Tek Ümmet Çok Devlet
Veysi ERKEN Dr.
Müslüman ve mazlum ülkelerin birlik ve beraberlik halinde hareket etmesini istemeyenleri iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup hainler, sabetayistler, Siyonist dininin mensupları, işbirlikçileri ve uşaklarıdır. İkinci grup gafiller, Siyonistlerin propagandasının etkisinde kalanlardır.
Ümmet birliği, hilafet gibi kelimelerini duydukları zaman “kızgın boğa” gibi zıvanadan çıkar, “kuduz köpek” gidi sağa sola saldırırlar. Maalesef “Müslüman görünümlü” haline dönüşmüşler de aynı şekilde saldırıya geçebiliyorlar.
Gafiller bilmeden, hainler bilerek ÜMMET kavramını çarpıtırlar.
ÜMMET kavramı ayette şu şekilde ifade edilir. “Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları denetleyici olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir. Maide-48”
Farklı boy ve kabilelere ayrıştırılmış insanoğlu aynı inanç birliği içinde hareket etmesi kadar tabii bir şey olamaz. Hepimiz bir “erkek” ve bir dişi”den yaratıldığımız, şubelere( boylara) ve kabilelere ayrıştırıldığımız hakikati varittir.
“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. Hucurât-13” ayetiyle bu durum izah edildikten sonra bizim için, İnsanlar için Allah İslam’ı din, hayat nizamı olarak seçmiştir.
Bizler inanıyoruz bütün müminler kardeştir, ümmeti oluştururlar ve ayrılığa düşmemelidir. Allah “ “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurat-10” buyurur. Unutulmamalıdır ki tefrikada, ayrılıkta azap var. “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur`ân’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. Al-i İmran-103”
Farklı boy ve kabileler tarih boyunca aynı zamanlarda farklı devletler ve yönetimler oluşturmuşlardır. Misal olsun diye şunu belirtebiliriz. Karahanlılar- Gazneliler, Selçuklular-Abbasiler, Eyyubiler-Memluklular, Osmanlılar-Karahanlılar vs. aynı zaman diliminde farklı devletler olarak var olmuşlardır.
“Tek ümmet” veya “hilafet” anlayışı devletlerin, boyların, kabilelerin varlıklarına son veren bir anlayış değildir. Aksine aynı inanç ve ülküler etrafında hareket birliğini ifade eder.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO, Şangay örgütü, Türk Devletleri Teşkilatı gibi teşkilatlar boyların, kabilelerin, devletlerin beraber hareket etmesini sağlamak için kurulmuşlardır.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi teşkilatlar Siyonistlere hizmet eden birlikler durumundadır. Siyonistlerin korsanlıkları, işgalleri, vahşetleri, talanları karşısında bu kuruluşların sessizliği ve seyirciliği bunun açık delilidir.
Buna mukabil “Tek ümmet çok devlet” anlayışı Müslüman ve mazlum coğrafyaların huzuru, sükûnu ve refahı için bir kurtuluş reçetesidir. İmkan ve fırsatların bir araya getirilmesidir.
Hainler dışında bu anlayışa kimse karşı çıkmamalıdır, çıkmaz.
Böyle bir anlayışla birleşemezsek perişan halimiz devam eder. Merhum Mehmet Akif perişanlığı şu şekilde tasvir ediyor.
“Musallat,
hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbûsu,
Asırlar var ki, İslâm’ın muattal, beyni, bâzûsu.
“Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?” diyorlar. Gördüğüm: Yer yer
Harâb iller; serilmiş hânümanlar; başsız ümmetler;
Yıkılmış köprüler; çökmüş kanallar; yolcusuz yollar;
Buruşmuş çehreler; tersiz alınlar; işlemez kollar;
Bükülmüş beller; incelmiş boyunlar; kaynamaz kanlar;
Düşünmez başlar; aldırmaz yürekler; paslı vicdanlar;
Tegallübler, esâretler; tehakkümler, mezelletler;
Riyâlar; türlü iğrenç ibtilâlar; türlü illetler;
Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;
Ekinsiz tarlalar; ot basmış evler; küflü harmanlar;
Cemâ’atsiz imamlar; kirli yüzler; secdesiz başlar;
“Gazâ” nâmıyle dindaş öldüren bîçâre dindaşlar”
Hâsılı kelam.
“Tek ümmet çok devlet” anlayışında birleşebilmek için KUKLALARDAN kurtulmak gerekir.
Selam ve Sabırla… 15.04.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?