Hamiyet – Asabiyet İlişkisi
Veysi ERKEN Dr.
“Hamiyyet, Milletinin, yurdunun, yakınlarının şerefini koruma gayreti, Hamiyyet-i câhiliyye ise Hak ve doğru olmayanı hak olana karşı savunma gayreti” olarak tanımlanır.
Hamiyet sahibi olma her zaman övülmüş, cahiliyet hamiyeti olma ise her zaman reddedilmiştir.
Merhum Mehmet Akif hamiyetin ehemmiyetini “Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!” diye anlatır.
Ayette “İnkâra sapmış olanlar o zaman kalplerini o gurura, Câhiliye dönemine ait büyüklenme duygusuna, hamiyetine kaptırmışlardı, Allah da resulünün ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu/sekinet verdi, onları takvâ sözüne bağlı kıldı. Fetih-26”
Kısaca, hamiyet, bir insanın kendi yurdunu, milletin ve ailesini koruma çabası olarak övülür, vatanseverlik, fedakârlık ve yüksek ahlak duygusu anlamında kullanılır.
Buradan hareketle asabiyetle cahiliye hamiyeti arasında bağ’ın olduğunu görüyoruz.
Ülkemizde “cahiliye hamiyeti”ne kapılmış topluluklar Siyonistlere hizmet eder durumdadır.
Bilindiği üzere İslami hayatı zehirleyen düşüncelerden birisi de “asabiyet” zihniyeti ve cahiliyet hamiyetidir.
Asabiyet “asabe” kelimesinden türetilmiştir. Asabe kelimesinin kökünde “sarmak, kuşatmak” mânası vardır; kavgada veya savunma sırasında yakın akraba kişinin etrafını sardığı, onu korumaya çalıştığı için bunlara asabe denilmiştir. https://islamansiklopedisi.org.tr/asabe
Asabe anlayışını ve düşüncesini tahkike tabi tutmadan benimseyen, “cahiliye hamiyeti”ne kapılan imanını, ahlakını, insanlığını her şeyini kaybeder.
Asabiyet anlayışı elbette sadece kan bağına dayanmaz. “gerçek asabiyet yanında bir de hükmî veya itibarî asabiyet vardır ki bu kan bağına dayanmayıp herhangi bir akid, antlaşma, kefalet vb. uygulamalarla kurulan asabiyet” söz konusudur. https://islamansiklopedisi.org.tr/asabiyet
İslami hükümleri esas almayan, kullanmayan veya onlardan uzaklaşan “hükmî ve itibarî” asabiyetin ve cahiliye hamiyetinin etkisinde kalabilir, kullanabilir ve maalesef kullanılıyor. Kan davaları, arazi kavgaları, politik tarafgirlik vs. asabiyet zemininde oluşan cahiliyet hamiyetleridir.
Misal olsun diye yazıyorum. Seçim öncesinde “falanın karşısında şeytan aday olsa ona oy veririm” veya “falan parti dedemden kalmadır” diyenler asabiyet ve cahiliyet hamiyeti yoluyla iman, ahlak ve her şeylerini kaybeden taifelerdir.
Maalesef ülkemizde İslamî anlamda asabiyet anlayışı ve cahiliyet hamiyeti ile imanını, ahlakını ve her şeyini kaybetmiş, cascavlak hale dönüşmüş ve mankurtlaşmış kalabalık bir güruh oluşmuştur.
Buradan hareketle diyoruz ki acil tedbir alınmalıdır ki, toplum ve ülke olarak hatta bütün dünya olarak asabiyet ve cahiliyet hamiyetinden, anlayışından kurtulsun.
Bunun yolu ve yöntemi var mı?
Mümkün mü?
Evet, var ve mümkündür.
Öncelikle “De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” ayetine inanıp tevbe ve istiğfar etmemiz, insanımızı bu şekilde eğitmemiz, insanımızı özgürleştirmemiz ve en yakınımız olsa bile şeytanlaşmışları ehlimizden, partimizden ve ailemizden kabul etmeyip, asabiyete ve cahiliye hamiyetine düşmeyip reddetmemizdir. Kur’an-ı Kerimde belirtildiği gibi davranmamızdır.
Ayetlerde Hz. Nuh kıssası anlatılır. “Nûh rabbine şöyle seslendi: “Ey rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette haktır. Sen hâkimlerin en âdilisin” dedi. Allah buyurdu ki: “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” Nûh dedi ki: “Ey rabbim! Ben, senden hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi istemekten yine sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, kaybedenlerden olurum!” Hûd 45-47
Bilinmelidir ki, kurtuluşun imkânı vardır ve imkân Allah’ın vahyini yaşamakla elde edilir.
Hâsılı kelam “asabiyet”ten ve cahiliye hamiyeti anlayışından kurtulmanın tek yolu “vahye, sünnete” dönmek, vahyi ve sünneti bilerek, tefekkür ederek yaşamaktır.
Selam ve Sabırla… 22.07.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?