18 Temmuz 2016 Pazartesi

İDAM



İDAM

Veysi ERKEN

            Amasız,
            Fakatsız,
            Lakinsiz,
            Ancaksız,
            Kısaca istisna bırakmadan ifade ediyorum.
            İDAM’IN olmasını istiyorum.
            Günü birlik olarak asla düşünmüyorum.
            Olandan bitenden etkilenerek yazı yazmamaya çalışıyorum.
            Bu konu ile alakalı onlarca yazım var.
            Şuna inanıyorum.
            Yazdığım her cümlenin/kelimenin hesabını cenabı Allah’a vereceğime inanıyorum.
            Evet, bu inançla İDAM olmalı diyorum.
            İDAM olmalı diyorum.
            Sebebi gayet açık ve nettir.
            Suç ve ceza söz konusu olunca MAĞDUR/MAZLUM olanın hak ve hukuku esas olmalı. Zalimden MAĞDURUN hesabı sorulmalı ve hakkı korunmalıdır.
            Irzına geçtiğini hunharca öldüren bir katilin, eşkıyalık yapanın, talanda bulunanın İDAMI nasıl gerekli ise her zalimden mağdurun hesabı sorulmalı ve gereken ceza verilmelidir.
            Bilinmelidir ki, haktan ancak mağdur/mağdur varisi vazgeçer. Zalimi, mağdur edeni ancak mağdur/mağdur varisi olan affeder, hakkından vazgeçer.
            Bu anlamda bir toplumu topyekûn mağdur edenleri toplumun haricinde kimse affedemez, cezasını hafifletemez.
            Milletimiz bir kahramanlık destanı yazmıştır.
Evet, bu millet namluyu halka çevireni, tepesine bomba yazdıranı, kendini tanklarla ezen vahşi canileri durdurmuştur.
Bu doğrudur.
Buna mukabil darbeci zihniyette olanların oluşturdukları mağduriyet/ mazlumiyet, cinayet ve vahşet ortadadır. Daha önceki darbecilerin zalimliklerinin, vahşiliklerinin ve caniliklerinin hesabı sorulmadığı için yeni darbeciler türemiştir.
            Artık darbecilerin türemesini, türetilmesini istemiyoruz.
            Ne geçmişte ne de günümüzde darbecilerin gerçekleştirdikleri vahşeti, katliamı ve cinayetleri kimse hafif göremez.
            Bu ihanetlerin, cinayetlerin, katliamın, bomba yağdırmaların, şehirleri tahrip, ekonomiyi felç etmenin cezası açıktır.
            İDAMDIR.
İDAM.
            Amasız,
Fakatsız,
Lakinsiz,
Ancaksız
Kısaca istisnasız bu suçları işleyen haşhaşilerin, çetecilerin, piyonların cezası suçlarına göre verilmelidir.
Suça göre ceza İDAMI gerektirir.
Hayatı, topluma zehir eden haşhaşi virüs, tapınakçı sülük temizlenmelidir.
Her şeyi ile yok edilmelidir.
Hem de Alamut’u ile beraber.
Dünkü haşhaşilerin kalesi Alamut’tu. Bugünün haşhaşilerin tapınağı ülkemizin dışındadır.
            Haşhaşilerin hizmetkârlarıyla birlikte fedaileri de her yerde bitirilmelidir. Bu yapı her yere sızmış, sülük gibi yapışmış ve virüs gibi yayılmıştır.
            Bu yapının temizlenmesi için İDAM şarttır, elzemdir ve kısasa uygundur. Huzurumuz, refahımız, birliğimiz ve dirliğimiz için ACİL ve ADİL bir düzenleme yapılmalıdır ki, hukuk hâkim olsun. Radovan Karadziçlerden farkı olmayan haşhaşilere karşı Aliya İzzet Begoviç gibi bir duruş sergilenmelidir ki, adalet yerini bulsun.
            Saniyesine hükmedemediğimiz korkusuz ve özgür bir hayat için İDAM olsun ki, fırıldak kimliksiz ve şahsiyetsiz kimseler bir daha efendilerinin emriyle millete namlusunu çevirme cüretinde bulunmasın.
            Ve darbecilerin vahşeti, ihaneti ve cinayetleri karşısında sessiz kalan sülük gibi toplumu emen barolar, odalar, üniversiteler ve bilumum kuruluşlarla ilgili acil ve adil düzenlemeler yapılmalıdır.
            Hemen şimdi.
            Yarın değil şimdi.
            Selam ve Sabırla…

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Namlusunu Millete Çevirenler



Namlusunu Millete Çevirenler

Veysi ERKEN

            Millet yiğit sesin sahibini yıllar sonra duydu, sesin gereğini yaptı. Namlusunu kendisine çevirenleri bertaraf etti. Bu sesi yıllardır Merhum Yazıcıoğlu ile beraber haykırdık.
            Sokağa çıkan her fert kahramanlık destanı yazdı. Tankları durdurdu. Paralel ihanet çetesinin elemanları bedenleri çiğnedi. Düşmanın yapmadığını yaptı bu çete meclisi bombaladı.
            Millet gereğini yaptı.
            Sıra hesap sormaya geldi.
            Adil ve acil bir hesap.
            Artık darbecilerden, darbeye teşebbüs edenlerden gerçek anlamda hesap sorulmalıdır.
            Hukukta genel kaide şudur.
            Mağdur olanın hakkı esas alınır.
            Mağdurun veya mağdur yakınının affetmediği kişi veya kişilere hiçbir mekanizma affedemez.
            Tabii ki, ülkede hukuk varsa.
            15 Temmuz 2016 tarihi topyekûn milletin mağdur edildiği bir tarihtir.
            Bu tarihte millet haklı olarak kendisini mağdur eden, katleden, zarara uğratan kişilerin idamını talep etmektedir.
            Evet, her darbeci ve darbeye teşebbüs eden hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.
            15 Temmuz bombaların halkın üzerine yağdırıldığı, tankların vatandaşı ezdiği, insanların cani darbecilerce linç edildiği bir tarihtir.
            Halkın talebi mutlaka yerine getirilmelidir.
            Darbeye teşebbüs eden, bunlara yardım ve yataklık eden herkesten hesap sorulmalıdır.
            Bu hesabı millet sormalı ve cezasını kendisi kesmelidir.
            Darbeye teşebbüs eden yapının aklı yerli değildir. Aklını kullanamayan bir pisliktir.
            Ülkenin yönetiminin her birimi bu yapının elemanlarından temizlenmelidir.
            Askeri, polisi, akademisyen kılıklısı veya başka sıfatlı olsun mutlak anlamda kamu temizlenmelidir.
            Gün konuşma günü değil, icraat günüdür.
            Uykusuz kaldığımız zamanın hesabı sorulmalı bu paralel ihanet çetesinden.
            Hesap sadece maşalardan değil, patronlarından sorulmalıdır.
            Paralel ihanet çetesinin patronları yerli değildir. Zaten ağababaları da efendilerinin himayesindedir.
            Ülkenin birliği, insanımızın dirliği ve refahı için hemen hesap sorulmalıdır.
            Kararlar adil ve acil olmalıdır ki, paralel ihanet çetesi tarihin sayfalarına gömülsün, yok olsun.
            Selam ve Sabırla…