26 Ocak 2026 Pazartesi

Yönetimin Saltanatlaşmaması İçin

Yönetimin Saltanatlaşmaması İçin

Veysi ERKEN Dr.

Yönetimin, ordu komutanlıklarının “saltanat”a dönüşüp darbelere, cinayetlere, zulümlere yol açabileceğini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum.

27 Mayıs,

12 Mart,

12 Eylül,

28 Şubat

Ve 15 Temmuz darbeleri ordu komutanlarının saltanatlıklarını devam ettirme isteğinden kaynaklanmaktadır. Bu istek ister yerli ister yabancı destekli olsun fark etmez.

Hz. Ömer, makamların hırsına kapılarak haksızlığa yönelebilecek kişileri görevlerinden almasını bilmiş ve hayırlı iş yapmıştır.

Hz. Ömer fetihler ordusunun komutanı olan Halid bin Velid’i görevden almıştır. İhsan Süreyya sırma görevden alma sebebini şöyle izah eder.

“Hz. Ömer (r.a.), Halid b. Velid’in üst üste kazandığı zaferden dolayı, esas görevi devlete hizmet olan ordunun, şımararak saltanatlaşmasını istemiyordu. Zira böyle bir durumda, İslam’ın tatbikatı için var olan devletin, ordunun emrine girme ihtimali belirebilirdi ki bu, İslam Devleti’nin bekası nokta-i nazarından fevkalade tehlikeli bir husustu.

Başka bir deyişle Hz. Ömer (r.a.), İslam kanunlarını harfiyen ve de tavizsiz uygulanması için mevcut olan devlet otoritesinin kaybolarak, yerine Ordu Başkomutanının, hatta Devlet Başkanının şahsi despotizminin yer almasını istemiyordu.

Yoksa onun Halid b. Velid’i görevden alması şahsi bir meseleden, ya da Halid’in herhangi bir yolsuzluğundan kaynaklanmıyordu. Nitekim komutanlıktan azlinin sebebini öğrenmek için başkent Medine’ye giden Halid’e, Hz. Ömer (r.a.), “Ya Halid, sen benim yanımda çok değerlisin ve seni çok severim” dedikten sonra, Devletin bütün valilerine şu tamimi gönderdi.

“Ben Halid’i bir öfkesinden ya da ihanetinden dolayı azletmedim. Fakat insanlar onu o kadar büyüttüler ki, Allah’ı bırakıp ona tevekkül edeceklerinden korktum. Ben onlara bütün bu başarıların Allah’tan geldiğini bilmelerini istediğim için böyle hareket ettim.”

Devlet Başkanı Hz. Ömer’in bu hassasiyetini gören Halid b. Velid, Medine’de kalabilme imkânının olmasına rağmen, ordusuna dönerek, Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın maiyetinde asker olarak cihada devam etti. S.60-61”*

Görevden alma ibretlik ve doğru bir eylemdir.

Bilindiği üzere elinde silahlı güç bulunanların uzun süre aynı makamda bulunmaları onları “saltanat”lığa yöneltebilir.

Tarih boyunca saltanatlaşma görülen ve yaşanılan bir hadisedir.

Türkiye bundan çok çekmiştir.

“Sınırsız ve kontrolsüz güç, güç değildir” denilir.

Sınırsız güç felaketlere yol açar.

Bunun için gücün sınırlandırılması gerekir ve bu duygu en üst mertebeye gelenlere benimsetilmelidir ki, komutanlık yaptığı yerde, orduda milletine hizmet için gerektiğinde bir ER olarak hizmet edebilsin.

Selam ve Sabırla… 26.01.2026

 

*İslâmi Tebliğin ÖRNEK HALİFELER DÖNEMİ, İhsan Süreyya Sırma,12. Baskı, Beyan Yayınları, İstanbul-1997.

Devlet Bahçeli’ye Kilim Hediye Etmiş

Devlet Bahçeli’ye Kilim Hediye Etmiş

Veysi ERKEN Dr.

