13 Mart 2026 Cuma

Yüzyıl sonrasını düşünen ANA yetiştirir

Yüzyıl sonrasını düşünen ANA yetiştirir

Veysi ERKEN Dr.

Kuan Tzu’ya atfedilen bir söz şöyledir.'Bir yıl sonrasıysa düşündüğün tohum ek. Ağaç dik on yıl sonrasıysa tasarladığın. Ama yüz yıl ötesini düşünüyorsan insan yetiştir.”

Bu sözden hareketle diyorum ki, insani değerlerle donanmış, İlayı Kelimetullah için nizamı âlem ülküsüne sahip nesillerin yetişmesi, neş’vu nema bulmasını istiyor, tahayyül ediyorsak “ANA” yetiştirmek mecburiyetindeyiz.

Bilindiği üzere Batının/batılın bize biçtiği rol ile kadınlar sokağa terk edildi, “ANA” olmaktan çıkarıldı,

Böylece Türkiye’de “aile” çökertildi, doğum oranları ve evlilikler azaldı, gayrı meşruluklar arttı, nüfus hem nitelik hem de nicelik olarak yokluğa sürüklendi.

Aileyi ihya ve inşa edilmek istiyorsak “ANA” yetiştirmek zorundayız.

Toplumun, nesillerin muhafazasını güçlenmesini istiyorsak “ANA” yetiştirmeliğiz ve aile düzenimize aykırı olan, ailemizi yok eden bütün mevzuatın, kanunların, tüzüklerin, yönetmeliklerin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyoruz.

“ANA” şuuru ile genç kızlarımız yetiştirilmedikçe  “aile” kurtarılmaz.

 “Aile”yi ihya ve inşa ederek vatanı kurtarmak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında mevzuat değişikliği ve “ev Hanımlığı”na bakışlarını değişmesi ve “ANA”lar yetiştirmesi gerekir.

“Ev Hanımlığı”nın, “ev hanlığı” olduğu gerçeği tescil edilmeli ve uygun düzenlemeler yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, “Ev hanlı”ğının, “Ana”lığın, “evdeş”in anlamını ve değerini yok etmek isteyen Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları “kadın”ı piyasaya sürdüler, ucuz istihdamını teşvik ettiler ve özgürlük adı altında her türlü kötülüğün, pespayeliğin teşhirinde araç haline dönüştürdüler, kadını evden ihraç ettiler.

Kadın evden ihraç edilince “ANA” olma özelliğini kaybetti, toplumsal çöküş hızlandı, aileler dağılmaya başladı, çocukları “el”lere terk edildi.

Saadet ve bahtiyarlık yuvası olan aile pelesenk oldu.

Bunun için diyorum ki, “Ev Hanlığı”na ve “ANA”lığa dönüş şarttır.

“Ev hanı” olan “ANA”ya en yüksek memur maaşı kadar maaş verilmeli ve her türlü imkân tanınmalıdır ki, evler devlete dönüşsün. Nesillerimizin muhafazası için çocuk sayımız artsın.

Hanımlık anlamını bulsun.

“Ev Hanı” olan anamız, bacımız, hanımımız ve kızlarımız sosyal (içtimaî) vazifelerini kâmilen yerine getirebilsin.

“Ev Hanlığı” kadını hayattan koparmak değildir. Bilakis hayatın tamamının kuşatılmasını ve yönetilmesini sağlar.

“El”lerin, yabancıların işini değil kendi “devlet”inin işini yönetmesini sağlar.

“Ev Hanı”  ve çok çocuklu olanlara en yüksek dereceden maaş bağlanması için seferberlik ilan etmelidir.

 “Kadın "hatun", Ana veya bacı idi evlerde.

 Evi ev ve devlet yapandı "hatun".

 Devletin başında "han" yanı başında ” hatun” olurdu.

 Hatun ev denilen devletten ihraç edilince devlet küçüldü ve  yıkıldı.

Büyük aile denilen "hane”, dağıtıldı çekirdek aile oldu.   

Dayanışma ve yardımlaşma içinde olan hatunlar işini yapamaz hale getirildi.

Mutluydu “hatun” ev denilen devlette.

Önce işten sonra evden koparıldı.

Evle ilgili işler angarya diye öğretildi, sonra evden ihraç için özgürlükten bahsedildi. Güya dışarıda özgürce çalışacaktı.

“El”in işinde.

Devlet iş bölümü ve iş birliği gerektiriyordu hâlbuki.

Ne yapıldı.

Bütün görevler yüklenildi kadının sırtına.

Hatunluğu ve “ANA”lığı bitirildi.

Ev denilen devletin bütçesi sarsıldı.

Güya kadın çalışırsa bütçeye katkı sağlayacaktı.

Ne gezer.

Çocuk kreşe, ebeveyn yaşlılar mekânına, maaşın yarısı kıyafete ve tezyin malzemelerine, ulaşıma vs.

Yıkım sadece maddi değil, asıl yıkım maneviyatta ve hissiyatta oldu, aile dağıldı.

Han ve hatun birbirine tahammül edemez oldu kadın evden ihraç edilince.

 Ana sevgisi ve şefkati yerine kreş sevgisi yer almış. Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz deniliyordu. Ana yâr olmaktan uzaklaştırıldı. 

Evin temel direği idi hatun Ana. Hatun evden uzaklaştırılınca ev yıkıldı. Hane çöktü.

