Vefa, Sevgi ve Söz vermenin kıymeti kalmadı
Veysi ERKEN Dr.
Hayatımızın, yaşayış tarzımızın “sabitleri” zihnimizden, gönlümüzden, yaşayışımızdan silinince, yok edilince vefa, sevgi ve söz vermenin bir değerinin kalmadığını görüyoruz.
Fazla uzatmaya gerek görmüyorum.
Geçenlerde tanıdık biri vefat etti. Apar topar Karşıyaka mezarlığında defnetmişler. Definden sonra taziyesine gideyim dedim.
Arkadaşım taziye yapılmayacak, 6 köpek besleyen karısı aynı gün Amerika’ya gitmek üzere biletini almış dedi.
Bir lahza anlayamadım.
Aile bu muydu?
Ailevî vefamız, sevgimiz, birbirimize verdiğimiz sözün kıymeti bu kadar mıydı?
Hangi gayya kuyusuna yuvarlandık.
Bu kadar mı “esfel”leştik.
Bırakın aileyi arkadaşlık, dostluk kavramında “tuz Hakkı”ndan, ikram edilen bir fincan kahvenin hakkının 40 yıl hatırından bahsedilirdi.
Bırakın hayatın baharatlarını, tuzunu, biberini vefamızı, sevgimizi, ahdimizi kaybettik, çukurlaştık.
Kocamızı, karımızı, arkadaşımızı bir LEŞ görerek çukura gömmeye ve akabinde Amerika’ya uçmaya başladık.
Hâlbuki
“Bahar” Güle,
“Sevgi” Dile,
“Vefa” Dosta yakışır…
“Gül” yaşamayı,
“Dil” paylaşmayı,
“Dostluk” hatırlamayı bilenler içindir” sözlerini terennüm edip gereğini yerine getiriyorduk
Vefa, dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadakat” olarak tanımlanır.”
Vefanın, sevginin, söz vermenin değerini biliyorduk.
VEFAYI hatırlamak olarak değil UNUTMAMAK olarak biliyorduk.
Unutmamak dost olanların, aile olmanın, arkadaşlığın bir sıfatıydı.
Kaçımız unutmuyoruz.
Kaçımız birbirimize verdiğimiz sözü ifa ediyor, ahdimize bağlı kalıyoruz.
Çok az.
Kendimizi bile unutabiliyoruz.
Asıl ve önemli olan ALLAH’I unutmamaktır.
ALLAH’I daim olarak hatırlamak, Allah’ın dostu olmak Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) vahyettiklerini, bize tebliğ ettiklerini yaşamaktır.
Her şeyimizi, vefamızı, tuzumuzu, biberimizi unutuyoruz.
Münafıklaşıyoruz.
“Vefa” ve “sadakat”in insanoğlu için zayıfladığının izahı babında “yok dostum yok o aşklar bu devirde, “Vefa” İstanbul’da bir semtin adı, “sadakat” ise köpeklerde kaldı” deyimi kullanılır.
Tabii ki İslamî anlamda böyle bir söz ancak Müminlik vasfını kaybetmeye ve münafıklaşmaya başlayanlar için söylenebilir.
Vefa sözünde durmayı, unutmamayı, dilinde sevgiyi, baharında gül’ü daim kılmayı gerektirir.
Ayette; “Hayır! Kim sözünde durur, günah ve haksızlıktan sakınırsa, şüphesiz ki Allah takvâ sahiplerini sever. Âl-i İmrân-76”
Bilindiği üzere “ fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile edile huylara dönüşür”.
Bizler iyiliği yapmada, kötülükleri yapmamada direnirsek fiillerimiz alışkanlıklara ve huylara dönüşür samimiyet, vefa ve sadakat duygularımız sübut bulur, ayrılmaz sıfatımız olur.
Şimdi bizler samimiyeti, vefayı, sadakati, aileyi ihya ve inşayı gerçekleştirmeye çalışmalıyız.
Beceremezsek hayatımızın, yaşayışımızın tadı kaçar. Tuzu ve biberi, kısaca baharatı işe yaramaz.
Selam ve Sabırla… 24.06.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?