29 Haziran 2026 Pazartesi

Küfrü Tercih Edenleri Dost Edinmeyin

Küfrü Tercih Edenleri Dost Edinmeyin

Veysi ERKEN Dr.

Münafık, müfsit seciyeli insan kılıklı ademler gerçeği, hakikati inkâr ederek, üstünü örterek küfre saparlar.

“Sözlükte “örtmek, gizlemek; nankörlük etmek” gibi mânalara gelen küfr (kefr, küfûr, küfrân), terim olarak genellikle “Allah’tan alıp din adına tebliğ ettiği hususlarda peygamberi tasdik etmemek, ona inanmamak” diye tanımlanır. https://islamansiklopedisi.org.tr/kufur

Hakikati gizlemeye çalışan, üstünü örtenlerin “DOST” edinilmemesinin gerektiğini ayetlerle belirlenmiştir.

Hakikatin, vahyin üstünü örtenlerin, vahyi ve sünneti unutturmaya çalışanların ZALİMLERİN kendileri olduğu belirtilir.

“Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin!

Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Tevbe-23”

Müminler küfrü tercih edenleri DOST edinmeyeceği gibi dünyevî olanın sevgisi de onu cihadtan alıkoymaz. Bekleyenler fasıklar güruhuna dâhil olur.

“Rasûlüm! De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, iyi iken durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli ise o zaman Allah’ın azap emri gelinceye kadar bekleyin! Çünkü Allah, böyle yoldan çıkmış fâsıklar gürûhunu doğru yola erdirmez. Tevbe-24”

Ayet şu şekilde tefsir edilmektedir.

“İnsanın sahip olduğu en yüksek duygulardan biri olan sevginin dereceleri, Gazzâlî tarafından şöyle sıralanmıştır:

1. İnsan öncelikle kendisini, kendi varlığına katkıda bulunan şeyleri sever.

2. Sevginin ikinci derecesi, kendisine iyilik ve ikramda bulunanları sevmektir.

3. Sevginin en yüksek mertebesi, herhangi bir yararlanma düşüncesine ve kişisel isteklere bağlı olmaksızın, sırf sevilendeki iyilik, güzellik ve yetkinlik gibi olumlu ve üstün nitelikler dolayısıyla sevmektir.

İnsanda sevgi, maddî olanı sevmekle başlar, mânevî olanı sevmekle kemale ulaşır; kendini ve kendine ait olanları sevmekle başlar, kendisinin dışındakileri, doğadaki güzellikleri ve nihayet bütün bu güzelliklerin yaratıcısı olan Allah’ı sevmekle kemale ulaşır.

İslâm düşüncesinde hakiki sevgi Allah sevgisidir. Çünkü bütün iyilikler ve güzellikler O’ndan gelir. “Yaratılanı yaratandan ötürü sevme” düşüncesine yükselebilen ve sevgiyi bu şekilde kavrayan insan, herkesi ve her şeyi sever:

……..

Bir başka anlatımla, insanın yakınlarını, kazanmayı ve kazancın sağladığı nimetlerden yararlanmayı sevmesi zaten onun doğasında bulunan bir gerçektir; Kur’an-ı Kerîm ise bu gerçeğe atıfta bulunarak, kişinin anılan sevgiden vazgeçmeksizin onu daha yücelere tırmanmanın vasıtası olarak görmesini istemektedir. Bu da ancak kişinin kendisini belirli bir kontrol altında tutmasıyla mümkündür ki, bu kontrolün ölçütü, hiçbir sevginin Allah sevgisinden ve O’nun değerli saydıklarından daha üstün görülmemesidir.

Bu anlayışa erişebilen insan bir yandan dünyevî istek ve bağların esiri olmaktan kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşur, diğer yandan da bütün sevgilerini anlamlı hale getirmiş olur. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tevbe-suresi/1258/23-24-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam.

Küfrü tercih edenler DOST edinilemez. Onları DOST edinenler ZALİMLERDEN olur ve cehennem çukuruna yuvarlanır.

Küfrü tercih edenleri dost edinenlerinin dünyevî olanları sevmesi ve o sevginin içinde debelenip boğulması kaçınılmaz hale gelebilir.

Ölüm döşeğinde bile arsa satın alma peşinde koşanlar, mal ve mülklerini çoğaltma duygusuna sahip olanlar bunun misalleridir.

Selam ve Sabırla… 29.06.2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?