12 Temmuz 2026 Pazar

Hutbeden Rahatsız olan Münafık, Müfsit hainler

Hutbeden Rahatsız olan Münafık, Müfsit hainler

Veysi ERKEN Dr.

10 Temmuz 2026 Cuma hutbesinde “15 Temmuz; küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür.

Aynı zamanda 15 Temmuz, aziz milletimizin; Allah’ın nusret ve inayetiyle hainlerin tuzaklarını başlarına geçirdiği gündür.

Kadını erkeği, genci yaşlısı tek yürek olduğumuz gündür. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde vatanımıza, milli ve manevi değerlerimize, istiklal ve istikbalimize sahip çıktığımız gündür.” İfadeleri kullanıldı.

Namazdan sonra fetöitlerin, mossad ajanlarının, CİA elemanlarının ve bunlara uyan gafillerin hemen harekete geçtiği görüldü.

Daha cami avlusundan çıkılmadan bu münafık müfsitler başladılar. “küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür” demeye gerek var mıydı?

Tabii ki hainler hariç bu ifadenin kullanılmasından rahatsız olan yoktur.

Aksine vatansever Müslümanlar, iyi, namuslu, şerefli ve ahlaklı olan insanlar bu ifadenin daha şedid olmasını istiyor ve talep ediyor.

Evet.

Fetöitler küresel Siyonist haçlı güçlerinin maşası, piyonu ve ahlaksız hain elemanıdır.

Fetöitler

Yalan,

İnkâr,

İftira,

İtham

Üstünü örtme,

Unutturma yöntemlerini daim olarak kullanmışlar ve kullanmaktadırlar.

Bunun için bu ifadelerin kullanılmasından rahatsızlık duyuyorlar.

Bunlar camilere, partilere, derneklere, vakıflara, tarikatlara sızmaya çalışan, sızan iki ayaklı Siyonist haçlı şeytanlarıdır.

Bu şeytanlar hutbeden ve hutbenin asli fonksiyonundan daim olarak rahatsızlık duymuşlardır.

Fetöit iki ayaklı şeytanlarının daileri/propagandistleri hareket halindedir.

Efendilerinin emriyle daima hakikati çarpıtmaya, nifak çıkartmaya ve fesadı yaymaya çalıştılar, çalışıyorlar.

Hutbedeki “küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür”    ifadesinden rahatsız olan münafık, müfsit fetöitlere dikkat etmek ve tedbir almak mecburiyetindeyiz.

Mümin ferasetli ve basiretli olur.

Bunları, fetöitleri, münafıkları konuşmalarından anlar.

Ayette Dileseydik biz onları tek tek sana gösterirdik, sen de onları yüzle­rinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma tarzlarından, sözlerindeki eğip bükmelerden tanıyabilirsin. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir. Muhammed-30” buyrulur.

Selam ve Sabırla… 12.07.2026

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayetinden rahatsız olanlar

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinden rahatsız olanlar

Veysi ERKEN Dr.

İnsan yetiştirme siyasetimiz o derece iflas etmiştir ki toplumda münafıklaşmış, müfsitleşmiş, müşrikleşmiş, münkirleşmişlerin haddi hesabı yapılamaz olmuştur.

“Kâfir”lere, Müslüman olmayanlara diyeceğimiz bir şey yoktur. Onlar dinlerinin gereğini yapıyorlar.

Ama sıkışınca ben de Müslüman’ım değip İslam’ı kötüleyenler, İslam’ı yaşamaya çalışanlara saldıranlar yok mu?

Asıl bu tipleri, ahlaksızlaşmışları, şerefsizleşmişleri ve haysiyetsizleşmişleri en ağır cezalara çarpıtmak gerekir.

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. Hûd - 112.” Ayetinde bu münafık şerefsizler rahatsız oluyor.

Bunlara öyle bir ceza verilmelidir ki belki iki ayaklı şeytanlara dönüştüklerini anlarlar, tevbe ve istiğfar ederler.

Sadece hapis cezası değil, bunlarla evlenmeme, kızlarını almama, konuşmama, alışveriş yapmama, işlerinde çalışmama ve iş vermeme cezaları gibi cezalar verilmeli ve onlar ademiyete terk edilmelidir.

Zira bu münkir münafıklar "İnkârcılar dediler ki: “Bu Kur’an’a kulak vermeyin, okunurken gürültü çıkarın, belki bastırırsınız. Fussilet-26” ayetinde belirtildiği gibi höykürenler, eşek gibi anıranlar, tepinen mahlûklardır.

Bu münafık müfsitler Kur’an-ı Kerimi terk edenlerdir.

“Peygamber: “Rabbim! Şüphesiz kavmim bu Kur’an’ı ihmal edip büsbütün terk ettiler” dedi. Furkan-30” ayetinde münafıkların Kur’an-ı Kerimi terk edişleri anlatılır.

Evet.

Acilen insan yetiştirme politikamızı değiştirmemiz ve “Kamil ve Salih İnsan Yetiştirme” siyasetini ihya ve inşa siyasetine dönüş yapmamız gerekir.

