18 Eylül 2017 Pazartesi

Sayın Cumhurbaşkanı Bir Kere Talimat Veriniz



Sayın Cumhurbaşkanı Bir Kere Talimat Veriniz

Veysi ERKEN

            Kurbağayı haşlama yöntemini bilirsiniz. Siyonist haçlı zihniyeti ülkemizi ortadan kaldırmak için bu yöntemi kullandıklarını düşünüyorum. Özellikle kazanın altındaki ateşe odunu uşaklarına taşıtarak bu işi yapmaya çalışıyorlar.
            15 Temmuz ihaneti bunun en belirgin misallerinden birisi ve en önemlisidir.
            Siyonist haçlı zihniyetinin uşağı tapınakçı haşhaşi zihniyeti efendilerinin gayesini tahakkuk ettirmek için çabasından ve ihanetinden vazgeçmiş değildir.
            Yapılan ve yapılacak icraatları sabote etmek için her türlü iftirayı, hırsızlığı, yalanı, talanı devreye sokmaktan vazgeçmiş değildir.
            Özellikle “nüfuz ajanları” vasıtasıyla icraatları kötülemek, engellemek, geciktirmek gibi eylemlerini sürdürdüklerine şahit oluyoruz.
            Geçmişte haşhaşi fetö medyası ile çalışmış, oralarda yazarlık, muhabirlik gibi işlerde bulunmuşları takip ediniz olup biteni anlarsınız.
            Hala bu tipler yanlış bilgilendirmelerde bulunuyorlar.
            Mağduriyet edebiyatı ile bürokrasideki fetöcüleri koruyorlar, hatta yenilerinin atanmasına bile zemin hazırlıyorlar denilebilir.
            Tabii ki, nüfuz ajanları sadece medyada değildir. Hala kamunun bütün unsurlarında olduğunu düşünüyorum.
            Tabii ki, fatura Cumhurbaşkanına çıkarılıyor.
            Birkaç örnek verebiliriz.
            Geçenlerde Cumhurbaşkanı TEOGLA ilgili konuşurken “bakanlarıma bir kere talimat veririm yaparlar” dedi.
            Sonuçlara baktığımızda bürokrasinin bu talimatları sumen altı etmeye çalıştığını görüyoruz.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Özellikle 16 Nisan halk oylamasından sonra FETÖ tipi örgütlenmeler talimatlarınızı boşa çıkarmak, icraatları engellemek ve faturayı size kesmek için her yola başvuruyorlar.
            Yardımcı Doçentlik konusu, İhlas Finans mağdurları, 15 Temmuz sonrasındaki iş ve işlemlerle ilgili yapılanlar esas alınarak dedikodu, iftira ve yalanlarla toplumun zihni bulandırılıyor.
            Özellikle genç kesim sizin iktidarınız döneminde büyüdü. Geçmişin karanlık yapısını ve yokluklarını bilmediği için kandırılmaları daha kolay oluyor. İhanet şebekesi özellikle oyununu gençlik üzerinde yürütülüyor ve fatura size çıkarılmaya çalışılıyor.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Bu sefil oyunu bozmak için talimatlarınızın akıbetini sorunuz. Engelleyenleri, geciktirenleri görevden alınız.
            Yardımcı Doçentlik konusunu halledemeyen bürokrasiden, İhlas Finans mağdurlarının mağduriyetini gideremeyen sorumlulardan, YGS ve LYS gibi ucubeleri sürdüren engelleyicilerden hesap sorunuz.
Ve bu tip konuları bir KHK ile bir saatte çözünüz.
            Esasında ilk yapılması gereken kamu yönetimi ve personel istihdam ilkelerini düzenlemektir.
            Bürokratik oligarşinin oluşumunda 657 sayılı kanun ve ona bağlı olarak çıkarılmış diğer kanunlardır.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Talimatlarınızın icraata dönüşmesi için mevcutlarla iş yapılamayacağının bilinmesi gerekir.
            Mevcutlar statükonun devamından yanadır.
            Siyonist haçlı zihniyetinin maşalarını devre dışı etmenin ve talimatların gereğinin yapılabilmesinin yolu “nüfuz Ajanları”nın etkisini yok etmekten veya en azından azaltmaktan geçer.
            Hemen şimdi talimatlarınızın gereğinin yapılması için talimat veriniz. Gereğini yapmayanların görevine son veriniz.
            Selam ve Sabırla…

