25 Temmuz 2013 Perşembe

Formaya ve Formatlanmaya Hayır



Formaya ve Formatlanmaya Hayır

Veysi ERKEN

             Hâlâ forma dayatması peşinde olan sözde eğitimci ve özgürlükçülere hatırlatmada bulunmak istiyorum.
 “Kurallar insanlar için olmalıdır, insanlar kurallar için değil” temel düsturunu kabul eden yöneticiler beşeri kuralları hiçbir zaman kutsamazlar. Var olan gerçekte ise geçerliği ve anlamı kalmamış ilke ve kurallarda ısrarlı davranmazlar. Bu konuyu tekrar gündeme getirme nedenim kıymetli dostum Orhan beydir. Daha önce “serbest kıyafet”le ilgili yazım üzerine beni aradı.
Telefonda uzunca konuyu tartıştık.
            Sevgili öğretmen dostuma sadece şunu hatırlatmakla yetindim.
            “Kurallar insanlar için olmalıdır”
            Evet aziz dostum kurallar insanlar için değilse, insanlar kurallar için yaşamaya veya yaşatılmaya çalışılır.
            Bugün ülkemde maalesef insanlar kurallar için vardır ve egemen güçler bunun değişmesini istememektedirler.
           Kıyafetle ilgili kısmi özgürlük düzenlemesine karşı şu andaki direnişin temel sebebi budur.
           Özgürlüğün hâkim ve geçerli olduğu ülkelerde hiç kimseye kıyafet dayatması yapılmaz ve yapılamaz.
           Tarihimiz bunun açık delilidir.
           Kıyafet dayatması totaliter rejimlerin karakteristik özelliğidir. Yönetme gücünü eline geçirmiş bir avuç tapınakçı her yerde kendi kültürlerini dayatırlar. Tabi ki, bunun başlıca nedeni süflî hayatlarının devamını sağlamadır.
          Tapınakçıların tamamı şeytana tapmakta olduklarından servet, şehvet ve şöhret duygularını başkalarını ezerek tatmine çalışmaktalar.
          Bu duyguların hâkim olduğu yöneticilerde despotik tutum ve tavırlar ön plana çıkar.
          Ülkemizde neredeyse çeyrek asırdır sürdürülen kıyafet dayatmasının temel nedeni budur.
          Bilinmelidir ki, formatlanmış insan aslında insanlığını kaybetmiştir. İşte tapınakçıların istedikleri “insan” tipi formatlanmış ve insanlığını kaybetmiş tiptir.
          Kanaatimize göre “köleliği savunmayan her özgür kafa” kıyafet dayatmasına karşı çıkar. Dolayısıyla özgürlükten yana olan her veliye, her öğretmene, kısaca her bireye ve gruba çağrımız kıyafet dayatmasının kırılmasına katkıda bulunmaları yönündedir.
         Kendinizi, çocuklarınızı, öğrencilerinizi serbest kıyafete teşvik ediniz. Her türlü formaya ve formatlamaya cephe alınız.
Unutmayınız ki, özgürlükler herkes için lazımdır. İnsanların dürüstlüğü ve ahlakiliği başkalarının hak ve özgürlüklerini savunma derecesiyle doğru orantılıdır.
         Milli Eğitim Bakanlığının uygulamaya başlayacağını ilan ettiği serbest kıyafet konusunu bütün özgür kafalar savunmalıdır ve desteklemelidir.
         Sayın bakan dirayetli tavır sergilediği ölçüde başarı mümkün olacaktır.
         Gün birlik günüdür diyen herkesi her alandaki özgürleşmeye katkı sağlamaya çağırıyorum.
         Bakan gibi, benim gibi düşünmeyebilirsiniz. Özgürlükten yana iseniz formatlamaya ve formaya hayır demek mecburiyetindesiniz.
         Başka çare yok, başka çıkış yok.
         Geliniz hep birlikte formatlamaya ve formaya direnelim.
         Sivil itaatsizlik hakkımızı kullanalım.
         Selam ve Sabırla............................................


