14 Nisan 2023 Cuma

Sadıklarla olun. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

 Sadıklarla olun. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Veysi ERKEN

Bizler Türkiye’de yaşıyoruz.

Ve Siyasi iktidarlar “seçim”le belirleniyor.  Tabii ki, seçimler ne kadar doğru ilkeler ve zeminde yapılıyor tartışılabilir ve tartışılıyor. Mesela bana göre “aday” belirleme süreci külliyen yanlıştır. Pek çok yanlış sıralanabilir.

Buna rağmen seçimler yapılıyor ve yapılacak.

O zaman şuna dikkat etmemiz gerekir.

Kimlerle beraber olacağız.

Bu zaviyeden baktığımda Türkiye’de iki zihniyetin mevcudiyetini görüyorum. Bir tarafta Türkiye’ye muhalif olanlar bir tarafta Türkiye’den yana olanlar. Bir tarafta takiye yaparak, seçimi kazanırsak onlar(Müslümanlar) gibi görünmekten kurtulacağız diyenler öbür tarafta hata ve günahlarıyla beraber İslamî hayatı ihya etmeye çalışanlar, bir tarafta ipleri Biden’lerin, Sorosların, küresel çetelerin elinde olanlar öbür tarafta İ’lay-ı Kelimetullah için nizamı âlem davasını güdenler, bir tarafta yapılan her şeyi yıkacağız diyenler öbür tarafta imar peşinde olanlar, bir tarafta çalışanın işine son verenler şerefsizdir deyip binlerce insanı işten çıkaranlar, öbür tarafta insanımıza iş bulmaya çalışanlar, bir tarafta Ayasofya'nın ve diğer camilerin açılışını hazmedemeyenler, İslam’a aykırı kitapları ders kitabı olarak okutmaya çalışanlar, öbür tarafta Ayasofya ve diğer camileri inşa ve ihya ettirenler, bir tarafta her türlü gelişime, İHA, Siha, togg, tank, top, füze ve diğer manevi alanlardaki eserler karşı olanlar diğer tarafta bunları geliştirmeye çalışanlar, bir tarafta Ömer’in (Ebu Cehil)in yolunda yürüyenler öbür tarafta Hz. Muhammed’in sav., Fatihlerin, Yavuzların, Alparslanların yolunda yürümeye çalışanlar. Bir tarafta yalancılar, inkârcılar, ithamcılar, iftiracılarla olanlar, öbür tarafta “sadıklar”la olmaya çalışanlar.

Kısaca bir tarafta “hayr”a takoz, fren, “şerr”e gaz pedalı olmak isteyenler öbür tarafta” şerr”e takoz, hayra gaz pedeli olmak isteyenler.

Bunları eserlerinden ve eylemlerinden anlıyoruz.

Ziya Paşa "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."  beytinde diyor ki: "İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür."

Evet, iplerini fetöist teröristlere, bölücü ve parçalayıcı örgütlere teslim etmişlerin akıllarını, izanlarını ve yaptıklarını görüyoruz.

Geçmişte Türkiye’yi yıkıma götüren zihniyet bugün Büyükşehir belediyelerinde iktidar ve iktidarlarıyla yıkımı sürdürüyor, bu zihniyetin depremzedelere hiçbir katkısı ve hizmeti yoktur. Kışkırtmadan ve fetöist teröristlere ve bölücülere hizmetten başka bir icraatı yoktur. Ziya paşanın dediği gibi esere yansıyan akılları ve icraatları yoktur.

Yaratıcımız Allah “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr eden kimse iyice sapıtmıştır. Nisâ-136” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/629/136-ayet-tefsiri iman ediniz diyor. Biz de diyoruz ki, imanımıza, ahlakımıza, hayatımıza kast edenlerle, etmeye çalışanlarla, münkir ve murtedlerle olmayacağız, ihya etmeye, doğru olmaya, eser vermeye çalışanlarla olacağız inşallah.

Eksiğimiz, hatamız veya beraber olmaya çalıştıklarımızın eksiyi hatası yok mu?

Elbette vardır.

