1 Mayıs 2025 Perşembe

Siz İman Etmediniz

 Siz İman Etmediniz

Veysi ERKEN Dr.

İnsanlarda “bedevileşme” ve “münafıklaşma” artmaktadır.

Bedevileşme ve münafıklaşmada “sabetayistlerin”, “meşhedilerin”, pakradunilerin” etkisi büyüktür.

Bunların temel ilkelerinden birisi “benzeme benzet”tir.

Hayatlarını, yaşayışlarını, ahlaksızlıklarını, şirretliklerini, iffetsizliklerini belirgin bir şekilde teşhir ederek saf, temiz müminleri kandırıp, örnek olup kendilerine benzetmektedirler.

Bedeviler gibi olup, günümüzün bedevileridirler.

Ayette: “Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Hucurât-14”

Evet.

Bunlar iman etmedikleri halde İslam toplumları içinde bulunmaları hasebiyle “İslam” olduk diyen zümrelerdir ve kendi yaşayışlarını İslam diye kitlelere yuttururlar.

Piyasadaki fuhşiyat, teşhir, hayâsızlık, edepsizlik bunun göstergeleridir.

Maalesef ülkemizde “İslam” hariç her şey serbestçe icra edilmekte ve Müslümanlar imandan uzaklaştırılmaktadır.

Günümüzün Bedevileri olan Sabetayist, Meşhedi, Pakraduni topluluklarının kalpleri ve bedenleri hastalıklıdır, şehirlerde fitne kaynağıdır, yalan haberlerle fısk ve fücuru yayarlar.

Ayetlerde: “Münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve yalan haberlerle şehirde ortalığı karıştıranlar, eğer bu düşmanca tavırlarından vazgeçmezlerse, biz seni elbette onların başına musallat ederiz de, o zaman bu topraklarda sana komşu olarak ancak çok az bir süre kalabilirler. Allah’ın rahmetinden kovulacak; bununla da kalmayacak, nerede ele geçirilirlerse tutuklanacak ve hak ettikleri şekilde öldürüleceklerdir. Allah’ın daha önce yaşamış bütün toplumlarda geçerli olan kanunu ve yolu budur. Çağlar değişse, toplumlar değişse de, sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik göremezsin! Ahzâb 60-62” şeklinde açıklanmaktadır.

Halas ve azad olmak için günümüzün bedevilerinin müminlere dayattıkları ilke ve kurallardan kurtulmak şarttır.

Bütün bağırma ve çağırmalarına rağmen İslamî ilke ve kurallara dönmek ve onlarla yaşamak mecburiyetindeyiz.

Bunu beceremezsek tarih denilen mezara gömülmekten kurtulamayız. Yerimize başka topluluk gelir.

Bu hakikat “Ey iman edenler! Sizden kim dîninden dönerse, Allah onların yerine yakında öyle bir nesil getirecek ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihâd ederler ve kendilerine dil uzatan hiçbir kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın öyle bir lutfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, lutfu ve rahmeti pek geniş olan, her şeyi hakkıyla bilendir. Mâide-54” ayetinde sarih bir şekilde izah edilmektedir.

Şimdi ve her zaman “İslâm’la İslâmlaşma zamanıdır”

Selam ve Sabırla… 01.05.2025

Çözüme Yönelen Çare Bulur

 Çözüme Yönelen Çare Bulur

Veysi ERKEN Dr.

“Çözüme yönelen çare bulur, gerisi BAHANE bulur”

Türkiye hem içte hem de dışta ÇÖZÜM aramakta, grupların ve ülkelerin arasındaki ihtilafları halletmeye çalışmaktadır.

Maalesef bu çabaları hem içte hem de dışta engellemeye, tahrip etmeye, yok etmeye çalışan şer güçler vardır. Bunlar dışarıdakilerin piyonları ve uşaklarıdır. Gazze’deki soykırımın devamı için zemin hazırlamaya çalışan kişi ve gruplardır.

Gazze’de soykırımlarına, işgallerine, katliamlarına rağmen yenilmiş olan Siyonist haçlı zihniyeti ve kışlaları olan İsrail bütün dünyayı yakmaya, yıkmaya, soykırıma uğratmaya çalışmaktadır.

İsrail’in Suriye, Lübnan topraklarına saldırması, Mahmut Abbas, Sisi, Salman, Abdullah gibilerini Gazzelilerin üzerine salması, Trump’un Ukrayna’nın topraklarına, madenlerine çökmesi, Kanada’yı, Grönland’ı ilhaka yeltenmesi, Süveyş ve Panama kanalları bizimdir demesi, Pakistan-Hindistan arasındaki gerilimin tırmandırılması, Yemen’e bombaların yağdırılması bunun başlıca göstergeleridir.

Siyonist haçlı zihniyeti şeytani bir anlayıştır.

Her şeyi ve her yeri yakmaya, yıkmaya, soykırıma uğratmaya çalışmaktadır. İnsanlığın huzurdan, refahtan nasibini almaya çalışmasına sürekli engeller çıkarmaktadır, çıkarmaya çalışmaktadır.

Fitne, fücur ve fasıklıklarını Müslüman topluluklar arasında daha fazla yaymaya çalışmaktadır.

Müminleri birbirine düşürmeye, savaştırmaya çalışmaktadır. Fetöit örgütler gibi örgütleri daim olarak sahaya sürmektedir.

Allah “Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever. Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. Hucurât- 9-10” ayetlerinde belirttiği kardeşlik hukukunun tahakkukunu engellemeye, grupları kışkırtmaya çalışmaktadır.

Son “Terörsüz Türkiye” çıkışı bunun için baltalanmak istenmektedir.

Türkiye bahanesiz bir şekilde “terörsüz Türkiye”yi ve “terörsüz Dünya”yı inşa etmeye çalışmaktadır.

Bütün bu çabaları kendilerinin de Müslüman olduklarını ifade eden kişiler ve gruplar engellemeye, Siyonistlerin emellerine ram olmaya çalışmaktadırlar.

Suriye’nin toprak bütünlüğüne, Türkiye’nin huzuruna engel olmaya çalışanlar hep bu gruplardır.

Gâh Türkiye’yi İngiliz, ABD Siyonistlerine şikâyet ederler, gâh ülkenin imkânlarına rüşvetle, irtikâpla, hırsızlıkla çökerler.

Bir ayakları İngiltere’de bir ayakları mikserlik için Türkiye’de.

Bu Müslüman görünümlü grupların ve kişilerin çözüme yönelik ÇARE bulma dertleri yoktur, BAHANE üretim merkezidirler. Halkı kışkırtmak, insanların zihinlerini bulandırmak için her gün yüzlerce BAHANE ileri sürerler.

“Hayır diyebilen Türkiye”yi asla istemezler.

“Halka rağmen halk için” dolmasını halka yuttururlar.

Siyonist efendilerinin her isteğini gerçekleştirmeye, İslam’ı tahrip etmeye ve Siyonist haçlıların Gazze’deki soykırımına destek olurlar.

Hâsılı kelam.

Bu münafık seciyeli ahlaksız kişi ve gruplara rağmen insanımız ve ülkemiz ÇARE bulmaya ve üretmeye çalışmakla mükelleftir.

“İ’lay-ı Kelimetullah için Nizâm-ı âlem” ülküsü bunu gerektirir.

Selam ve Sabırla… 01.05.2025