23 Nisan 2021 Cuma

Lider ve Etraf İle İlgili Bir Hatıra ve Hatırlatma

 

Lider ve Etraf İle İlgili Bir Hatıra ve Hatırlatma

 Veysi ERKEN

           Kendimi bildim bileli Allah’ın rızasını kazanma peşinde olduğuma inanıyorum. Makam, mevki, servet peşinde olmadım.

            Bilhassa siyasi ve politik faaliyetlerde hep bunu takip etmeye çalıştım.

            Biz hep dava diyorduk.

            Bir ülkü peşindeydik.

            İlkeli olmaya çalıştık.

            Kusurumuz, hatamız, günahımız olmuştur.

            Israr etmedik inşallah.

            Kendimizi sorguladık.

            Nerede kusur, hata ve günah işlediğimizi anlamaya çalıştık.

            Çünkü “dik durmaya, dik yürümeye” ve “kamet ve istikamet” babında düz olmaya çalıştık.

            Saniyesine hükmedemediğimiz bir hayat için fırıldak olmamaya” çalıştık.

            “Açıklık en doğru yoldur” dedik.

            Bir ülkünün peşinde elli yılı devirdik ama particilik anlamında sadece merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile beraber olduk.

            Vefatından sonra nokta koydum.

            Elan hiçbir partiyle ilgim yok.

            Tabii ki, parti içinde geçen günlerimiz bize yeni tecrübeler kazandırdı.

            En önemlisi “etraf”ın bir davayı nasıl harabata çevirdiğini gördük.

            İlk toplantıda bunu fark ettim.

            Bunu da yazarak merhum başkana ilettim ve yayınladım.

            Başlığı “lider, etraf ve teşkilat” olan yazım 2002 yılında yayınlandı. Genel kurul toplantısının üzerinden bir ay ancak geçmişti.

            Başkanın etrafını sahtekârlar sarmıştı. Zaten yıllar sonra sahtekâr oldukları savruldukları yerlerden belli oluyor.

            O yazımda “Teşkilatlarda “etraf” liderin en yakın çalışma arkadaşlarını ifade eder. En yakın çalışma arkadaşları hareketin ve teşkilatın görünümünü yansıtır. Teşkilatların övülmesi veya yerilmesi vitrindeki “etraf”la başlar.

            Şu ifadeleri her zaman ve zeminde duymak mümkündür. Teşkilatın lideri iyi, ancak etrafındakiler yetersiz veya kötü. Böyle bir değerlendirilmeye zemin hazırlamak liderin kusurudur. Teşkilatın zayıflamasının ve başarısızlığının temel göstergesidir.

            Ulvî amaç ve hedefler peşinde olduğunu söyleyen liderlerin inandırıcılığının göstergelerinden biri “etraf” olduğuna göre başarı için dikkatli olmak burada başlar. Teşkilatın amaç, ilke ve hedeflerini şahsında, yaşayışında ve söylemlerinde yansıtamayanların “etraf”ı oluşturması teşkilata ve başarıya darbedir.” demiş ve “ufuk açıcı olan liderliğin ehemmiyeti “etraf”ın tespitiyle başlar. Dilimizdeki “şeyh uçmaz müritler uçurur” misali “etraf” liderlikte önemli yer tutar. “Etraf” liderliği başarıya ulaştırabileceği gibi “hedefler”den saptırıcı da olabilir. Dolayısıyla “lider”lik “etraf”taki sızmaların engellenmesiyle belirginleşir. Çünkü lider teşkilatın görüntüsünü yansıtan “etraf”ını iyi belirleyemezse teşkilat “entrikacı”lar tarafından kolayca dönüştürülür.

Teşkilat uşaklar marifetiyle amaçlarından ve hedeflerinden uzaklaştırılır. Lider ve teşkilat adeta “kurbağa” gibi haşlanır.

Burada haşlanan kurbağa misalini anlatmakta etmekte fayda vardır. Malumunuzdur ki, kurbağa doğrudan doğruya kaynar suya atılırsa tepki gösterir ve kazandan kendini dışarıya atmağa çalışır. Genel olarak bu durumda kurbağa başarılı olur ve kurtulur.

