Gazze/Filistin için daha etkin müdahale
Veysi ERKEN Dr.
“Basra harap olduktan sonra” diye bir deyim vardır.
GAZZE, Doğu Türkistan ve pekçik İslam ve mazlum beldesi harap turab olmuş vaziyette.
Ve insanlık, yöneticiler seyrediyor, bekliyor, başlarını deve kuşu gibi kuma gömüyor.
Sadra şifa olabilecek, korsan Siyonist Amerika’yı ve kışlası olan İsrail’i durduracak bir eylemde bulunulmuyor.
Birleşmiş Milletler bir LEŞ olarak duruyor.
Bu karamsar tablo içinde Türkiye çaba harcıyor, Mekke anlaşmasını imzalıyor, imzalatıyor ve etkin müdahale için zemin hazırlamaya çalışıyor.
Dışişleri Bakanı mekik diplomasisi ile görüşmelerde GAZZE, BATI ŞERİAN, Filistin konusunda etkin eylemlerin başlatılması için çaba harcıyor.
Mısır’daki son görüşmede, Fidan, "Bu sorun sadece Gazze'yi, Orta Doğu'yu ve bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil bütün uluslararası toplumu ilgilendiren bir güvenlik sorunu haline dönmüştür. Netanyahu ve arkadaşlarının izlediği tahrik edici, provoke edici, insanlık onurunu ayaklar altına alan politika." diye konuştu.
Bölge ülkeleri olarak, uluslararası toplumla birlikte neler yapılabileceği konusunun ele alındığını belirten Fidan, "Daha ciddi tedbirlerin alınması konusunda mutabık kaldık. Özellikle insanların ulaştırılması, Filistinlilerin hedef alınarak öldürülmesinin önüne geçilmesi, Gazze Barış Planı'nın maddelerine riayet edilmesi konusunda görüşlerimizi gözden geçirdik tekrar ve kararlılığımızı vurguladık." ifadelerini kullandı.
Görüşmeler ve kararlılıklar artık bir sonuç vermelidir.
Siyonistlerin korsanlıkları, vahşetleri ve soykırımları durdurulmalı, İsrail denilen kışla tasfiye edilmelidir.
Bu tür eylemleri gerçekleştirmek için İslam ülkelerinin yöneticileri aktif rol almakla mükelleftir. Aktif rol almayanlar cehennem azabından kurtulamaz.
İnanıyoruz ki,“Hoşunuza gidecek bir şey daha var: Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih! Haydi, müminleri müjdele. Saff-13” ayeti tecelli edecektir.
Allah’ın vaadi olan müjdenin tahakkukunu bekliyoruz.
Zalimlerden, katillerden, Siyonistlerden hesap sorulmasını, tasfiyelerini bekliyoruz.
Konuşmaların, açıklamaların gereğinin kısa zamanda gerçekleşmesi için Rabbulalemin’e yalvarıyoruz.
Evet.
Erdoğan, "Mazlumlara el uzattık. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa, tüm imkânlarımızla orada olmaya gayret ettik. Bugün şu gerçeği bir kez daha tüm samimiyetimle, tüm yüreğimle burada siz dostlarımın huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu belagat olsun diye değil, gittiğim gördüğüm, ziyaret ettiğim yerlerde bizzat şahitlik ettiğim için söylüyorum. … Emin olunuz Gazze'nin yegâne umudu sizlersiniz, ayağa kalkmakta olan Şam'ın umudu sizlersiniz, küllerinden yeniden doğan Halep'in umudu sizlersiniz. Mogadişu'nun, Hartum'un, Beyrut'un, Trablusşam'ın, Trablusgarp'ın, umudu sizlersiniz. Unutmayın Lefkoşa size bakıyor, Bakü size bakıyor. Saraybosna, Üsküp, Prizren, Bağdat, Basra size bakıyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Unutmayın biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz. Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de kardeş coğrafyalarında ümmetin de vebali üzerindedir.
Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır. Bizim mazlumlara ödenecek borcumuz vardır. Bizim mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır. …..
Gazze'de saldırıların halen devam ettiğini ve bir soykırım yaşandığını vurgulayan Erdoğan, "Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak, sorulacak, sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak. Tüm kalbimle söylüyorum yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hind Recep'in o güzel gözleri, o masum gözleri, gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül'ü hatırlayın, Aybüke Yalçın'ı hatırlayın, Ayşe Nur Alkan'ı hatırlayın, Mehmet Selim Kiraz'ı hatırlayın, Ömer Halis Demir'i, Halil Kantarcı'yı hatırlayın, şehit Mustafa Cambaz'ı hatırlayın, 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan kopartılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu aziz kadro bugüne kadar Hz. Peygamber'in, ehli beytin, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin din, vatan, bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir." ifadelerini kullandı.
Hâsılı kelam.
Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Sudan’da ve bütün mazlum coğrafyalarda işlenen soykırımların hesabının sorulduğu, siyonizmin tasfiye edildiğinin, kararlı, cesur müdahalelerin müjdesini bekliyoruz.
Bizler şuna inanıyoruz.
“Nasr’un- minellah ve fethun karib”
Selam ve Sabırla… 14.08.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?