Hayır Diyebilen Türkiye ve İslam Dünyası
Veysi ERKEN Dr.
Küresel Siyonist haçlı çetesi “Hayır diyebilen bir Türkiye” istemiyor. Asırlardır istemiyor ve içerdeki elemanları vasıtasıyla bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.
Rüşvet, yolsuzluk, irtikâp iddiaları nedeniyle gerçekleştirilen soruşturmalar ve tutuklamalar bahane edilerek yapılan boykot çağrıları bunun içindir.
“Hayır Diyebilen Türkiye’yi Durdurma” senaryosudur boykot çağrıları.
Maalesef medya insanları esir etmiştir. Adeta dünya bir avuç insanın şekillendirmesiyle dönüyor.
Ekranların arkasındaki güçleri deşifre etmedikçe zihinlerin iğfali bitmez.
Bugün İslam coğrafyası kan revan içindedir. Bölünmüşlük ve parçalanmışlık had safhadadır.
Özellikle medyadaki şeytanlar efendilerinin emirleri doğrultusunda bu parçalanmışlığı arttırmanın hesabındalar.
Ülkemizde medyada kalem oynatan veya yorum yapanların tamamına yakını bu ihanetin içindedir.
Benim gözümde İslami kimlikliler daha şerirdir. Zira diğerlerinin kahpelikleri ortadadır ve bilinmektedir.
İslami kimlikler yazı ve yorumlarıyla Siyonist haçlı çetesine katkı sağlamaktadır. Bir kısmı aptallıklarında olsa da çoğunun efendilerine ram olduklarını bilmek gerekir.
İslam coğrafyasını kana bulayan Siyonist haçlı çetesine bu coğrafyada, Türkiye’de ne işiniz var denileceğine çetenin haydutluklarını yumuşatmak için boykot çağrısı yapılmaktadır.
Bugün Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı bu zihniyet yalnız bırakmak ve Türkiye’yi yakmak istemektedir.
İslam coğrafyasını yönetenler ve medyada yazı yazıp yorum yapanlar Siyonist haçlı zihniyetine bu coğrafyada yeriniz yok diyebildikleri zaman “felah” başlar. Boykotçular tasfiye edilir.
Türkiye “hayır”, “burada işiniz yok” demeye başladığı için haydutlar çetesi bu kadar kudurmuştur.
Türkiye “hayır demeye başlamıştır. Bu ses dünyada ve özellikle İslam coğrafyasında yankı bulacaktır inşallah.
Boykot çağrıları bu sesi boğma aracıdır.
Herkese sesleniyorum.
Oyunu hep birlikte bozalım, Siyonistleri ve uşaklarını tasfiye edelim, kalkınmamızı hızlandıralım ve dünyaya huzur katalım.
Bütün dünya mazlumlarına sesleniyorum.
Geliniz hep birlikte bu Siyonist çeteye dur diyelim. Birlikten kuvvet doğduğunu unutmayalım.
Hadiselere günlük bakmamak gerekir. Günlük bakılırsa olay ve olgular doğru anlaşılmaz.
Türkiye’ye ve mazlum coğrafyalara karşı kahpelikler, hainlikler, şerefsizlikler ve saldırılar artmıştır. Saldıranları bu ifadelerle nitelemek kolaycılıktır.
Elbette ki, bu saldırılar kahpecedir, haincedir, kalleşçedir ve şerefsizcedir. Önemli olan bu şerefsizliklerin sebeplerini ve müsebbiplerini bilmek ve bunları yaptıranların ellerini kırmak ve beyinlerini dağıtmaktır.
Aksi takdirde bu hainliklerin önü alınamaz.
Alınamaz diyorum çünkü bu hainlikleri yaptıran güçler maşa ve piyon kullanmaktadır.
Bu hainliklerin tek sebebi vardır “Hayır Diyebilen Türkiye*”in önünü kesmektir. Bilinmelidir ki, Tapınakçıların ve Siyonistlerin tek hedefi ve gayesi vardır.
