1 Haziran 2026 Pazartesi

Yenileceksiniz, Cehenneme Sürüleceksiniz

Yenileceksiniz, Cehenneme Sürüleceksiniz

Veysi ERKEN Dr.

Allah’ın va’didir.

Hz. Muhammed Mustafa’nın sav. şahsında şöyle vahyediyor. “ İnkâr edenlere/kâfirlere de ki: Yakında mağlûp olacaksınız ve cehenneme sürükleneceksiniz. Orası ne kötü bir kalma yeri! Âl-i İmran-12”

Yeter ki, ayette belirtildiği gibi bizler kâmil bir imanla vazifemizi icra eyleyelim. “Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsvâ etsin, onlara karşı size yardım ve zafer ihsân buyursun, baskı ve zulüm altında inleyen mü’min toplulukların gönüllerini ferahlatsın! Tevbe-14”

Evet.

Kendini değiştirmeyen topluluğa Allah zaferi, her türlü fethi ve gönüllerin fethini müyesser kılar. Yenilmez denilen toplumu mağlup ve yerle yeksan eder. Kâfirler yenilir ve cehenneme sürülür.

Yoksa onlar “Biz yenilmez bir topluluğuz” mu diyorlar?  Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Kamer, 44-45”

Ve.

Yenilen topluluğun arkalarına dönüp kaçmaları yakındır. Yeter ki, “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz. Âl-i İmrân-139” ayetinin gereğini yaşayalım, gevşemeyelim, üzülmeyelim ve inanalım.

Bizler inanıyoruz.

Dua ediyoruz.

İman varsa imkân vardır.

Hayat iman ve cihadtan ibarettir.

Ebabil misali Mücahidlerin döneceğine Gazze’yi, Filistin’i, Türkistan’ın, Doğu Türkistan’ı, Sudan’ı ve bütün dünyayı özgürleştireceğine, kâfirlerin yenileceğine ve cehenneme sürüleceğine inanıyoruz.

Bunun için duamız şudur.

Allah’ım günümüzün Ebreheleri olan Siyonist haçlı zihniyetinin, uşaklarının, işbirlikçilerinin tepelerine sicil taşları, İHA’ları, SİHA’ları, TİHA’ları yağdır. Onları ezilmiş, çiğnenmiş, hamurlaşmış hale çevir.

Her şeye mutlak kadirsin.

Siyonist haçlı şeytanlarının, kâfirlerinin yenilmelerine ve cehenneme sürülmelerine bizleri vesile kıl.

Vahyinde; Rabbin fil ordusuna ne yaptı, görmedin mi? Onların planlarını boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar yağdıran sürü sürü kuşlar salmadı mı? Sonuçta Allah onları yenilip ezilmiş ekine çevirdi. Fil Suresi 1-5” diye buyurdun.

Bugünün Ebreheleri, uşakları ve işbirlikçileri olan Siyonist haçlıları vahyinde belirttiğin gibi yerle yeksan eyle.

Duamız, fiili duamız budur.

İsrail’in, Amerika’nın, İngilizlerin ve bütün Siyonistlerin bu topraklarda gömüldüğünü, dünyadan tasfiye edildiklerini bizlere göster.

Sen diledikten sonra olmayacak bir şey yok.

Herkes biliyor ki kudretin ve yardımınla Nemrut bir sineğe yenildi, yerle yeksan oldu.

Firavun suda yok oldu, cesedi ibretlik bırakıldı.

Kimi kavimler fırtınayla, kimi zelzeleyle tarumar edildi.

Siyonist şeytanların merkezleri ve kışlaları birlikte bu topraklarda gömüldüklerini, yenildiklerini ve cehenneme sürüldüklerini bizlere göster.

Yardım ve Zafer sendendir.

Selam ve Sabırla… 01.06.2026


Vefa Dosta Yakışır

Vefa Dosta Yakışır

Veysi ERKEN Dr.

“Bahar” Güle,

“Sevgi” Dile,

“Vefa” Dosta yakışır…

“Gül” yaşamayı,

“Dil” paylaşmayı,

“Dostluk” hatırlamayı bilenler içindir.”

Ne güzel bir paylaşımdır.

Bunu paylaşanlara teşekkür ediyorum.

