Kur’an-ı Kerim Rehberdir
Veysi ERKEN Dr.
Kur’an-ı Kerim hidayete ermek isteyenler, aklını kullananlar, tefekkür, tezekkür, tedebbür edenler için bir HAYAT ve kurtuluş rehberidir.
Ayette “İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar için bir rehberdir. Bakara-2” buyrulur. Ayetin kısa tefsiri şu şekilde yapılmıştır. “Şüphe yok” ifadesi, hem kitabın Allah’tan geldiği, anlatmak istediğini açıkça anlatabildiği hem de onun bir kılavuz, rehber, ışık olmasıyla ilgilidir; her iki konuda da şüpheye yer yoktur.
“Rehber” diye çevirdiğimiz hüdâ hidâyetle aynı kökten olup Allah’ın razı olduğu hayat tarzında, iman, ibadet ve ahlâk yolunda ilâhî rehberliği ifade etmektedir. Bu rehberlikten yararlanabilmek için kişide yukarıdaki âyetlerde nitelikleri açıklanan bilincin bulunması gerekir.
Muttaki (takvâ sahibi) ve takvâ dilimizde de kullanılan Arapça asıllı kelimelerdendir. Muttakiler kelimesinin lügat mânası, “sakınılması gereken şeylerden sakınanlar” demektir. Kur’an’da ve özellikle bu âyette geçen takvânın mânası onu takip eden âyetlerde açıklanmıştır.
Buna göre takvâ sahibi kimselerde şu beş vasıf vardır:
Gayba iman etmek,
Namazı doğru ve devamlı kılmak,
Allah’ın verdiklerinden bir kısmını O’nun rızâsı için harcamak,
Kur’an’a olduğu gibi diğer peygamberlere gönderilen kitaplara da inanmak
Ve
âhiret konusunda kesin inanç sahibi olmak.
Bu vasıfları kendinde gerçekleştirmiş olan mümin takvâ sahibidir, muttakidir. Böylece takvâ sahibi olan müminlerde hâsıl olan şuur, duygu ve davranışlarla ilgili başka açıklamalar da yapılmıştır.
Konuyla ilgili birkaç hadisin anlamı şöyledir: “Kul, sakıncalı olana düşmemek için sakıncasız olandan da çekinmedikçe takvâ sahibi olamaz”
“Kul, vicdanını rahatsız eden şeyi terk etmedikçe takvâ derecesini elde edemez”.
Ebû Hüreyre’ye nisbet edilen bir benzetme, “Yolda yürürken dikenler görürsen ya yolu değiştirirsin ya da dikene dokunmadan geçmenin bir yolunu arar ve bulursun; işte takvâ da budur; hayatı Allah Teâlâ’nın yasakladığı kötülüklere bulaşmadan yaşamaya çalışmaktır” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/9/2-ayet-tefsiri
Kısaca Müslüman Kur’an-ı Kerim’de göre yaşadığı müddetçe kâmil Müslüman, muttaki olur.
Muttalilik Kur’an-ı Kerimin ahkâmını yaşamakla mümkündür. Kur’an- Kerim inananlar için hem rehber hem de şifa kaynağıdır.
“O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor. Fussilet-44”
Kur’an-ı Kerim hakkı batıldan tefrik eden delilleri ihtiva eder ve inananları tefekküre davet eder. “Orucun farz kılındığı ramazan ayı, insanlara hidâyet rehberi olup onlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırıcı en açık delilleri ihtiva eden Kur’an’ın indirildiği aydır. Bakara-185”
Kur’an-ı Kerim rahmete erme vesilesidir. Tabii ki ahkâmına odaklanarak, üzerinde tefekkür ederek, biz susup Kur’an konuşsun dediğimiz zaman rahmete ermemizi sağlar.“Kur’an okunduğu zaman hemen dikkat kesilerek ona kulak verin, susup dinleyin ki rahmete eresiniz. A’raf-204” ayeti buna işaret eder.
Hakikatin peşinde olmayanlar, heva, heves ve önderlerini ilah edinenler Kur’an-ı Kerimden rahatsızlık duyar, değiştirilmesini isterler.
Tarih boyunca münafıklar bunu yapmaya çalışmış ve günümüzde de aynı tavırlar sergilenmektedir.
“Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, öldükten sonra huzurumuza çıkacakları inanç ve beklentisi içinde olmayanlar: “Ya bize bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” derler. Onlara şunu söyle: “Benim onu kendi arzuma göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, ancak bana vahyedilene uyarım. Ayrıca, eğer Rabbime karşı gelecek olursam, doğrusu ben, pek büyük bir günün azabından korkarım. Yunus-15”
Hakikatte Kur’an, Allah’ın dışında ortaya konulabilecek bir kitap değildir. “Bu Kur’an, Allah kelâmı olup O’ndan başkası tarafından ortaya konulabilecek bir kitap değildir. O, kendinden önceki ilâhî kitapları doğrulayan, Allah’ın hükümlerini açıklayan, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan ve Âlemlerin Rabbinden gelen bir kitaptır. Yunus-37”
Özetle, Kur’an-ı Kerim insanları doğru yola yönlendiren, ulaştıran bir rehber ve şifa kaynağıdır. Nasipsizler bunu idrak edecek durumda değildir. “Hiç şüphesiz bu Kur’an, insanları her hususta en doğru yola, en sağlam ve en isabetli tutuma iletir. Sâlih ameller yapan mü’minlere, kendilerini çok büyük bir mükâfatın beklediğini müjdeler. İsra-9”
Tabii ki kalpleri perdelenmişler tefekkür, taakkul kabiliyetlerini kaybetmişler bu hakikati anlayamazlar. Ayetlerde, “Ayrıca kalplerinin üzerine Kur’an’ı anlamalarına mâni kılıflar geçirir, kulaklarına da bir tıkaç koyarız. Bu yüzden, sen Kur’an’da Rabbinin tek ilâh olduğunu yâdettiğin zaman onlar nefretle arkalarını dönüp giderler. İsra-46”
Ve
“Biz, insanlar düşünüp ders alsınlar diye bu çok şerefli Kur’an’da gerçekleri bütün yönleriyle ve farklı farklı açılardan anlatıp duruyoruz. Fakat bu, onların doğru yoldan daha çok nefret edip uzaklaşmalarına yol açmaktadır. İsra-41” buyrulur.
Hâsılı kelam.
İman edip hak ve hakikati yaşamaya çalışanlar için,“Kur’an inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor. Fussilet-44”
Selam ve Sabırla… 21.07.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?