Ahlaksızlığın yaygınlaşmasında
yönetimin sorumluluğu
Veysi ERKEN Dr.
Toplumlarda, milletlerde, devletlerde, cemiyetlerde, ailede ve her türlü sosyal yapılarda AHLAKSIZLIĞIN, KÖTÜLÜĞÜN yaygınlaşmasında veya İYİLİĞİN hâkim olmasında yönetimlerin, iktidarların sorumluluğu büyüktür, en etkin sebeptir.
Zira
yönetimler zemini düzenlemekle mükelleftirler.
Ayette
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten
koruyun. Tahrim-6”
buyrulur.
Ayetten anlaşılacağı üzere
yönetme gücünü elinde bulunduranlar hem kendilerini hem de ehlini (aile,
toplum) korumakla görevlidir.
Yine hadiste
“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Amir memurlarının
çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır.
Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden
sorumlusunuz. Buhârî, Cum`a 11”
İfade gayet açıktır.
Herkes yönettiği
alanlardan ve kişilerden sorumlu olup kötülüklerden ve ahlaksızlıklardan
korumakla mükelleftir.
Dolayısıyla toplumda
ahlaksızlık ve kötülük yangınlık kazanmışsa birinci derecede tedbir almayan
iktidar sahipleridir.
Maalesef ülkemizde
kötülük, ahlaksızlık, çıplaklık, fuhşiyat, metreslik, hayvani ilişkiler,
boşanma yaygınlık kazanmış, toplum yok olmaya yuvarlanmaya başlamış ve hızla
uçurumun kenarına itilmiştir.
İktidar sahipleri bu
yaygınlıktan sorumludur.
Tedbir almakla
mükelleftirler.
Ahlaksızlık maddi
kalkınmayı, sanayileşmeyi yok edecek boyuta ulaşmıştır.
Bilindiği
üzere toplumu oluşturan fertlerin davranışları, inançları ve yaşayışları
birbirinden etkilenerek, görerek ve yaşayışa dönüştürerek gelişir. Ayette “Ey iman
edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla (doğrularla) beraber
olun. Tevbe-119) denilir.
İktidar
ahlaksızlığın yaygınlaşmaması için çevreyi iyi niteliklerle düzenlemek
zorundadır.
Medya,
sosyal medya ve fiziki çevre dâhildir.
Unutulmamalıdır
ki, bireyi kuşatan çevre önemlidir ve çevrede gerçekleşen iyi veya kötü fiiller sâri (bulaşıcı)dir.
Kötülüğün sirayeti kolay, iyiliğin
sirayeti güçtür. Zira “nefis” kötülüğe meyletme özelliğine
sahiptir. Nefs kötülüğü emreder, ortam cazipse kötülüğün bulaşıcılığı hızlanır.
İktidar
bulaşıcı olan ahlaksızlığı ve kötülüğü tedbir alarak, kanuni düzenlemeleri
yaparak engellemek zorundadır.
Tedbir
alınmazsa yıkım kendiliğinden gelir.
Özellikle
iktidar, sadıklardan oluşan çevrenin oluşması engelliyor veya zorlaştırıyorsa ahlaksızlık
için zeminin oluşması daha da kolaylaşır ve kötü fiiller “huy”a dönüşür. Bilindiği üzere “fiiller tekrar edile edile alışkanlıklara, alışkanlıklar tekrar edile
edile huylara dönüşür”
Huylara dönüşen davranışlar ve
eylemler toplumu habis ur misali yer bitirir, tüketir ve yıkıma sürükler.
Hz.
Muhammed Mustafa s.a.v kötülüğün yaygınlaşmaması ve toplumun yıkılmaması için: herkese,
iktidar sahiplerine “Kim bir kötülük
görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse,
diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme
cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78.
Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17) diyerek bizlere, iktidar
sahiplerine yol gösterir.
Artık iktidar
sahipleri, Müslümanlar kâfir ve münafıklara “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” demeleri icab eder ki, toplumdaki kötülükler, cinayetler, şiddet
ve ahlaksızlıklar azalsın.
Bunun için iktidar
sahipleri unutulan ve unutturulan “Emri
bi’l-maruf, nehyi ani’l-münker” farzı ihya edilmelidir ki, toplum İslam’la
yeniden inşa edilsin, ahlaksızlık ve kötülük bitirilebilsin.
Selam ve Sabırla…27.07.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?