Bunu yapamadığımız takdirde “sapı bizden olan balta”lar çoğalacak, insanımız “esfel”e yuvarlanacak, şerefini, haysiyetini ve insaniyetini kaybedecek.

Kendi değerlerinin haini olacak.

Mevcut yetiştirme tarzının tezgâhından geçenler muzır varlıklar haline dönüşüyor maalesef.

Merhum Türkeş “bu eğitim sisteminin imalat hataları vatanını, milletini seviyor, İslam’ı yaşıyor” diyordu.

Doğru bir tespittir.

Bilindiği üzere “KEM  ÂLAT ile KEMALÂT OLMAZ”.

Selam ve Sabırla… 12.07.2026

11 Temmuz 2026 Cumartesi

İslam yurdu Türkiye'de Müslümanlar Hedefte

“İslam yurdu Türkiye'de Müslümanlar Hedefte”

Veysi ERKEN Dr.

“İslam yurdu Türkiye'de Müslümanlar hedefte: 'Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya'

https://www.haber7.com/guncel/haber/3642056-islam-yurdu-turkiyede-muslumanlar-hedefte-oz-yurdunda-garipsin-oz-vataninda-parya

Evet.

“İslam yurdu Türkiye'de Müslümanlar hedefte”tir ve bu saldırılar yeni değildir. Uzun bir zamandır Müslümanlar, bütün sahaları ele geçirmiş azgın gayrı Müslim azınlık ve gayrı Müslimleşmişlerin, münafıklaşmışların hedefinde ve saldırısı altındadır.

Bunlar Jöntürk ve ittihatçı zihniyetiyle çeteleştirilmiştir. CHP bu zihniyetin varisi olup azgın azınlığı savunur pozisyondadır.

Bahçeli, “Bizim için asıl tehlike siyasete yuva yapmış siyasilerdir. CHP güvenlik sorunudur.” https://www.ilerihaber.org/icerik/bahceli-chp-guvenlik-sorunu-dem-parti-guvenlik-tehdididir-160593 demekle haklıdır.

Zira ne kadar “azgın azınlık” mensubu kişi varsa hakaretleriyle saldırganlıklarıyla, kötü eylemleriyle, medyadaki mülevves karalamalarıyla birlikte CHP tarafından sahipleniyor.

Tek tek sıralamaya gerek yok.

Son bir iki aylık eylemlere bakmak ve olanları tahlil etmek yeterlidir.

Deniz kenarında örtülüğe saldıranlara, komiklik yapıyorum diyerek Kur’an’a, sünnet’e dil uzatanlara, mezuniyet töreninde ayetin taşınmasına, örtülü kuryeyi tahkir edenlere bakmak yeterlidir.

Bu hadiseler İslam yurdu Türkiye'de, İslam ve Müslümanların hedefte olduklarını göstermeye yeterlidir.

Ve resmi etkililer yetkililer tedbir almakta gecikiyor ve bunlara yeterli cezaları vermekte geç kalıyor.

Bilindiği üzere yeryüzünün bütün karelerinde gerçekleri tersyüz etmek “Siyonist haçlı Çetesi”nin, münafıkların temel görevi ve işidir. Yaptığı veya yaptırdığı katliamları, soygunları, hırsızlıkları, edepsizlikleri ve fuhşiyatı masumların sırtına yıkma işini iyi becerir. Müslümanlara ve İslam’a saldırmakta mahirdirler. Münafıklar sıkışınca biz de Müslümanız demekten arlanmıyorlar.

Müslümanların hedefe konulması genel olarak münafık, müfsit  mürted “maşa”lar marifetiyle gerçekleştirilir.

İslam yurdu olan Türkiye’de de Siyonist haçlı çeteleri uşakları marifetiyle Müslümanları hedefe koyuyor.

İslam yurdu olan Türkiye’de Müslümanlar hedef alınıyor.

Öğretim üyesi, bürokrat, sanatçı, gazeteci, patron, parti yöneticisi vb. kılıklı “kin Vaizleri” “İslam ve Müslümanları Düşman” görüyor ve hedefe koyuyor.

Son günlerde bu çete tekrar faaliyetlerini arttırmıştır. Neredeye her gün bir veya birkaç elemanı vasıtasıyla yeryüzünün ve ülkemizin bir yerinde İslam’a ve Müslümanlara saldırmakta, hedef göstermektedir.

Bu çetenin Türk ve Müslüman kılıklı elemanlarının ortak hedefi, İslam’ı hayattan silmektir. Onların varsa yoksa dertleri İslam’dır. İslam’ı gönüllerden, hayattan ve yeryüzünden silmektir. “MHP'li Yıldırım: Türkiye'de dinsizlik yok, Türkiye’de İslâm düşmanlığı var” https://www.youtube.com/watch?v=Yne8vj2vHXs sözleriyle bu gerçeği dile getirmiştir.

Evet, Gayrı Müslim dinliler, münafıklar, müfsitler, mürtedler İslam yurdu olan Türkiye’de İslâm’a ve Müslümanlara saldırıyor, hedefe koyuyor.