Eğer kurbağa normal sıcaklıktaki suyun içine atılır ve su yavaş yavaş ısıtılırsa başarısızlık mukadder olur. Bu durumda kurbağa yavaş yavaş haşlanır ve ölür.

İşte başarılı organizasyonların muhalifleri genelde “etraf”ı kullanarak teşkilatları yok cihetine gider. Böylece kendi karanlık düzenlerini ortadan kaldırabilecek muhalif teşkilatları uşakları vasıtasıyla içten çökertmiş olur.

Özellikle karanlık ve gizli güç odakları adamlarını muhalif teşkilatlara yerleştirerek ve onları lider için “etraf” haline getirerek teşkilatları var eden ilkeleri ve hedefleri anlamsız, yaşanmaz ve savunulmaz hale getirmeye çalışırlar.”

Bunu fark edemeyen liderler kendi elleriyle teşkilatlarını kurbağa misali yok ederler.   

            Aradan yirmi yıl geçti. Değişen bir şey yok.

Günümüzün Türkiye’sinde hemen hemen her alanda olduğu gibi “liderlik” konusunda da kısır bir vasat oluşmuştur.

Mevcut durumu tahlil ettiğimizde karşımıza bir kaç sebep ortaya çıkar. Bunlardan birisi ve en önemlisi topluma yol gösterme konumunda olmaları gereken muhalif insanların, bir başka deyişle muhalefetin liderlik vasıflarından mahrum oluşu ve teşkilatlarının yabancıların uşakları tarafından dönüştürülmesinin farkında olmamalarıdır.

Ya iktidar cephesinde durum nedir?

Gördüğümüz manzara şudur.

İktidar cephesi daha kötü durumdadır. Bu durum göreve getirilenlerden hemen anlaşılıyor

İktidar cephesinin her kademesinde ve bürokraside kifayetsizler “etraf”ı sarmış, kendilerine birkaç görev tahsis ederek güven, itimat kaybına yol açmış durumda.

Bizden hatırlatması.

İktidardaki bu “etraf” liderliğe ve ülkemize zarar verir hale geldi.

Liderlik kaliteli “etraf”ı ihya etmesi gerektirir. Mıntıkayı kifayetsiz “etraf”tan kurtarması icab eder.

Bu başarılmazsa kayıp mukadder olur.

Temennimiz ülkemizin kaybetmemesi, liderlik edenlerin “etraf”ı oligarşik yapıdan çıkarması yönündedir.

İnanıyorum ki, Türkiye bütün mazlum coğrafyaların “kalbi ve beyni” durumundadır.

Kalp ve beyin sülük gibi olan “etraf”tan korunmalıdır.

Yıllar öncesinin merhum Muhsin başkanla yaşanmış bir “hatıra” hatırlatma yapmamızı gerektirdi.

Bizden hatırlatma.

Gayret bizden Tevfik Allah’tandır.

Selam ve Sabırla…

           

22 Nisan 2021 Perşembe

Evrensel Kraliyet ve Evrensel Terör

 

 

                                          Evrensel Kraliyet ve Evrensel Terör

Veysi ERKEN

             Günümüzün dünyasında “evrensel terör” vardır. Bu terörün müsebbipleri Tapınak Şövalyeliğini devam ettiren ve bin yedi yüzlü yıllardan beri “yenidünya düzeni” peşinde koşan “Evrensel Kraliyetçiler”dir.

             “Mabet ve Loca” isimli eseri okuyanların hemen fark edebilecekleri bir durumdur evrensel terör. Evrensel terörün arka planında “evrensel kraliyet” anlayışı yatar. Evrensel kraliyet peşinde olan bir avuç tapınakçı bütün dünya ülkelerinde maşaları vasıtasıyla insanlara kan kusturmaktalar.