Velhasıl ev devlet olmaktan çıkmış konaklama alanına dönmüş.

Sadece konaklama ve geçici mesken yerine dönüşen evlerden huzur, bereket, saadet ve merhamet de firar etmiş.

 Kadın evden ihraç edilince firar emri hak oldu.

 Ne diyelim.

 Paranın, makamın, şehvetin, bedenin ve şöhretin ilahlaştırıldığı, ruhun ve hissiyatın terk edildiği/ettirildiği bir düzende evi “devlet”leştirmek ve “hane”ye çevirmek mümkün mü?

Kadın “hatun”, ana, yâr ve bacı olur mu?

Zor.

Çarkın dişlileri ve işleyiş kuralları kırılır mı?

Bilemem.

Ama ümidimi kaybetmiyorum.

Yol göstermeye çalışıyorum. “Ev han”ımıza en yüksek memur maaşı bağlanmalı, çocuk sayısı arttıkça destek çoğaltılmalı ve ailevi yapımızı bozan mevzuat yok edilmelidir.

Kadın “el”in işini yapmamalıdır.

Hâsılı kelam 

Hem “ev” denilen devleti hem de devlet denilen yapıyı muhafaza edebilmek için “ANA”lar yetiştirilmeli,“Ev Hanlığı” maaş ile desteklenmeli ve geleceğimiz bu yöntemle inşa edilmelidir ki, dünyaya nizam verebilelim.

“ANA” yetiştirmek ahlaki, insani ve İslami bir vazifedir.

Selam ve Sabırla… 13.03.2026

Cimri fakir gibi yaşar

“Cimri fakir gibi yaşar”

Veysi ERKEN Dr.

Hz. Ali “(r.a.) “Cimri fakir gibi yaşar. Ahirette, zenginler gibi hesap verir…” ifadesiyle cimrilerin halini tavsif eder.

Hakikatte, zenginliği insana ihsan eden Allah’tır ve kendisinden cimri olmaması istenir. “Derken, Allah onları lutf u keremiyle zengin kılınca cimrileştiler ve yüz çevirerek sözlerinden gerisin geri döndüler. Tevbe-76”

İnsanlardan bir kısmı verdikleri sözü tutmaz, şeytana kanar ve cimriliğe yönelir. “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Bakara-268” ayetinde belirtildiği gibi şeytanın telkiniyle fakirlik korkusu ile hareket edenler cimriliğe meyyal olur, Allah’ın verdiği rızkı unutur.

Şuurlu Müslüman Allah’ın lütfunun geniş olduğuna inanır, ona göre hareket eder ve kendisini cimrilikle tehlikeye atmaz. “Mallarınızı Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Bir de iyilik edin ve yaptığınızı güzel yapın. Doğrusu Allah iyilik eden ve işini güzel yapanları sever. Bakara-195”

Cimrilik edilen şeyler insanın boynuna dolanacak ve hesabı verilecektir. “Allah’ın, lûtfundan kendilerine bol bol verdiği nimetleri O’nun yolunda harcama hususunda cimrilik edenler, bunun kendileri haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Aksine bu onlar için pek fenâ bir durumdur. Çünkü cimrilik ettikleri şeyler kıyâmet günü boyunlarına dolanacaktır. Kaldı ki, göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Âl-i İmrân-180”

Şeytana kanarak cimri olan, fakirin, yetimin hakkını yiyen, Allah’ın nimetini gizleyen için çetin bir azap hazırlanmıştır. “Bunlar cimrilik yapan, etrafındaki insanlara cimriliği emreden ve Allah’ın lutf-u kereminden kendilerine verdiği nimetleri de gizleyen kimselerdir. İşte biz böyle nankör kâfirler için zelîl ve perişan edici bir azap hazırladık. Nisâ-37”

Nankör insanlar için zelil edici bir azap hazırlanmış ve insanın cimrilik etmemesi istenir “İşte ey mü’minler, şimdi sizden mallarınızı Allah yolunda harcamanız istenmektedir. Fakat içinizden bir kısmınız cimrilik ediyor. Hâlbuki kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına yapmış olur. Allah sınırsız servet sahibi olup hiç kimseye muhtaç değildir, siz ise fakir olup mutlak mânada O’na muhtaçsınız. Eğer din yolunda fedakârlıktan yüz çevirirseniz, Allah sizin yerinize başka bir toplum getirir de, sonra onlar sizin gibi hayırsız ve itaatsiz olmazlar! Muhammed-38”

Unutmamalıyız ki hayat bir imtihan sahnesidir ve imtihanı kazanmak için cimri olunmaması gerekir. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır. Bakara, 155-157”

Cimri olmayanlar imtihan dünyasında olduğunun şuurunda olup ellerinden gidenler için üzülmez. “Elinizden giden şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle de şımarmayasınız diye böyle yaptık. Çünkü Allah, büyüklük taslayan ve insanlara karşı böbürlenen hiç kimseyi sevmez. Hadid-24

Hâsılı kelam.

Hz. Ali (r.a.) dediği gibi “Cimri fakir gibi yaşar. Ahirette, zenginler gibi hesap verir…”

Rabbulaleminden niyazımız bizi cimrilikten, nankörlükten emin eylemesi ve bize sırat-ı müstakimi hidayet etmesidir.

Selam ve Sabırla… 13.03.2026