4 Nisan 2026 Cumartesi

Alpaslan Türkeş’in liderliği

Alpaslan Türkeş’in liderliği

Veysi ERKEN Dr.

Merhum Alpaslan Türkeş milletimizin hayatında derin izler bırakmış bir şahsiyettir.

Milletimize İslamî bir şahsiyet kazandırmaya, milletin birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna sahip olması için çabalamıştır.

MHP ve ülkücüler davasının iddianamesine bakıldığında Alpaslan Türkeş ve dava arkadaşlarının şeriatçılık ve cihad anlayışı ile suçlandıklarını göreceklerdir.

Merhum Alparslan Türkeş 1993 yılında yaptığı bir konuşmada “Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar. Bir milletin güçlü olması, insanların güçlü, kuvvetli olması her şeyden evvel İmanlı olmasına ve Ahlaklı olmasına bağlıdır. İmanını kaybeden ahlaksız bir toplum yıkılır gider. Müslüman Türk Milleti olarak, Türk Dünyası olarak, İslam Âlemi olarak birçok düşmanlıklarla karşı karşıyayız ama hepsinin başında gelen en büyük düşmanlar nelerdir...

 En büyük düşman imansızlık, ahlaksızlık ve cehalettir, cahilliktir. Her şeyden evvel temiz ihlâslı, gerçek imân ve ahlâk sahibi olmalıyız. Sağlam ahlak sahibi olmalıyız, bunun ile beraber cehaletten kurtulmalıyız. Eğitim ve öğrenim seferberliği yapmalıyız.”  https://www.youtube.com/watch?v=GNSwnw9rRxs diyordu.

Bunun için ülkücüler “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın” ve “Çağrımız İslam’da dirilişedir” diye haykırıyordu.

Merhum Alpaslan Türkeş bu gaye için ülkücülüğü “Ülkücülük her türlü haksızlığa karşı boyun eğmeyen, asil bir başkaldırı hareketidir” diye tanımlıyordu.

Ülkücü bölücülüğe karşıdır.

Başbuğ Alparslan Türkeş, Kürtleri Türk milletinin ayrılmaz bir parçası ve "öz kardeşleri" olarak tanımlamış, "Kürt ne kadar Kürtse, Türk o kadar Kürt'tür; Türk ne kadar Türk’se, Kürt de o kadar Türk'tür" sözüyle birlik mesajı vermiştir. Kürt meselesini bir aile meselesi olarak görmüş, ırkçılığı reddederek İslamiyet çatısı altında bin yıllık beraberliği vurgulamıştır. 

Evet.

“Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar” ve imansızlık ve ahlaksızlık sebebiyle çözülür, çöker, dağılır ve yok olur.

Ve.

Ülkücüler bunun için “çağrımız İslam’da dirilişedir”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” demişler ve “İ’layı Kelimetullah için nizâm-ı âlem” ülküsünü benimsemişlerdir.

Maalesef günümüzün Türkiye’sinde bu ilkeler, iman ve ahlak ilkeleri neredeyse ortadan kalkmış “İ’layı Kelimetullah için nizâm-ı âlem” ülküsü terk edilmiş, imansızlık ve ahlaksızlık insanların boyunu aşmıştır.

Milliyetçiyim, ülkücüyüm, kısaca Müslüman’ın diyen herkesin, her kuruluşun, her Müslüman ferdin kendine, özüne ve İslam’a dönmesi, İslam’ı öğrenmesi ve yaşaması gerekir, şarttır, elzemdir, farz-ı ayındır.

Her ferdimizin “iman ve ahlak”la teçhiz olması gerekir ki, milletimiz ayakta dursun, güçlü olsun ve yaşasın.

Yaşama ölçüsü ve zemini bellidir.

Kendi yaşayışımızı Kur’an ölçütleriyle mukayese etmek ve yaşamakla mükellefiz.

İşin özü İslam’la İslamlaşmadır.

Gerisi teferruattır.

İslam imanı, şuuru ve ahlakına sahip olmayanlar ülkücü olamaz ve bu millete hayrı dokunamaz.

Acil bir eğitim ve yaşayarak yaşatma seferberliğine ihtiyaç vardır. Bu yapılmazsa nesillerin yok olmasına şahitlik edeceğiz.

