6 Nisan 2016 Çarşamba

Kastamonu Üniversitesinde Türkistan Gönüllüleri



Kastamonu Üniversitesinde Türkistan Gönüllüleri

Veysi ERKEN

            Gönül vermek ve gönüllü olmak sıradan bir duygu değildir. Bir merhametin tecellisidir.
            Kastamonu Üniversitesinde gençler gönül birliği etti.
            Gönül kazanmak, gönül medeniyetini kurmak ve gönülleri fethetmek için.
            Yaradandan ötürü Yâr olmak için.
            Gönüllü yâr olmak ve sevdayı kuşanmak için yola çıktılar gençler.
            Kendilerine yakışır bir isimle yola çıktılar.
            Türkistan Gönüllüleri.
            Yolunuz açık olsun genç sevdalılar.
            Mihmandarları Tunay Kamer ile güzel hizmetlere vesile olurlar inşallah.
            Yeryüzü üniversitesi olmayı hedefleyen Kastamonu üniversitesine yakışır çalışmalara vesile olurlar inşallah.
            Tarihe damga vurmak gönüllü olmakla mümkündür.
            Türkistan sevdalısı ve gönüllüsü olmak tarihe damga vurma iddiasıdır.
            İz bırakma çabasıdır.
            Bir coğrafyayı diri tutmak ve iz bırakmak her kesin değil er kişinin harcıdır.
            Türkistan sadece bir kara parçası değil, bir gönül coğrafyasıdır.
Gençler bu coğrafyanın sevdasını diri tutmanın peşindeler.
            Bunu bize hissettirdiler genç ve sevdalı gönüller.
            “ÇAD”lı Ahmet onun için kürsüdeydi.
            O da bir Türkistan sevdalısı ve gönüllüsüydü.
            Güzel bir başlangıç oldu.
            Yeryüzünün değişik bölgelerinden ve gönül coğrafyamızdan 1065 delikanlının Kastamonu üniversitesinde tedrisata devam ettiğini öğrendik bu sayede.
            Her yerden talip var Kastamonu üniversitesine.
            Yeryüzü üniversitesi olmak budur.
            Gönlünü her yere açmaktır.
            Herkesi kucaklamadır.
            Her yeri ve herkesi Cenabı Allah için tefekkür etmek ve yardımına koşmaktır.
            Cenabı Allah insana kaldıramayacağı yükü yüklemez.
            Gönüllülük yük taşımaktır.
            Taşıyabildiğin kadar.
            Gönüllü olmak paylaşabilmektir.
            Olabildiği kadar.
            Gönüllü olmak dertlenmektir azaltabildiğin kadar.
            Gönüllü olmak sevmektir.
            Sevebildiğin kadar.
            Evet
            Bir gençlik geliyor.
            Sevdalı.
            Bir gençlik geliyor.
            Gönüllü.
            Bir gençli oluşuyor.
            Âleme nizam vermek için.
            İlayı Kelimetullah doğrultusunda.
            Gençlik duyarlı ise gelecek aydınlıktır.
            Gelecek hikmetlidir.
            Bilgi geçmişi hikmet geleceği ifade eder.
            Gönüllü olmak Hikmeti aramadır.
            Türkistan gönüllüsü olmak hikmetin peşinde olmaktır.
            Hikmetli olmaktır.
            Hâkim olmaktır.
            Adaletle hâkim ve kaim olmaktır.
            Selam olsun genç gönüllülere.
            Türkistan gönüllülerine.
            Yol bulanlarına, mihmandarlık edenlerine.
            Hak yolunun yolcularına.
            Selam ve Sabırla…

2 Nisan 2016 Cumartesi

Skandal Sözler mi? Skandal Haberleştirmeler mi?



Skandal Sözler mi? Skandal Haberleştirmeler mi?