Vefa, dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadakat” olarak tanımlanır.” https://www.lugatim.com/s/VEF%C3%82

Demek ki VEFA hatırlamak değil UNUTMAMAKTIR.

Unutmamak dost olanların bir sıfatıdır.

Kaçımız unutmuyoruz.

Çok az.

Kendimizi bile unutabiliyoruz.

Asıl ve önemli olan ALLAH’I unutmamaktır.

ALLAH’I daim olarak hatırlamak, Allah’ın dostu olmak Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) vahyettiklerini, bize tebliğ ettiklerini yaşamaktır.

“Vefa” ve “sadakat”in insanoğlu için zayıfladığının izahı babında “yok dostum yok o aşklar bu devirde, “Vefa” İstanbul’da bir semtin adı, “sadakat” ise köpeklerde kaldı” deyimi kullanılır.

Tabii ki İslamî anlamda böyle bir söz ancak Müminlik vasfını kaybetmeye ve münafıklaşmaya başlayanlar için söylenebilir.

Vefa sözünde durmayı, unutmamayı, dilinde sevgiyi, baharında gül’ü daim kılmayı gerektirir.

Ayette; “Hayır! Kim sözünde durur, günah ve haksızlıktan sakınırsa, şüphesiz ki Allah takvâ sahiplerini sever. Âl-i İmrân-76” 

Vefalı olan Sadık olur. Vefa Allah’ı ve dostları unutmamayı, dostluk ise arkadaşlara, gönüldaşlara ve iletişim halinde olanlara sadık kalmayı icab ettirir.

Sadakat “Dürüst olmak, yalandan ve hileden kaçınmak, ne olursa olsun bağlılık yeminin arkasında durmak anlamına gelen en önemli insani değerlerden biridir.”

Bizim sadakatimiz, samimiyetimiz ve vefamız Kur’an-ı Kerim zeminli olmalıdır ki kıymeti harbiyesi olsun.

Zira Usvemiz ve örnekliğimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır. Sav. Bu bir zorunluluktur.

İçinizden Allah’ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır. Müminler düşman kuvvetlerini karşılarında görünce, “Bu, Allah’ın ve resulünün bize vaad ettiği durumdur, Allah ve resulü hep doğru söyler” dediler; bu onların ancak imanlarını ve teslimiyet duygularını ­arttırdı. Müminlerden bazı kimseler Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler, kimileri onun yolunda can verdiler, kimileri de ecellerini bekliyorlar; (vaadlerini) asla ­değiştirmediler. (Böyle oldu ki) Allah, sözünde duranları sadakatleri sebebiyle ödüllendirsin, münafıkları da dilerse cezalandırsın, dilerse bağışlasın! Allah çok bağışlayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir. Ahzâb; 21-24”

Kur’an ve Resule uyma söz konusu ise vefa, samimiyet ve sadakat duyguları insanda gelişir ve karar bulur.

Baharı gül, dili sevgi ile donanır.

Şimdi bizler samimiyeti, vefayı ve sadakati insanlarda, çevremizde arıyoruz.

“Bir kahve fincanın kırk yıl hatırı vardır” denilir ya, bizler de kırk yıllık hatırları pekiştirecek vefayı, samimiyeti ve sadık dostları arıyoruz.

Bulabilir miyiz?

Herkes sorunun cevabını kendisi versin.

Hayatımız menfi olarak ne kadar tağayyur etti, ne kadar müspet yönde değişti.

Ölçü Kur’an ve sünnet olmak kaydıyla kendimizi ve etrafımızı değerlendirelim, kıyaslayalım.

Vefanın hatırlama olmayıp unutmama olduğunu kavrayalım ve yaşayalım.

Selam ve Sabırla… 01.06.2026

 

Bir zulmü engelleyemiyorsanız

Bir zulmü engelleyemiyorsanız

Veysi ERKEN DR.

Siyonist şeytanların, uşaklarının, işbirlikçilerinin ZULÜMLERİ ve SOYKIRIMLARI başta GAZZE, Filistin, Doğu Türkistan, Arakan olmak üzere dünyanın muhtelif yerlerinde devam ediyor.

Ve lider denilenler susuyor, seyrediyor, zulme engel olmaya çalışmıyor.