Hasılı kelam.

İslam yurdu olan Türkiye’de İslam’ı ve Müslümanları hedefe koyanların en ağır cezalara çarpıtılmaları farzdır, şarttır, bir zorunluluktur.

Bu fiilleri işleyenlere indirimsiz en az otuz yıl hapis cezası verilmelidir.

Selam ve Sabırla... 11.07.2026

 

Soykırımın Adı: Srebrenitsa Mavi Kelebeklerin Diyarı

Soykırımın Adı: Srebrenitsa Mavi Kelebeklerin Diyarı

Veysi ERKEN Dr.

“Mavi kelebekler” hikâyesini duymayan kalmadı herhalde.

Toprak, insan cesetleriyle beslendiğinde, Artemis çiçekleri açılır ve bu çiçekler, mavi kelebeklerin besin kaynağı haline gelir. Srebrenitsa’da binlerce mavi kelebek görülmesi üzerine; uzmanlar sebebini araştırdı ve sonunda soykırıma uğramış yüzlerce insana ait toplu mezarlar ortaya çıktı.

Soykırımların biri

Hem de Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan ettiği bir zaman diliminde.

11 Temmuz BİR leş olan İLLETLER topluluğu güvenlik birimlerinin bilgisi dâhilinde işlendi bu soykırım.

Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te başlayan soykırım bir daha şunu gösterdi.

Birleşmiş Milletler, bağlı kuruluşları, NATO sadece Siyonist haçlılara hizmet eden, asla insanların güvenliği ilgilenmeyen, aksine soykırımlara yol açan ihanet teşkilatlarıdır.

Mavi Kelebekler Srebrenitsa’da gerçekleştirilen soykırımın toplu mezarlarını ifşa etmişlerdir. Mavi kelebekler, onların soykırımının izlerini silmesine izin vermedi biiznillah. O günden bu yana “mavi kelebekler” Bosna halkının ve bütün mazlum halkların, Gazze’nin, Doğu Türkistan’ın, Arakan’ın acısının bir sembolü haline geldi.

Evet.

Soykırımlar Unutulmamalı, Unutturulmamalıdır.

11 Temmuz soykırımını ve bütün soykırımları unutma. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır. Dünyada soykırımların tekrarlanması bunun en belirgin nişanesidir.

“Affet ama unutma” demiş atalarımız.

Doğru bir sözdür.

Ayette; “O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever. Âl-i İmrân-134” buyrulur.

 “Affet ama unutma zira unutmak pusudur”.

Tarih boyunca İslam ve Türk coğrafyaları “istila” ve “soykırım”a uğramış, uğratılmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır.

Gazze’de, Filistin’de, Sudan’da, Türkistan coğrafyasında, Balkanlarda, Arakanda, Afrika’da ve dahi yeryüzünün hemen hemen her yerinde Müslümanlara yönelik soykırımlar yapılmış ve yapılmaya çalışılıyor.

Onun için Aliya İzzetbegoviç Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” diye tarihi tembihatta bulunmuştur.

Ve Aliya

“Her şeye kadir olan Allah'a andolsun ki köle olmayacağız” diyordu.

Onun dediği gibi hiçbir “soykırım”ı unutmamamız, unutturmamamız gerekir.

Ne dildeki, yaşayışımızdaki, ne de biyolojik soykırımları unutmasak Allah nurunu tamamlayacaktır.

Buna inanıyoruz.

Unutmak pusudur, soykırımın tekrarına zemin hazırlamadır.

Hafızası olmayan veya duygusu ve hafızası kaybolmuş olanlar unutur.

Evet.

Soykırımlar binlerce, milyonlarca masum insanın, Müslüman’ın, Türk’ün canına kıyıldığı, işkencelere tabi tutulduğu, kanının akıtıldığı vahşetin sergilendiği zamanlardır.

Soykırımları unutmadık ve unutturmayacağız inşallah.

Biliyoruz ve unutmuyoruz.

Allah ” Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki zafer sizin olsun.  Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir. Enfal 45-46”

Ayette belirtildiği gibi birbirimize düşünce, düşman her yerden saldırıyor ve katliamları, soykırımları gerçekleştiriyor.

Evet.

Soykırımı, katliamı ve katliamları unutmamalıyız, unutturmamalıyız, zalime meyl etmemeliyiz merhum Akif’in ifadesiyle;

“Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!...

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan koğârım!

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.”

Hâsılı kelam.

Affetsek bile soykırımları, katliamları, vahşetleri, işgalleri ve işgalcileri unutmamalıyız, unutturmamalıyız.

Evet.

Soykırımları, Srebrenitsa’ları unutmasak “İnkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak! Saff- 8”

Soykırımcılar kaybedecek, inananlar kazanacak.

Selam ve Sabırla… 11.07.2026

 

10 Temmuz 2026 Cuma

Başkaları için de harcayın denildiğinde

Başkaları için de harcayın denildiğinde

Veysi ERKEN Dr.

“Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için de harcayın” dendiğinde, inkârcılar müminlere derler ki: “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz! Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz. Yasin-47” ayeti Siyonist fetöitlerin seciyesizliklerini ortaya koymaya yeter.

Fetöitler ve sahipleri Gazzelilere, Doğu Türkistanlılara, mazlumlara yardım etmedikleri, onlar için harcamada bulunmadıkları hatta yardımları engellemeye çalıştıkları halde Gazzeliler, Doğu Türkistanlılar ve bütün mazlumlar için yapılan, yapılmaya çalışılan iyilikleri yok kabul edip, insanların, müminlerin zihinlerini bulandırmaya çalışırlar.

Onlar, harcamadıkları gibi “Gösteriş yapar, her türlü yardım ve iyiliğe de engel olurlar. Maun, 6-7”

Fetö İT’ler, bütün masonik ve Siyonist haçlı yapıları lağım suyu gibi “sızıntı” halindeki elemanları, zihinleri bulandırmaya, yapılan iyilikleri engellemeye çalışırlar.

Kuruluşlara, kurumlara, STK’lara, Derneklere, Vakıflara, Tarikatlara, cemaatlere sızmalarda mahirdirler.

Sızdıkları yerlerdeki insanların zihinlerini algılarını bulandırmaya çalışıyorlar.

Bu anlamda Fetöitlerin algı operasyonları bitmedi ve bitmeyecek.

Maalesef cahiller ve gafiller de bunlara teşne oluyor ve ülkemizi kötülemeye çalışıyorlar.

Ankara’da düzenlenen nato toplantısı bahane edilerek kusmuklarını bütün düğmelere basarak insanımızın zihnine boca etmeye çalıştılar, çalışıyorlar.

Gazze,

Suriye,

Lübnan,

Filistin,

Ve diğer mazlum ülkeler için sanki hiçbir şey yapılmamış gibi yalan, iftira, itham, inkâr fiillerini yaymaya çalışıyorlar.

Güçleri yetse Recep Tayyip ERDOĞAN’I Gazze’deki ve mazlum coğrafyalardaki soykırımın faili olarak ilan edecekler.

Utanmadan bir de kendilerini ya Ak partili veya Ak partiye, MHP’ye oy verdiklerini ima ederek pisliklerini kusuyorlar.

Bu mel’un taife şeytanın izini takip ederek mel’anetlerini işliyor.

Bu mel’unların başında özgül ağırlıkları kendilerinden menkul, gönülden kopmuş eski makam sahibi kılınmışlar geliyor.

Bu anlamda milletin algı ile idrakini allak bullak etmek isteyen şebekeler, çeteler, Siyonist haçlı zihniyetinin elemanları ve özellikle müseccel tasmalı fetöist teröristler boş durmuyor, her yerde, zeminde ve mecrada şeytanlıklarına devam ediyor, bütün düğmelere basıyor.

Siyonist fetöitler, medya ve sosyal medyada boy gösteriyorlar, evlere, iş yerlerine ve hayatın olduğu her yere giriyorlar, gençleri, ihtiyarları, kadınları hedef alıyorlar, zihinleri kirletiyorlar, ifsad ediyorlar, fitne ve kargaşaya yol açmaya çalışıyorlar.

FetöİTler ve siyonİTler asla Müslümanları sevmezler, ülkemizin dünyaya nizam vermesine tahammül etmezler.

Ülkemiz, vicdanlı ve Müslüman olanlar için iyi ve güzel olan hiçbir gelişmeden hoşlanmazlar, kötülemek, onu itibarsızlaştırmak için her türlü yöntemli kullanırlar.

Fetöitlerin sözlerinden, kelamlarından, yazdıklarından, medyada paylaştıklarından sadece irin, pislik ve necaset akar.

Pisliklerini boca etmede,

Yalan,

İftira,

İtham,

İnkâr,

Hafife alma,

Üstünü örtme başlıca yöntemleridir.

Bunlarda ahlak, iman, namus, edep ve hayâ yoktur.

Ekseriyeti Müslüman kılığına Gayrı Müslim’lerdir.

Bunlar yardım etmezler, yardımları engellerler, iyilikleri yok sayarlar ve olanı kötülerler.

Hâsılı kelam Siyonist fetöitler bir toplantıyı bahane ederek Türkiye’yi itibarsızlaştırmak ve insanımızın zihnini bulandırmak için her türlü pisliği boca ediyor.

Başta Gazze olmak üzere mazlum coğrafyalara yapılan yardımlar unutturuluyor, görmezlikten görülüyor, ahlaksızlıklar vitrine çıkarılıyor ve fesada devam ediliyor.

15 Temmuz ihanetinin üzerinden 10 yıl geçti FETÖİTLER hala kusmuklarını kusarak milletimizin zihnini bulandırıyor.

Tedbir şarttır.

Fetöitler bütün kurum, kuruluşlardan tasfiye edilmelidir.

Selam ve Sabırla… 10.07.2026

Kadir Mahir Dostum İçin Allah’tan Şifa Dileyelim

Kadir Mahir Dostum İçin Allah’tan Şifa Dileyelim

Veysi ERKEN Dr.