Veysi ERKEN

İnsanın zihnini şekillendirmede kitle iletişim araçları her zaman bir vasıta olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam edilmektedir.
Bu durum “Ekranların Arkasında Kimler Var” isimli makalede nefis bir şekilde tasvir edilmiştir. Okuyalım: “Dünya tarihinde hiçbir iktidar sahibi, bugün Amerikan kitle iletişim araçlarını yönlendiren bir avuç kişinin sahip olduğu imkanlara sahip olmamıştır. Üstelik bu iktidar, hiçte öyle soyut bir ‘iktidar’ değil; bu iktidar, elle tutulur, gözle görülür bir biçimde evlere giriyor, çoluk çocuk dinlemeden milyonlarca insanın zihnini denetim altında tutuyor.
             Kitle iletişim araçlarıyla, önce bir dünya imajı çiziliyor, ardından da, çizilen bu imaj hakkında ne düşünülmesi gerektiği kitlelere empoze ediliyor. Bir başka deyişle, üzerinde düşünülecek dünya da, bu dünya hakkında düşünülebilecek şeyler ve düşünme biçimleri de, bu bir avuç insan tarafından tayin ediliyor.
              Kendi yakın çevremiz ve yüz yüze iletişimde bulunduğumuz insanlar hakkında sahip olduğumuz bilgiler dışında, dünya hakkında bütün bildiklerimiz veya bildiğimizi sandıklarımız bize günlük gazeteler, haftalık dergiler, radyolar ve televizyonlar gibi kitle iletişim araçlarından aktarılıyor, benimsetiliyor.
            Hangi haberlerin bize ulaştırılması gerektiğine, hangi sırayla ulaştırılacağına ve dünya imajımızın hangi kelimelerle çizileceğine hep bizim dışımızda yüzlerini bile görmediğimiz bu insanlar karar veriyorlar. Bununla da yetinmiyorlar, bize ulaştırdıkları bu haberleri, ayrıca tahlil de ediyorlar: Böylece neyi nasıl düşüneceğimizi de bu insanlardan öğreniyoruz.  Nabi Avcı, Kitle Kültürü Enformatik Cehalet,  Rehber Yayınları, Ankara 1990. 170-171”
            Bu girizgahı yapmamın sebebi internet ortamında yayın yapan bir TV’nin programcısına atfen kullanılan dildir.
            Haber başlığı şu: Akit TV Programcısı Ali Koca’dan Skandal Sözler!  Halife Neden Recep Tayyip Erdoğan olmasın”
            Haber Programı, başlığı kullanan site/siteler üzerinden bile izlediğinizde  bunun bir görüş olduğunu rahatlıkla anlar ve yorumlarsınız.
            Haberin l çarpıtılması için programda kullanılan ifadelerin bütünü alınmıyor, sadece bir kısmı kullanılıyor. Dinleyip tahlil edilecek korkusu ile olsa gerek sadece şu kısım haberleştiriliyor.
“Koca, halifelik söylemlerine ilişkin de açıklama yaptı. "İslam dünyasının bir başının olmadığını görüyoruz" diyen Koca, "Bence olmalı. Neden Recep Tayyip Erdoğan olmasın. Halifelik sistemine bir ihtiyaç varsa, bu sistem kurulacaksa, kurulması da gerekiyorsa ve buna da bir baş gerekiyorsa neden bu Recep Tayyip Erdoğan olmasın" şeklinde konuştu. http://www.aktifhaber.com/halife-neden-recep-tayyip-erdogan-olmasin-1326577h.htm”
Aziz okuyucular.
Bu ifadenin neresi skandaldır.
Programcı İslam dünyasının bir başının olmadığını, bir başın olmasının gerekliliğini, halifelik sistemine ihtiyaç var ise ve kurulacaksa, kurulması gerekiyorsa başa Recep Tayyip Erdoğan neden olmasın diyor.
Bu ifadeleri haberleştirerek haberi skandal olarak sunmak skandaldır.
Öz bir ifade ile; bu ifadeleri skandal olarak sunanların nerelere savruldukları bu milletin malumudur.
Aziz okuyucular. Lütfen programı izleyin ve iz’anını kaybetmişleri tanıyın.
Görünen köy kılavuz istemez. İrfan, iz’an ve tefekkür kabiliyetini kaybetmişlerin iflahı mümkün değildir.
Bilinmelidir ki, haberi çarptırarak vermek ancak mankurtların ve kölelerin işidir.
Cenabı Allah bu milletin ferasetini arttırsın ki, ülkemiz yeryüzünde birliği sağlayan lider olsun.
Selam ve Sabırla…