Bunların hedef ve gayeleri “Türkiye”ye diz çöktürmektir. “Hayır Diyebilen Türkiye”yi engellemektir.
Osmanlı öncesinden de bu böyledir.
Osmanlı zamanında da bu böyle olmuştur.
Bugün de niyet aynıdır. Tapınakçılar şiddeti arttırmıştır.
Yıllar önce diplomat ve bakan olarak görev almış Kâmran İnan bu gerçeği kitaplaştırmıştı.
“Hayır Diyebilen Türkiye”.
Sadece şu ifadeler meramımızı anlatmaya yeterdir.
“İnsanımız, Türkiye’nin gür sesini duymaya hasret kaldı…. Dış güçler bu cesareti, Ankara’nın teslimiyetinden, EVET EFENDİMciliğinden almaktadır. Milli menfaat sınırı aşıldığı, hatta Devlet onuruna dokunulduğu hallerde dahi, hükümetler tepkisiz kalmaktadır. HAYIR diyebilenleri az olmuştur.
Dış güçlerin bazıları, Osmanlı İmparatorluğu son dönemindeki uygulama ve alışkanlıkları devam ettirmekte, baskı politikası takip etmektedir s.5”Şerefsizliklerin ve kahpeliklerin haddi yoktur. Hendekler bunun için kazdırılmakta, tuzaklar bunun için kurulmakta ve saldırılar bunun için yapılmaktadır.
Hayır diyebilen bir Türkiye’nin önünü kesmek için her daim taşeronlar ve piyonlar kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.
Türkiye’de ve İslam coğrafyasının genelindeki örgütlerin adı, sıfatı ve sanı ne olursa olsun tamamı taşerondur ve piyondur. Örgütler piyon olmasalardı halka veya Müslüman’a saldırmazdı.
Halka saldıran, Müslüman’ı fakirleştiren ve milleti zaafa uğratan her örgüt piyondur, taşerondur ve maşadır.
Piyonluk, taşeronluk ve maşalık mebzuldür coğrafyamızda. Gazeteci kılıklı, akademisyen kimlikli, bürokrat yaftalı, sanayici, tüccar veya başka sıfatla sıfatlandırılmış olabilir. Eylemlerine, söylemlerine, yazdıklarına veya yaydıklarına bakınız bunları anlarsınız. Cemadatın, kuşların ve türevleri medya bunun göstergesidir.
Şimdi Türkiye’ye karşı boykot adı ile başlatılmak istenen ihanet oyununu Türkiye’de ve bütün dünyada bozma, yok etme zamanıdır.
Zafer, boykot adı altında oynanan oyuna HAYIR demeyi gerektirir.
“Hayır diyebilmek şahsiyet ve cesaret ister; hoş gelmeyen, işiteni rahatsız eden bir kelimedir. Menfi bir tutumu ortaya koyar. Güçlülerin duymaya pek alışkın olmadığı bu kelime, güçsüzlerin adeta günlük gıdasıdır; ilişkileri zorlaştırır, sahibinin görüntüsünü zedeler. Menfaatin, bazı hallerde onurun koruyucusudur. HAYIR diyebilmek bir olaydır. Makbul olmasa, menfi bir ruh halini sergilese dahi, içinde bir cevher, güç vardır. Bilhassa güçlüye karşı HAYIR diyebilmek herkesin harcı değildir. S.8”
Hayır diyebilmek herkesin harcı olmayabilir.
Bilinmelidir ki, HAYIR diyebilmek Türkiye’nin harcıdır.
“ÖZGÜRLÜK” bedel ister.
ŞEREF ve HAYSİYET bedel ister.
HAYIR diyerek tapınakçılara karşı özgürlüğümüzü, haysiyetimizi, şerefimizi ve tüm mazlumların hakkını koruyacağız inşallah.
BEDELİ ne olursa olsun.
Selam ve Sabırla… 02.04.2025
*Kâmran İnan, HAYIR DİYEBİLEN TÜRKİYE, Timaş Yayınları, İstanbul 1996.