Bilhassa kendini ülkücü olarak addeden, Kızılelma’sı olan herkese diyorum ki, merhum Alparslan Türkeş’in konuşmasını ve kardeşlik tarifini hayatınızda tatbik edin.

Tekraren.

“Bir millet İman ve ahlâk ile yaşar. Bir milletin güçlü olması, insanların güçlü, kuvvetli olması her şeyden evvel İmanlı olmasına ve Ahlaklı olmasına bağlıdır. İmanını kaybeden ahlaksız bir toplum yıkılır gider. Müslüman Türk Milleti olarak, Türk Dünyası olarak, İslam Âlemi olarak birçok düşmanlıklarla karşı karşıyayız ama hepsinin başında gelen en büyük düşmanlar nelerdir... En büyük düşman imansızlık, ahlaksızlık ve cehalettir, cahilliktir. Her şeyden evvel temiz ihlâslı, gerçek iman sahibi olmalı ve ahlâk sahibi olmalıyız. Sağlam ahlak sahibi olmalıyız, bunun ile beraber cehaletten kurtulmalıyız. Eğitim ve öğrenim seferberliği yapmalıyız.”

Vefatının yıldönümünde Alpaslan Türkeş’i rahmetle yâd ediyorum.

Mekânı cennet olsun.

Selam ve Sabırla… 04.04.2026

Savaşta Arkasını Dönenler

Savaşta Arkasını Dönenler

Veysi ERKEN Dr.

İmtihan dünyasındayız ve hangimizin güzel ameller işlediğimizle ilgili deneneceğiz.

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. Mülk-2”

Ayetten anladığımıza göre “ölüm ve hayat” insanın denenmesi için yatılmıştır. Her nefis ölümü tadacaktır.

Önemli olan sabrederek imtihanı kazanmaktır. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!

Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır. Bakara, 155-157” buyrulmaktadır.

İmtihanın büyüklerinden birisi de “kâfir”lerle olan savaştır.

Kâfirler mümin Müslümanlara, Allah’a teslim olanlara her konuda savaş halindedirler.

Kâfirler maddi ve manevi her alanda müminlere, mazlumlara saldırmakta, soykırım, vahşet, işgal, talan fiillerini işlemektedir.

Allah, müminlere savaş halinde arkalarını dönüp kaçmamalarını emretmektedir.

“Ey Müminler! İnkâr edenlerle savaşta karşı karşıya gelince onlara arkanızı dönüp kaçmayın.

Kim savaş için yer değiştirmek veya başka bir birliğe katılmak amacıyla olmaksızın savaş sırasında düşmana arkasını dönüp kaçarsa Allah’ın öfkesine uğramış olur, onun varacağı yer cehennemdir, ne kötü bir son!  Enfâl,15-16” buyrulur.

Kâfirlerle savaşmaktan kaçınmak, geri dönüp kaçmak büyük azabı gerektirir.

Savaş.

Unutulmamalıdır ki KÂFİRLER müminlerle her cephede savaş halindedir.

Kâfirler iyiliklere düşman kötülüklere dost ve bekçidirler.

İşleri şeytana uymak ve kötülükleri yaymak, insanlığı ifsad etmektir.

Müminin görevi her türlü kötülükle ve kötülerle savaşmak ve cihad etmektir.

Zafer arkasını dönenlerin değil, Allah’ın emirleri doğrultusunda Kâfirlerle savaşıp arkasını dönmeyenlerindir.

Selam ve Sabırla… 04.04.2026

Kur’an’a Uymak

Kur’an’a Uymak

Veysi ERKEN Dr.

Her mümin Müslüman KUR’AN-I KERİM’E uymakla mükelleftir. Kur’an-ı Kerim’e uymak Allah’a ve Peygambere itaatin zorunlu bir sonucudur.

“Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir. Mâide-92”

“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Söylediklerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin! Enfâl-20”

“Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız. Enfâl-24”

Allah’a ve Resul’e itaat bize hayat verir.

Bize hayat verecek olanı, Kur’anı okumak, öğrenmek, anlamak ve yaşamak gerekir.

Okumak.

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.

Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli gördüğü için çizgiyi aşar. Oysa (kuldaki) her şey yalnız rabbine aittir (O’na dönecektir). Gördün mü, bir kulu namaz kılarken engelleyen o adamı?  Peki, düşündün mü (ey inkârcı), ya o kul doğru yolda ise? Yahut günahtan sakınmaya çağırıyorsa! Düşündün mü (ey resulüm), ya o adam hakkı inkâr ediyor, sırt çeviriyorsa! Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu o? Alak,1-14”

Okumakla kast edilen Kur’an, hayat, kâinat, ve kâinatın içindekilerin tamamıyla, yaratılış üzerinde tefekkürle ilgili her şeydir.

