26 Aralık 2023 Salı

Gazze ve Dünyanın Her Yerinde Küresel Soykırımcılar Sahada

 Gazze ve Dünyanın Her Yerinde Küresel Soykırımcılar Sahada

Veysi ERKEN Dr.

 Gazze’de soykırım ve işgalini sürdüren vahşiler “Evrensel Kraliyet”i kurmaya çalışanlardır. Bunun için “Evrensel Terör” uygulamaktadırlar. Terörleri her sahadadır.

“Günümüzün dünyasında “evrensel terör” vardır. Bu terörün müsebbipleri Tapınak Şövalyeliğini devam ettiren ve bin yedi yüzlü yıllardan beri “yenidünya düzeni” peşinde koşan “Evrensel Kraliyetçiler”  soykırımcı vahşilerdir.

“Mabet ve Loca” isimli eseri okuyanların hemen fark edebilecekleri bir durumdur evrensel terör.

Evrensel terörün arka planında “evrensel kraliyet” anlayışı yatar. Evrensel kraliyet peşinde olan bir avuç tapınakçı bütün dünya ülkelerinde maşaları vasıtasıyla insanlara kan kusturmaktalar.

Evrensel kraliyetin peşinde olanlar için her yol ve her eylem mubahtır. Amaçlarını gerçekleştirmek için her düzeni ve düzenbazlığı oluşturmaktan geri durmazlar. Son marifetleri “Küresel Komutanlık” hayaliyle ilgilidir. (Yeni Şafak 25.10.2001) Felsefeleri Makyavelist görüşe paraleldir. Kim bilir belki Makyavel de onlardan birisi ve atalarıdır.

Kendilerinin icra ettikleri meşhur on bir Eylül eyleminden beş yıl önce Kisenger’in söylediği şu söz unutulmamalıdır. İki bin on yılına kadar Afganistan ve Pakistan diye devlet olmayacak (Allah’ın lütfü keremiyle başaramadılar) diyordu.

Evrensel kraliyet peşinde olan tapınakçılar her ülkede kendi çıkarlarını ve politikalarını koruyacak ve devam ettirecek piyonlar kullanırlar. Nasibini almayan ülke yok gibidir. Genel anlamda ülkelerde istihdam edilen piyonlar o ülkenin kültürüne ve insanına yabancı olanlardan seçilir ve ona göre yetiştirilir.

Tapınakçıların kurdurdukları kolejlerden ve liselerden mezun olanlar arasından özenle seçilen piyonlar zamanı gelince yönetimde söz sahibi haline getirilmeye çalışılır. Bunun farkına varamayan halk piyonları kendinden sayar ve onları yönetimde söz sahibi yapar.

Yarım asra yakın bir zamandan beri Kisenger’in himayesine mazhar olmuş ve Bilderberg toplantılarına katılmış kişilerin bilinmesi Evrensel Kraliyet peşinde olanların piyonlarını anlama ve deşifre etmek babında önemlidir.

Uluslar arası terörü ve teröristleri anlamak için terörle Evrensel Kraliyet arasındaki bağın bilinmesine bağlıdır. Bu bağı kuramayanlar mevzii olarak gerçekleşen hadiseleri doğru okumakta ve yorumlamakta zorlandıkları görülür.

 Günümüzün dünyasında Evrensel Kraliyet anlayışında olanların sahip oldukları dev finans merkezleri ve bankaları vasıtasıyla her türlü terör eylemini gerçekleştirdikleri ve destekledikleri bir vakıadır. Para onlarda, silah onlarda, güç onlarda. Üstelik her ülkede piyon hazırdır.

Ülkeler Piyonlar tarafından merkez tapınağın emelleri ve hedefleri doğrultusunda yönlendirilir.

Medya ve sosyal medya olarak bilinen iletişim vasıtaları yönlendirilmede en etkin silahtır.

Beyinler onunla iğfal edilir.

Zihinler onlarla alt-üst edilir.

Ülkelerin içine düştüğü girdabı ve yaşadığı kaosu çözmek tapınağın ve piyonların tanınması ve etkisizleştirilmesiyle mümkündür. Hadiseye kendi ülkemiz açısından baktığımızda insanımıza büyük görevlerin düştüğünü görmekteyiz.

İnsanımız büyük tapınağın emir kulları durumundaki piyonları hayatından çıkarmak mecburiyetindedir.

Peki, bu piyonlar bilmek mümkün mü?

Elbette mümkün.

