10 Ocak 2011 Pazartesi

Birliğimizi Güçlendirecek Teklif

Birliğimizi Güçlendirecek Teklif

Veysi ERKEN

Ülkemizde birliği tesis etmenin ancak ortak değerlerle mümkün olacağını siyasiler anlamaya başladı diye düşünüyorum.

Bırakın dini sohbetlerden haz duymayı “İslam” kelimesini duyunca ürken politikacılar partililerini “dini sohbetlere yönlendirmeyi düşünür hale gelmiş. En ilginci “la dini” olan bir geleneğin en üst yöneticileri konuşmalarında örnekler vererek “Allah’a şirk koşmak”tan bahseder hale gelmişler.

Bunlar bence güzel gelişmeler. Umarım ki, bunlar kalıcı hale gelir ve bahsi geçen kesimler İslam’la İslamlaşır hale gelirler.

Türkiye’de yaşayanların huzuru için buna ihtiyaç var.

Bugünlerde siyasilerden duyduğum güzel sözlerden biri de Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Yalçın Topçudan geldi. Topçu konuşmasında hem “dil”lerden hem de farklı illere aidiyeti olanların evlenmelerinden bahsetti. İşte o konuşmanın satır araları:

“Türkiye'de sık sık gündeme gelen iki dil tartışmalarına değinen Topçu, herkesin anadilini konuşması gerektiğini, ancak Türkiye'nin resmi dili Türkçe olduğunu ve herkesin buna sımsıkı sarılması gerektiğini belirtti. "Türkçe bizim halatımızdır, herkesin buna sarılması gerekir" diyen Topçu, "Kimsenin anadilini konuşmasında bu ülkede kimse gocunmuyor. Aslına hepimizin hep beraber Arapçayı öğrenmemiz lazım. Vaciptir Arapça. Dinimizin dili. Aslında hep beraber hepimiz Lazca öğrenelim. Çerkezce öğrenelim. Kürtçe öğrenelim. Boşnakça öğrenelim. Gürcüce öğrenelim. Hep beraber hepimiz bu dilleri öğrenelim. Bu da caizdir. İnsan kardeşinin, dünürünün dilini bilmez mi? Ama hep beraber hepimiz Türkçeye sarılalım. O hepimizin halatıdır."dedi.

Topçu, Eğer polis meslek yüksekokulu açılırsa, buraya gelen polisler bizim kızlarımızı alsa. Onlarla evlense. Aynı şekilde gelen polis de yanında kız kardeşini getirse. O kızla da bizim delikanlılarımız evlense kötü mü olur. Hem böylece kan kana can cana karışmaya vesile olmaz mı? Birliğimiz bütünlüğümüz bu vesileyle pekişmez mi? Hem buraya gelen insanlar buranın kültürünü dokusunu başka yere götürse fena olmaz mı? Ardahan ilerlemez mi?" diye sordu.

http://www.habervaktim.com/haber/164873/topcudan_ilginc_kurtce_yorumu.html

Sayın Topçu’nun düşüncesine katılıyorum. Gerçekten farklı illerin mensuplarının birbiriyle evlenmesi toplumda birliğin kuvvetlenmesine katkı sağlar. Tabi ki, evlenme sadece polislerle sınırlı olmamalıdır.

Bence Büyük Birlik mensupları bu teklifi kampanyaya dönüştürmeli ve Ardahan’ın sınırlarından taşırmalıdır. Bir başka deyişle bu kampanya “sathı müdafaa” mantığıyla vatanın bütün sathına yaygınlaştırılmalı ve Edirnelinin Karslılarla, Ankaralıların Hakkârililerle, Kırşehirlilerin Urfalılarla, kısaca seksen bir vilayettekilerin birbiriyle, bir başka deyişle Türkmen’in Kürt’le, Boşnak’ın Laz’la, Çerkez’in Çeçenle evlenmelerini teşvik etmelidir.

Bu kampanya Haziran seçimleri için kullanılabilir.

Konuşmanın dil konusuna gelince ona da katılıyorum. Zira farklı “Dil” ve “Renkler” Cenabı Allah’ın ayetlerindendir. Zaten Büyük Birlik bu nedenle insanımızı “ebru” olarak görür. “Hepimiz Bir Kilimin Deseniyiz” ifadesi yıllarca partinin duvarlarını süsledi. Dolayısıyla “ebru”muzu güçlendirecek her türlü söylem ve eylem doğrudur.

Umarım ki, Büyük Birlik Tasavvuru”na sahip olanlar Sayın Topçu’nun konuşmasını birliğin harcı olarak mülahaza eder ve kampanyaya dönüştürür.

Selam ve Sabırla.

4 Ocak 2011 Salı

Üç Beş Lojmanı boşalttırmak Yetmez

Üç Beş Lojmanı boşalttırmak Yetmez

Veysi ERKEN

Dün “Başbakan Erdoğan belediye başkanlarına 'Halkın içinde olun. Kendi ilçenizde oturun' talimatı verdi. Florya'daki deniz manzaralı daireler boşaldı, 11 belediye başkanı artık kendi mahallesinde yaşıyor... İstanbullu belediye başkanları eve döndü. Başbakan Erdoğan'ın, 'İlçenizde oturun' talimatının ardından Florya'daki 'başkan lojmanları' bir bir boşaldı... ” ifadesini okudum ama sevinemedim.

Bilindiği üzere Sayın Başbakan 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra da vekillere lojmanda oturmamalarını salık vermiş ve lojmanlar satılmıştı. O zaman sevinmiştik gerisi gelir diye.

