5 Nisan 2026 Pazar

İnsan “Sûret”li Şeytan “Siret”li

İnsan “Sûret”li Şeytan “Siret”li

Veysi ERKEN Dr.

“Sûret” ile “Siret”in birbirine uymaması durumunda kişiye münafık denilir. “Sîreti sûretine uymamak: İç yüzü dış görünüşüne uymamak, göründüğü gibi olmamak” anlamını ihtiva eder.

Siret; Bir kimsenin ahlâkı, seciyesi, karakteri, dışa akseden davranışı. Sîreti sûrette mümkündür temâşâ eylemek / Hâil olmaz ayn-ı irfâna basîret perdesi (Kemterî).

Sîretin nâ-pak ise hayr umma çık germâbeden / Evvelâ tathîr-i kalb et sonra tathîr-i beden (Recâizade M. EKREM). https://www.lugatim.com/s/siret
Sûret; 1.Gözün ilk bakışta gördüğü şey, dış görünüş, şekil, biçim 2. Tarz, yol, şekil.

3.Yüz, çehre, surat: Nazar kıl dîde-i sîretle mir’ât-ı şuûnâta / Hüveydâdır serâpâ sûret-i dildâr her sûdan (Leskofçalı Gālib). 4. Bir varlığın dıştan görünen, beş duyu ile bilinen yönü: Zâhidâ sûret gözetme içeri gel câna bak / Vechi üzre gör ne yazmış defter-i rahmâna bak (Niyâzî-i Mısrî’den). İş sûrette değil belki sîrette ve isti’daddadır (İsmâil Hakkı Bursevî). https://www.lugatim.com/s/s%C3%BBret

Maalesef Siyonist soykırım dininin aparatı, uşağı olan fetöizm mezhebinin elemanları ve iltisaklıları “sûret”leri insan, “siret”leri şeytanidir.

Bunlar hala içimizde cirit atıyor. Hırsızlık, çapulculuk, casusluk, irtikâp, rüşvet, metreslik gibi her türlü ahlaksız ve şerefsiz fiili savunur hale dönüşmüşlerdir.

Kadın diye geçindikleri halde metresleştirilenleri, tecavüze uğrayanları, gencecik olduğu halde öldürülenleri görmezlikten, duymazlıktan gelmektedirler.

İnsan Sûretli Şeytan Siretliler insanımızı, ahlakımızı ve denilebilir ki, evlerimizden evladımızı çalmıştır.

Rahman’ı unutanların “sûret”leri insan olsa da “siret”leri şeytanidir.

Ayette, “Kim Rahmân’ı hatırından çıkarıp öğüt ve uyarılarla dolu Kur’an’ı görmezlikten gelirse, biz ona bir şeytan sardırırız da, artık o şeytan onun ayrılmaz yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları Allah’a giden yoldan çıkarırlar; onlar ise hâlâ kendilerini doğru yolun üzerinde sanırlar. Sonunda hesap vermek üzere huzurumuza geldiklerinde ise o yoldaşına: “Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydım. Sen meğer ne kötü arkadaşmışsın!” diyecek. Bu temennî ve pişmanlığınız bugün size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü dünyada iken birlikte zulmettiniz. Şimdi de azabı birlikte çekeceksiniz! Zuhruf 36-39

Evet.

Türkiye’de ilkelerini, ülkülerini, İslam’ı terk eden milyonlar insan “suret”li olsalar da, fiilleri, eylemleri, hırsızlıkları, rüşvetleri, tecavüzleri, mazlumların, mağdurların yanında durmayışlarıyla “siret”en şeytanlaşmışlardır.

İslam’dan koparak müptezelleşmişler yapılan yanlışlıkları bir savunma mekanizmasına dönüşmüş ve ahlaksızlaşarak haksızlığı, hırsızlığı, edepsizliği, tecavüzü, rüşveti savunur ademlere, şeytanlara dönüşmüşlerdir.

Kısaca İslami terbiyeden mahrum nesiller arttıkça hırsızları, rüşvetçileri, arsızları, edepsizleri, fahşayı savunan ve yaşayanların sayısı artmaktadır.

Maalesef zihinleri işgal edilmiş, dönüştürülmüşlerin, “suret”i insan, “siret”i şeytan olanların sayısı artmış ve bu güruh her türlü ahlaksızlığı, hırsızlığı, tecavüzü, rüşveti savunur hale gelmiştir.

Tabii ki bu artışta iyi bilinenlerin yanlış uygulamaları ve yaklaşımları da önemli rol oynamaktadır.

Eba Müslim Horasanı “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu”  tespitinde bulunmuştu asırlar önce.

Bu tespit doğrudur.

Bunun en tipik misali günümüzün hırsızlarını savunan güruha dönüşenlerdir.

İktidar mensupları kendilerini iktidara taşıyan kitleleri, İslami hassasiyetleri ve yaşayışları, az gelirli olanları terk edip, kapitalistleri, yabancı sermayedarları, Türkiye’yi sömürenleri, ahlaksız sanatçıları(!) kazanacağım diye onlara yöneldi.

Bunun sonucunda iktidarı terk eden insan suretli şeytan siretli kitle, hırsızlara, rüşvetçilere, ahlaksızlara, fuhşiyatı savunanlara, İslam düşmanlarına yönelmeye konsercileri, heykelcileri, halka hizmeti olmayanları savunmaya başladı.

Maalesef bu yöneliş kalıcı olmaya da başladı.

Allah encamımızı hayreyleye.