18 Temmuz 2013 Perşembe

Yine Anayasa Yeni Anayasa



Yine Anayasa Yeni Anayasa

Veysi ERKEN

            Ülkenin huzuru ve birliği için acilen yapılması gereken o kadar düzenleme var ki, saymakla bitmez. Bu gerçeğe rağmen meclis tatile girdi. Bizleri sorunlarla baş başa bıraktı.
            Bize kalırsa meclis acilen toplanmalı ve başta anayasa olmak üzere birkaç düzenlemeyi hemen gerçekleştirmelidir.
            Düzenlemeler için meclis toplanır mı? Zannetmem. Ama ben yine de hatırlatmış olayım ve 12 Haziran 2011 seçimlerinin akabinde anayasa ile ilgili yazımı sizlerle paylaşayım.
            Yapılması gereken düzenlemeler.
            1.Odaları ağalardan (TOBB, TÜRMOB; TZOB;TTB;TBB vs) ve mensuplarını mahkumiyetten kurtaracak düzenlemeler. İsteyen istediği meslek örgütünü kurmalı. Aynı alanda sendikalar gibi birden fazla meslek odası olabilmeli.
            2. Zorunlu askerlik ve bedelli ile ilgili düzenlemeler.
            3. Kamu personeli ile ilgili düzenlemeler.
            4. Dolaylı vergilerin azaltılması ile ilgili düzenlemeler.
            5. Faiz lobisi ile ilgili düzenlemeler. Hazinenin bono ve tahville faiz lobisine borçlanmasını yasaklama ile ilgili düzenlemeler.
            6. ve en önemlisi Anayasa.
            Artık ipe un serilmemelidir. 2 yıldır Anayasa nasıl yapılamaz diye zaman harcandı. Millet oyalandı. Artık yeter diyoruz.
Başbakana sesleniyorum. Etrafınızdakiler sizi oyalıyor. Milleti kandırıyor. 12 Haziran seçimlerinden sonra Anayasa ile ilgili konuşmanız üzerine bir yazı yazmıştım.
 İşte ilgili yazım:“Ülkedeki huzurun ve kalkınmanın önündeki temel engel mevcut anayasadır. Bunu dile getirmeyen kimse kalmadı.
!2 Haziran 2011 seçimleri neticesinde mecliste yer bulan bütün siyasiler yeni bir Anayasa taahhüdünde bulundular.
Ama hiçbir parti Anayasa metni ortaya koymadı.
12 Haziran seçimleri bitti.
Yeni Anayasa kaçınılmaz.
Başbakan  “Önümüzdeki yeni sürecin polemiklerle, hakaret ve iftirayla, şiddetle değil, uzlaşmayla yapıcı eleştirilerle tamamen demokratik olgunlukla ilerlemesi en büyük temennimiz. 12 Haziran seçimleriyle başlayan yeni süreç, inanıyorum ki hukukun üstünlüğünün çok daha fazla güç kazanacağı bir süreç olacaktır. Bu süreç aynı şekilde demokrasinin standartlarının daha ileri seviyelere ulaşacağı bir süreç olacaktır. Bugünlerde yaşanan tartışmalar bir kez daha göstermiştir ki, Türkiye yeni bir anayasaya, yasaların da çok ciddi bir reforma her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Dün bizim tek başımıza yürüttüğümüz reformlara karşı çıkanların, işin ucu kendilerine dokununca hukuk ve demokrasiyi hatırlamaları manidardır. Milli irade üzerinde hiçbir engeli, hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi asla kabul etmiyoruz. Türkiye bir hukuk devletidir, anayasaya özellikle yapılması gereken değişiklikler noktasında 26 maddelik çalışmamızı biliyorsunuz ve bu çalışmamızda nasıl yalnız kaldığımız milletimizin bilgisi dâhilindedir. Yasalara yönelik eleştirilerimiz var, eleştirilerimizin olması, bunlara uymayacağımız, bunları yok sayacağımız, bunları çiğneyeceğimiz anlamına gelmiyor ve gelemez. Bu eleştirilerimizi konuşuruz, paylaşırız, istişaremizi yaparız ve hep beraber gereken değişiklikleri de gerçekleştiririz. 12 Haziran seçimlerine girerken bizim en büyük projemiz yeni bir anayasa oldu. Bu anayasanın geniş tabanlı bir uzlaşmayla yapılacağı konusunda açık taahhüdümüz var.
Tüm muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları ve medyaya sesleniyorum. Gelin bütün bu ön yargıları bir kenara bırakalım, ön şartları bir kenara bırakalım, geçmişteki olumsuzlukları bir kenara bırakalım, özgürce konuşalım, tartışalım, tekliflerimizi ortaya koyalım. Birbirimizin önünü kesmek değil, birbirimizi tamamlamak için çalışarak mümkün olan uzlaşmanın ürünü bir yeni anayasa metni hazırlayalım.
Çalışmayı en geniş anlamda yapalım. Herkesle konuşalım. Halkımın her bir ferdinin 'bu benim anayasamdır' diyeceği bir anayasayı geniş bir konsensüsle yapalım. En temel sorunlarımızdan biri olan anayasamızı tamamen kendi irademizle yapabileceğimiz dosta, düşmana gösterelim. İçine düştüğümüz tartışmalardan nasıl çıkılacağını da göstermiş olacağız. Aksi takdirde yıllarımız sorunlar, sıkıntılar içinde formül bulma arayışlarıyla geçip gidecek. Kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen bu arabayı bırakalım ve sıfır kilometre yepyeni bir araçla yolumuza devam edelim. http://www.yenisafak.com.tr/ Politika/? t=25.06.2011&i=326507” diyor.
            Bu ifadelere katılmamak mümkün mü?
            Bence değil.
            Ama bilinmelidir ki, dün yeni Anayasa gerekliliğinden bahsedenler bugün bahaneler aramaktalar.
            Buradan Sayın Başbakana sesleniyorum.
            Lütfen vakit geçirmeyin.
            Varsa hazırlattığınız metni tartışmaya açınız ve milletin mutabakatını arayınız.
            Böyle bir yöntemi izlerseniz eminim ki, CHP; MHP ve BDP’li vekiller buna bigâne kalamaz. Halk onları zorlayacak.
            Konuşma zamanı geçti.
            Şimdi icraat zamanı.
            Ekim ayını beklemeden Anayasa meselesini çözelim.
            Yeni bir Anaya ile geleceğimizi kurgulamaya çalışalım. Sizin ifadenizle “Kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen bu arabayı bırakalım ve sıfır kilometre yepyeni bir araçla yolumuza devam edelim.”
            Selam ve Sabırla… 25.06.2011”
            Netice-i kelâm mevcut yöntemle Anayasa yapmanın bir hayal ve aldatmaca olduğunu kabul ediniz ve varsa metinlerinizi halkın gündemine getiriniz.