Aile Milli Güvenlik Meselesidir
Veysi ERKEN Dr.
Evet.
Aile kurumu milletin beka ve güvenlik meselesidir.
“AK Parti Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen "Bağımlılığa Karşı Aileyi Güçlendiren Politikalar" konulu Ideathon Yarışması'nın final programına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" ifadesi yerindedir.
Aile kurumu beka ve güvenlik meselesi olarak görülmesine rağmen takip edilen politikalar “aile”yi dağıtan, zayıflatan, yok olmaya doğru sürükleyen tarzdadır.
Takip edilen politikalar nedeniyle;
Evlilikler azalmakta,
Boşanmalar çoğalmakta,
Nüfus yaşlanmakta,
Doğurganlık azalmakta,
Yalnız veya gayrı meşru yaşayanlar çoğalmaktadır.
Kısaca beka ve güvenlik meselesi olarak görülen aile ve dolayısıyla millet yokluğa sürüklenmektedir.
Ailenin tekrar ihya ve inşa edilebilmesi için takip edilen politikaların topyekûn terk edilmesi ve değerlerimize, ahlakımıza ve İslamî anlayışa göre inşa edilmiş politikaların geliştirilmesi ve takip edilerek uygulanması gerekir.
Buna “Ev Hanlığı” denilebilir.
Aile ve kadın ile ilgili geliştirilecek politikalar kadınlarımızı ana, yâr, bacı, kız evlat yapabilecek ve onları “ev hanı” kılacak tarzda olmalıdır.
Aile kurumunu beka ve güvenlik meselesi olarak görüyorsak “Ev Hanlığı”na dönüş farzdır.
Bu konuyu daha önce şu şekilde yazmıştım.
“Ev hanlı”ğının, “Ana”lığın, “evdeş”in anlamını ve değerini yok etmek isteyen Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları “kadın”ı piyasaya sürdüler ve özgürlük adı altında her türlü kötülüğün, pespayeliğin teşhirinde araç haline dönüştürdüler. Kadın evden ihraç edilince toplumsal çöküş hızlandı, aileler dağılmaya başlandı, çocukları “el”ler büyütmeye başladı.
Mesut ve bahtiyarların yuvası olan aile pelesenk oldu.
Evet, ev hanımlığı demiyorum.
“Ev Hanlığı”na dönüş şarttır.
“Ev hanı” olana maaş ve her türlü imkân tanınmalıdır ki, evler devlete dönüşsün. Hanımlık anlamını bulsun.
“Ev Hanı” olan anamız, bacımız, hanımımız ve kızlarımız sosyal (içtimaî) vazifelerini kâmilen yerine getirebilsin.
“Ev Hanlığı” kadını hayattan koparmak değildir. Bilakis hayatın kuşatılmasını ve yönetilmesini sağlar.
“El”lerin işini değil kendi “devlet”inin işini yönetmesini sağlar.
Bütün partiler, STK’lar, Sendikalar, Tarikatlar, cemaatler “Ev Hanlığı”nı desteklemeli ve “ev Hanı” olanlara maaş bağlanması için seferberlik ilan etmelidir.
Bu yeniden İslamlaşma ve insanlaşma için elzemdir.
Kadın evine dönmeli, evini yuva ve devlet yapmalıdır. Devletinin “hanı” olmalıdır.
Kadın evden ihraç edilince ne oldu peki, Daha önce şöyle ifade etmiştim.
“Kadın "hatun", Ana veya bacı idi evlerde.
Evi ev yapandı "hatun".
Devletin başında "han" yanı başında ” hatun” olurdu.
Hatun ev denilen devletten ihraç edilince devlet küçüldü ve yıkıldı. Büyük aile denilirdi. "Han"e, dağıtıldı çekirdek aile oldu Dayanışma ve yardımlaşma içinde olan hatunlar işini yapamaz hale getirildi.
Mutluydu “hatun” ve ev denilen devlet.
Önce işten sonra evden koparıldı.
Evle ilgili işler angarya diye öğretildi, sonra evden ihraç için özgürlükten bahsedildi. Güya dışarıda özgürce çalışacaktı.
Elin işinde.
Devlet iş bölümü ve iş birliğini gerektiriyordu hâlbuki.
Ne yapıldı.
Bütün görevler yüklenildi kadının sırtına.
Hatunluğu bitirildi.
Ev denilen devletin bütçesi sarsıldı.
Güya kadın çalışırsa bütçeye katkı sağlayacaktı.
Ne gezer.
Çocuk kreşe, ebeveyn yaşlılar mekânına, maaşın yarısı kıyafete ve tezyin malzemelerine, ulaşıma vs.
Yıkım sadece maddi değil, asıl yıkım maneviyatta ve hissiyatta.
Han ve hatun birbirine tahammül edemez oldu kadın evden ihraç edilince.
Ana sevgisi ve şefkati yerine kreş sevgisi yer almış. Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz deniliyordu. Ana yâr olmaktan uzaklaştırıldı.
Evin temel direği idi hatun Ana. Hatun evden uzaklaştırılınca ev yıkıldı. Hane çöktü.
Velhasıl ev devlet olmaktan çıkmış konaklama alanına dönmüş.
Sadece konaklama ve geçici mesken yerine dönüşen evlerden huzur, bereket, saadet ve merhamet de firar etmiş.
Kadın evden ihraç edilince firar emri hak olarak vacip oldu.
Ne diyelim.
Paranın, makamın, şehvetin, bedenin ve şöhretin ilahlaştırıldığı, ruhun ve hissiyatın terk edildiği/ettirildiği bir düzende evi “devlet”leştirmek ve “hane”ye çevirmek mümkün mü?”
Aile kurumunu gerçekten beka ve güvenlik meselesi olarak görüp, ona göre tedbir alırsak elbette mümkün.
Politika değişikliği yapılmazsa söylenen her şey laf-u güzaf olarak kalır.
Selam ve Sabırla… 14.04.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?