Ayrıştırıyor, Çatıştırıyor, Sömürgeleştiriyor
Veysi ERKEN Dr.
Unutma, unutturma.
Siyonist haçlı
zihniyeti, uşakları, işbirlikçileri ve piyonlarıyla birlikte milletleri,
devletleri, grupları, tarikatları önce ayrıştırmayı sonra köleleştirmeyi ve
sömürmeyi esas alıyor, nihai hedef olarak belirliyor.
Dünyada ve ülkemizde
asırlardır sahnelenen oyun budur.
Önce Ayrıştır,
Çatıştır, Köleleştir, işgal et ve sömürgeleştir.
Asya’nın, Afrika’nın
sömürgeleştirilmesi bu yöntemle gerçekleştirilmiş ve günümüzde dünyanın her
bölgesinde devam ettirilmeye çalışılmaktadır.
Filistin, Gazze, Doğu
Türkistan, Yemen, İran, Irak, Suriye bunun misalleridir.
Tabii ki en büyük
darbeyi Türkiye’ye vurmaya çalışıyorlar. Hem dıştan hem de Türkiye’yi
kuşatıyorlar, aramıza tefrikayı sokuyorlar, 15 Temmuz’da başaramadıklarını
Ekonomik hayatı felç ederek, Terörsüz Türkiye ve bölge politikasını akamete
uğratarak Türkiye’yi imha etmeye çalışıyorlar.
Onun içindir ki Siyonist
haçlı zihniyetinin hedeflerini, yöntemlerini unutmadan, unutturmadan tedbir
almak bir zorunluluktur.
Türkiye “düşman seni
yok etmeden sen onu yok et” ilkesinden hareketle Siyonist haçlı zihniyetini
kışlası olan İsrail’le birlikte tasfiye etmeye odaklanmalıdır.
Unutulmamalı ve unutturulmamalıdır ki Siyonist haçlı zihniyeti
tefrikayı ve çatıştırmayı esas alıyor.
Siyonist haçlı
zihniyetinde olanlar biliyor ve inanıyor “tevhidi”, birliği esas alan ve
uygulayan milletleri köleleştirmek zordur.
Bunun için
milletlerin arasında tefrikayı, ayrıştırmayı arttırmaya ve bu şekilde onları
köleleştirmeye çalışır.
Haçlı seferlerinin
ilkinden itibaren tarihin seyrini incelediğimizde Türkistan’da, Afrika’da, Selçuklu
ve Osmanlı coğrafyalarında aynı senaryonun sahnelendiğini görüyoruz.
Gazze, Filistin,
Venezuela, Ukrayna, Afganistan’da, Yemen’de, Lübnan’da ve dünyanın bütün topraklarında
işlenmekte olan cinayetler, katliamlar, soykırımlar, işgaller, sömürüler bunun göstergeleridir.
Siyonist haçlı
zihniyeti “farklı aidiyet”ler,
gelirler, renkler, kavmiyetler, cemaatler, vs. üzerinde toplumları ayrıştırır,
kışkırtır ve ülkeleri dağıtır.
Siyonistlerin
aparatı, uşağı ve kölesi olanlar akademisyen, parti başkanı, gazeteci, tüccar,
sanayici, sanatçı vs kisvesiyle insanları kışkırtmaya, bölmeye ve parçalamaya
vesile edilir.
Milletimiz ve bütün
iyi insanlar bu habis ruhluları, yılanları, çıyanları, Siyonistlerin uşaklığını
yapanları bilmek ve tedbir alarak onları tecrit etmek mecburiyetindedir ki
dünyada huzur ve sükûn olsun.
Aksi takdirde
milletlerin arasında tefrika mikrobu yayılır ve milletlerin birliği ve huzuru
biter.
Ayrışarak köleleşir.
Ayette; “Hep birlikte
Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O,
kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler
olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi
O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru
yola eresiniz. Âl-i İmrân-103” belirtilir.
Demek ki,
Allah “tevhid”i emrediyor, “tefrika”yı zemmediyor.
Siyonist
haçlı zihniyetinin tuzaklarına düşmeyin, ayrışmayın buyuruyor.
Parçalamayı,
ayrıştırmayı, işgal etmeyi, köleleştirmeyi hedefleyen Siyonist haçlı
zihniyetlilere ve uşaklarına karşı uyanık olmak ve kılıçlarımızı parlak tutmak
mecburiyetindeyiz.
Tapınak
şövalyelerinin ve uzantılarının ayrıştırıcı politikalarını tespit edilip
hayatımızdan çıkarabildiğimiz an kurtuluşun adımı atılmış olur.
Kısaca melun zihniyet
tefrika ağlarını İslam coğrafyasında, şehirlerimizde örmeye çalışmaktadır,
örmektedir.
Felahımız mümkün mü?
Elbette mümkündür.
Felahımız Siyonist
haçlı zihniyetinin maşaları ve taşeronları marifetiyle dünyada oluşturduğu “tefrikacılık” zemini kurutmak ve “tevhid” anlayışını hâkim kılmakla
mümkündür.
Bilinmelidir ki
Allah, tefrikaya düşmeden, Siyonistlerin senaryosuna göre sahnelenen oyunda
piyon olmadan tevhidi yaşayanları sever.
“Bilin ki Allah kendi yolunda sağlam örülmüş bir duvar
gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever. Saff-4
Selam ve Sabırla… 12.10.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?