25 Haziran 2025 Çarşamba

Siyonistler, İsrail Tasfiye Edilmedikçe

Siyonistler, İsrail Tasfiye Edilmedikçe

Veysi ERKEN Dr.

Esasında Siyonist düşüncenin tamamı ve bilhassa kışlaları olan İsrail tasfiye edilmedikçe dünyaya huzur yok.

Asırlardır devam eden bir gerçekliktir.

Bunun için temel amaç düşüncenin ve İsrail’in tasfiyesi olmalıdır.

Yoksa Siyonistler ve Evangelistler el ele dünyayı yakmaya yıkmaya devam edeceklerdir. Bugün Siyonistlerin emir erliğini Trump yapıyor.

Kısaca dünyanın her yerinde Siyonistler durdurulmalı ve İsrail tasfiye edilmelidir.

Biliyoruz ve inanıyoruz Hak- Batıl mücadelesi Hz. Âdemin döneminden beri vardır ve var olacaktır.

Habil ile Kabilin,  Hakkın dostlarıyla Şeytanların uşakları arasındaki mücadele bitmeyecektir.

Trump’un son saldırıları bunun teyididir.

Evet.

Bu mücadelenin bir tarafında “hayırların fethi şerleri def’i” için çırpınan ve medeniyetini “cehd ve feth” ile kurmaya çalışan anlayış, öbür tarafta yaşayışını “kital, işgal ve vahşet” üzere bina eden iblisin uşakları -insan şeytanları/DEMON- olan küresel vahşi haydutlar, Siyonistler, Truplar, İngilizler. İsrailliler

Kamet ve İstikametini kan, işgal gözyaşı ve vahşet üzerine bina edenler coğrafyamıza ve tüm dünyaya saldırmaktadır.

Başlangıcından bugüne kadar bütün Siyonist haçlı saldırıları aynıdır. Bin yıllardır devam eden ve özellikle son yüz yıllık haydutluk, coğrafyamızdaki birliği bozan bölüştürmeler ile bugünkü Siyonist haçlı zihniyetinin arasında hiçbir fark yoktur.

Dün de hedef İslam ve mazlumların coğrafyasında kan ve gözyaşını tesis etme idi. Bugün de aynı.

Gazze’deki ve diğer coğrafyalardaki vahşet dünün tekrarıdır.

Bugün Siyonist haçlı zihniyeti daha çok uşak ve piyon bulmakta ve kullanmaktadırlar denilebilir.

Mısır, Arabistan, Ürdün, BAE, İran yönetimleri uşaklığın örnekleridir.

Siyonist haçlı zihniyeti çağımızda daha donanımlı bir şekilde hareket etmekte, sadece kendi saldırmamakta piyon ve uşaklarını da bolca kullanmaktadır.

Ülkemizi hedef alan ve coğrafyamızı kan gölüne çeviren Siyonist haçlı saldırılarını bu gözle görmek gerekirken, Katar’da, Somali’de, Irak’ta, Yemen’de, Sudan’da, Suriye’de, Türkistan’da ne işimiz var, bırakınız oradakiler boğazlansınlar diyenlerin iyi uşak ve piyon olduğu bilinmelidir ve unutulmamalıdır. Unutturulmamalıdır.

Silahını insanımıza doğrultan bütün örgütlerin birer piyon, maşa ve uşak örgüt olduğu asla unutulmamalıdır.

Siyonistlere karşı zafer kazanılır mı?

Elbette kazanılır.

Yeter ki, kamet ve istikametimizi Allah’ın rızasını mesnet kılarak inşa edelim ve hayatın iman ve cihaddan ibaret olduğunu kabul ederim.

Yeter ki, içimizdeki Siyonist haçlı zihniyetinin şeytanlarını ve uşaklarını deşifre edelim.

Yeter ki, haşhaşi zihniyetinin niyetini ve inancını anlatabilelim ve stratejimizi ve taktiklerimizi ona göre kurgulayalım.

Bilinmelidir ki, kamet ve istikameti Allah’a yönelik olanlar mutlaka kazanır, zafere erer.

Elbette ki, zafer imtihanı gerektirir. Mal ve canla imtihan edilmek ilahi bir buyruktur. Bu imtihanı kazananlar ilahi yardıma ve zafere layık olur.

Bunun için niyetimiz hayır olsun ki, akıbetimiz de hayır olsun.

Niyetimiz İsrail denilen kışlanın ve Siyonist düşüncenin tasfiyesini amaçlamalıdır.

Selam ve Sabırla... 25.06.2025

İnsan Hastalıktan Değil Vadesi Dolunca Ölür

 İnsan Hastalıktan Değil Vadesi Dolunca Ölür  

 Veysi ERKEN Dr.

Taziyelerde genelde vefat edenin yakınına ananız/babanız/ kardeşiniz vs. neden, niçin, nasıl vefat etti diye soruluyor.

Taziyeye giden bir doktor, vefat edenin yakınına neden vefat etti, hastalığı ne idi? diye sorunca, vefat edenin yakını “babam hastalıktan değil, ecelinden öldü” diye cevap vermiş.

Bu cevap doktorun hoşuna gitmiş ve kendisine hastayım, ölüyorum diye gelenlere “kimse hastalıktan ölmüyor, ecelinden ölüyor” demeye başlamış.

Doktor bu hadiseyi bana anlattı. Benim de çok hoşuma gitti.

Gerçekten de insanlar veya diğer canlılar “ecelinden, vadesi dolunca” ölür.

Buna inanıyorum.

Vade doldu mu bizler bahane arıyoruz. Şu hastalıktan, falan kaza sonrasından, kahrından, düşerekten vs.

Dün bir tanıdığımın ölüm haberi geldi.

Hanımı sabah namazına uyandırmak için seslenmiş, cevap yok.

Meğerse ölmüş.

Haytalığı yok, kaza geçirmiş değil.

Ölmüş çünkü vadesi dolmuş.

Genelde vadenin dolduğu aklımıza gelmez.

Ölüm anlamsızlaştırıldı, böylece hayat da anlamsızlaştı.

Hâlbuki “ölüm” “hayat”ın bir mütemmim cüzüdür.

Ölüm düşüncesi hayatımızı anlamlaştırır, bizleri haksızlık, hırsızlık, ahlaksızlık yapmamızı engeller.

Hesap vereceğimizi hatırlatır.

 Ölüm kaçınılmaz. Ölüm bizler için son değil, yeni bir hayatın başlangıcı.

Onun içindir ki, ölümü unutmamak ve vahyin dairesinde yaşamak gerek.

Hata öleceğimiz yeri biz seçemeyiz.

 “Zihinlerimiz işgal altında. “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Âl-i İmran-145” ve “Evlerinizde dahi olsaydınız, yine de haklarında ölüm yazılmış olanlar ölüp düşecekleri yere geleceklerdi. Âl-i İmran-154”

Evet.

“Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz. Ankebut-57” bedenen ölsek bile hesaba çekileceğimizin gerçeğini bilmemiz gerekir.

Ve.

“Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez; hiç kimse nerede öleceğini bilemez; ama Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. Lokman-34” hükmü gereğince ölümü unutmadan iyi şeyleri elde etmeye çalışmalıyız.

Hâsılı kelam.

Nerede, ne zaman ve ne şekilde öleceğimizi bilemeyiz. Ansızın ölüm bizi bulabilir.

Önemli olan ”ölüm”ü hayatımızın vazgeçilmez parçası olduğunu bilmek ve Salih amelleri ifa etmeye çalışmaktır.  

Bilelim ki, “ölüm”ü unutan “ölür”.

Selam ve Sabırla…25.06.2025