23 Haziran 2026 Salı

Eğitimin Paradigması İslâm Olmadıkça

Eğitimin Paradigması İslâm Olmadıkça

Veysi ERKEN Dr.

“Bilim İnsanları(!)” bize ait olmayan kelimeleri pek sever.

Ekseriyetinin dilinde “paradigma” kelimesi yerleşiktir.

Peki, paradigma nedir?

Paradigma "değerler dizisi" anlamına gelir. Geniş anlamda ise bir konuya, dünyaya veya bir disipline yönelik ortak bakış açılarını, düşünce kalıplarını ve o konuyu ele alış modelini ifade eder.”

Bu tariften hareket edecek olursak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Eğitimin, tedrisatın paradigması “İslam” olmadıkça toplumun iyi, kâmil, Salih insan yetiştirmesi mümkün değildir.

Bu gerçeği yıllar önce Recep Tayyip Erdoğan de ifade etmişti.

Erdoğan "Kardeşlerim, Rabb'imizin hikmetlerini nebiler vahiy yoluyla, diğer insanlar ise okuma ve yazma vasıtasıyla, yani eğitim öğretimle keşfederler. Eğitim öğretimin amacı işte bu çerçevede ideal insan yetiştirmektir. Bizim medeniyetimizde ise eğitim öğretimin ulvi gayesi, Salih insan yetiştirmektir. Milletimizin inancına, değerlerine, tarihine, kültürüne uygun bir eğitim sistemi inşa etmeden hiçbir hedefe ulaşamayız” şeklinde beyan etmişti.

Bütün baskı ve zulümlere rağmen büyüklerimiz bizleri bu paradigma ile yetiştirmeye çalışmışlardı.

Maalesef toplumumuz bu paradigmadan uzaklaşmış, uzaklaştırılmış ve cemiyet “sodom-gomor”laşmaya başlamıştır.

Tabii ki eğitim sistemi ve medya, sosyal medyanın oluşturduğu çevre bu tahribatın öncüsüdür.

Yukarıda ifade edildiği gibi ben ve benim gibi milyonlarca çocuk ilkokula başlamadan camilerde “Kur’an-ı Kerim"i öğrendik.

İslami hassasiyetimiz varsa okul öncesi bu talim ve terbiyenin neticesidir. İlkokula başlamadan Kur’an-ı Kerimi öğrenmeyen ve cami, İslami hayat kavramı ile tanışmayanları incelediğimizde durumun vahametini daha iyi anlamaktayız.

Bilinen husustur. Temel çürük olursa bina çabuk yıkılır.

İnsanımızda görülen çürümenin ana sebeplerinden birisi temelin sağlam olmayışıdır. Tedrisat, eğitim binamızın sağlam bir zemine, Kur’an ve sünnet sabit değerlerine istinad etmeyişidir. İslam’dan kopuş yıkılışı beraberinde getirmiştir.

Evet.  

Temel çürük olunca Salih insan yetiştirmek zordur.

Bu konuda daha önce yayınladığım yazıyı tekraren hatırlatma babında yayınlıyorum.

“Maarif”i gerçekleştirebilmek ve istenilen “tahsil”i elde edebilmek için iki boyutlu “tedrisat” gerekir.

“Talim” “Terbiye” Özellikle “terbiye” hem “talim”le kazanılan bilgi ve becerilerin yerinde kullanımı ahlakını, hem de toplumun sahip olduğu inanç değerlerinin kazandırılmasını tazammun eder.

Yüzde yüzüne yakın Müslümanlardan oluşan toplumunuzun terbiye ile kazandırılması gereken değerler için en uygun yer aile ve “cami”lerdir. İrili ufaklı 80 binin üzerinde cami olduğu ülkemizde ana sınıfı veya anaokulu uygulamasının yapılabileceği cami sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

Özellikle eğitim bakanlığı mekân sıkıntısı (okul/derslik) yüzünden anasınıflarını okulların bodrum katlarında faaliyete geçirmeye çalıştığını da herkes bilmektedir. Bilindiği üzere toplumlar bilgisizlikten veya beceriksizlikten değil, ahlakî zafiyetten dolayı çöker ve yok olurlar.

Allah bu durumu “İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. Ra’d/11” ve  “Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Enfal/53” ayetleriyle insanoğluna açıklamaktadır.

Hasılı kelam.

İktidar sahipleri bu çürümeyi görüp durdurmakla mükelleftirler.

Onun için diyorum ki, iktidar sahipleri vakit geçirmeden eğitim sisteminin paradigmasını “İslam”a dayandırmaları, değişmeyen Kur’an ve sünnet sabitelerini esas almaları gerekir.

Selam ve Sabırla…23.06.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?