Eksiklikler, hatalar ve kusurların farkında olarak tamir ve tadil için gayret eden doğru(sadık) olmaya çalışanlarla olacağız inşallah. Ayette; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla(sadıklar) beraber olun. Tevbe-119” Sıdk, insanın söz ve davranışlarıyla niyet ve inancında doğru, dürüst ve iyilikten yana olması anlamında bir ahlâk terimidir. Sıdk kelimesi ve türevleri Kur’an’da ve hadislerde sıkça geçer. İslâm ahlâkçıları da bu iki ana kaynakta tuttuğu önemli yere paralel olarak, sıdk kavramına eserlerinde geniş yer vermişler, çeşitli tutum ve davranışlara göre başlıca altı tür sıdktan söz etmişlerdir: a) Konuşmada dürüstlük. Dinî ve sosyal bir zarara yol açmadıkça söylenen her sözün gerçeği yansıtması gerekir. b) Niyet ve iradede dürüstlük. Davranışların özü ve ruhu niyettir; bu itibarla kişi önce kendi niyet ve iradesinde dürüst olduğundan emin bulunmalıdır. Nitekim birçok âyet ve hadis, davranışlarda niyetin önemini vurgulamıştır. c) Karar dürüstlüğü. Kişi bir işin iyi olduğuna inanmışsa onu yapmaya, kötü olduğuna inanmışsa ondan uzak durmaya karar vermelidir. d) Kararında durma dürüstlüğü. Bir konuda verilmiş kararı uygulamak ve caymadan sürdürmek, karar vermekten daha güçtür; fakat kararın değeri onu uygulamadaki dürüstlüğe bağlıdır. Karar verme ve kararında durma dürüstlüğü özellikle kötü alışkanlıklardan tövbe edip bir daha bunlara dönmeme konusunda önem taşır. Kötü bir işe karar verilmiş olması halinde bundan caymak ise yeni bir doğru karar almak ve uygulamak anlamına gelir. e) Amelde dürüstlük. Ahlâk bilginleri amel bakımından sıdkı, iyilikleri gösteriş yapma ve çıkar gütme gibi ahlâk dışı amaçlarla değil, sırf iyilik olduğu için yapma, kötülükleri de aynı anlayışla terk etmedeki doğruluk ve dürüstlük şeklinde açıklarlar. f) Dinî ve mânevî hallerde dürüstlük. Özellikle tasavvufî kaynaklarda havf (korku), recâ (ümit), tâzim, zühd, rızâ, tevekkül, sevgi gibi insanın Allah’a saygı ve bağlılığını gösteren yüksek dinî ve mânevî hallerinde dürüst olması, sıdkın en yüksek derecesi olarak gösterilmiştir (Gazzâlî, İhyâ, IV, 391). Böylece, insanın sorumluluğa konu olan bütün hal ve hareketlerinde doğruluk ve dürüstlüğü, samimiyet ve iyi niyeti ifade eden geniş kapsamlı bir ahlâk terimi olan sıdkın, âyette büyük bir erdem kabul edildiği ve bu fazilete sahip olanların da, müminler için örnek ve önder şahsiyetler olarak gösterildiği söylenebilir. https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tevbe-suresi/1354/119-ayet-tefsiri

Hâsılı kelam. "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."  İlkesinden ve ayatte belirtilen “sadıklar”la beraber olunuz emrinden hareketle tarafımızı ve seçimimizi belirleyeceğiz.

Ve biliyoruz ki, “her seçiş bir vazgeçiştir.” Bizler seçimimizle Türkiye’den ve İslam’dan vazgeçmeyeceğiz.

Türkiye ve İslam düşmanlarını sandıklara gömeceğiz inşallah.

Selam ve Sabırla… 14.04.2023

13 Nisan 2023 Perşembe

Dost Olmayın. Kimlerle?

 Dost Olmayın. Kimlerle?

Veysi ERKEN

Müslüman hayatını vahiyle bildirilen Kur’an’ı Kerimin ayetlerine ve Hz. Muhammed Mustafa’nın sav. uygulamaları olan sünnetine göre tanzim etmekle mükelleftir. İslâm’la Müslümanlaşmak budur.

Bu düstur mümin Müslüman’ın bütün hayatını kuşatır, beşeri ilişkilerine ve siyasetine yön vermesi beklenir.

Maalesef şunu belirtmeliyiz ki, bizler, Türkiye’de yaşayan Müslümanların pek çoğu böyle bir anlayıştan uzaklaştırılmıştır. Müslümanların tefekkür zeminleri kaydırılmış, zihinleri işgal edilmiş ve soykırıma uğratılmıştır.

Bu anlamda Müslüman, kiminle dost olması veya olmaması gerektiği ölçüsünü kaybetmiştir. Özellikle toplumun tamamını ilgilendiren “siyaset” konusunda bu ölçü iyice silikleşmiştir.

Geçmişimizde “önce selam sonra kelam, önce refik sonra tarik” düsturu varken bugün yol arkadaşlığı ve dostluk ilişkileri İslam’dan koparılarak dünyevileştirilmiştir. Dün yol ve gönül arkadaşlığı yaptığımız insanlar tanınmaz hale dönüştürülmüştür. “Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlence konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer müminseniz Allah’tan korkun. Maide-57” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/M%C3%A2ide-suresi/726/57-ayet-tefsiri ayetinde belirtilen, her şeyimizle alay eden tipler yol arkadaşı olarak ittihaz edilebiliyor. Anlı şanlı zannedilenlerin bir kısmı İslam’a hakaretleri ihtiva eden kitapları ders kitabı olarak okutturacağını, yüzünü Allah’a değil de güneş’e çevirenleri, Ömer’in (Ebu Cehil’in) peşinde gidenleri, Domuz etiyle beslenmeyi marifet sayanları, iktidar olduğumuzda “takiyye” yapmaktan kurtulacaklarını ilan edenleri, Siyonist haçlılara casusluk edenleri, hayatında hiç İslam olmayanları dost edinebiliyor, Allah’ın emrini yok farz ediyor.

