12 Mayıs 2026 Salı

Gözleri Haramdan sakınma ve İffeti koruma

Gözleri Haramdan sakınma ve İffeti koruma

Veysi ERKEN Dr.

Allah, Peygamberlerin vahyettikleriyle insanlara ve cin taifesine HUDUT belirlemiştir.

İnsanoğlu "Hududullah"ı aştığında sapıklığa, şeytanın yoluna sapabilir, sapar.

Günümüzde sapıklık ve şeytanın yolunda yürüme had safhaya ulaşmış, metreslik ve metres edinme kutsanma seviyesine ulaştırılmıştır.

Toplumumuz adeta “sodom, gomor Kavmi”ne irca edilmektedir.

Bunun önemli sebeplerinden erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmamaları ve iffetlerini korumamalıdır.

Tabii ki haramı işleme ortamlarının teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması bunun nedenlerinden biridir.

Maalesef etkili, yetkili ve sorumlular tedbir alacaklarına böyle ortamların oluşturulmasında birinci derecede rol oynamaktadırlar.

Her şey rağmen insan olan, faziletli ve ahlaklı kalmak isteyenler kendilerini korumakla mükelleftirler ve bunun için “Hududullah” dairesinde kalma gayretini sergilemeleri beklenmektedir.

Ayetlerde; “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! Nur, 30-31”

Dikkat edilirse hitap her iki cinse de yapılmış ve denilebilir ki erkekler öncelenmiştir.

Bu ayetler şu şekilde tefsir edilmektedir. Geniş bilgi sahibi olmak ve vahye uygun yaşamak isteyenler daha da derinlemesine araştırmaları gerekir.

“Aile yalnızca insanların içinde doğup büyüdükleri bir mekân olmayıp aynı zamanda önemli bir sosyal birim ve eğitim ocağı olduğu için İslâm ona çok önem vermiş, korunup gelişmesi, vazifesini hakkıyla yerine getirmesi için birçok tavsiyede bulunmuş, kurallar koymuştur.

Ailenin korunabilmesi için vazgeçilmez şart eşlerin gözlerinin dışarıda olmaması, karşılıklı sadakat, güven ve iffettir. İnsanoğlunun en güçlü güdülerinden ve duygularından biri, İslâmî kaynaklarda şehvet diye ifade edilen kavram kapsamına giren cinsel güç ve arzudur.

Bu arzunun meşrû yoldan yani evlilik birliği içinde tatmin edilmesine izin verilmiş, meşrû olmayan yollardan tatmin ise ayıp ve günah sayılarak yasaklanmıştır. Cinsel hayat yalnızca cinsel ilişki değildir; cinsel ilişki dışında kalan “şehvetle bakma, koklama, dokunma, düşünme ve hayal etme” gibi davranış ve ilişki çeşitlerinin, cinselliği kışkırtan etkileri vardır. Aileyi korumak için iffet ve sadakati öngören Kur’an, bunları sağlamak ve korumak için yalnızca zinayı değil, insanı zinaya götüren adımları da yasaklamıştır.

Sûrenin buraya kadar geçen âyetlerinde zikredilen zina ve iffete iftira cezası, lânetleşme tedbiri, namusla ilgili konularda dedikodu yapmanın, ahlâksızlığa karşı umursamazlık kazandıracak davranışların kınanması, başkalarının evlerine izinsiz girip çıkmanın yasaklanması hep iffetin ve ailenin korunmasına yönelik tedbirlerdir.”

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/N%C3%BBr-suresi/2821/30-ayet-tefsiri

Gözlerin haramdan sakınması ve iffetin korunması için erkekler gibi kadınlarda uyarılmıştır. “Kadınların da iffetlerini korumaları, bunun için avret yerlerini örtmeleri ve zina etmemeleri emredildikten sonra ek olarak onlara, istisna edilen kimselerden başkasına ziynetlerini göstermemeleri ve başörtülerini yakaları üzerinden bağlamaları yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu hükmün iyi anlaşılabilmesi için dört hususun açılması gerekmektedir:

Süs,

açıkta kalan süs,

başörtüsünün yaka üzerinden bağlanması ve i

İstisnalar.

Ziynet kelimesi Kur’an’da “elbise, takı, hoşa giden, güzel bulunan nesneler, insanı maddî veya mânevî olarak güzelleştiren şeyler” mânasında kullanılmıştır. Burada kadınların göstermemeleri, örtmeleri istenen ziynetin elbise olması mümkün değildir; çünkü örtünme onunla yapılacaktır. Bazı tefsirciler böyle yorumlamış olsalar bile takılarının kastedilmiş olması da mümkün değildir; çünkü burada kadının üzerinde olmayan takısının söz konusu edilemeyeceği açıktır. Geriye kalan ihtimal onun vücududur. Bu mânanın kastedilmiş olmasının maddî / aklî delili genellikle kadın vücudunun güzel ve çekici bulunmasıdır. Naklî delili ise “Ziynetlerini göstermesinler” cümlesinin hemen ardından “Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar” buyurulmasıdır. Buradaki mantık bağından zorunlu olarak, kadın vücudunun (nassa göre boyun, gerdan ve göğsü) ziynet, yani süs ve avret olduğu sonucu çıkmaktadır.

Kur’an kadının vücuduna ziynet diyerek örtülmesini emrettiğine göre, eğer âyette istisnalar gelmeseydi vücudun tamamının herkese karşı örtülmesi gerekecekti. İstisnalar iki ruhsat ve imkân getirmektedir”

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/N%C3%BBr-suresi/2822/31-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Faziletli bir hayat inşa edebilmenin yolu “gözlerin haramdan sakınılabilecek ve iffetin muhafaza edilebilecek, inşa edilebilecek ortamların oluşturulmasıyla mümkündür.

Tabii ki kadını sokağa, köleliğe, iş ortamı diye başkalarının kucağına atmakla böyle bir medeniyeti ihya etmek mümkün değildir.

Kadını “ev Hanlığı”na terfi ettiren anlayış iffet medeniyetini inşa edebilir.

Selam ve Sabırla… 12.05.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?