Zulüm Sessizlikten Beslenir
Veysi ERKEN Dr.
“Zulüm sessizlikten beslenir, ADALET ise Eylemle inşa edilir.”
Zulüm ve ADALET.
Zıt kavramlar.
“Zulüm sessizlikten beslenir.”
Doğru bir tespittir.
Siyonistlerin zulmü dünyadaki sessizlikten beslenmekte ve şiddetini arttırmaktadır. Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve dünyanın pek çok yerinde zulüm sessizlik sebebiyle yaygınlaştırılmaktadır.
“Sözlükte “bir şeyi ona ait olmayan yere koymak” anlamındaki zulüm (zulm) din, ahlâk, hukuk gibi alanlarda terim olarak “belirlenmiş sınırları çiğneme, haktan bâtıla sapma, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık”, özellikle de “güç ve otorite sahiplerinin sergilediği haksız ve adaletsiz uygulama” gibi anlamlarda kullanılır. https://islamansiklopedisi.org.tr/zulum
Zulüm ancak mukaddes bir kıyamla, ayağa kalkmakla, ses çıkarmakla, çığlık atmakla bitirilebilir.
Adalet ancak sessizliği bozarak, eyleme geçerek inşa edilebilir.
Adalet, “Doğru hareket etmek, hakka ve hakikate göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak” gibi mânalara gelen bir isim olup ahlâk ve hukuk terimi olarak, “bireysel ve sosyal yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun şekilde davranmayı sağlayan bir erdem veya hukuk ilkesi” anlamında kullanılır.
Ayette; “Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor. Nahl-90”
Buyruktan anlaşılan şudur sessiz kalmayın, zulmün yayılmaması için ses çıkarın, sessizlik adaleti boğmasın, adaleti ve ihsanı inşa edin ki, felah bulasınız.
Merhum şehit Şeyh Ahmet Yasin’in sessizlik yüzünden yaygınlaşan zulüm karşısında suskunları Allah’a şikâyet ediyordu.
Şöyle diyordu. “ Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim! Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim! Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
Siz ey Müslümanlar!
Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz
sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında? Bir halk yok mu?
Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Şerefli
direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası
işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı
silecek bir bakış!
Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz
şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için
dua etmeye; “Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım
et!” diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?”
Hâsılı kelam.
İnsan olanlara ve insan kalanlara sesleniyorum. Sessizliğinizle zulmün yaygınlaşmasına zemin hazırlamayın, kıyamınız ve çığlığınızla adaleti ve özgürlüğü inşa etmeye çalışınız.
Bizler bunun için sessiz kalmıyoruz, çığlıklarla tebliğ ediyoruz.
Selam ve Sabırla… 22.03.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?