Dua ihtiyacımızdır, yakarışımızdır.

Her şeyimizdir dua.

Aziz dostlar duaya ihtiyacımız vardır. Rabbim bunu buyuruyor. "Deki; Eğer duanız olmasa Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var." Furkan- 77”

Her gün gibi bugün de dua günüdür. Başta Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ruhu, şehitlerin ervahı, mazlumların felahı, mağdurların selameti, hastaların şifası, hasetsen kıymetli dostum Kadir Mahir DAMATLAR’IN şifayâb olması için dua bekliyorum tüm dost ve gönüldaşlardan.

Evet…

Ayetlerde “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.  Beni yediren ve içirendir. Hastalandığım zaman bana şifa verendir. Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır. Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur. Şuarâ, 78-82” buyrulur.

Biz şuna inanıyoruz.

Şifa Allah’tandır.

Şifayı veren Allah’tır.

Kullar dua eder Rabbulalemin icabet eder.

"Rabbimiz buyurdu ki: Bana dua edin size cevap vereyim."Mü'min- 60”

Ellerimiz gönüllerimizle birlikte Mevla’mıza yönelmeli. Bilinmelidir ki, dualar karşılıksız kalmaz.
“Duasız üşür yürekler...
Sana bir dua eden olsun
Sen birine dua et!
Duasız üşür yürekler...
Biliyor musun?
Başkasına dua ettiğinde, aslında sen kendine dua ediyorsun!”
Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA KAYBEDIYORSUN!

Bugün çok kazanmak için dua etmeliğiz.

Ömrünü “Çağrımız İslam’da dirilişedir” ve “Kanımız aksa da zafer İslâm’ın” ülküsüne adamış dostum Kadir Mahir Damatlar için dua vaktidir.

Allah’a yakarış vaktidir.

Şifa bulup Allah için salimen yoluna devam edebilmesi için.

Evet.

Bugün ve her gün dua, Allah’a yakarış günüdür.

Bugünkü duanızda hassaten dostum Kadir Mahir DAMATLAR için yer verin. İnsani ve İslami çağrımdır.

Selam ve Sabırla… 10.07.2026

9 Temmuz 2026 Perşembe

CHP Kapatılmalı Yerine İki/Üç Parti Kurulmalıdır

CHP Kapatılmalı Yerine İki/Üç Parti Kurulmalıdır

Veysi ERKEN Dr.

CHP’lilerin, iltisaklılarının ve şürekâsının Türkiye’ye bir iyilik yapma fırsatı ortaya çıkmıştır.

“Mutlak Butlan” fırsatı.

Butlan kararı vesilesiyle birbirini “hainlik” ve “hırsızlık/rüşvetçilik”le suçlayanlar CHP’yi fesh ederek kapatmaları gerekir.

Bu ülkemize yapabilecekleri tek iyiliktir.

CHP fesh edilip kapatılmalı ve yerine iki, üç belki daha fazla kurulmalıdır. Arınma ve ihanetten ancak bu şekilde kurtulma mümkündür.

Zira CHP örgütlü kötülük merkezidir. Ömer Çelik de bunu daha önce şöyle dillendirmişti “çok partili hayata geçtiğimizden beri demokrasi karşıtı “organize işler” CHP’den sorulur. Cuntaları destekleyen “organize milli irade sabotajları”nın adresi CHP’dir. Milletin sandıkta verdiği oyu hedef alan “organize demokrasi düşmanlığı” CHP siyaseti olarak markalaşmıştır. Bugün de Özgür Özel yönetimi milletin kaynaklarını “organize bir kötülükle” gasp edenlerin savunma merkezi haline gelmiştir. https://www.haber7.com/guncel/haber/3557029-omer-celikten-ozgur-ozele-sert-sozler-siyasi-navigasyon-problemi-yasiyor

Evet.

Şaibeler ve kötülükler merkezi olan bir  parti Türkiye’nin huzuru ve istikrarı için hukukun gereği olarak kapatılması/kendini fesh etmesi ve yerine yeni iki üç partinin kurulması gerekir.

Sadece para kuleleri ve delege satın alma işlemleri bile CHP’nin kapatılması için yeter sebeptir.

CHP’nin ıslahı ve Türkiye’ye faydalı olması mümkün değildir.

CHP’nin kapatılması ve yerine kurulacak partilerin ülkeye fayda sağlayacağını düşünüyorum.

CHP’liler için yeni bir başlangıç olur.

Belki felsefelerini ve zihniyetlerini değiştirirler ve yeni bir başlangıç yaparlar.

CHP kapatılır veya kendini feshederse Türkiye’nin sorunları çözülür, ülkede sağlıklı muhalefet oluşur.

İlave olarak CHP suçunu itiraf ettiği için kapatılmalıdır/kendini feshetmeli ve yerine iki üç parti kurulmalıdır.

“Biz Jön Türkleriz, İkinci Meşrutiyet'in neferleriyiz” itirafında bulundukları, rüşvet para kuleleri ile il binası aldıkları ve parayla delege satın aldıkları, medyaya, trollere para aktardıkları için CHP’liler CHP’yi feshetmelidir.

