12 Ekim 2026 Pazartesi

Şuurlu Annenin Duası, Nasihati ve Rehberliği

Şuurlu Annenin Duası, Nasihati ve Rehberliği

Veysi ERKEN Dr.

Maarifin, tedrisatın iki boyutu, kanadı vardır, olmalıdır.

Talim ve terbiye.

Terbiye kanadı olmayan eğitim iflas halindedir.

Terbiyesiz talim insanı değersizleştirir ve canavarlaştırabilir.

Şuuru anneler çocuğunun sadece talimi ile ilgilenmez, terbiyesiyle ilgilenir.

Merhume Ayten teyzemiz bu şuurlu annelerden biriydi.

O çocuklarının “talim”iyle değil “terbiye”siyle ilgilenmeye çalışıyordu.

Varlıklı bir aileydi.

Çocukları Ankara TED kolejinde okuyordu.

Yurt dışında çocuklarını en tanınmış üniversitelerde okutabilecek durumdaydı. İmkânı vardı.

Biliyordu ki yabancı diyarlar ve okullar insanı kendine, Allah’a yabancılaştırıyordu.

O biliyor ve inanıyordu ki iyi insan olma Kur’an terbiye sürecinden geçmeyi gerektirir.

En büyük çocuğu için şöyle dua ediyordu.

İnşallah İlahiyat Fakültesini kazanır veya ilahiyat mezunu bir koca bulursun.

İhlâslı bir mümine olarak duası kabul edildi.

Kızı Nurten hem İlahiyat fakültesini bitirdi hem de İlahiyat mezunu birisiyle evlendi.

İşte ihlâslı duanın etkisi. Allah “Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. Mü’min-60” buyurdu.

Dua, nasihat ve rehberlik önemlidir.                                                 

O dua, nasihat ve rehberlik etti.

Nasihat ederken şayet İlahiyat Fakültesine gidersen başkalarına Kur’anı, Allah yolunu öğretebilirsin, bir mühendislik fakültesine gidersen ancak evindeki elektrik süpürgesini tamir edersin veya bir fabrikada çalışır heba olursun.

“En hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğreteninizdir” hadisine inanıyor ve Nurten’e telkinde bulunuyordu.

Kur’anı öğrenen, anlayan ve yaşayarak başkasına öğretenlerin CENNETE giden bir yolu olur, Ayten teyze de vesile olacağı için hem kendisinin hem de kızının CENNETE layık olmasını, Allah’ın rızasını kazanmasını arzu ediyordu.

Evet, Ayten teyze maarifin terbiyesiz işe yaramayacağını ve terbiyenin değerler manzumesin olduğuna inanıyor ve çocuklarına Nurten ile beraber Zerrin’e, Şerafettin’e, Nesrin’e Kur’an zeminli değerleri kazandırmaya çalışıyordu, bunun için rehberlik ediyordu.

O, Kur’an’ın terbiye sürecinden geçen kişinin nefsini, ailesini, arkadaşlarını, toplumunu, cemiyetini, insanlığı ve devletini ancak Allah’ın indirdiği hükümlerle ihya edeceğine inanıyordu.

 O, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla en güzel yöntemle tartış. Kuşkusuz senin rabbin, yolundan sapanların kim olduğunu en iyi bilendir; O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilir. Nahl-125” ayeti mucibince çocuklarına nasihatte bulunuyor ve rehberlik ediyordu.

O, çocuklarının Hz. Muhammed Mustafa’nın “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel yaptı” yaşayışına mazhar olmalarını ve onun ümmetinden olmalarını istiyor ve bunun için dua ederek, nasihat ediyor ve rehberlik ediyordu.

Toplumumuzun böyle şuurlu analara, şuurlu yetiştirilen evlada, nesillere ihtiyacı vardır ki milletimiz, ümmetimiz esfel'e yuvarlanmasın

Teknooligarkları ve onların uşaklarının insanı, insan olmaktan çıkaran teknolojilerine, uygulamalarına karşı direnebilecek nesillerin ihyasına vesile olacak şuurlu analara ihtiyacımız vardır.

Evet.

Böyle analara, okullara ve çevrelere ihtiyacımız vardır.

Maalesef okullar ve çevre bu şuurdan uzaktır.

Okullar talimle ilgilenirken terbiyeyi, Kur’an terbiyesini ihmal ediyor, sistem adeta Kur'an zeminli terbiyeyi inkâr ediyor.

Nesiller yok oluyor kuşak”lara dönüşüyor.

İnsanların çoğu iki ayaklı mahlûklara dönüştürülüyor.

İki ayaklı mahlûklara dönüşümü azaltmak, ortadan kaldırmak için merhume Ayten teyzelere, analara, bacılara, kardeşlere ihtiyacımız vardır ki Nurtenler yetişebilsin, Allah’ın rızasını kazanmak için çalışsın, cehd ve cihatta bulunsun.

Selam ve Sabırla… 12.10.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?