            Evrensel kraliyetin peşinde olanlar için her yol ve her eylem mubahtır. Amaçlarını gerçekleştirmek için her düzeni ve düzenbazlığı oluşturmaktan geri durmazlar. Son marifetleri “Küresel Komutanlık” hayaliyle ilgilidir. (Yeni Şafak 25.10.2001) Felsefeleri Makyavelist görüşe paraleldir. Kim bilir belki Makyavel de onlardan birisidir.

            Meşhur on bir Eylül eyleminden beş yıl önce Kisenger’in söylediği şu söz unutulmamalıdır. İki bin on yılına kadar Afganistan ve Pakistan diye devlet olmayacak.

            Evrensel kraliyet peşinde olan tapınakçılar her ülkede kendi çıkarlarını ve politikalarını koruyacak ve devam ettirecek piyonlar kullanırlar. Nasibini almayan ülke yok gibidir. Genel anlamda ülkelerde istihdam edilen piyonlar o ülkenin kültürüne ve insanına yabancı olanlardan seçilir ve ona göre yetiştirilir.

            Tapınakçıların kurdurdukları kolejlerden ve liselerden mezun olanlar arasından özenle seçilen piyonlar zamanı gelince yönetimde söz sahibi haline getirilmeye çalışılır. Bunun farkına varamayan halk piyonları kendinden sayar ve onları yönetimde söz sahibi yapar.

            Yarım asra yakın bir zamandan beri Kisenger’in himayesine mazhar olmuş ve Bilderberg toplantılarına katılmış kişilerin bilinmesi Evrensel Kraliyet peşinde olanların piyonlarını anlama ve deşifre etmek babında önemlidir.

            Uluslar arası terörü ve teröristleri anlamak için terörle Evrensel Kraliyet arasındaki bağın bilinmesine bağlıdır. Bu bağı kuramayanlar mevzii olarak gerçekleşen hadiseleri doğru okumakta ve yorumlamakta zorlandıkları görülür.

            Günümüzün dünyasında Evrensel Kraliyet anlayışında olanların sahip olduklar dev finans merkezleri ve bankaları vasıtasıyla her türlü terör eylemini gerçekleştirdikleri bir vakıadır. Para onlarda, silah onlarda, güç onlarda. Üstelik her ülkede piyonlar hazırdır.

            Ülkeler Piyonlar tarafından merkez tapınağın emelleri ve hedefleri doğrultusunda yönlendirilir.

             Medya olarak bilinen iletişim vasıtaları yönlendirilmede en etkin silahtır. Beyinler onunla iğfal edilir. Zihinler onlarla alt-üst edilir.

            Ülkelerin içine düştüğü girdabı ve yaşadığı kaosu çözmek tapınağın ve piyonların tanınması ve etkisizleştirilmesiyle mümkündür. Hadiseye kendi ülkemiz açısından baktığımızda insanımıza büyük görevlerin düştüğünü görmekteyiz.

             İnsanımız büyük tapınağın emir kulları durumundaki piyonları hayatından çıkarmak mecburiyetindedir.

            Peki, bu piyonlar bilmek mümkün mü?

            Elbette mümkün.

            Malum mabedin ve Bilderberg toplantılarının müdavimleri Oktay Sinanoğlu Beyin tabiriyle Tutiyi Garbiyyun(Batının Papağanları) Evrensel Kraliyet peşinde olan tapınağın piyonlarıdır. Haydi, onları siyaseten hayatımızdan çıkarmaya.

            Sahi “CHP’nin iltisaklısı** Erkek(!)ler” taifesi bu arada ne yapıyor dersiniz?

            Cevabını hemen vereyim.

            CHP’nin iltisaklısı Erkekler taifesi Evrensel Kraliyetçilerin ECURUFYA*’sında her türlü mukaddesin ortadan kaldırılması için “Terminatör”lük rolünü üstlenmiş durumunda olup icra-ı sanatlarını yürütmekteler.

            Selam ve Sabırla....................15.02.2002

 

            * Bu tabir merhum Ahmet KABAKLI hocamıza aittir.

            ** Yazıya sadece bu kelime ilave edilmiştir.