Ve bunlar Kur’anda mevcuttur. İnsan haberim yoktu dememesi için Kitapta belirtilmiş ve ona uyulması istenmiştir.

Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız. En’am, 155-157”

Sağırlaşanlar, dilsizleşenler, gönülleri ve kalpleri körleşenler Kitabı, Kur’anı terk ediyorlar.

“Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.  Furkan-30

Yalanlayanlar şu şekilde uyarılır.

“De ki: “Şüphesiz ben, rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır ve Allah hakkı anlatır; O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

De ki: “Acele istediğiniz şey (azap) benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah zalimleri daha iyi bilir.”

Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. En’am,57-57”

Hâsılı kelam.

Hâsılı kelam her mümin Müslüman ve kendini düzelterek Allah’ın ahkâmına uyarak CENNET’E girmek isteyen İYİ insan KUR’AN’I Kerime uymakla mükelleftir.

Kur’an’a uymak onu okumayı,  öğrenmeyi, anlamayı ve yaşamayı gerektirir.

Selam ve Sabırla… 04.04.2026

3 Nisan 2026 Cuma

Siyonist Haçlılar (AMERİKA, İsrail, İngilizler) Türkiye İle Savaşıyor

Siyonist Haçlılar (AMERİKA, İsrail, İngilizler) Türkiye İle Savaşıyor

Veysi ERKEN Dr.

Unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.

Siyonistler TÜRKİYE ile savaşıyor.

Amaçları ve hedefleri Türkiye’yi yıkmak, yakmak ve dünyadan silmektir.

Amerika’nın, İsrail’in, İngilizlerin kısaca Siyonist haçlıların Türkiye ile olan savaşları yeni başlamış değil.

Savaş daim olarak Allah’ı birleyenlerle Şeytanın yolundan gidenler arasında var olmuştur.

Türkiye İslam ve mazlum coğrafyaların “kalbi” ve “beyni” olduğundan “KABİL” ruhlu Siyonist şeytanlar daim olarak TÜRKİYE ile savaş halinde olmuşlardır, olmaya devam ediyorlar.

Habil ve Kabil zihniyetleri arasında devam ede gelmiştir.

Bu gerçek unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.

Bizimle, Türkiye ile Savaşmaya Devam Ediyorlar.

Her sahada Türkiye ile savaşları, saldırıları devam ediyor.

Eğitimde, ilmî araştırmalarda ve dil’de ve fiili saldırılarla devam eden bir savaş.

Türkiye’nin, Müslümanların eğitimini, ilmi araştırmalarını ve dillerini tahrip etmek için başlatılan ve devam ettirilen bir savaştır, bil saldırıdır.

Bu savaş Türkiye’yi yok etmek için İslam coğrafyalarının tamamında devam ettiriliyor.

Türkiye’yi, safiyetimizi, birliğimizi, İslam’ın safiyetini bozmak için içimizden misyoner devşirdiler, misyoner köpekleri saldılar üzerimize.

Tabii ki, saldırılar azar azar oldu. İşgal zihinle başladı.

Bu savaşı kazanmanın yolu kabulden geçer.

İsrail, Amerika ve İngiliz Siyonistlerinin Türkiye ile savaş halinde olduğu gerçeği.

Bunun için amaç Siyonistleri, Amerika, İngiliz siyonistlerini ve kışlaları olan İsrail’i tasfiye amaç edinilmelidir.

Planlar, taktikler buna göre yapılmalıdır.

Bilinmelidir ki, Soykırım dininin mensupları Siyonist şeytanlar asla bu savaştan vazgeçmezler.

Tasfiyeleri şarttır.

Türkiye, Türkler, Müslümanlar Cihad’la görevlidir.

Cihad Amerika’yı, kışla olan İsrail’i ve uşaklarını tasfiye için olmalıdır.  

Kur’an-ı Kerim’de: “Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez. Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Bakara 190-191”

Türkiye’ye karşı savaş halinde olan Siyonistler, şeytanlarla savaşmakla mükellefiz.

Allah’ın emridir.

Ayetlerde şunlar belirtilir.

