yuvarlandıklarını biliyoruz.

3-Adanmışlık/nezir; bir ferdin/şahsiyetin tüm hissiyat, tefekkür/taakkul/tedebbür ve gayretlerini, çabalarını inandığı, gerçekleşmesini arzu ettiği belirli bir hedefe, kıymete veya gaye uğruna yoğunlaştırması, teksif etmesi, kendini gerçekleşmesini istediği amaca odaklamasıdır.

Adanmışlık/nezir kişiyi tereddütsüz bir şekilde harekete geçirir.

Hz. İsmail’in kendisinin kurban edilmesi talebine karşı olan tutumu adanmışlığı izah eder.

Özetle Teşkilatlar büyük davalara sahip olduğunu ileri sürebilir.

Bizler büyüklüklerini ve sağlamlığını niteliklerinden anlarız.

Bunlar kamet, istikamet, samimiye ve adanmışlıkla ölçülebilir.

Bu niteliklerde çürüme başlamışsa teşkilatlar, devletler, dernekler, sendikalar, partiler yıkılır tarihin mezarlığında yerlerini alır.

Selam ve Sabırla…31.03.2026