Fon mağdurları mı?
Veysi ERKEN Dr.
Fon mağdurları mı dediniz?
Dolandırıcılık, soygun dün de vardı? Bankerler ve bankalar denilen müesseselerde parasını, malını mülkünü batıranlar vardı, bugünde olmuştur.
Varsa kimler soyguna tabi tutulmuştur ve kimler bunu yapmıştır?
Bunun listeleri yayınlanmalıdır.
Zira dolandırılanlar fonlara parasını yatıranlar İslami hassasiyetleri olduğundan veya islam'ı yaşadıklarından dolayı yatırmamışlardır.
Daha çok kazanma hırsı onları fonlara yönlendirmiştir.
Dolandıranlar da fonları İslami olduğu için oluşturmamışlardır.
Peki, İslam ve Müslümanlar neden karalanmaya çalışılıyor.
Sebebi bellidir.
Kapitalizm dininin ahkâmına göre yaşayıp, şeytanlara, fetöitlere uşaklık edenler, rüşvetçileri, irtikâpçıları, metresleri, metresçileri savunanlar ahlaksızlıklarını, hırsızlıklarını korumak içindir.
Bu tipler İslam’la hiç ilgisi olmayan veya dönüşerek onlardan olanların tipik savunma mekanizmalarını geliştirenlerdir.
Şeytani fetöitler, siyanistler hep bu mekanizmaları kullanırlar.
Hatta beddua seanslarını başlatırlar, tivitleri katlarlar ve zihinleri bulandırırlar.
Dün hakkımızı yiyenlere hakkımızı helal etmiyorum diyen birine fonlarda batan paran var mı? diye sordum.
Cevap veremedi?
Ne ilgisi var dedi.
Evet, ilgisi çok diye cevap verdim.
Paranı senin gibi kapitalizm dinine göre amel edenler yemiş.
Neden İslam'ı yaşamaya çalışanlara beddua ediyorsun.
Belli ki, İslam’dan fersah fersah uzaksız ve rüşvetçilerin oyuncağı olmuşsun diye cevap verdim.
Evet.
Bu fetöitler fonlarla, donlarla kalpazanlık mekanizmalarını geliştirmede mahirdirler.
Bunlar ahbap çavuş ilişkileriyle insanların paralarını çalarlar.
Sonra parası çalınanları beddua seanslarını çağırırlar.
Algıları, zihinleri işgal edilenler İslam’ı ve Müslümanları kötülemeye başlarlar.
Bir kısmını da camiye gönderirler, cami çıkışında İslam’a ve Müslümanlara saldırmaya başlarlar.
Hatta bu fetöit dailer/propagandistler yalan, inkâr, iftira, itham yöntemleri ile talancı ahbapları, metreslileri ve metresleştirilenleri iyi parlatırlar.
Maalesef fetöitler zihinleri bulandırmaya, meydanlara çıkan ahlaksızları, hırsızları, rüşvetçileri, zimmetçileri alkışlatmaya devam ediyor.
Fon konusu da bundan ibarettir.
Mankurtlaştırılmışlar fon vurgununu bahane ederek hırsızları, metreslerden, rüşvetten, hırsızlıktan vazgeçmeyenleri alkışlamaya, mağdur göstermeye, deterjanla paklamaya ahbap çavuş ilişkisiyle devam ediyor.
Yıllar öncesine gitmeye gerek yok. Herşey ortada.
Belediye başkanları ile ilgili yapılan soruşturmaların neticesinde açılan davalar ve istenilen soruşturma izinleri karşısındaki müptezellerin savunma mekanizmalarını bilmek yeterlidir.
Evet.
Fonları bahane ederek ahbap çavuş müptezellerini savunlar sorum şudur.
Müptezelleşmişlere diyorum ve soruyorum.
Bu kadar hırsızlığı, şerefsizliği, rüşvet alışverişlerini, metres düzenini nasıl savunabiliyorsunuz.
Hiç mi değeriniz, İslam’la bağınız kalmadı.
Kısaca İslami terbiyeden mahrum nesiller arttıkça hırsızları, rüşvetçileri, arsızları, edepsizleri, fahşayı savunan ve yaşayanların sayısı artacaktır. Fonlar ve foncular bahanedir.
Tabii ki bu artışta iyi bilinenlerin yanlış uygulamaları ve yaklaşımları da önemli rol oynamaktadır.
Eba Müslim Horasanı “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu” tespitinde bulunmuştu asırlar önce.
Bu tespit doğrudur.
Bunun en tipik misali günümüzün hırsızlarını savunan güruha dönüşenlerdir.
İktidar mensupları kendilerini iktidara taşıyan kitleleri, İslami hassasiyetleri ve yaşayışları, az gelirli olanları terk edip, kapitalistleri, yabancı sermayedarları, Türkiye’yi sömürenleri, ahlaksız sanatçıları(!) kazanacağım diye onlara yöneldi.
Bunun sonucunda iktidarı terk eden kitle, hırsızlara, rüşvetçilere, ahlaksızlara, fuhşiyatı savunanlara, İslam düşmanlarına yönelmeye konsercileri, heykelcileri, halka hizmeti olmayanları, ahbap çavuşları savunmaya başladı.
Maalesef bu yöneliş kalıcı olmaya başladı gibi görünüyor.
Unutulmamalıdır ki, “fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile edile huylara dönüşür ve can çıkar huy çıkmaz misali kalıcı olur.”
Ayette belirtilir.
Bir topluluk kendindeki güzel vasıfları değiştirip kötülüğe dönüştürmedikçe nimet kesilmez.
Fonlarla müptezelleşenler yüzünden nimet kesiliyor maalesef.
Selam ve Sabırla… 08.10.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?