Size karşı savaşanlarla savaşın.

Aşırılığa sapmayın.

Onları, sizinle savaşanları yakaladığınız yerde öldürün.

Fitne öldürmekten kötüdür.

Vazgeçerlerse Allah affedicidir, merhametlidir.

Başka bir ayette “Onlarla savaşın. Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsvay etsin. Size yardım ederek onlara galip kılsın. Mü'min toplumun gönüllerine ferahlık versin. Tevbe-14” buyrulmaktadır ki, ceza ve rüsvaylık insan eliyle verilsin.

Siyonistlerin rezil ve rusvay olmaları ve tasfiye edilmeleri için “Bu savaşı İsrail şehirlerine taşımak. Bu soykırım devletini evinde avlamak. Canını yakmak. Nefes alamayacak hale getirmek. İsrail, uyguladığı vahşetle bütün insanlığa savaş ilan etmiş oldu. Öyleyse; İnsanlık ortak savunmaya geçmek, hesabını sormak zorunda.

Binlerce savaşçı İsrail şehirlerine, sokaklarına girerse.. İsrail de, ABD de donup kalacaktır. Hiçbir şey yapamayacaktır. Uçak gemileri, füzeler, tanklar hiçbir işe yaramayacaktır. “Bir sabah ansızın”; Binlerin, on binlerin, yüz binlerin İsrail sokaklarına akması… Bu mümkün.  Bu muhtemel. Ve bu olabilir.

 https://twitter.com/ibrahimkaragul/status/1720397095604031999

Hâsılı kelam.

Türkiye, İslam ve Müslüman düşmanlarıyla savaşmak, işgalcileri kovmak, savaşı Amerika’ya, İngiliz topraklarına, Siyonistlerin kışlaları olan İsrail’e taşımalıdır ki, Siyonistler tasfiye olsun, dünya huzur bulsun.

Türkiye Siyonistlerin kendisiyle savaş halinde olduğunu unutmamalıdır.

Selam ve Sabırla… 03.04.2026

2 Nisan 2026 Perşembe

CHP Zihniyeti Çürüktür Her şeyi çürüttü, çürütüyor

CHP Zihniyeti Çürüktür Her şeyi çürüttü, çürütüyor

Veysi ERKEN Dr.

CHP zihniyeti çürüktür, her şeyi çürüttü, çürütüyor. Bunun için CHP iyiliğin muhafızı değil, kötülüğün bekçisidir.

Gayrı Müslim Jöntürk ve ittihatçıların varisidir ve sepetteki sağlam meyveleri çürüten bozuk, çürük meyve misalidir, bütün ahlaki değerleri çürütendir.

Metresler, rüşvetler, irtikâplar, peşkeşler, kayırmalar ve İslam dışı olan her şeyin failidir.

Biliyorsunuz merhum Necip Fazıl yıllar önce: "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde bulunmuştu.  

Bu bağlamda çürük CHP zihniyetinden her kötülük beklenir, çürümeyi arttıracak fetvaları ve icraatları bu yöndedir.

İstanbul, Ankara, Antalya, Uşak, Bursa, Görele ve diğer yerlerde ortaya çıkan, çıkarılan ahlaksız ve hukuksuz ilişkiler bu çürük zihniyetin delilleridir.

Çürümüşler, çürütülmüşler kendilerini çürüten, pespayeleştiren zihniyet savunmak için meydanlarda, çadırlarda toplanabiliyorlar, tecavüzcüleri, ahlaksızları, irtikâpçıları, rüşvetçileri savunabiliyorlar.

Satın alınan delegelerle başa oturtulan Özgür Özel’de bu minvalde, kendi inancına göre fetva veriyor, kötülüklere ve çürüklüklere bekçilik yapıyor.

Özel, piyangonun kumar olmadığını, mezar başında içki içilmesinin ve mezara dökülmesinin doğru olduğunun fetvasını söz ve eylemleriyle veriyor.

“Özel, yaptığı konuşmada, piyangoyu ‘kumar değil’ diyerek savundu. https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/ozgur-ozel-piyangoyu-kumar-degil-diyerek-savundu-4787958

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Tunceli eski milletvekili Kamer Genç’in mezarı başında rakı içtiği görüntüler basına yansıdı.

https://www.ulketv.com/ozgur-ozelden-skandal-kamer-gencin-mezarinda-raki-icti

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel skandallarına bir yenisini daha ekledi. 4-6 yaş grubunun gittiği Kur'an Kursları için "orta çağ düşüncesi" ifadelerini kullanan Özel, bu kurumların bilim dışı eğitimler verdiğini belirtti.

https://www.youtube.com/watch?v=t8V9wuJiD2I

Daha önce Özgür Özel ve benzerlerine sormuştum.

