17 Eylül 2026 Perşembe

Dünya Ahiretin Tarlasıdır

Dünya Ahiretin Tarlasıdır

Veysi ERKEN Dr.

Hz. Muhammed Mustafa (sav) “Dünya ahiretin tarlasıdır” buyurmuş.

Dünya hayatı tarla olduğuna göre dünyada ektiklerimizin mahsulünü hem “dünya”da hem de “ahret”te elde edeceğiz.

Bunun içindir ki “diken ekip buğday elde edilmez” gerçeğini kabullenmemiz ve ona göre yaşamamız gerekir.

Aslolan hayatımızın her alanını helal tohumlarla inşa etmektir.

Cehdimiz ve cihadımız Allah’ın rızasını kazanmak ise tohum olan amellerimiz buğday gibi olur, dünyamızı ve ahretimizi mamur eder, bereketlendirir.

Ayette Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tek tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lutfu pek geniş olan ve her şeyi hakkıyla bilendir. Bakara-261”

Özetle “Yeryüzü bizim yaratılış gayemizi gerçekleştireceğimiz bir yurttur. Dünya hayatı rabbimizin bize bir ihsanıdır. Dünya hayatı geçici, ölümlü ve fâni hayattır. İnsana verilen ikinci hayat ise, âhiret hayatıdır. Bu, ölümden sonraki hayattır. Bu, en son hayattır. Bu, ebedî, ölümsüz ve bâki olan hayattır.

Dünya ve âhiret hayatı, birbirinin devamı olan iki hayattır. İnsan ilk olarak dünya hayatına gözlerini açtığı için bu hayata “yakın hayat” anlamında “dünya hayatı”, dünyaya gözlerini yummasının ardından son olarak âhiret hayatına intikal ettiği için bu hayata da “sonraki hayat” anlamında “âhiret hayatı” denmiştir.

Dünya hayatı, ebedî hayat olan âhiret hayatının kazanılacağı ve şekilleneceği yegâne yerdir. Bu nedenle insanın sonraki hayatta (âhirette) bulacağı şey, ilk hayatında (dünyada) iken elde ettiği şeydir. İnsan, dünya hayatında kendisi için ne gibi bir hayır işlerse, âhirette Allah katında onun karşılığını bulacaktır. “Dünya âhiretin tarlasıdır.” şeklindeki hikmetli sözde de ifade edildiği gibi, cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçe, cehennem de ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir yangın yeridir. https://www.diyanethaber.com.tr/dunya-ahiretin-tarlasidir

Hâsılı kelam.

Dünya hayatında iken “ne ekersen onu biçersin” ilkesini unutmadan öyle helal ve Allah’ın rızası için bir hayat yaşayalım ki tabutumuzun başında “nasıl bilirdiniz?” sorusuna yalandan iyi bilirdik denilmesin.

Selam ve Sabırla… 17.09.2026

16 Eylül 2026 Çarşamba

Sessiz Geminin Yolcusu: Ayten Ceceli Teyzem

Sessiz Geminin Yolcusu: Ayten Ceceli Teyzem

Veysi ERKEN Dr.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.”

Evet.

Sessiz bir gemi kalkıyor ama meçhule değil CENNET’E doğru gidiyor Rabbulaleminin lütfu keremiyle.

Arkasında mendil, kol sallanmıyor.

Dualarla, tekbirlerle, Fatihalarla, Yasinlerle, hatimlerle, Kur’an'la teşyi ediliyor AYTEN CECELİ teyzemizin sessiz gemisi.

O, hayırsever, yardımsever biriydi.

“Herkesin yüzünü ona doğru çevirdiği bir yönü vardır. Öyleyse HAYIRLARDA YARIŞIN. Bakara-148” ayetini yaşamaya çalışan, yüzünü Allah’a çeviren, hayırda yarışan, tevazu sahibi biriydi.

Merhume Ayten Ceceli’yi bir sefer görmüşlüğüm vardır.

Bir imtihan vesilesiyle evlerinin bulunduğu Keçiören’e arkadaşım Ahmet Zeki Ertürk ile beraber gitmiştik.

İmtihanın bitiminde fakültemizde okuyan ülküdaşımız Nurten Ceceli’ye evdeyse uğrayalım, bir çaylarını içelim teklifinde bulundum.

Kabul edince Ahmet Zeki’yle beraber evlerine gittik.

Kapıyı merhume Ayten teyze açtı.

Kendimizi tanıttık.

Nurten evde olmazsa bile bir çayımı içmeden sizi yollamam dedi.

İçeriye girdik.

Bize çay ve börek ikram etti.

Ayten teyzeyi, Nurten, Zerrin, Şerafettin ve Nesrinin annelerini ilk ve son görüşüm oldu.

Ama onun ne kadar merhametli, hayırsever ve yardımsever olduğunu yüzlerce sefer duydum.

Sadece birini yazayım.

Yıl 1993.

Vakıf kuracağız.

Maddi imkân taahhüdünde bulunan arkadaşlarımızın bir kısmı taahhüdlerini yerine getiremedi.

Hanımla tanışan Ayten teyzeye durumu iletmesini istedim.

Gerçekten talebimi geri çevirmeden yatırılması gereken paranın yüzde yirmibeşini karşılayacak kadar para gönderdi.

Rabbulalemin mekânını cennet kılmıştır inşallah.

Nurten ve Zerrin bacılarımızla ailecek tanışıyoruz.

Rabim bütün aile efradına sabırlar versin.

Ayten teyzemizin hayırseverliğinden bahsetmezlerdi. Zira o hayırlarını açıktan değil, gizliden yapmayı tercih eden bir seciyeye sahip idi. Şu ayete uygun davranmayı tercih ediyordu. “Sadakaları açık olarak verirseniz bu ne güzel! Şayet onu yoksullara verirken gizlerseniz bu sizin için daha da hayırlıdır ve sizin bir kısım günahlarınıza kefaret olur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Bakara-271”

En son umreye gitmeye karar vermiş ve bugün yola çıkacaklardı.

Geçen sene umre dönüşünün akabinde hatun ziyaretine gitmiş ve kendisine Allah kabul buyursun, seneye tekrar nasip olur inşallah deyince.

Yok, kızım herhalde bu son umrem.

Artık parmak izim bile alınamıyor.

Meğerse yolculuk Allah’a imiş, yolculuk cennet’e, Hz. Muhammed Mustafa’ya komşu olmak içinmiş.

Rabbulalemin mekânını cennet eylesin AYTEN TEYZEM.

Hz. Muhammed Mustafa’ya sav komşu olasın.

Selam ve Sabırla… 16.09.2026