4 Şubat 2016 Perşembe

Başbakana Çağrı



Başbakana Çağrı

Veysi ERKEN

            Akademisyensiniz.
            Sıradan bir akademisyen değilsiniz.
            Düşünen, yazan bir strateji geliştiren yapınız var.
            Yazılarınızı yıllarca okudum.
            “Stratejik Derinlik” isimli çalışmanızı yayınlandığı yılda okudum.
            Tespitleriniz yerinde olduğuna inandığım için kitabınızı tavsiye ettim.
            Lütfen danışmanlarınızı iyi seçiniz.
            Ülkemizi kan gölüne çeviren “küresel haydutlar”a karşı sizin ifadenizle sabit ve potansiyel verileri “siyasi irade” ile harekete geçiriniz ki, coğrafyamızda zedelenmiş olan gönül bağlarımız kuvvetlensin.
            Hak ve hakikat ancak bu şekilde gerçekleşir.
            Bilinen bir gerçektir.
            Küresel haydutlar ittifak halinde coğrafyamızı insansızlaştırmaya,insanımızı topraksızlaştırmaya çalışıyorlar.
            Bu gerçeği insanımıza anlatmamız, gerçeği göstermemiz ve eylemlerimizi ona göre şekillendirmemiz gerekir.
            Mardin’de açıklayacağınız program bu amacı havi olmalıdır.
            Malumunuz üzere yönetimlerin beş alanda emniyeti sağlamaları bir zorunluluktur.
            Bu alanlardaki emniyeti ve güven ortamını sağlama “devlet” olmanın gereğidir.
            Bu alanlar
            Din
            Akıl
            Can
            Mal
            Nesil ile ilgilidir.
            Gerek fizikî gerekse gönüllerde oluşan tahribatı ancak bu çerçevede gidermek mümkündür.
            Düşman kavi olabilir.
            Taşeron örgütler iç içe, kol kola, yan yana olabilir.
            Bunlar beklenen durumdur.
            Cemadatından bölücüsüne kadar bütün örgütler küresel haydutların taşeronluğunu üstlenmiş olduğu gerçeği değiştirmez.
            Geliştireceğiniz ve açıklayacağınız program bahsi geçen beş alanda emriyeti sağlayacak nitelikte olmalıdır.
            İnsanımız coğrafyamızın her karış toprağında kendini emniyette hissedebilmeli ve özgürlüklerini kullanabilmelidir.
            Sayın Başbakan;
            Lideri lider yapan faktörlerden birisi ve en önemlisi “etraf”ıdır.
            İyi niyetinizden ve azminizden zerre kadar şüphem yoktur.
            Buna rağmen “etraf”ınıza dikkat edin.
            Malumunuz üzere Cumhurbaşkanı Sayın Recep Erdoğan “aldatıldık” demişti.
            Kendisini aldatanlar “etraf”ını kuşatanlardı.
            Etrafıydı.
            Aynı hataya düşmeyiniz.
            Etrafınıza dikkat ediniz.
            Ve Mardin’de açıklayacağınız programı bu çerçevede hazırlayınız ki, coğrafyamız ve gönül coğrafyamız ihya olsun ve neşelensin.
            Bilinmelidir ki, Türkiye tek umuttur.
            Unutmayınız ki, huzur beş alanda sağlayacağınız emniyettedir.
            Tekraren;
            Din,
            Akıl,
            Can,
            Mal,
            Nesil.
            Açıklayacağınız programın hayırlara vesile olması dileğimdir.
            Selam ve Sabırla…
           

3 Şubat 2016 Çarşamba

Bülent Arınç ve Diğerleri



Bülent Arınç ve Diğerleri

Veysi ERKEN

            Yıllar önce “politikayı siyasetleştirelim” diye bir yazı yayınlamıştım.
            Bilindiği üzere “politika” genel anlamda yalan dolan üzerine inşa edilir. Siyasetin ise bir “ahlakı” olur.
            Siyasi veya yönetimsel (idari) faaliyette bulunanlar ahlaklı olmak mecburiyetindedir. Aksi takdirde politikleşirler.
            Konuyu bu bağlamda ele aldığımızda aynı yönetim faaliyeti içinde bulunanlar faaliyetlerinden ortak bir şekilde sorumludurlar diyebiliriz.
Diyebiliriz ifadesi bile hafif kalır.
Mutlak anlamda sorumludurlar denilmesi daha doğrudur.
            Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte aynı yönetimi paylaştım. Hatasıyla sevabıyla o dönemin sorumluluğunu taşıyorum. Görevim esnasında doğruluğuna inanmadığım hususlarda o zaman kanaatimi dile getirdim. Aynı dönemde görev yaptığımız arkadaşlar şahittir.
 Yanlışta ısrarı görmedim görsem ve onu kaldırmaya gücüm yetmemiş ise yapmam gereken bir tek şey vardı. O da orayı terk etmem ve yanlışa iştirak etmememdi.
            Bunu dile getirmemim sebebi Bülent Arınç ve benzerlerinin son durumlarıdır. Yıllarca beraber oldukları, aynı yönetimi paylaştıkları ve icraat ortaklığı yaptıklarını suçluyorlar.
            Yazık diyorum.
            Hem de çok yazık.
            Yıllarca beraber olduklarının yanlışlıklarını bugün dile getiriyor Bülent Arınç.
            Bülent Arınç’tan mülhem bu tutumu başkaları da dile getirmeye çalışıyor. Aynı yönetimde bulunmuşlar hepsi.
            İcraat ortakları bugün konuşuyor.
            Bülent Arınç’a şu soruyu sormamız zorunludur diye düşünüyorum.
            Yıllarca beraber olduğunuz kişi veya kişilerin yanlış icraatlarına neden ortak oldunuz?
            Sizin için makamlar yanlışlara göz yumma yeri midir?
            İcraatlar sizi rahatsız ediyor idiyse neden görevde olduğunuz dönemde bunları ifade edip gereğini yapmadınız. Merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle “Hiç olmazsa yanımdan kovarım” tavrını neden sergilemediniz veya istifa etmediniz.
Yanlış icraatta vebaliniz yok mudur?
            Şayet icraatlar doğru idiyse bugün neden konuşuyorsunuz?
            Sizi konuşturan bir yer mi var?
            Siyasi tecrübelerim şunu göstermiştir ki, yönetimde bulunduğu dönemde sessiz kalanların sonraki konuşmaları samimi değildir.
            Makamlar, mevkiler ve görevler yanlışlıkların sessizce geçiştirileceği yerler değildir ve olmamalıdır. Makamlar “haksızlık ve yanlışlık karşısında susma” yeri değil ve olmamalıdır.
            Dün konuşmayanların/suskun kalanların bugün de konuşmamaları gerekir.
            Dolayısıyla;
            Bülent Arınç ve benzerleri icraatlarının muhasebelerini yapıp ona göre hayatlarını devam ettirmeleri gerekir.
            Bir yerde tövbe etmeleri beklenir.
            Esasında hepimizin her gün tövbe etmemiz gerekir.
            Bir müminin yapması gereken budur.
            Selam ve Sabırla…