16 Eylül 2017 Cumartesi

EVET, TEOGLA Birlikte YGS ve LYS Kaldırılmalıdır



Sayın Cumhurbaşkanı
EVET, TEOGLA Birlikte YGS ve LYS Kaldırılmalıdır

Veysi ERKEN

            Dün gece Cumhurbaşkanı TEOG kaldırılmalıdır diye bir ifade kullandı.
            Gerçekten TEOG ortadan kaldırılmalıdır. Ama sadece TEOG değil, YGS ve LYS de ortadan kaldırılmalıdır.
            Cumhurbaşkanını dinlerken şunu fark ettim. Önünde metin yoksa hasbi bir şekilde çözümler ortaya koyuyor. “One Minute”den tutun “Yrd. Doçentlik” konusuna kadar bütün konularda bir hasbilik söz konusudur. TEOG konusu da hasbiliğin ifadesidir.
            Metin varsa yanıltmaların olduğunu görüyoruz. “At izi it izine karıştı”, “metal yorgunluğu”, “çürümüşlük” gibi ifadeler maalesef aleyhte kullanılan sözler oldu.
            Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığında metin yazarlığı yapanların ve danışmanların içinde tapınakçı haşhaşi zihniyetlilerin olduğunu ve bilerek her tür kullanılabilecek ifadeleri ve kelimeleri seçtiklerini düşünüyorum.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Bahsi geçen kelimeleri tapınakçı haşhaşi FETÖCÜ DAİLER ve FEDAİLER aleyhte bolca kullanıyorlar.
Zaten tarzları budur.
Cibilliyetleri ve haşhaşilik yetiştirilme tarzları gereğince mağduriyet edebiyatı,  İftira, inkâr, hırsızlık ve her türlü ahlaksızlığı meşru görme onların vazgeçilmezleridir.
            Sayın Cumhurbaşkanı etrafınızdakilere özellikle metin yazarları ve danışmanlarınıza dikkat ediniz diyerek asıl konumuza dönelim.
            Yılları talim ve terbiye sahasında ve politik arenada geçmiş birisi olarak dün TEOG’la ilgili dile getirdiğinize yüzde yüz katılıyorum. TEOG benzeri bütün sınavlar ortadan kaldırılmalıdır.
            70 bin derslik artışı yerindedir. Önemli olan “kapasite, çeşitlilik ve kaliteyi” arttırmak ve bireye “seçme ve yerleşme” özgürlüğünü kullanma imkânı sunmadır.
            Türkiye bunu kaldırabilecek ve başarabilecek kapasitededir.
            Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) sistemi ne kadar yersiz, gereksiz ise Yükseköğretime Geçiş ve Lisans Yerleştirme Sınavı YGS ve LYS de o kadar gereksizdir.
            Öğretim kademeleri arasında geçiş sınavsız olmalıdır.
            Birey dilediği bir üst öğretimi “sınırsız” ve “sınavsız” dilediği kadar seçebilmelidir.
            Anlaşılsın diye yazıyorum.
Bir birey dilediği takdirde aynı zaman diliminde hem “tıp” hem mühendislik” hem de başka alanları seçebilmeli ve tercih edebilmelidir.
Bizim kültürümüzde “bilen bilmeyenden üstün kabul edilmiş”tir. “Bilmeyenin bilenden sorması ve öğrenmesi vazife olarak tevdi edilmiştir”.
Öğrenim hak ve özgürlüğüne bakışımız budur.
Zihinleri esir edilmiş, kafaları köleleştirilmişlerin kurtulmamız kendi değerlerimizin temel ilkeleriyle hareket etmemizle mümkündür.
Dolayısıyla kendi değerlerimizin ilkeleri gereğince  devletin görevi bireye imkân ve fırsat sağlamadır.
Devletin görevi talim ve terbiye konusunda bireye sınırsız kapasite, çeşitlilik, kalite ve tercih imkânı sunmadır.
Sayın Cumhurbaşkanı
Benden farklı düşündüğünüzü zannetmiyorum.
Çünkü siz de “her yestevillezine ya’lemun vellezine la ya’lemun” ayetine inanıyor ve gereğini yerine getirmek istiyorsunuz.
Bugün TEOG, YGS ve YLS gibi sınavlarla bireylerin önünde "Çin Setleri” inşa edenlerin, oligarşik yapıların olduğunu unutmayınız.
Oligarşik yapılar kendilerine benzettiklerini istihdam ederler.
Bugün bürokraside de maalesef oligarşik yapıların elemanları vardır ve nüfuz ajanlığı yapıyorlardır.
Bunların fiillerine bakınız onları fark edersiniz.
Sayın Cumhurbaşkanı tabip odaları doktorların çoğalmasını istememektedir. Mühendis odaları ha keza.
Bunları çoğaltmak, misalleri arttırmak mümkündür.
Bu yapıların pek çoğu “öğrenim hak ve özgürlüğü”ne karşıdır. “Bilgi edinme ve beceri geliştirme hak ve özgürlüğü”nü reddediyorlar.
Tabii ki, dilleri tersini söyler.
Dilleri ile söyleyemediklerini fiilleriyle ortaya koyuyorlar. Milletin evlatlarını “maraba” olarak görüyorlar.
Hâsılı kelam.
Sayın Cumhurbaşkanı
Bir İmam Hatip mezunu olarak önünüze konulan bariyerleri biliyor ve hatırlıyorsunuz.
Bugün yetkiniz var.
İnsanımızın önüne konulan bariyerleri ortadan kaldırınız.
Kamu yönetiminin temel ilkeleri başta olmak üzere daha önce dile getirdiğiniz “YRD. Doçentlik konusu ile birlikte TEOG, YGS ve LYS gibi ucubeleri bir KHK ile ortadan kaldırarak çözünüz ve milletimizin önünü açınız.
Oligarşik bürokrasiyi ortadan kaldıramazsanız bile azalmasına vesile olunuz.
Sizi yanıltanları etrafınızdan temizleyiniz.
Özellikle metin yazarlarına dikkat ediniz.
Selam ve Sabırla…