Sahi hangi dine mensupsunuz.

Bu kadar çürüklüğü, ahlaksızlığı, irtikâbı, tecavüzü, metresliği hangi dini anlayışınızla savunuyorsunuz, kutsuyorsunuz.

Allah’ın yasakladığı, şeytanın ameli olarak nitelendirdiği fiillerin, eylemlerin fetvasını hangi inanca göre veriyorsunuz.

Müslüman iseniz Allah’ın iman edenlere şöyle hitap ettiğini bilmeniz gerekmiyor mu?

Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir.

Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. 

Şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? Mâide, 90-91”

Buradan anlıyoruz ki, CHP İyiliğin Muhafızı Değil, Kötülüğün ve çürümüşlüğün bekçisidir.

Milletimizi, ahalimizi, insanımızı fazlasıyla çürütmüştür.

Bu milletin tahammülü kalmamıştır.

CHP kapatılmalı veya tasfiye edilmelidir ki çürüme durdurulabilsin ve cezalandırma olmasın.

Aksi takdirde Allah’ın hükmü gerçekleşecek ve millet yok olacaktır.

Ayetlerde Bu cezalandırmanın sebebi şudur: Bir toplum, kendisinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimetleri değiştirmez. Hiç şüphe yok ki Allah hakkıyla işiten ve kemâliyle bilendir. Enfâl-53” ve  Her bir insanın önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçi melekler vardır. Bir toplum, içinde bulundukları iyi hâli değiştirmedikçe, Allah, onlara olan nimetini değiştirmez. Fakat Allah, bir topluma kendi günahları yüzünden bir kötülük dilediği zaman, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onları, Allah’tan başka koruyacak kimse de bulunmaz. Ra’d-11

Selam ve Sabırla… 17.01.2026

 

Adımız “Müslüman”

Adımız “Müslüman”

Veysi ERKEN Dr.

Bizi “Müslüman” olarak isimlendiren Allah’tır.

Hepimiz bir “erkek” ve bir dişi”den yaratıldığımız, şubelere( boylara) ve kabilelere ayrıştırıldığımız hakikati varittir.

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. Hucurât-13” ayetiyle bu durum izah edildikten sonra bizim için, İnsanlar için Allah İslam’ı din, hayat nizamı olarak seçmiştir.

“Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Maide-3” ve “Kuşkusuz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur. Âl-i İmrân-19” ayetiyle Geçerli bir tek din olarak İslam olarak ifade edilmiştir.

Kendilerine kitap verilenlerin ilim sahibi kılındıktan sonra ihtilafa düşüp ayetleri inkâr etmeleri, “ana yoldan”, İslam'dan ayrılmaları sebebiyle farklı adlandırmalarla anlayışlar türemiştir.

Açıktır ki, İslam’ı din olarak seçen Allah ve bizleri “Müslüman” olarak adlandırmıştır.

“Ey iman edenler! Rukû edin, secde edin, Rabbinize daha başka kulluk vazîfelerinizi yerine getirin ve hayırlı ameller yapın ki kurtuluşa eresiniz. Allah yolunda gerektiği şekilde cihâd edin.

O sizi bunun için seçti ve dîni yaşama konusunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Haydin, atanız İbrâhim’in dinine uyun. Allah, önceki kitaplarda da, Kur’an’da da sizi “Müslümanlar” olarak isimlendirdi. Tâ ki, İslâm’a bağlılığınız hususunda Peygamber size şâhit olsun, siz de diğer insanlara şâhit olasınız. Öyleyse namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’ın dinine sarılın. O sizin Mevlânızdır. O ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır! Hac,77-78”

 “Müslüman” olarak adlandırılanların yapması gerekenler 77-78. Âyetlerde şöyle sıralanmaktadır. (Geniş tefsir için https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Hac-suresi/2672/77-78-ayet-tefsiri )

Ey iman edenler

Rukû edin,

Secde edin,

Diğer kulluk vazifelerini yapın,

Hayırlı, Salih ameller yapın ki felah bulasınız,

Gereği gibi cihad edin. (Cihad her türlü gayreti kapsar)

Namazı kılın, zekâtı verin

Allah’a, vahyine sarılın, yaşayın.