Selam ve Sabırla…05.04.2026

Barın Soykırımı: Unutma, Unutturma

Barın Soykırımı: Unutma, Unutturma

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist haçlı katilleri İslam ve mazlum coğrafyalarda hergün katliam, işgal, vahşet, soykırım fiillerini işliyorlar ve tekrarlıyorlar.

Zalimlerin, vahşilerin, katillerin soykırımları unutuldukça maalesef tekrarlanıyor. Gazze, Filistin, Suriye, Libya, İran ve Türkistan coğrafyasında SOYKIRIMLAR devam ediyor.

Temel sebep soykırımları unutmamız ve tedbir almamızdır.

Unutturulmaya çalışılan soykırımlardan birisi de 5 Nisan 1990 yılında Çin Şeytanları tarafından gerçekleştirilen soykırımdır.

“5 Nisan 1990’da; Kaşgar’ın Barın kasabasında, Doğu Türkistan’a Çinlilerin yerleştirilmelerine, kadınlara zorla kürtaj yapılmasına karşı çıkan Uygur Türklerinden; Çoluk çocuk, bebek demeden 170’ini Katledip, Barın kasabasını yerle bir edip, binlerce Türk gencini zindanlara attılar!

5 NİSAN Uygur kadınlarının canları pahasına namuslarına sahip çıktıkları direniş günüdür.

KIZIL ÇİN ZALİMLERİNİ ve YERYÜZÜNDEKİ BÜTÜN ZALİMLERİ UNUTMA!!!”

https://www.eskisehirturkocagi.org/anma-gunleri/dogu-turkistan-barin-katliami/

https://www.instagram.com/reel/DIDrg2YBecg/

Bilinen bir hakikat vardır.

Unutulan soykırım tekrarlanır

“Unutmak pusudur, yok oluştur”.

Tarih boyunca İslam ve Türk coğrafyaları “istila” ve “soykırım”a uğratılmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır.

Türkistan coğrafyasında, günümüzde özellikle DOĞU TÜRKİSTAN’DA, Balkanlarda, İran’da, Arakanda, Afrika’da ve dahi yeryüzünün hemen hemen her yerinde Müslümanlara yönelik soykırımlar yapılmış ve yapılmaya çalışılıyor.

Onun için Aliya İzzetbegoviç “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” dediği gibi hiçbir “soykırım”ı unutmamamız gerekir.

Ne dildeki ne de biyolojik soykırımları unutmasak “Allah nurunu tamamlayacaktır.” Buna inanıyoruz.

BARIN soykırımını hatırlayanımız var mı?

Unutmak pusudur, soykırımın tekrarına zemin hazırlamadır diyoruz ve maalesef BARIN soykırımını hatırlayanımız azdır.

Hafızası olmayan veya duygusu ve hafızası kaybolmuş olanlar unutur.

Bizler unutmadık.

Unutanlara hatırlatmak istedik.

5 Nisan 1990 yılında BARIN’da gerçekleştirilen soykırım.

İnsan görünümlü ÇİN şeytanları tarafından gerçekleştirilen soykırımdır.

Evet.

Soykırımlar, binlerce, milyonlarca masum insanın, Müslüman’ın, Türk’ün canına kıyıldığı, işkencelere tabi tutulduğu, kanının akıtıldığı vahşetin sergilendiği zamanlardır.

Soykırımları unutmadık ve unutturmayacağız inşallah.

Biliyoruz ve unutmuyoruz.

Kanayan ve kanaması dinmeyen coğrafyanın adıdır Türkistan, Doğu Türkistan ve bütün olarak İslam ve mazlum coğrafyalar.

Esasında Türkistan Coğrafyasının tarihi katliamla, vahşetle doludur. Doğudan Çinlilerin, Kuzeyden Rusların, Güneyde Hinduların( İngiliz, Portekizli, İspanyol, Hollandalı), Batıdan Siyonist Haçlıların kuşatmaya ve imha etmeye çalıştığı coğrafyanın adıdır.

Vahşet, işgal, soykırım ve katliam manzaraları.

Allah ” Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki zafer sizin olsun.  Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir. Enfal 45-46”

Ayette belirtildiği gibi birbirimize düşünce düşman her yerden saldırıyor ve katliamları gerçekleştiriyor.

Evet.

Soykırımı, katliamı ve katliamları unutmamalıyız, unutturmamalıyız, zalime meyl etmemeliyiz

Hâsılı kelam.

Soykırımları, katliamları unutmamalıyız, unutturmamalıyız.

Devam eden katliamları bu millet unutmamalı. Unutursak değişen bir şey yok demeye devam ederiz. Soykırımlar tekrarlanır.

Değişen bir şeyler olmalıdır.

Soykırımları, BARIN’ları, URUMÇİ’leri, GAZZE’leri unutmadan dünyadaki zulmü, vahşeti ve katliamı durdurmaya çalışmalıyız, gücümüz yettiğince istilayı engellemeliyiz. Hiç olmazsa buğz etmeliyiz, tarafımızı belli etmeliyiz.

Unutmayalım ki “Kamet” ve “istikamet”imiz doğru olduğu müddetçe Allah’ın nusreti ve yardımı bizlerle olacaktır.

Kamet ve İstikametimizi muhafaza ettikçe içimizdekiler dâhil tüm Siyonist haçlı, Çinci, Rusçu zihniyetlerinin kurgucuları, piyonları, uşakları ve maşaları diz çökecek ve yok olacaklar, mazlum ve mağdur coğrafyalar katliamdan kurtulacak ve özgür olacak.

Evet. Soykırımları, BARIN’ları, URUMÇİ’leri unutmasak “İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar/ Kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak! Saff- 8”

Selam ve Sabırla… 05.04.2026