CHP zihniyeti, İngiliz elçisinin at arabasını -kendilerini  "at”lar yerine koyup- çekenlerin devamı olduğu için kapatılmalıdır.

Evet.

Her şeyimize düşman nazarıyla baktıkları, İslam düşmanı olduğu için kapatılmalıdır.

Bilinmelidir ki CHP’nin her icraatı ülkemizin aleyhinedir, her şeyi, her icraatı ile şaibelidir.

Ülkemize ve insanımıza zarar vermektedir.

CHP’ye kayyım atanması yetmez.

Kapatılmalıdır.

Yerine iki üç parti kurulmalıdır.

CHP yandaşı olan Can Ataklı bile “CHP Müze olsun” diye kelam etmişti.

Can Ataklı bugünlerde de her yolsuzluğun, pisliğin, ahlaksızlığın CHP’ye bulaştığını söylüyor.

“CHP yandaşı Can Ataklı CHP’li belediyelerdeki yolsuzluğa isyan eder hale geldi. “Yolsuzluğun, pisliğin, ahlaksızlığın CHP’li belediyeleri sardığını söyleyen Can Ataklı, “Hiçbir şey olmasa bile CHP’nin sosyal medyalarına bakın. Kendi aralarındaki konuşmalarında sayısız yolsuzluk var. Hepsini görevden alın kardeşim.” ifadelerini kullandı.

https://video.haber7.com/video-galeri/307307-can-atakli-itiraf-etti-yolsuzluk-chp-sarmis-durumda

Yukarıda sıralanan ve sıralanamayan sebeplerden dolayı görevden almalar, kayyım atamaları yetmez.

CHP kapatılmalıdır/ kendini fesh etmelidir ve yerine iki üç parti kurulmalıdır.

Zira CHP her zaman nifak tohumları saçmış ve saçmaya devam etmektedir.

CHP’nin zihniyetini ve temelini oluşturan Jöntürk ve ittihatçı denilenlerden beri nifak tohumları saçılıyor, ekilmeye çalışılıyor.

Merhum Necip Fazıl "CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir" teşhisinde yıllar önce bulunmuştu.

Esasında CHP zihniyeti İslamî olabilecek her şeye karşıdır, yöneticilerinin demeçleri ve icraatları ortadadır.

Müessese olarak kapatılmalıdır.

Hâsılı kelam.

Çözüm en kısa zamanda kapatmak veya kendini feshetme ve yerine iki üç partinin kurulmasıdır. Daha fazla parti de kurulabilir. Mahzuru yoktur.

Selam ve Sabırla… 09.07.2026

 

 

Fetöitler Bütün Düğmelere Bastı

Fetöitler Bütün Düğmelere Bastı

Veysi ERKEN Dr.

Fetöitlerin algı operasyonları bitmedi ve bitmeyecek. Maalesef cahiller ve gafiller de bunlara teşne oluyor ve ülkemizi kötülemeye çalışıyorlar.

Ankara’da düzenlenen nato toplantısı bahane edilerek kusmuklarını bütün düğmelere basarak insanımızın zihnine boca etmeye çalışıyorlar.

Gazze,

Suriye,

Lübnan,

Filistin,

Ve diğer mazlum ülkeler için sanki hiçbir şey yapılmamış gibi yalan, iftira, itham, inkâr fiillerini yaymaya çalışıyorlar.

Bunlara ilaveten Türkiye’deki olumsuzlukların, manevi çöküntülerin tek müsebbibi olarak Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’yi telkin etmeye çalışıyorlar.

Utanmadan bir de kendilerini ya Ak partili veya Ak partiye, MHP’ye oy verdiklerini ima ederek pisliklerini kusuyorlar.

Bunların başında özgül ağırlıkları kendilerinden menkul, gönülden kopmuş eski makam sahibi kılınmışlar geliyor.

Bu anlamda milletin algı ile idrakini allak bullak etmek isteyen şebekeler, çeteler, Siyonist haçlı zihniyetinin elemanları ve özellikle müseccel tasmalı fetöist teröristler boş durmuyor, her yerde, zeminde ve mecrada şeytanlıklarına devam ediyor, bütün düğmelere basıyor.

Siyonist fetöitler, medya ve sosyal medyada boy gösteriyorlar, evlere, iş yerlerine ve hayatın olduğu her yere giriyorlar, gençleri, ihtiyarları, kadınları hedef alıyorlar, zihinleri kirletiyorlar, ifsad ediyorlar, fitne ve kargaşaya yol açmaya çalışıyorlar.

FetöİTler ve siyonİTler asla Müslümanları sevmezler, ülkemizin dünyaya nizam vermesine tahammül etmezler.

Ülkemiz, vicdanlı ve Müslüman olanlar için iyi ve güzel olan hiçbir gelişmeden hoşlanmazlar, kötülemek, onu itibarsızlaştırmak için her türlü yöntemli kullanırlar.

Fetöitlerin sözlerinden, kelamlarından, yazdıklarından, medyada paylaştıklarından sadece irin, pislik ve necaset akar.

