İmam-Hatip Düşmanları ve Düşmanlığı
Veysi ERKEN Dr.
İslam ve Müslüman düşmanları bir dönem İslam’ı
tamamen gönüllerden kazımak için ellerinden gelen her şeyi yapmışlar, ilim ve
irfan müesseselerini ortadan kaldırmışlardır.
Bütün zulümlere rağmen 17 Ekim 1951'de
7 ilde imam hatip okulu açılması kararıyla Türkiye'nin imam hatipli yılları
işte böyle başlamıştır. Üç yıllık lise bölümleri 1954'te açılmıştır. Bu
okulların mezunlarına her türlü zulüm reva görülmüştür. Bu gerçek şöyle dile
getirilmiştir.
“Esasen imam hatiplerin tarihi milletimizin hak,
hukuk, özgürlük ve adalet mücadelesinin de tarihidir. Kuruluşundan itibaren
imam hatipler bu ülkede demokrasinin standardını gösteren bir mihenk taşı
olmuştur. Milli iradenin üzerine düşen vesayet gölgesi kalktıkça imam
hatiplerin de önü açılmış, kapısına vurulan zincirler kırılmıştır. Darbe ve
dikta dönemlerinde ise milletimizin kendisi gibi imam hatipler de hedefe,
özellikle o tahtaya konularak baskıya uğramıştır. CHP zihniyeti milletle, milletin değerleriyle hesaplaşmasını hep imam
hatipler üzerinden yürütmüştür. Ellerine geçirdikleri her fırsatı ya bu
okulları tamamen kapatmak, ya da imam hatiplerin kazanılmış haklarını gasp
etmek için kullanmışlardır. Milletimiz çöldeki vaha misali bu okullara nasıl
umutla sarılmışsa, CHP zihniyeti de bu okulları daima bir tehdit olarak
görmüştür. İmam hatiplerin ülkemizdeki 70 yıllık mazisine baktığımızda bu
durumun sayısız örneğiyle karşılaşıyoruz.
….. Bu hikâye senelerce
öz yurdunda parya muamelesi gören, ezilen, ötekileştirilen aziz milletimizin de
hikâyesidir. Bu hikâye kılık kıyafeti sebebiyle üniversite kapılarında gözyaşı
döken kızlarımızın hikâyesidir. Üniversite hayali katsayı engeline takılan
gençlerimizin hikâyesidir. Takunyalı, gerici, yobaz denilerek aşağılanan
halkımızın, sakalından, sarığından dolayı horlanan kardeşlerimizin hikâyesidir.
Bu hikâye yeşil sermaye yaftası vurularak ayrımcılığa uğrayan
yatırımcılarımızın hikâyesidir. Makarnacı, kömürcü, göbeğini kaşıyan adam
denilerek tahkir edilen Anadolu insanının hikâyesidir. Ücretini ödeyemediği
için hastane morglarında cenazesi rehin alınan vatandaşlarımızın hikâyesidir.
Eline kına yakarak askere gönderdiği evladının yemin törenine alınmayan anaların
hikâyesidir. Ciğerpareleri terör örgütü tarafından dağa kaçırılan anaların,
Diyarbakır'da, Van'da, var ya anneler, babalar var ya işte onların hikâyesidir.
Evet, bu hikâye azgın azınlığın kışkırtmalarına rağmen demokrasiden, hukuktan,
meşruiyetten ayrılmayan sessiz çoğunluğunda hikâyesidir. https://www.tccb.gov.tr/konusmalar/353/130972/yeniden-acilisinin-70-yilinda-imam-hatip-okullari-ve-turkiye-de-din-egitimi-sempozyumu-nda-yaptiklari-konusma
Evet.
İmam-Hatib’in hikâyesi
milletimizin öze dönüş hikâyesidir. İslam ve Müslüman düşmanları bunu anlamaz,
anlamak istemez, görmezlikten gelir.
İslam ve Müslüman düşmanları
değişik bahanelerle sürekli ve daimi olarak İmam-Hatiplere ve İslamî olan her
şeye karşı çıkmış ve yok etmeye çalışmıştır, çalışıyorlar.
Bunlar Garaudy’nin
ifadesiyle “Kin vaizleri”dirler.
Siyonist’in “kin vaizleri” Türkiye’de ve yeryüzünün
her yerinde bulunmaktadır.
Ülkemizde, merkezleri
Londra’da, Paris’te, Waşington’da, Newyork’ta veya başka yerlerde bulunan
şebekelerin “kin vaizleri” olan elemanları partilerde, sendikalarda,
derneklerde, sanayide, ticarette vs. cirit atmakta ve hayatı insanımıza zehir
etmektedir.
Öğretim üyesi, bürokrat, sanatçı, gazeteci, patron, parti
yöneticisi vb. kılıklı bu münafık, müfsit “kin
Vaizleri”nin ortak niteliği “İslam ve
Müslüman Düşmanı” olmalarıdır. İmam- Hatip ve örtü düşmanlığı, namuslu bir
hayata karşı olma en belirgin özellikleridir. Ahlaksızlık seciyeleridir.
Özellikle gazeteci, bilim
adamı, akademisyen, sanatçı veya parti yöneticisi kılığına girmiş ve sokulmuş “kin vaiz”lerinin düşmanlığı had safhada
olduğu gözden ırak değildir.
Yapılan ve yaptıkları
şerefsizlikleri, hıyaneti ve soygunu örtmek ve gündemden düşürmek için
başvurmadıkları yöntem yoktur. Kâh irtica(!), kâh İmam-Hatip, kâh başka bir
konuyu kullanarak şerefsiz düzenlerini devam ettirmek isterler. Nasırlarına
dokunuldu mu viyaklamaya ve havlamaya başlarlar.
Medyanın ekseriyetine sahip olduklarından
viyaklamalarının ve ciyaklamalarının tonu yüksek olur.
İmam Hatip, Kur’an
Kursları, Diyanet’e bağlı anaokulları konusunu yine manşetlerine taşıyan,
günlük hayatta örtülülere saldıran, İlahiyat Fakültelerinin ve mezunlarının
içine düşürüldüğü durumu görmezlikten gelerek kitleleri sahipsiz bırakan hep
aynı şerefsiz şebekedir.
Son günlerde bu çete
tekrar faaliyetlerini arttırmıştır. Neredeye her gün bir veya birkaç elemanı
vasıtasıyla yeryüzünün ve ülkemizin bir yerinde İslam’a ve Müslümanlara saldırmaktadır. Hücumlarını İmam-Hatiplere,
başarılarına, bulundukları mevkilere ve İslami yaşayışa yönetmeye devam
ediyorlar.
Bu çetenin kini
dinidir, İslam’a tahammülü yoktur.
Türk ve Müslüman
kılıklı elemanlarının ortak amaçları, İslam’ı hayattan silmektir. Bu şerefsiz çetenin kin vaizleri, ne Siyonist şebekenin
misyonerlerini, ne de diğer haçlı misyonerlerini görür. Onların varsa yoksa
dertleri İslam’dır. İslam’ı gönüllerden, hayattan ve yeryüzünden silmektir.
İmam-Hatip düşmanlığı
gerçeği bundan ibarettir.
Müslümanlar bu
lanetli zihniyetten uzak durmak ve onu tecrit etmekle mükelleftir.
Selam ve Sabırla… 01.07.2024