CEZASIZLIK ALGISI
Veysi ERKEN Dr.
Türkiye’de “cezasızlık” algının ötesindedir.
“Cezasızlık” had safhadadır.
Adalet Bakanı Akın Gürlek “Elbette çocuklar hepimizin çoluk çocuğu var ama burada bir taraftan da mağdur aileler de var. Yani suç politikasını dengelememiz gerekiyor. Yani ‘cezasızlık algısı’ maalesef toplumu rahatsız ediyor” diye açıklamada bulunmuş.
Maalesef “cezasızlık” algı düzeyinde değildir. Suça uygun ceza olmadığından pek çok alanda “cezasızlık” esas olmuştur.
Elbette çocuklar bizim çocuklar. Onları eğitme, yetiştirme görevi hepimizin, devletin.
Bilinmelidir ki, kanuni düzenlemeler yapılırken “suç ve ceza” denkliği sağlanmadan, mağdurun hakları korunmadan ve inancımıza, değer yargılarımıza uygun düzenlemeler yapılmadan “suçlar” ve “suçlular” engellenemez ve “cezasızlık algısı” artarak devam eder.
Cezasızlık algısı şu şekilde tarif edilmiş. “BM tarafından “failin suçlanmasını, tutuklanmasını, yargılanmasını ve suçlu bulunursa gerekli cezalara çarptırılmasını ve mağdurların zararlarını tazmin etmelerini sağlayacak bir soruşturmaya tabi tutulmadıkları için cezai, hukuki, idari veya disiplinle ilgili süreçlerde hesap sorulamaması” https://kriterdergi.com/siyaset/cezasizlik-algisi-ve-cezalandirma-uzerine
Bu tanımı esas alsak bile “cezasızlık” devam edecek. Zira “suç ve ceza” kavramları açık ve denk değildir.
Bu durum sadece çocuklar için değil bütün toplum fertleri ve her sosyal alan için geçerlidir.
Binlerce misal verilebilir.
Mesela haksız bir şekilde öldürülen kişinin katiline “kısas” gereği verilmesi gereken “ceza” idam iken böyle bir ceza yok hükmündedir.
Yine tecavüze uğrayan kişinin mağduriyetini ortadan kaldıracak bir ceza mevcut değildir.
Soru hırsızlığı neticesinde oluşan mağduriyetleri giderecek bir ceza mevcut değildir.
Bu misalleri çoğaltmak ve ciltler dolusu yazı yazmak mümkündür.
Ancak lafı uzatmanın anlamı yoktur.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kanuni düzenlemeler yapılırken “suç”ların tanımları açık değil ve takdir edilecek “ceza”lar uygun değildir. Bunun için suçlar ve cinayetler artmaya devam edecektir. Görünen manzara açıktır.
“Cezasızlık Algısı”nın azaltılmasının yegâne yolu “kanuni düzenlemelerin inanç değerlerimize, ahlak anlayışımıza ve örf adetlerimize göre yapılmasından ve bu düzenlemelere uygun bir eğitim tarzından geçer.
Aksi takdirde hırsızlık, rüşvet, katillik, irtikâp, akran zorbalığı, tecavüz, kan davaları vs fiiller devam edecektir.
Son seksen doksan yıllık bir süreci incelemek, tahlil etmek yeterlidir.
“Cezasızlık Algısı”nı ortadan kaldırmak ve “mağdurun/mağdur yakınları”nın haklarını korumak topyekûn hukuka uygun kanuni düzenlemeleri hayata geçirmekten ve buna dayalı bir eğitim sisteminin inşasından geçer.
Selam ve Sabırla… 09.04.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?