Pisliklerini boca etmede,

Yalan,

İftira,

İtham,

İnkâr,

Hafife alma,

Üstünü örtme başlıca yöntemleridir.

Bunlarda ahlak, iman, namus, edep ve hayâ yoktur.

Ekseriyeti Müslüman kılığına Gayrı Müslim’dirler.

Münafıktırlar, şüpheyle hareket eder, bocalayıp dururlar “Senden izin isteyenler sadece, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyenler ve şüpheye kapılmış olanlardır; onlar şüpheleri içinde bocalayıp dururlar. Tevbe-45”

Nursuz ve İslam dışıdırlar, göğüsleri İslam’a açık değildir. “Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. Zümer-22

Her şeye rağmen fetöİTler ve siyonİTler ferasetli mümin Müslümanlar tarafından bilinir, konuşmaları onları ele verir. “Yoksa kalplerinde hastalık bulunan o münafıklar, içlerinde mü’minlere karşı duydukları kinlerini Allah’ın ortaya çıkarmayacağını mı sanıyorlar? Dileseydik biz onları tek tek sana gösterirdik, sen de onları yüzle­rinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma tarzlarından, sözlerindeki eğip bükmelerden tanıyabilirsin. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir. Gerçek şu ki, içinizden cihâd edenleri ve sabredenleri ayırt edinceye; söz ve davranışlarınızdaki samimiyetinizin doğruluğunu ortaya çıkarıncaya kadar biz sizi sınamaya devam edeceğiz. Muhammed,29-31

Hâsılı kelam bir toplantı bahane edilerek Türkiye’yi itibarsızlaştırmak için her türlü pislik boca ediliyor.

Başta Gazze olmak üzere mazlum coğrafyalara yapılan yardımlar unutturuluyor, görmezlikten görülüyor, ahlaksızlıklar vitrine çıkarılıyor ve fesada devam ediliyor. 

Fetöitler okyanusu geçen Türkiye’yi derede boğmaya çalışıyor. Fetöitleri tasfiye edecek acil tedbirleri almak gerekir.

Selam ve Sabırla… 09.07.2026

8 Temmuz 2026 Çarşamba

Denizi Geçip Derede Boğulmak

Denizi Geçip Derede Boğulmak

Veysi ERKEN Dr.

“Denizi, Okyanusu, Çay’ı Geçip Derede Boğulmak” deyimi bir özettir.

Bazı fiillerin özetidir.

Pek çok başarının küçük, ufak bir başarısızlık veya ihmal ile heba olmasıdır.

Heba olmasına vesile olmayı izah etmektedir.

Evet.

Başkan Erdoğan döneminde Türkiye sayılamayacak kadar başarılara imza atmıştır.

Teknolojide, Savunma sanayinde, yollarda, sağlık sisteminde, kimsesiz, yaşlılara sağlanan imkan ve hizmetlerde, gençlerin seçimlere katılımının sağlanmasında, bedelli askerlik düzenlenmesinde ve sayılamayan binlercesinde başarılar vardır.

Ancak bu başarılar ufak bir başarısızlıkla heba edilmeye çalışılıyor.

Başkan Erdoğan’a açık çağrımdır.

Döneminizde ulaşılan ve gerçekleştirilen başarılar fetöitler, onların propagandalarına kananlar, Siyonist haçlıların uşaklığını yapanlar tarafından heba edilmeye, yok edilmeye çalışılıyor ve birkaç konu vesile kılınıyor.

Bu konuların başında az gelirlilerin, maaşı az olan emeklilerin, emeklilere yansıtılmayan SEYYANEN zamlar ve maaşlardaki YÜZDELİK artışlardır.

Bilhassa fetöitler ve şürekası bunları bahane ederek bütün başarıları, gelişmeleri, kalkınmayı, huzuru, artan refahı heba etmeye, boşa çıkarmaya, yok etmeye ve ülkemizi Siyonist efendilerine ram etmeye çalışıyorlar.

Sayın Başkan.

Fetöitlerin bu oyunlarını, Siyonistlere uşaklıklarını boşa çıkaracak icraatı, okyanus gibi başarıların derede boğulmasını engelleyici tedbirleri almanızı bekliyoruz.

Gönlü kopmuş, özgül ağırlığı kendinden menkul elemanları, bürokratları tasfiye ediniz ve millet denilen tabanınıza yöneliniz.

İcraatınızla zengine değil, az gelirliğe, yoksula, düşük maaşlılara yöneliniz.

Ücret politikanızı “ASGARİ GEÇİM” seviyesine göre düzenleyiniz.

Yüzdelik maaş artışı politikasını terk ediniz.

Bilindiği gibi 20.000 lira maaş alan ile 200.000 lira maaş alan kişinin maaşlarında yapılan yüzde yirmilik artış maaşlara 4.000 ve 40.000 olarak yansımakta ve  maaşlar 24.000 ve 240.000 seviyesine çıkarak gelirler arasındaki fark artmaktadır, katlanmaktadır.

Bu da DEREDE boğulmayı beraberinde getirmektedir.

