19 Ekim 2026 Pazartesi

On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan

“On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan”

Veysi ERKEN Dr.

Ülkemde büyük bir soykırım yapılmıştır.

“On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” ifadesi bile soykırımın büyüklüğünü ve boyutunu açıklamaya yeter.

On yılda her yaşta olanların uğratıldığı bir neslin değil bütün nesillerin yok edildiği bir soykırım.

Her alanda bir soykırım.

Camilerin, medreselerin, vakıf eserlerinin yok edildiği, ahırlara, meyhanelere  çevrildiği bir soykırım.

Namazın, Kur’anın, örtünün yasaklandığı bir soykırım.

Yerli olmayanların yerli görünümlü olarak gerçekleştirdikleri bir soykırım.

Dilin dilim dilim edildiği bir soykırım.

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Bir Nesli Nasıl mahvettiler” isimli kitapçığını okumak bile nesillerin nasıl yok edilmeye çalışıldığını anlamak için yeterlidir.VEYSİ ERKEN: Bir Nesli Nasıl Mahvettiler

Veya

“Yılbaşı çavuşu” hikâyesi kâfi gelir.

VEYSİ ERKEN: İslamî (kültürel) soykırımın İbretlik bir Hikâyesi: YILBAŞI ÇAVUŞU

Yetmedi ise “kolejli nereye” kitabı okunabilir.

VEYSİ ERKEN: kolejli nereye sorgusuna yönelik arama sonuçları

Evet.

Ülkemde büyük bir soykırım gerçekleştirilmiştir ve bu soykırım “On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” mısrasıyla özetlenmiştir.

Kültürel soykırım ile ilgili şu yazı da okunabilir.

VEYSİ ERKEN: kültürel soykırım sorgusuna yönelik arama sonuçları

Merhum Serdengeçti “Bir nesli nasıl mahvettiler” diyor.

Esasında bir nesli mahvederek ondan sonra gelen nesilleri de mahvettiler. 

Yaşayış tarzlarını katlettiler, soykırım uyguladılar.

Nesillere atalarını, dinlerini ve dillerini unuturdular.

Bir nesli nasıl mahvettiler isimli kitabından sadece kısa bir kesit bile soykırımı anlatmaya ve izah etmeye yeter.

“O günlerde kasabada Kur’an-ı Kerim’i yere atmışlar, yırtmışlar gibi dedikodular alıp yürüyordu. İhtiyarlar “Allah'ım ne günlere kaldık!. diyorlar, gizli, hararetli hara­retli konuşuyorlardı.

Büyüklere göre Deccal ya çıkmış ya çıkacaktı. Olup bi­tenler hayra yorulacak şeyler değildi. Her gün Muhiddini Arabî gibi İslâm büyüklerinin kitabı açılır, “elif,” “lâm,” “mim” gibi rumuzlardan istihraçlar yoluyla neticelere va­rılır, günün hâdiseleri bu zaviyeden mütalâa olunurdu.

Ak sakallı bir ihtiyar, hem ağlıyor, hem söylüyordu. Ben. diyordu, “Üç oğlumu bunun için mi şehit verdim?

Şehit evlâtlarının çocuklarının gözleri önünde, babalarının uğrunda can verdiği, son nefesinde elinden, dilinden düşürmediği. Kur’an-ı Kerim’i yerlere, ayaklar altı­na atsınlar ha!… Kendileri neye inanırlarsa inansınlar, nasıl yaşarlarsa yaşasınlar, fakat bizim dinimize, kitabımıza, işimize karışmasınlar” diye sızlanıyor, bir taraftan da torunlarına “Dışarı bakın oğul kimse olmasın… Son…” diyordu. “Sonra" nın sonu gelmiyor, onun yerine gözlerinden yaşlar geliyordu..”

Sözü uzatmaya gerek yok.

Sadece “On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” ifadesi üzerinden soykırımın boyutunu anlamaya yeter artar bile.

Tabii ki anlamak isteyip de ibret alanlar için.

Selam ve Sabırla… 19.10.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?