Harama Bakmaktan Sakınma ve İffeti Koruma
Veysi ERKEN Dr.
Allah, insanı bir çevre, muhit içinde yaratmış ve onunla iletişim kuracak niteliklerle donatmıştır. Muhît, kelimesi “bir şeyin etrafını çeviren, bir şeyi ve bir hususu bütün yönleriyle bilen” demektir
Allah, yarattıklarını çevreleyen ve yapacakları her şeyi bilendir.
Bu anlamda Allah kullarına çevreleriyle doğru iletişimde bulunmalarını, bakışlarını düzeltmelerini, iffet ve namuslarını muhafaza etmelerini istemiştir.
Allah her eylemimize, fiilimize, bakışımıza tanıklık etmektedir. “Kur’an’ın gerçek olduğu kendileri için apaçık belli oluncaya kadar onlara çevrelerinde ve kendilerinde bulunan kanıtlarımızı hep göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanıklık etmesi (onlar için) yeterli değil midir? Bilesin ki onlar rablerinin huzuruna çıkacakları konusunda kuşku içindedirler. Kesinlikle unutulmamalı ki Allah her şeyi kuşatmıştır. Füssilet, 53-54”
O, gizliği de açığı da bilir.
“Allah, sizin gizlice yaptıklarınızı da bilir, açıkça yaptıklarınızı da. Nahl-19”
“Şüphesiz Allah, açıktan söylediklerinizi bildiği gibi, gizlice söylediklerinizi de bilir. Enbiya-110”
Her eylemimizi, davranışımızı, açıktan veya gizli yaptıklarımızı bilen Allah toplumu ifsad eden, bozan, sapıklığı yaygınlaştıran davranışlardan, eylemlerden, bakışlardan, iffetsizlikten, namussuzluktan uzak durmamızı ister.
“Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Bu, onlar için daha temiz ve daha nezih bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların bütün yaptıklarını en iyi bilmektedir. Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Mecbûren görünen kısımları müstesnâ, güzelliklerini ve süslerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Nûr, 30-31” ayetleriyle çevremiz içinde nasıl davranacağımızı beyan eder.
Evet.
Emir ve yasaklar insanoğlunun her iki cinsi içindir.
Gözlerin harama bakmaktan sakınılması; iffet ve namusun korunması her iki cins için emredilmiştir.
Yönetimdekiler, iktidar sahipleri bireylerin davranışlarını düzeltebilmeleri, bakışlarını haramdan uzak tutabilmeleri ve iffetlerini muhafaza edebilmeleri için uygun çevrenin, muhitin inşası ve ihyasından sorumludur.
Maalesef bireyi kuşatan, ihata eden çevre zıvanadan çıkarılmış, bireyler teşhir ve çıplaklık malzemelerine dönüşmüştür.
Özellikle medya ve sosyal medya denilen iletişim araçları yaşayış tarzı tamamen “esfel”leştirilmiştir.
“Sefih” ve “esfel”lik evlerin içine girmiş, mahremiyeti ortadan kaldırmış ve “hanelerimizi, evlerimizi” yangın alanlarına çevirmiştir.
Evet.
Türkiye çıplaklık, hayâsızlık, iffetsizlik bataklığına sürüklenmiştir. Bireyler bakışlarını düzeltemez, namuslarını koruyamaz derekeye düşürülmüştür.
İnsanımızın hayatı adeta “yemek sofrası” ile “helâ/tuvalet” arasında devam ediyor.
Varsa yoksa hayâsız ortamlar, bakışlar ve iffetsizlikler.
Yöneticiler ve iktidarlar Siyonist şeytanların oyuncağı olduğunun farkında değil.
İlgisizlik, alakasızlık, umursamazlık, aldırmazlık, sevgisizlik, değersizlik had safhadadır.
Ahlak sıfırlanmış umurlarında değil.
“Benden sonra tufan” anlayışı revaçta.
Bencillik ve behimi hayat bireyselliğin tavan yapmış hali.
Bu lakaytlık yetkili ve etkililerde de had safhada.
Nasıl bir insan yetiştiriyoruz sorusunu kendilerine hiç sormuyorlar.
Mahremiyet ortadan kalkınca evlilik azalmış, boşanmalar artmış, nüfus eksiye doğru gidiyor, toplum yok oluyor.
Çırpınanlar, ülke sevdası olan iktidar sahibi değil.
Sonuç
“Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete”
Selam ve Sabırla… 27.06.2026