Sayın Başkan.

Ülkenin derede boğdurulmasına fırsat vermeyiniz.

Selam ve Sabırla… 08.07.2026

Bölgenin Güvenliği-Dünyanın Güvenliği

Bölgenin Güvenliği-Dünyanın Güvenliği

Veysi ERKEN Dr.

İslam emniyet demektir.

Bu anlamda bölgenin ve dünyanın emniyetini, güvenliğini, huzurunu ancak gerçek anlamda Allah’a teslim olanlar, vahyini ve Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) sünnetini uygulayanlar sağlayabilir.

Siyonist haçlı zihniyetine karşı özelde BÖLGEMİZİN genelde bütün dünyanın güvenliğini TÜRKİYE’NİN öncülüğünde Müslümanlar sağlamalıdır. Bunu gerçekleştirecek başka güç yoktur. Bilinmeli ve unutulmamalıdır ki Siyonist haçlı zihniyeti bölgemizin ve dünyanın güvenliğini düşünen zihniyet değil aksine vahşeti yaygınlaştıran zihniyettir.

Geç kalınmakla birlikte İslam ve Coğrafyalardaki güvenlik birimleri Türkiye’nin etrafında halkalanmalı Siyonist haçlıların zulümleri, vahşetleri, işgalleri bu şekilde bitirilmeli, İsrail tasfiye edilmeli ve Filistin vilayeti olarak asli vatanına bağlanmalıdır.

Bunun için İran Savunma Bakan vekilinin teklifi dikkate alınmalıdır.

“İran Savunma Bakan Vekili Seyid Macid İbn’ül Rıza, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır'ın kendi güvenliklerini sağlaması gerektiğini vurgulayarak, bu ülkelerin bir araya geleceği bir "İslam Dünyası Güvenlik Birliği" kurulmasını önerdi.

İbn’ül Rıza, Tahran yönetiminin dost ve komşu ülkelerin talebi üzerine bölgesel istikrara katkı sağlamak amacıyla ateşkesi kabul ettiğini belirtti. Ancak Washington'ın geçmişteki taahhütlerini yerine getirmeme konusundaki siciline dikkat çeken İranlı bakan, "ABD'nin sözünü tutmama konusundaki uzun geçmişi göz önüne alındığında, karşı tarafa güvenimiz sıfırdır" ifadesini kullandı. Ayrıca İbn’ül Rıza, “İran Silahlı Kuvvetleri'nin her an teyakkuzda olup, anlaşmanın herhangi bir ihlali orantılı bir karşılıkla karşılanacaktır” ifadeleriyle gerçekleştirilen saldırılara sessiz kalınmayacağının altını çizdi.

BEŞ BÜYÜK ÜLKEYİ KAPSAYAN GÜVENLİK BİRLİĞİ

Bölgesel krizlerin ancak bölge ülkelerinin ortak iradesiyle çözülebileceğini savunan İbn’ül Rıza, Türkiye, İran, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır'ın bir araya geleceği bir "İslam Dünyası Güvenlik Birliği" kurulması yönündeki önerisini yineledi. Son dönemde yaşanan çatışmaların, dış güçlere dayanarak kalıcı bir barışın inşa edilemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu belirten İranlı yetkili, yabancı askeri varlığın bölgede sadece güvensizlik, belirsizlik ve karşılıklı şüpheyi artırdığını dile getirdi.

İbn’ül Rıza güvenlik ittifakının kurulmasını şu sözlerle yeniledi:

“Son savaş, bölgenin güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini gösterdi. Yabancı güçlerin varlığı sadece güvenlik yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda güvensizliği, belirsizliği ve güvensizliği de artırıyor.”

https://www.haber7.com/dis-politika/haber/3641225-irandan-turkiyeye-sasirtan-teklif-islam-dunyasi-guvenlik-ittifaki-kurulsun

Teklif yerindedir ve behemehâl İslam Dünyası güvenlik birliği kurulmalıdır.

Bu birlik bütün mazlumları, mağdurları, vahşete, işgale uğrayanları, coğrafyaları ihata etmelidir ki, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve NATO denilen illetler topluluğunun vahşetleri bitirilebilsin.

Unutulmamalıdır ki Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi teşkilatlar Siyonistlere hizmet eden birlikler durumundadır. Siyonistlerin korsanlıkları, işgalleri, vahşetleri, talanları karşısında bu kuruluşların sessizliği ve seyirciliği bunun açık delilidir. Bölgemizin ve dünyanın güvenliğini sağlayacak kuruluşlar değil, istikrarsızlığı, huzursuzluğu ve güvensizliği oluşturan, arttıran zalim birliklerdir.

Siyonistleri vahşetini durdurmak için “Tek ümmet çok devlet” anlayışı ile Müslüman ve mazlum coğrafyaların huzuru, sükûnu ve refahı için İslam dünyası güvenlik birliği bir kurtuluş reçetesidir.

“İslam dünyası güvenlik birliği” imkân ve fırsatların bir araya getirilmesi meselesidir.

Selam ve Sabırla… 08.07.2026