“Devlet halka hesap vererek yönetilir”
Veysi ERKEN Dr.
Merhum Turgut Özal “Devlet halka sorarak değil, halka hesap vererek yönetilir” diyerek devletin görev, yetki ve sorumluluklarını ifade ediyordu,
Yine merhum Muhsin Yazıcıoğlu “Ya korkularımızla koyun koyuna yatıp, hiçbir şey üretmeden kendimizle cedelleşmeye devam edeceğiz ya da birbirimize ve hayat tarzlarımıza tahammül edip, prangaları sökerek geleceğe doğru dev bir adım atacağız...” diyerek “ceberut” anlayışa meydan okuyordu.
Beşeri ilişkilerde hayatı karmaşıklaştıran faktörlerin başında “kavram” kargaşası gelir. Aynı zemin ve zamanda yaşayan insanların kullandıkları kelimelere farklı “anlam”lar yüklemekte iseler onların anlaşmaları kolay değildir. Hele hele bu farklı anlam yüklemeler toplumun bütününü ilgilendiren “kavram”larla ilgiliyse vahamet daha da büyür.
Bir ülkede yaşayan insanların bütününü ilgilendiren kavramların başında “devlet” gelir. Devlet, hayatın her alanını kuşatır. Bu sebepledir ki, görülen aksaklıklar tenkit konusu oldu mu hemen bazıları devreye girer, devleti tahrip etmeyelim der.
Filhakika, ulvî duygularla meşbû olan insanların devleti tahrip etmeleri gibi bir niyetleri yoktur ve olamaz. “Din u devlet, mülk ü millet” ilkesini benimsemişlerin olsa olsa bir tek niyetleri vardır. O da, devletin milletler camiasının en ön sıralarında yer alabilmesi için canla, başla gayret sarf etmek. Bunun dışındaki anlayış ve yaklaşımlar ancak şahsi çıkarları için devlet kavramının arkasında saklananların düşüncelerinden ibarettir. Devlet, kavramının tanımından hareket edecek olursak meramımızı daha isabetli anlatabileceğimizi düşünüyoruz.
Devlet,”manevi şahsiyeti olan, hâkimiyet sahibi, belirli bir nizamı(anayasası) olan, sınırlı bir ülkeye sahip fertlerden kurulu bir topluluktur” şeklinde tanımlanır. Bu tarifte beliren devlet unsurları:
1-Fertlerden Kurulu topluluk,
2-Belirli bir statü ve buna saygı,
3-Sınırlı bir ülkede ikamet,
4-Hâkimiyete sahip olma,
5-Manevi şahsiyettir”(1).
Tanımdan anlaşılacağı üzere, “din ü devlet, mülk ü millet” diyenlerin devletle bir problemi yoktur. Problem, kendini “devlet” olarak görenlerledir.
Merhum Turgut Özal’ın ifade ettiği gibi devlet halka hesap vererek, kurulu olduğu fertlerin inanç ilkelerine göre yönetilir, hâkimiyetini buna göre tesis etmeye çalışıyorsa millet mutlu, huzurlu ve devletine bağlı olur.
Aksi takdirde devletin yıkılması, dağılması mukadder olur.
Bilindiği üzere adaletin hâkim olduğu yerde korku ve parçalanma olmaz. Adalete dayalı devlette “birbirimize ve hayat tarzlarımıza tahammül edip, prangaları sökerek geleceğe doğru dev bir adım atmış” oluruz.
Güzel ülkemde, maalesef, kendini devlet olarak takdim eden, jöntürkçü ve ittihatçıların varisleri olan zevat, kurum ve zihniyetler devletin adalet üzerine tahammülü yoktur.
Kendilerini devletin ebedi sahibi görüp İslam’a, İslamî ilkelere, kurallara, hayat tarzına tahammülleri yoktur.
“maarifin kalbinde Ramazan” etkinliğine karşı kudurmaları ve okullarda gerçekleşen katliamlara karşı tutumları bunun göstergelerindendir.
Ceberrut ve her şeyimize yabancı bu anlayış, göz ardı edilemeyecek ve edilmemesi gereken bir hakikattir.
Kendini “devlet”in her şeyi olarak takdim eden, gören zevat, kurum ve zihniyetler var oldukça görülen haksızlıkların, yanlışlıkların, hırsızlıkların, katliamın, zinanın, rüşvetin, irtikâbın azaltılması mümkün olmaz.
İşte, vatandaşın, insanımızı, vatan ve millet sevdalılarının sıkıntısı, meselesi bu anlayışladır, ittihatçı ve jöntürkçü, halka sormadan halkı yönetmeye çalışan hinoğlu hinlerdir.
Esasında vatandaş, tenkidini yaparken devleti değil, kendini devlet olarak gören ve bu ulvî kavrama sığınarak her türlü mel’aneti işleyen ve işletenleri kast etmektedir.
Hutbede insanımıza edep, hayâ ve ahlakın telkinine bile tahammülü olmayan alçak zihniyetedir.
Bir ülkede yaşayan insanlara ortak kavramları yorum gerektirmeyecek tarzda öğretebilirseniz huzursuzluğa ve yanlış anlamalara sebep olan unsurların ekseriyetini ortadan kaldırmış olursunuz. Ortak kavramlar dağdaki çobandan ilim adamına kadar herkesin anlayabileceği berraklıkta ve açıklıkta olmalıdır ki, bazıları kendilerini “devlet” gösterip, devleti tahrip etmesinler.
Hulasa-i kelâm.
Kavramlar berraklığa kavuşturulmadıkça bazıları kendilerini “devlet” olarak görmeye, devleti tahrip etmeye ve soymaya devam edecektir. Milleti ahlaksızlaştırarak İslam’ı gönüllerden ve hayattan kazımaya devam edecektir.
--------------------------
1-Zeydan, Abdulkerim, İslâm’da Ferd ve Devlet Münasebetleri, Kayıhan Yayınları, İstanbul 1978,s.74.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?