Şuurlu Annenin Duası, Nasihati ve Rehberliği
Veysi ERKEN Dr.
Maarifin, tedrisatın iki boyutu, kanadı vardır, olmalıdır.
Talim ve
terbiye.
Terbiye
kanadı olmayan eğitim iflas halindedir.
Terbiyesiz
talim insanı değersizleştirir ve canavarlaştırabilir.
Şuuru
anneler çocuğunun sadece talimi ile ilgilenmez, terbiyesiyle ilgilenir.
Merhume
Ayten teyzemiz bu şuurlu annelerden biriydi.
O
çocuklarının “talim”iyle değil “terbiye”siyle ilgilenmeye çalışıyordu.
Varlıklı
bir aileydi.
Çocukları
Ankara TED kolejinde okuyordu.
Yurt
dışında çocuklarını en tanınmış üniversitelerde okutabilecek durumdaydı. İmkânı vardı.
Biliyordu ki yabancı diyarlar ve okullar
insanı kendine, Allah’a yabancılaştırıyordu.
O biliyor
ve inanıyordu ki iyi insan olma Kur’an terbiye sürecinden geçmeyi gerektirir.
En büyük
çocuğu için şöyle dua ediyordu.
İnşallah
İlahiyat Fakültesini kazanır veya ilahiyat mezunu bir koca bulursun.
İhlâslı
bir mümine olarak duası kabul edildi.
Kızı
Nurten hem İlahiyat fakültesini bitirdi hem de İlahiyat mezunu birisiyle
evlendi.
İşte ihlâslı
duanın etkisi. Allah “Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp
büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. Mü’min-60” buyurdu.
Dua, nasihat ve rehberlik önemlidir.
O dua, nasihat ve rehberlik etti.
Nasihat ederken şayet İlahiyat Fakültesine gidersen
başkalarına Kur’anı, Allah yolunu öğretebilirsin, bir mühendislik fakültesine
gidersen ancak evindeki elektrik süpürgesini tamir edersin veya bir fabrikada
çalışır heba olursun.
“En hayırlınız Kur’anı
öğrenen ve öğreteninizdir” hadisine inanıyor ve Nurten’e
telkinde bulunuyordu.
Kur’anı
öğrenen, anlayan ve yaşayarak başkasına öğretenlerin CENNETE giden bir yolu
olur, Ayten teyze de vesile olacağı için hem kendisinin hem de kızının CENNETE
layık olmasını, Allah’ın rızasını kazanmasını arzu ediyordu.
Evet,
Ayten teyze maarifin terbiyesiz işe yaramayacağını ve terbiyenin değerler
manzumesin olduğuna inanıyor ve çocuklarına Nurten ile beraber Zerrin’e,
Şerafettin’e, Nesrin’e Kur’an zeminli değerleri kazandırmaya çalışıyordu, bunun
için rehberlik ediyordu.
O, Kur’an’ın terbiye
sürecinden geçen kişinin nefsini, ailesini, arkadaşlarını, toplumunu,
cemiyetini, insanlığı ve devletini ancak Allah’ın indirdiği hükümlerle ihya
edeceğine inanıyordu.
O, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et;
onlarla en güzel yöntemle tartış. Kuşkusuz senin rabbin, yolundan sapanların
kim olduğunu en iyi bilendir; O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilir. Nahl-125” ayeti mucibince çocuklarına
nasihatte bulunuyor ve rehberlik ediyordu.
O, çocuklarının Hz.
Muhammed Mustafa’nın “Beni
Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel yaptı” yaşayışına mazhar olmalarını
ve onun ümmetinden olmalarını istiyor ve bunun için dua ederek, nasihat ediyor
ve rehberlik ediyordu.
Toplumumuzun böyle
şuurlu analara, şuurlu yetiştirilen evlada, nesillere ihtiyacı vardır ki milletimiz, ümmetimiz esfel'e yuvarlanmasın
Teknooligarkları ve
onların uşaklarının insanı, insan olmaktan çıkaran teknolojilerine,
uygulamalarına karşı direnebilecek nesillerin ihyasına vesile olacak şuurlu
analara ihtiyacımız vardır.
Evet.
Böyle analara,
okullara ve çevrelere ihtiyacımız vardır.
Maalesef okullar ve
çevre bu şuurdan uzaktır.
Okullar talimle
ilgilenirken terbiyeyi, Kur’an terbiyesini ihmal ediyor, sistem adeta Kur'an zeminli
terbiyeyi inkâr ediyor.
Nesiller yok oluyor
kuşak”lara dönüşüyor.
İnsanların çoğu iki
ayaklı mahlûklara dönüştürülüyor.
İki ayaklı mahlûklara
dönüşümü azaltmak, ortadan kaldırmak için merhume Ayten teyzelere, analara,
bacılara, kardeşlere ihtiyacımız vardır ki Nurtenler yetişebilsin, Allah’ın
rızasını kazanmak için çalışsın, cehd ve cihatta bulunsun.
Selam ve Sabırla… 12.10.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?