9 Kasım 2017 Perşembe

Ortaöğretime Geçiş Konusu



Ortaöğretime Geçiş Konusu

Veysi ERKEN

            Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı bir açıklamada bulundu.
            “Temel eğitimden ortaöğretime geçişte veliye beş okul önerilecek ve nitelikli liseler için ayrıca bir sınav yapılacak” ifadesini kullandı.
            Tabii ki, bu açıklamaya istinaden aklı evveller uzman(!) sıfatıyla hemen yorum yapmaya başladılar.
            Yok, sınav şöyle olmalı. Öyle değil böyle olmalı. Vs.
            Uzman sıfatıyla ekranlarda arz-ı endam edenlerin konuştuklarını dinledikçe bu konuda yazmanın faydasız olduğunu düşünüyorum.
            Bu düşüncemden dolayı temel eğitimden ortaöğretime geçiş  ile ilgili ifadeleri kale almadım.
            Ancak dostlar illaki konuyu yazman gerekir diye ısrar edince bir kenarından temas edelim dedik.
            Yazsak da, maalesef medyanın eğitim uzmanı diye piyasaya sürdüklerine itibar ediliyor bu ülkede.
            Anlayacağınız nüfuz ajanları itibarda.
            Gelelim asıl konuya, geçiş konusuna.
            İsmet Yılmaz’a şu soruyu yöneltmek gerekir.
            Sayın Bakan.
            Bakanlığın görevi Türkiye’deki bütün okulların niteliklerini en üst seviyeye çıkarmak değil midir?
            Okulları nitelikli-niteliksiz ayırıma tabi tutmak doğru mudur?
            Bu yaklaşım eğitimdeki kırılgan yapıyı arttırmayacak mıdır?
            Neden okulları nitelikli ve niteliksiz kategorilerine ayırt ediyorsunuz?
            İlave olarak Türkiye’nin bütün sathında yeterli nitelikli kapasiteyi oluşturmak bakanlığınızın görevi değil midir?
            Bize göre eğitimde tekelcilik olduğundan bakanlık olarak temel göreviniz okulla alakalı nitelik ve kapasiteyi artırmaktan ibarettir.
            Bakanlık bu iki alanda (kalite ve kapasite) yoğunlaşırsa veli tercih özgürlüğünü kullanabilecek, adamcılık, sahte adrese dayalı okul tercihi kavramı ortadan kalkacaktır.
            Kanaatime göre yol yakınken hatadan dönmek fazilettir.
            Geçiş sınavından tamamen vazgeçiniz.
            Tabii ki, geçiş sınavı bütün öğretim kademeleri arasından kaldırılmalıdır.
            Ortaöğretimden Yükseköğretime geçişten de sınav kaldırılmalı, Türkiye olarak kapasite ve nitelik artışı üzerinde odaklanılmalıdır.
            Konuya sadece temel eğitimden ortaöğretime geçiş için sınırlandıracak olursak karşımıza zorunlu 12 yıllık öğretim  sorunu çıkar.
            Esasında ülkemizde temel ve ortaöğretim birlikte düşünülmekte ve 4+4+4 şeklinde kademelendirilmektedir.
            4+4+4 kanunen bir zorunluluk kabul edilmektedir.
            Zihniyet bu olduğuna göre ilk dörtten ikinci dörde geçişte nasıl ki, geçiş sınavı değil, tercih esas alınıyorsa, ikinci dörtten üçüncü dörde de sınav değil tercih olmalıdır.
            Ve tercih için üçüncü dörtlük için yeterli nitelikte ve kapasitede okul kurulmalıdır.
            Birey veya velisi dilediği okulu seçebilecek fırsat ve imkâna sahip kılınmalıdır.
            Bu konuda bütün insanımızı aklıselime davet ediyorum.
            Beş tercih ve nitelikli okullar için sınav konusunda söyleyeceğim tek şey şudur.
            İnsanımız bilgi edinme ve beceri geliştirme hak ve özgürlüğünü sınırsız bir şekilde kullanabilmelidir.
            Ülkenin her bireyi kaliteli, nitelikli ve ülke sathının her yerine adilce dağılmış okul kapasitesine sahip kılınmalıdır. Bu hak ve özgürlük gereğidir.
            Devletin görevi hak ve özgürlüğün önündeki mâniaları, bariyerleri ve setleri ortadan kaldırmasıdır.
            Bakanı ve bakanlığı görevlerini yapmaya davet ediyorum.
            Selam ve Sabırla…
           

2 Kasım 2017 Perşembe

Yerli Otomobil



Yerli Otomobil

Veysi ERKEN

            Yerli otomobil üretimi ile ilgili açıklamalar ve ortak girişim için imzalar atılmış.
            Hayırlı olsun.
Açıklamalara bakılırsa üretilecek otomobilin 2021 yılında piyasada yer alacakmış.
Geç bir tarih.
Kanaatime göre 2018 yılının ilk aylarında “yerli otomobil” yollarda olmalıdır.
Böyle bir potansiyelimiz var mı?
Vardır.
Açıkça ifade ediyorum.
“Yerli otomobil”i 2018 yılının ilk ayında piyasaya sürecek potansiyelimiz ve imkânımız vardır.
Bunu “devrim otomobil”inden biliyoruz.
O projenin kaç günde faaliyete geçirildiğini ve kimlerin engellediğini bilmeyen yoktur sanıyorum.
Artık 60’lı yıllarda değiliz.
Birkaç yıldır “yerli otomobil”in prototipinin üretildiğini bakanlar açıklayıp duruyor.
Madem ki, prototip hazır.
Neden hemen üretime geçilmiyor.
Bence sorulması gereken soru budur.
Buna ilave olarak birkaç üniversitemiz de yerli elektrikli otomobil geliştirdiklerini defalarca deklere ettiler.
Yine inşaat mühendisi olan bir arkadaşım Yıldız Teknik Üniversitesi ile elektrikli otomobilin prototipini ürettiğini ifade ederek internet ortamındaki linkini göndermiş idi.
Bunu da yıllar önce yayınladım.
Malzeme ve imkan varken neden hemen üretime geçilmiyor.
Sorulması gereken soru budur.
Kim veya kimler engelliyor.
Sayın Cumhurbaşkanı belki bunları açıklamıyor ama halk tahmin ediyor.
Evet, beş firma bir araya gelmiş ve üretime karar vermişse bu işi uzatmamak gerekir.
Eldeki prototipler hemen harekete geçirilmeli ve üretime başlanmalıdır.
Malum içinde yaşadığımız zaman dilimi Ar-Ge zamanı olarak ifade edilir.
Üretime başlandıktan sonra yeni ve daha gelişkin modellere geçilir.
Yeter ki, bismillah deyip bu işi geciktirmeme iradesi ortaya konulsun.
Devir hızlı karar alma ve hemen uygulama devridir.
Günü ve zamanı kaçırmayalım.
Uzun bir zaman kaybı var zaten.
Gün kararlı olma ve üretime başlama zamanıdır.
“Yerli otomobil” hayırlara vesile olsun, ülkemize güç katsın inşallah.
Gelin dostlar bu konuda ilgilileri teşci edelim.
Yerli otomobilimize 2018’de binelim.
Selam ve Sabırla…