10 Eylül 2026 Perşembe

Muhafaza-kâr”ların Tahribattaki Etkileri

Muhafaza-kâr”ların Tahribattaki Etkileri

Veysi ERKEN Dr.

Hz. Muhammed Mustafa(sav) tebliğiyle ve yaşayışıyla insanların zulmetten nura, karanlıktan aydınlığa çıkmalarını sağlamıştır.

Onu yolunda olduğunu iddia edenlerin bir kısmı makam, mevki ve güç sahibi olduklarında mevcut karanlık ve zulmet halinin değişimine katkı sağlayacaklarına tam tersi kötülüğün devamına teşne oluyorlar.

Bu tiplere de muhafazakâr deniliyor.

Bunlar artık “muhafaza-Kâr”dırlar.

Makamlarını, mevkilerini, servetlerini, güçlerini muhafaza etmeyi KÂR olarak görmeye başlamışlardır.

Sözlükte muhafazakâr; “1.Millî, mânevî değerlere, eserlere, âdet ve geleneklere bağlı olan, onları korumak, yaşatmak, devam ettirmek isteyen (kimse).

2. Yeniliklere olumlu da olsa ayak uyduramayan, mevcut düzenin, düşünce ve kurumların olduğu gibi kalmasını isteyen (kimse), tutucu, mutaassıp” https://lugatim.com/s/muhafazakar diye tarif edilir.

Makam sahibi, belediye başkanı, müdür, başkan vs olanları tarifin ikinci kısmına evirilip devrildiklerine şahit oluyoruz.

Bu muhafaza-kârlar makamlarını korumak için konserler düzenlemek, rezilleri, ahlaksızları sanatçıları sahneye çıkarmak, kamu imkânlarını ahlaksızlara peşkeş çekerek İslam’ı yok etmeye çalışanlara aktararak onlara hoş görünmekle yozlaşmaya, tahribata ve İslami hayattan uzaklaşmaya katkı sağlıyorlar.

Maalesef bu tavırları sergileyerek “münafık”laşanlar çoktur.

Bilindiği üzere “münafık”ların tahribatı “kâfir”lerin tahribatından çoktur.

Münafıklar beyaz pirincin içindeki beyaz taşlar gibidir ve zararları siyah taşlardan çok fazladır.

Münafıklaşmayan yönetici inancını kâmilen yaşayarak, taviz vermeyerek makamında kaim olmakla mükelleftir.

Direne direne devrimci olma vasfını korur ve karanlık ilkeleri, kuralları, yaşayışları aydınlık yaşayışlara inkılâp ettirmeye çalışır.

Bu bağlamda Müslüman olan ve Müslüman kalan yöneticilere, müdürlere, başkanlara, vekillere diyorum ki, konserler, dans gösterileri, oyunları, yarışmaları düzenlemeyiniz.

İslam’ın öğrenilmesi ve yaşanması için ortamlar hazırlayınız.

Ülkemizi Kur’an ve sünnet zemininde ihya, inşa ve yükseltecek faaliyetlerde bulununuz, tahribatı arttırma yerine tahribatı giderme yöntemlerini uygulayınız.

Ve.

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi bilir. Maide-54” ayetini yaşayarak sizleri kınamaya çalışan münafıkların, kâfirlerin kınamalarından korkmayınız.

Selam ve Sabırla… 10.09.2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?