Aileyi Sosyal Politikanın Merkezine Almak
Veysi ERKEN Dr.
“Aile”yi sosyal politikanın merkezine almak demeçlerle gerçekleşmez.
İcraatla gerçekleşir.
İcraat “aile” kavramının kamilen anlaşılması ve inanç değerlerimizle inşasını gerekli kılar.
Böyle bir inşa şuuru yoksa ailenin iflası kaçınılmazdır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Biz istiyoruz ki aile dostu bir Türkiye kuralım. Aileyi, sosyal politikalarımızın merkezine aldık. Çünkü aile güçlü olursa toplum güçlü olur, toplum güçlü olursa Türkiye güçlü olur. Biz hep birlikte daha güçlüyüz, daha dirençliyiz. Büyük Türkiye'yi güçlü ailelerle inşa ediyoruz." dedi.
Toplum dediğimiz şey aileyle güçlenen, geleceğini aileyle kuran bir yapı. Ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz ama aynı zamanda aileyi değersizleştiren kültüre karşı da güçlü bir sosyal bilinç oluşturmak zorundayız. Bakın bu mesele milli güvenliğimiz açısından çok önemli. Aile değerlerini kaybeden Türkiye'nin sorunlarıyla hepimiz mücadele edeceğiz. Çünkü bu mesele bir beka meselesi."
Demeçlere baktığımızda aile ile ilgili bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.
Peki sonuç nedir?
Sonuç felakettir.
Aile kurumu beka ve güvenlik meselesi olarak görülmesine rağmen takip edilen politikalar “aile”yi dağıtan, zayıflatan, yok olmaya doğru sürükleyen tarzdadır.
Takip edilen politikalar nedeniyle;
Evlilikler azalmakta,
Boşanmalar çoğalmakta,
Nüfus yaşlanmakta,
Doğurganlık azalmakta,
Yalnız veya gayrı meşru yaşayanlar çoğalmaktadır.
Kısaca beka ve güvenlik meselesi olarak görülen aile ve dolayısıyla millet yokluğa sürüklenmektedir.
Ailenin tekrar ihya ve inşa edilebilmesi için takip edilen politikaların topyekûn terk edilmesi ve değerlerimize, ahlakımıza ve İslamî anlayışa göre inşa edilmiş politikaların geliştirilmesi ve takip edilerek uygulanması gerekir.
Buna “Ev Hanlığı” denilebilir.
Aile, aile bireylerinin konumu, vazifeleri, fonksiyonları ve kadın ile ilgili geliştirilecek politikalar kadınlarımızı ana, yâr, bacı, kız evlat yapabilecek ve onları “ev hanı” kılacak, aile bireylerini asli fonksiyonlarına irca edecek tarzda olmalıdır.
Aileyi toplumun vazgeçilmez unsuru ve beka ve güvenlik meselesi olarak görüyorsak “Ev Hanlığı” anlayışına dönüş farzdır.
Bunun için “Ev hanlığı” “Ana”lığın, “evdeş”in anlamını ve değerini yok etmek isteyen Siyonist haçlı zihniyetinin terki gerekir.
Bilindiği üzere Siyonist haçlı zihniyetinin piyonları “kadın”ı piyasaya sürdüler ve özgürlük adı altında her türlü kötülüğün, pespayeliğin teşhirinde araç haline dönüştürdüler.
Kadın evden ihraç edilince toplumsal çöküş hızlandı, aileler dağılmaya başlandı, çocukları “el”ler büyütmeye başladı. Çocuklar “el” olmaya, ana babaya yabancılaşmaya başladı.
Mesut ve bahtiyarların yuvası olan aile pelesenk oldu.Aile dağılmaya, çökmeye ve yok olmaya başladı.
“Ev Hanlığı”na dönüş şarttır.
“Ev hanı” olana maaş ve her türlü imkân tanınmalıdır ki, evler devlete dönüşsün. Hanımlık anlamını bulsun.
“Ev Hanı” olan anamız, bacımız, hanımımız ve kızlarımız sosyal (içtimaî) vazifelerini kâmilen yerine getirebilsin.
“Ev Hanlığı” kadını hayattan koparmak değildir. Bilakis hayatın kuşatılmasını ve yönetilmesini sağlar.
“El”lerin işini değil kendi “devlet”inin işini yönetmesini sağlar.
Aileyi sosyal politikanın merkezine almak demek öze dönmeyi “aile”yi devlete, hanlığa dönüştürmek demektir.
Aksi takdirde “aile”nin çöküşü demeçlerler engellenmez.
Unutulmamalıdır ki , kadını sokağa iten, ellere hizmetçi konumuna sokan hiçbir uygulama aileye uçurumdan, yokluktan kurtarmaz.
Hasılı kelam.
Bütün partiler, STK’lar, Sendikalar, Tarikatlar, cemaatler “Ev Hanlığı”nı desteklemeli ve “ev Hanı” olanlara maaş bağlanması için seferberlik ilan etmelidir. Aile o zaman sosyal politikanın merkezinde olur.
Kadın evine dönmeli, evini yuva ve devlet yapmalıdır. Devletinin “han”ı olmalıdır.
Paranın, makamın, şehvetin, bedenin ve şöhretin ilahlaştırıldığı, ruhun ve hissiyatın terk edildiği/ettirildiği bir düzende evi “devlet”leştirmek ve “hane”ye çevirmek mümkün mü?”
Aile kurumunu gerçekten beka ve güvenlik meselesi olarak görüp, ona göre tedbir alırsak elbette mümkün.
Politika değişikliği yapılmazsa söylenen her şey laf-u güzaf olarak kalır.
Selam ve Sabırla… 04.10.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?