14 Ağustos 2026 Cuma

Dokunulmazlık zırhı

Dokunulmazlık zırhı

Veysi ERKEN Dr.

Hak ve hukukun yerini bulması, adaletin tecellisi için hiçbir kimsenin dokunulmazlık zırhı olmamalıdır.

Bilhassa rüşvet, hırsızlık, irtikâp, zina, tecavüz vs fiiller anında cezalandırılmalı, kişinin konumu ne olursa olsun hesabını vermeli, cezasını çekmelidir.

Bilindiği üzere rüşvet, tecavüz, hırsızlık gibi eylemlerle itham edilen vekiller, bürokratlar vardır ve bunlar dokunulmazlık zırhına bürünerek ellerini, kollarını sallayarak gezebilmektedir.

Bu durum ülke için yüz kızartıcı, adaleti, güveni ortadan kaldırıcıdır.

Dokunulmazlık konusunun gündeme her getirilişinde aklıma hep “lâ yüsel” kavramı gelir. Genel anlamda iktidara talip olanların ilk vaadlerinden birisi dokunulmazlık zırhının kaldırılacağıdır.

Vaad bu olduğu halde dokunulmazlık bir türlü kaldırılmaz.

Herkes dokunulmazlık yüzünden sistemin bozuk oluğundan bahseder durur. Hatta siyasiler ah bir iktidar olsak da, bu bozuk sistemi dokunulmazlıkları kaldırarak düzeltsek derler.

Kendimi bildim bileli bu nakarat hep tekrar edilmiştir.

İktidar ve dokunulmazlık,

iktidar ve dokunulmazlık,

iktidar ve dokunulmazlık bitmeyen senfoni gibi bir nakarat.

Uğrunda nice vaatlerin yapıldığı, nice yalanların söylendiği ve nice şaklabanlıkların gerçekleştirildiği iktidar ve dokunulmazlık.

Sonrası!.. Sonrası malum.  

Artık kimse sistemin bozukluğundan rahatsız ve şikâyetçi değildir. Çünkü makamlar artık kendilerine hizmet etmeye başlamış, şakşakçılar ve dalkavuklar kendilerini alkışlamaya başlamışlardır.

Sistemin bozukluğundan ve dokunulmazlıkların kaldırılmasından bahsedenlerin çoktan makamlarını kutsama ve kutsallaştırma çabasına ve faaliyetlerine başladıkları görülür.

Sahi; sistem bozuk mu? Varsa bozukluğu nereden/nerelerden kaynaklanmaktadır? Bu soruların cevabı sistemin tarifinde gizlidir. Mesturdur, örtülüdür.

Sistem denildiğinde belirlenmiş hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlamış bir bütünlüğü oluşturan parçalar ve parçalar arasında işbirliğini sağlayan ilke ve kurallar anlaşılır. Demek ki, sistemin bozukluğu söz konusu ise, bozukluk ya parçalardan ya da, ilke ve kurallardan kaynaklanır. Bunu her sistem işleticisi bildiği halde bozukluktan bahsetmesine rağmen düzenlemeye çalışmaması iktidar hırsından ve iktidar nimetlerinden neş’et ettiğini görmemiz lazım.

Evet; sistem bozuk ve bozukluğun başında sistemi işletenlerin makamlarını ve kurumlarını kutsamaları ve kutsallaştırmaları gelir. Kutsamak ve kutsallaştırmak bütün kötülükleri örtmede kullanılan bir araçtır artık. Hepimiz biliriz ki, kutsal; tapınılacak ya da yolunda can verilecek derecede sevilen anlamına gelir.

Makamlarını ve kurumlarını kutsallaştıranlar halkın tenkidine meydan vermemenin gayreti içinde olanlardır. Makamlarını ve kurumlarını kutsal göstererek hırsızlıklarına, uğursuzluklarına ve höpür höpür yemelerine devam ederler.

     Bilinmelidir ki, cumhurî idarelerde makamların ve kurumların kutsallığı yoktur ve olamaz. Makamlar ve kurumlar ancak halka hizmet aracı konumundadır. Hiçbir araç kutsal değildir. Araçlar toplumun refahını ve huzurunu sağladığı müddetçe değerlidir. Ve değerleri bir araç olmaktan öteye gitmez.

       Hesap sorulabilen ve denetlenebilen rejimlerde hiçbir kişi, kurum ve kuruluşun kutsallığı yoktur. Dolayısıyla vekillik, başkanlık, bakanlık, müsteşarlık, genel müdürlük, hâkimlik veya başka sıfatlı mevkiler kutsal ve dokunulmazlığı olan makamlar değildir. Her zaman ve zeminde tenkide açıktır. Makam tenkide açık olunca orada oturanın hataları görülür, eylem ve söylemlerinden hesaba çekilir.

Unutulmamalıdır ki, şahıslara, makamlara ve kurumlara kutsallık atfeden yönetimler cumhurî değildir.

Şaibeler dokunulmazlık ve kutsallıkla örtülür. Halka rağmen bir yönetme tarzı gelişir. Böyle bir idari anlayış tarzı beraberinde her türlü despotluğu, hırsızlığı, uğursuzluğu, hortumculuğu, güvensizliği ve keyfiliği getirir.

Atalarımız hiç bir zaman makamları kutsamamış ve kutsallaştırmamışlardır. Hatta ”şeref’ül-mekân bi’l-mekîn” ilkesi gereğince makamın şerefinin o makamda oturanın şeref ve haysiyetiyle söz konusu olduğunu kabul etmişlerdir. Dolayısıyla geçmişte hiç kimse makamının arkasına sığınarak şerefsizliğini, haysiyetsizliğini ve hırsızlığını gizleyememiştir.

Cumhurî yönetim için bugün de hiç kimse dokunulmazlığın zırhına bürünmemelidir. Her birey makamı, sıfatı ve mevkii ne olursa olsun eylem ve söylemlerinden hesap verebilmelidir. Kürsü dokunulmazlığı haricinde her dokunulmazlık acilen kaldırılmalıdır.

Selam ve Sabırla... 14.08.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?