Malum mabetin ve Bilderberg toplantılarının müdavimleri Oktay Sinanoğlu Beyin tabiriyle Tutiyi Garbiyyun( Vahşi Batının Papağanları) Evrensel Kraliyet peşinde olan tapınağın piyonlarıdır.  Yaşayışlarından, ağızlarından akan salyalardan, havlamalarından, içtiklerinden, zıkkımlandıklarında anlaşılır ve bilinirler.

Haydi, onları siyaseten hayatımızdan çıkarmaya, özümüze Gazze’de, Doğu Türkistan’da devam eden katliamları durdurmaya...

Selam ve Sabırla... 26.12.2023

Not: Bu yazı 15.02.2002 tarihinde yayınlanmış ve az bir değişiklikle tekrar paylaşılmaktadır.

Türkiye’de Aileler Dağılıyor, ülkeyi nüfus krizi bekliyor

 Türkiye’de Aileler Dağılıyor, ülkeyi nüfus krizi bekliyor

Veysi ERKEN Dr.

Türkiye’yi büyük bir nüfus krizi bekliyor.

Nüfus krizi hem nitelik hem nicelik olarak kapımızdadır.

Maddi ve teknolojik gelişmeler iyidir, yatırımlar, yollar, köprüler, hastaneler yapılıyor.

Bunlar güzeldir.

İyi gitmeyen hatta gittikçe kötüleşen manevi boyut, nitelik kaybı, nicelik azalış ve ailenin çökmesi, çöktürülmesidir.

İslam’dan uzaklaşmalar, uzaklaştırmalar arttıkça, manevi hayat çöktükçe, çökertildikçe aileler dağılıyor, boşanmalar artıyor, evlilikler azalıyor, doğurganlık sıkıntılı bir hal alıyor, doğan çocuk sayısı azalıyor, şiddet ve cinayetler artıyor.

Evet.

Manevi hayat bitirildikçe, İslamsızlaştırma arttıkça Allah nimetini kesiyor ülke ve devlet yıkılışa doğru hızla yaklaşıyor.

Hem tarihimizden hem de günümüzden ibret almıyoruz.

Batı/ batıl ülkelerin ve düzenlerinin içine debelendikleri derekeden ibret almıyoruz. Hala nüfusumuzu “aile planlaması” adı altında faaliyet gösteren iblisler tarafından nitelik ve nicelik bakımızdan ihmal etmeye, azaltmaya  ve yokluğa sürüklemeye  çalışanlar söz sahibi.

Bunun misalleri çoktur.

Esasında sadece şu haber aklımızı başımıza getirmemize yetmelidir diyorum.

Lakin etkililer, yetkililer ve sorumlular “lâl” kesilmiş durumda.

Lafı uzatmaya gerek yok.

Şu haber ibret almamıza yeter.

“Japonya'da nüfus krizi büyüyor

Yaşlı nüfusun yüzde 30’lara ulaştığı Japonya'da yapılan bir araştırmaya göre, nüfusun, 2050'ye kadar başkent Tokyo dışındaki tüm eyaletlerde düşeceği öngörülüyor. …… son 8 yıldır sürekli nüfus kaybı yaşayan ülkenin 124 milyon olan nüfusunun 2050'ye kadar yaklaşık 104 milyona düşmesi bekleniyor…….

Ülkedeki sosyal fonksiyonlar tehdit altında

2023 başında Japonya Başbakanı Kişida Fumio, düşen doğum oranlarıyla Japonya'nın ‘sosyal fonksiyonlarını kaybetmenin eşiğine’ geldiğini, bu sebeple çocuk yetiştirme politikalarına odaklanacaklarını açıklamıştı……

Nüfus ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Ulusal Enstitüsüne (IPSS) göre, Japonya'da 2040'a kadar 65 yaş ve üstü kişilerin, genel nüfusa oranı yüzde 35'i aşacak. https://sputniknews.com.tr/20231224/japonyada-nufus-krizi-buyuyor-1078860211.html

Sizce haberlerden, yazılanlardan ve yaşananlardan ibret alıp kendimize, maneviyatımıza, İslami inancımıza ve huzurumuza dönecek miyiz? Yoksa dipdiri meyyitler kalmaya devam edecek miyiz?

Hani merhum Akif;

Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir”

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.”

Bence dipdiri meyyitler kalmaya devam edeceğiz.

Çünkü düzelmeye ve yeniden İslam’la İslâmlaşmaya niyet yok.

Batıllaşmak ve batıllaştırmak için gayret çok.

Hani derler ya.

“Niyet hayır, akıbet hayır”

Niyet yok ki, akıbet hayr olsun.

Selam ve Sabırla…26.12.2023