Boşuna bekledik oligarşik devletin temel niteliği olan imtiyazlardan vazgeçilmedi. Bilakis lojman, makam aracı, ek tazminatlar, sosyal tesisler arttırıldı.

Bürokrasi muhkemleştirildi.

Başbakan gerçekten halkı düşünüyorsa başta bütün üst bürokratların (ayırım yapılmadan generaller, hâkimler, savcılar, genel müdürler, müsteşarlar vs.) olmak üzere herkesin kullandığı lojmanı, makam aracını ve sosyal tesisini boşalttırmalıdır.

Bilinmelidir ki imtiyazların olduğu yerde oligarşik yapı vardır.

Seçime az kaldı. İmtiyazların ve saltanatların kaldırılmasını bekliyoruz.

Daha önce oligarşık devletin niteliğini şu şekilde ifade etmiştik. “Her zaman tartışma konusu olan ve olmaya devam edecek iki kavram “siyaset” ve “devletin Niteliği”dir. Tanımlamaları zor ve tartışmalı kabul edilse bile bireyin ve toplumun hayatını doğrudan etkileyen kavramlardır.

Zorluklara rağmen “siyaset bir ülkede maddi ve manevi kaynakların nasıl dağıtılacağına ilişkin süreç ve bu süreçle ilgili kararları etkilemedir” biçiminde tanımlanabilir. Bu tanımdan hareketle denilebilir ki, eğer toplum ülkedeki kaynakların dağıtılmasında etkili ve güçlü değilse siyasetten değil despotizmden bahsedilir.

Devlet ve siyaset ilişkisine bu bağlamda yaklaşıldığında devletin niteliğini güçler ilişkisinin belirlediğini görürüz.

Karar almada birey ve toplum etkili ise o devlet demokratik ve milli sayılır. Aksi takdirde devlet güç odaklarının devletine dönüşür. Bugün yaşadığımız süreç devletlerin güç odaklarının ve şirketlerin devletlerine dönüştüğünü göstermektedir.” ifadeleriyle başlamıştım.

Tespitim oligarşik çete tarafından doğrulandı.

Oligarşik çetenin hâkimiyeti “Lojman”, “Makam aracı” . “Dokunulmazlık” ve bunların türevlerinde devam etmektedir. Oligarşik çete bu alanlardaki hâkimiyetini ve tasallutunu kaybetmek istememekte ve siyasetin belirleyici olmasını kabullenememektedir.

Suiistimal, yolsuzluk, hortumlama ve fişleme zanlısının tutukluluğuna yapılan itiraz, gösterilen dayanışma ve siyasete yapılan taarruzlar oligarşik çetenin varlığına ve hâkimiyetine bir delildir.

Bunun yanında makam araçları ve lojman saltanatının devamı ayrı bir delildir. Kuşatma el parası ve emirleriyle muhtelif şekillerde devam ettirilmektedir. Elin parasıyla ahtapotun kolları faaliyete devam etmekte ve nice baharlar feda edilmektedir.

Millet artık el parasıyla ve emirleriyle hareket eden ve kendisini satan her türlü yapıyı reddetmelidir. Başka bir çıkış ve kurtuluş yolu yoktur.

Çıkış yolunu gerçekten Allah rızası için hareket edenler gösterebilir. Yol gösterme kavramının içinde şan, şöhret, makam, mevki ve liderlik istekleri varsa biliniz ki, sahtekârlık mevcuttur.

Peygamberler nasıl ki, insanlara yol gösterdiklerinde bir şey talep etmedilerse, günümüzün yol göstericileri de böyle olmak zorundadır.

Kurtuluş “Boğazdaki Aşiret” ve “Sabatayist”lerden oluşan derin aileyi faş etmekle mümkündür. Bu aile faş edilmedikçe muhtelif görünümlü maşaların faaliyetleri durdurulamaz.

Derin aile hem kendi hem de el parasını rahatlıkla maşalarına dağıtabilmekte ve onları millete karşı kullanabilmektedir.

Hemen hemen her kesimde ve teşkilatta habis ailenin maşası yer almaktadır. Ailenin görünen fertlerinden söz ettiğinizde onları savunan maşalarla karşılaşırsınız. Âlî menfaat ile başlayan nutuklar vatanseverlikle sürdürülmekte ve efendilerin istekleri doğrultusunda yorumlarda bulunulmaktadır.

Medyanın şeytanlarının köşeleri ve teşkilat yöneticilerinin ifadeleri bu habis ailenin isteklerinin sıralanmasından başka bir şey değildir.

Derin aile kurduğu ağlar ve uşaklarına sunduğu lojman, makam aracı ve dokunulmazlıkla varlığını gizleyebilmekte ve fucuratına devam edebilmektedir.

Siyaseti gerçekten millet için yapma iddiasında olanların uyanması ve güç odaklarının oyuncağı olmaktan kurtulmaları gerekir. Bunun yolu dokunulmazlık ve saltanatın bitirilmesinden geçer.

Unutulmamalıdır ki, niteliğini halkın belirlediği devletlerde hiçbir kimse ve kurum “la yüs’el” değildir ve olamaz.

Oligarşik yapıyı ve derin ailenin tasallutunu çözmek isteyen siyasilerimiz halkı karar alma sürecine katacak formülleri sunmak mecburiyetindedir.”

Netice olarak Sayın başbakana sesleniyorum. Üç beş lojman yetmez.

Hazır siz kirada oturuyorken hemen ve acilen lojman, makam aracı, tazminat ve sosyal tesis imtiyazına ve saltanatına son veriniz.

Selam ve Sabırla...................................................