Hz. Ali r.a. “Bir zulmü engelleyemiyorsanız en azından onu herkese duyurun” buyuruyordu insanlara, liderlere ve insan kalanlara.

İnsanlık öldü.

Şeytanlık ve vicdansızlık had safhadadır.

Vicdansızlığın, şeytanlığın, katliamın, vahşetin, işgalin, soykırımın hüküm sürdüğü bir dünyada vicdanın hâkim olması için “zulüm bizdense ben bizden değilim” dememiz, haykırmamız ve zulmü dünyaya duyurmamız gerekir.

Zulmü engellemeye çalışmak her insan olan için farzdır.

SUMUD tipi örgütlenmeler bunun için yapılmaktadır.

“Zulüm bizdense ben bizden değilim” Rachel Corrie’nin İsrail askerlerinin buldozeri karşısında haykırdığı sözdür. Belki vicdan hâkim olur insanlığa diye haykırmıştır.

Rachel “zulüm bizdense ben bizden değilim” diye haykırıyordu ve gereğini yapıyordu.

Ve

 “Ben diğer çocuklar için buradayım. Buradayım çünkü önemsiyorum. Buradayım çünkü her yerde çocuklar ıstırap çekmekte. Çünkü kırk bin insan açlıktan ölmekte. Buradayım çünkü o insanların çoğu çocuklar. Anlamalıyız ki fakirler her yanımızda ve biz onları görmezden geliyoruz. Anlamalıyız ki bu ölümler önlenebilir! Anlamalıyız ki üçüncü dünya ülkelerindeki insanlar da tıpkı bizim gibi düşünür, endişelenir, güler ve ağlar! Anlamalıyız ki onlar bizim rüyalarımızı görüyor, biz de onların rüyalarını! Anlatmalıyız ki onlar biz, biz de onlarız! Rüyam, her gün ölen kırk bin insanı kurtarabilmek! Rüyam gerçekleşebilir ve gerçekleşecek, eğer hepimiz geleceğe bakıp oradaki ışığı görebilirsek...” diyen ve hayatını farklı dine, yani Müslüman Filistinliler için feda eden küresel vicdan sahibi bir genç kız.

Ya bizler ne yapıyoruz.

Siyonist şeytanların, uşaklarının işbirlikçilerinin zulümlerini engellemeye çalışmadığımız gibi duyurmaya da çalışmıyoruz.

Mallarını boykot etmiyoruz, onlara uşaklık edenler vardır.

Maalesef sessizliğimiz, suskunluğumuz ve engel olmaya çalışmamamız yüzünden zulüm her yerde devam ediyor.

Merhum Arif Nihat Asya Ebucehil anlayışının/ zulmün kıtaları dolaştığını şu dizeleriyle terennüm ediyor.

“Yeryüzünde, riya, inkâr, hıyanet

Altın devrini yaşıyor.

Diller, sayfalar, satırlar

"Ebu Leheb öldü” diyorlar.

Ebu Leheb ölmedi, ya MUHAMMED;

Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!”

Günümüzün en yaygın zulmü insan olmayan Siyonist haçlıların ve uşaklarının gerçekleştirdikleri ve yaydıklarıdır.

“Bir zulmü engelleyemiyorsanız en azından onu herkese duyurun” gereğini bile getirmeyecek derin bir suskunluk çukuruna gömülmüş vaziyetteyiz.

Gazze, Doğu Türkistan, Arakan, Sudan, Filistin ve dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında gerçekleştirilen katliamlar, işgaller, soykırımlar, vahşetler, talanlar suskunluğumuzun, sessizliğimizin, engel olmayışımızın, duyurmayışımızın en açık delillerdir.

Unutmayalım şimdi ve her zaman zalimlere başkaldırı ve onları boykot zamanıdır.

Zulümlerini engelleme ve dünyaya duyurma zamanıdır.

Zulmü engellemeye, en azından duyurmaya çalışmayanlar için Hz. Ali r.a. şöyle der. “Haksızlık karşısında susan hem hakkını hem de şerefini kaybeder.”

İnsan olanlar zulmü engellemeye ve herkese duyurmaya çalışarak hak ve şerefini korurlar.

Selam ve Sabırla… 01.06.2026