Dostunuz Allah’tır. O güzel dost ve yardımcıdır.

Hâsılı kelam bir dişi ve erkekten yaratılıp çoğaltılan insanoğlu şube ve kabilelere ayrıştırılmış, ihtilafa düşerek farklı anlayış ve yöntemlere yönelmiş ve kendini farklı sıfatlarla adlandırmaya başlamıştır. ( Misal ülkücü, nurcu, selametçi, milli görüşçü, Süleymancı vs.)

Sıfatlar adlara dönüştürülse de bize “Müslüman” adını veren, hak din olarak sadece “İslam”dır ve size din olarak “İslâm’ı” seçtim diyen Allah’tır.

“Müslüman” kendini Allah’ın ahkâmı ile mukayyedlendirmek ve İslam’ı yaşamakla mükelleftir.

Rabbulalemin bizlere Müslüman olarak yaşamayı, ruhumuzu teslim etmeyi ve bu hal üzere dirilerek haşr olmayı nasip etsin duasıyla.

Selam ve Sabırla… 02.04.2026

1 Nisan 2026 Çarşamba

İsrail’i Tasfiye Amacına Sahip Olunmadan

İsrail’i Tasfiye Amacına Sahip Olunmadan

Veysi ERKEN Dr.

Siyonist haçlı zihniyetinin kışlası olan İsrail’i tasfiyeyi gaye edinmeyen her söz ve eylem boşa harcanmıştır demektir.

Söz ve eylemler ulvi bir gayeye matufsa anlamlıdır.

Bugün İslam ülkeleri denilen mekânların yöneticilerinin böyle bir davaları yoktur.

Aval aval etrafa bakınmakta ve Siyonist haçlıya kölelik etmektedir.

Bu sebepledir ki Garb’ın(Siyonist zihniyetin) kanlı kâbusu ülkelerin üzerine çökmüş durumdadır.

Merhum Mehmet Akif; üzerine Siyonist kâbusun çöktüğü Şark’ı( Doğu) şöyle tasvir etmektedir.

“Musallat, hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbusu,
Asırlar var ki, İslam’ın muattal, beyni, bâzusu,
“Ne gördün, Şark’ı çok gezdin? ” diyorlar. Gördüğüm yer yer,

Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,
Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,
Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;
Tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler;
Riyâlar, türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler;
Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;
Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar;
Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar;
“Gazâ” nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar;
Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;
Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar! ...”  

İran, Doğu Türkistan, Sudan, Somali, Gazze, Filistin, Libya, Suriye ve saymadığımız onlarca belde tarumar edilmiş ve edilmeye devam ediyor ve liderler aval aval seyretmeye, soykırımları kınamaya(!) devam ediyor. Siyonist katillerin vahşetlerini kınamakla geçiştirmeye çalışan ihanet derekesine yuvarlanmış etki ve yetki sahiplerine Abdulaziz er-Rantisi 

“Binlerce, milyarlarca kınama TEK BİR KURŞUN etmez” diyordu.

Evet.

Gazzeliler ve bütün mazlumlar “Komutanlarımızı birer birer şehid ettiler. Müslüman ülkeler ise üç maymunu oynamaya devam ediyor. Somut adım atmayan korkaklara lanet olsun” diye haykırıyor.

Haklılar.

Sadece kınama ile Siyonistlerin vahşetini, soykırımını, işgalini geçiştirenlere, Gazzelilerin ve mazlumların yanında olmayanlara, yardım etmeyenlere, kurşun olmayanlara, Aksa’ya sahip çıkmayanlara LANET OLSUN.

Unutulmamalıdır ki, sadece kınama ile geçiştirenler lanetlidir.

“İşte bunlar Allah’ın lânetlediği kimselerdir. Allah kime lânet ederse, artık onun için hiçbir yardımcı bulamazsın. Nisâ-52” buyrulur.

Hâsılı kelam kınamakla yetinen, Siyonistlere köle olan, İsrail’i tasfiye etme davasına sahip olmayan yöneticiler yüzünden ahvalimiz.

“Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,
Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,
Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;
Tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler;
Riyâlar, türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler” durumundadır.”

Selam ve Sabırla… 01.04.2026