Ayetler ne emrediyorsa tersini yapmayı, onlarla kol kola girmeyi, iblislere “oy” vermeyi bir çıkış yolu olarak görüyor, gösteriyor.“Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? Nisâ-144” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/637/144-ayet-tefsiri dedikçe aleyhindeki delilleri çoğaltıyor.

Bilhassa Müslüman ve insan görünümlü iki ayaklı fetö şeytanları öyle bir savrulma yaşattılar ki, mümin sandıklarımız kâfirleri ve münafıkları dost edinir oldular. Ayet bizleri şu şekilde uyardığı halde. “Müminler müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa artık Allah’la olan bağını koparmış demektir. Ancak onlardan gelebilecek bir tehlikeden korunmanız başkadır. Allah kendisi hakkında sizi uyarıyor. Sonunda dönüş Allah’adır. Âl-i İmran-28 https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/%C3%82l-i%20%C4%B0mr%C3%A2n-suresi/321/28-ayet-tefsiri

Müminleri bırakıp kâfir ve münafık çevreleri sırdaş edinenler uyarılara rağmen çoğalıyor maalesef. “Ey iman edenler! Kendi dışınızda (sırlarınızı paylaşıp iç işlerinizden haberdar edeceğiniz kâfir) bir çevre edinmeyin. (Çünkü kâfirler) size zarar vermekten geri durmaz, sizin zora düşmenizi isterler. Kinleri ağızlarında belirmiştir. Sinelerinin sakladığı (kin) ise çok daha büyüktür. Şayet aklediyorsanız gerçekten size ayetlerimizi açıkladık. 3/Âl-i İmran 118”

Bu tipleri sevenler, onlarla iş tutanlar, onlara oy verenler, casusluk yapan fetöist teröristleri mağdur gösterenler yanlış yoldadırlar. Bunlar İşte siz böylesiniz! Onları seviyorsunuz, onlarsa sizi sevmiyorlar. Siz Kitab’ın tamamına inanıyorsunuz. Onlarsa sizinle karşılaştıkları zaman: “İman ettik.” derler, yalnız başlarına kalınca size olan kinlerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin.” Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı bilendir. 3/Âl-i İmran 119”

Dost edinilmemesi gereken tipler Müslüman’a dokunan her iyi ve güzel iş için üzülür, felakete sevinir.  “Size bir iyilik dokunması onları üzer, başınıza bir musibetin gelmesiyle sevinirler. Şayet sabreder ve korkup sakınırsanız, onların tuzakları size hiçbir zarar vermez. Allah, onların yaptıklarını (çepeçevre kuşatan) Muhit’tir. 3/Âl-i İmran 120” Mesela Türkiye’deki gelişmeler onları üzmektedir. İHAlar, SİHAlar, TİHAlar, Tanklar, yollar, köprüler, tüneller, hastaneler, başörtüsü konusundaki gelişmeler, camiler onları üzer ve kahrederken, deprem felaketi için sevinç gösterileri ve istismarı yapmaları tipik misallerdendir.

Bunların duyguları ve yaşayışları gelgitlerle doludur. “Şüphesiz, iman eden sonra kâfir olanlar, sonra tekrar iman edip sonra kâfir olanlar, sonra da küfürlerini arttıran kimseler; Allah onları bağışlayacak ve yol gösterecek değildir. 4/Nisâ 137”  https://tevhidmeali.com/fihrist/k/kafirler-dost-edinilmez

Dolayısıyla bunlar gelgitler içinde olan, özellikle Siyonist haçlı zihniyetinin uşaklığını yapanlar ve münafıklık derekesinde yüzen fetöist haşhaşi taifesi utanmaz tiplerdir ve yöntem olarak; yalan, iftira, inkâr, itham, üstünü örtme, karartma, abartmayı, vs. bolca kullanırlar. Milletin zihnini ve hayatını bu yöntemlerle ifsad ederler.

Allah bizleri bunlarla dost olmamayı emrediyor, tavsiye ediyor.

Seçimimizi bu ayetlere göre yapmalıyız ki, onlarla dost olmayalım ve felaha erelim.

Unutmayalım ki “her seçiş bir vazgeçiştir.”

Tercih senin ey halkım.

Allah kâfirleri ve münafıkları dost edinmeyin diyor. Umulur ki, seçimini münafık taifeden yana koymazsın.

Selam ve Sabırla… 13.04.2023