Merhum Necip Fazıl
Veysi ERKEN Dr.
Tarih 25 Mayıs 1983 Necip Fazıl irtihal eyledi dar-ı beka’ya.
Meşhur sözdür.
“İnsan ölür kalır ESERİ, eşek ölür kalır SEMERİ”
Büyük diye anılan binlerce iki ayaklı öldükleri zaman miras olarak SEMERLERİ kalıyor, hatta kendilerinden sonra taraftarları SEMER kavgasına tutuşabiliyor veya tutuşuyor.
Merhum Necip Fazıl dar-ı Beka’ya irtihalinden sonra ESERİ, gençlik ve ESERLERİ kaldı.
Eserleri davasının davacısı olarak vazifelerini ifa ediyorlar.
Merhum Necip Fazıl’ın davası tekti.
İ’layı Kelimetullah’ı dünyaya hâkim kılmak.
Bütün yazdıkları, çektiği çileler bunun içindi.
Bütün yazdıkları ve çektiği çileler “Çöle İnen Nur” diye tavsif ettiği Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) hayatını benimsemiş ve yaşayışını numune-i timsal edinmiş GENÇLİK yetiştirmek için idi.
Onun çabası Allah’ın rızasını kazanmaktı.
Onun çabası insanı bohemlikten uzaklaştırmak, Allah’ın yoluna girmesini sağlamaktı.
Merhum Necip Fazıl, merhum Abdulhakim Arvasi'yle mülaki olduktan sonra eylemleriyle, yazdıklarıyla, hafakanlarıyla, tefekkürüyle ismiyle daha fazla müsemma olmuş ve gençliğin yetişmesine, yetiştirilmesine hayatını harcamıştır.
O, bohem hayatından kopup Necip ismi gibi asil, soyu temiz, fazıl ismi gibi faziletli, seçkin, üstün yaşamaya ve yaşatmaya çalışmıştır.
Merhum Necip Fazıl’la bir tanışıklığım olmamıştır kitapları ve Ankara’da bir konferansında dinlemem dışında.
“Çöle İnen Nur”,
“Cinnet Mustatili”,
“Çile”,
“Sahte Kahramanlar”,
“İdeolocya Örgüsü”,
“Ulu Hakan II. Abdulhamid Han” okuduğum eserleri arasındadır.
Merhum Necip Fazıl ve Osman Yüksel ruh ikizi gibidirler.
İkisi de cevval, yerinde duramayan, İslam davası için hafakanlar içinde yaşayan, cehd ve cihad halinde olan, tavizsiz kişiliğe sahip insanlardır.
Bazıları merhum Necip Fazıl’ı her konuda yazmakla eleştirirler.
Evet.
Onu anlamayanlar tenkit edebilirler, kendi sığlıklarını, beceriksizliklerini ortaya koyarlar.
Tabii ki ahlaksız ve muhteris olanları kast etmiyorum.
Onlar zaten “çukur”durlar.
Merhum Necip Fazıl her konuda yazmaya çalışmıştır.
Hani toplumda şöyle bir kanaat vardır.
“Pratisyen Doktor her şeyi bilir, Uzman Doktor bir şeyi bilir”
Merhum Necip fazıl “hakikat”in peşinde, Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) yolunda olduğundan her alanda yazmaya ve gençliği yetiştirmeye çalışmıştır.
Hakikati parçalayan ve uzman diye geçinenler bunu anlamazlar.
Merhum Necip Fazıl bir aksiyon, eylem, hareket insanıdır ve gençlerin eylem halinde olmasını ister, bekler.
Şu satırlar merhum Necip Fazılı anlatmaya yeter.
“Sanatkârlığı dışında siyasî ve fikrî yazılarıyla daha yaygın bir şöhret kazanan Necip Fazıl bu açıdan Cumhuriyet döneminin birkaç büyük polemikçi yazarı arasında sayılır. Özellikle yakın dönem tarihi ve daha aktüel konular üzerinde yazdıklarının arkasında adları da zikredilmek şartıyla devrin siyaset, yönetim, basın gibi alanların kişileri hakkında tenkit sınırlarını aşan ağır ifadeler, suçlamalar bulunmaktadır. Polemiklerinden başka fikir yazılarında ve hatta tarihî-fikrî araştırma kategorisine girebilecek eserlerinde esas olan, ilmî disiplin ve metodik düşünce değildir. Fikir ürünlerinin arkasında yer yer bir disiplin bulunmakla beraber bu ölçüleri aşan heyecanlı ve mübalağalı çıkışları belki sistemli fikirlerinden daha fazla itibar görmüştür. Onun din, tarih, felsefe, kültür, edebiyat (tenkit) vb. konularda arka arkaya sıraladığı bir yığın hadise ve kişi adı vurucu bir üslûpla, belâgat ustalıklarıyla okuyucuyu bir anda cezbetme amacındadır. Bununla beraber bu alanlara genel nüfuzuyla, kişi ve olaylar arasındaki gözden kaçmış ilişkileri yakalayan zekâsıyla etrafında kendisine hayran bir okuyucu kitlesi oluşturmuştur.” https://islamansiklopedisi.org.tr/kisakurek-necip-fazil
Hâsılı kelam.
Vefat yıldönümü münasebetiyle merhum Necip Fazıl’ın okunması, anlaşılması, onun gibi aksiyoner, daimi cihad halinde olunması ve takip ettiği Hz. Muhammed’in (sav) yolundan gidilmesini temenni ediyorum.
Ruhuna el-Fatiha.
Selam ve Sabırla… 24.05.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?