    “Müminler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’tan sakının ki, merhamet olasınız. Ey iman edenler, hiçbir topluluk bir başka Toplulukla alay etmesin. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır......”  Hucurat, 10-11

 

Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokuttuğu bir kilimi bize hediye etti.” https://www.haber7.com/guncel/haber/3598741-teror-orgutu-pkk-lideri-ocalandan-bahceliye-surpriz-hediye

KİLİM anlamlı bir hediyedir.  Bilindiği üzere kilimlerdeki MOTİFLER sıradan bir şey değildir.

Motifler ve semboller aslında, bulundukları topluma ait inançların, sessiz dillerin, hikâyelerin ve çeşitli merasimlerin bir ifadesidir.

Kilimlerdeki motifler farklılıkları cem eder. Farklı “Dil” ve “Renkler” Cenabı Allah’ın ayetlerindendir. Kilim bir nevi “ebru”yu temsil eder. Bizler, inancımız gereği bir kilimin desenleri gibi insanımızı bütün farklılığıyla bir “ebru” olarak görüyoruz.

“Hepimiz Bir Kilimin Deseniyiz” ifadesi yıllarca zihnimizde ve gönlümüzde yerini muhafaza etti ve kullandık.

Umarım ki KİLİM hediyesi “ebru”muzu İslam zemininde güçlendirecek her türlü söylem ve eyleme dönüşür.

Böylece coğrafyamızda, mazlumlar, mağdurlar, gönlü kırıklar huzura kavuşur, bir ebru olarak dünyaya nizam verir.

Evet.

Türkiye İslam zemininde Türk’üyle, Kürd’üyle, Arab’ıyla, Çerkez’iyle bir Ebrudur.

Ve.

KİLİM hediyesi ebrunun ihyası ve inşasına katkı sağlamalıdır.

Son yıllarda bizi bölmeye, parçalamaya, yok etmeye çalışan ihanet şebekelerinin tekrar ettikleri bir kavram vardır.

“Mozaik”

 Türkiye bir mozaikmiş. Bu ifade külliyen ihanet cümlesidir. 

Başta Türkiye olmak üzere İslam coğrafyası mozaik değil bir ebrudur.

Bu coğrafya İslam teknesinde birbirine karışmış renklerden oluşmaktadır. Renkler  o kadar birbirine karışmış ki ayrıştırılması mümkün değildir.

İnsanlar Sıbgatullahla boyanmıştır ve ebrulaşmıştır.

Sıbgatullah İslam teknesinin boyalarını oluşturur. Bu tekneye girenin rengi, ırkı ve cinsiyeti sorulmaz.

Türkiye’yi ve İslam coğrafyasını karıştırmak isteyenlerin tamamının bu ebruli renklere saldırdıkları görülür.

Muhtelif motiflerle bezenmiş olan KİLİM’in hediye edilmesi ihanet şebekelerinin saldırılarını boşa çıkaracaktır inşallah.

Evet...

Şu gerçek bilinmelidir ki, Türkiye bir mozaik değil bir ebrudur. Türkiye’yi dolaşınız milyonlarca ailenin aynı inanca, İslam’a mensup Türk-Kürt, Türk-Çerkez, Türk-Abaza, Türk-Arnavut, Kürt-Arap, Türk-Gürcü vs. evlenmesinden oluştuğunu görürsünüz.

Hedef bu birliği, ebruyu bozmaktır, KİLİM hediyesi ebruyu güçlendirecektir.

KİLİM, bizleri parçalamaya çalışanların Türkçü, Kürtçü, Arnavutçu, Çerkezci, Abazacı kılıklı sabataycı takımın oyununu bozacaktır inşallah.   

Özellikle Türkiye’de yaşayan herkesin bilmesi ve kabullenmesi gereken husus birliğimizi sağlayan unsurun “İslam” olduğudur.

Kilim bu ortak zemini temsil etmelidir.

İster derinde olsun ister görünen olsun bu ülkeyi ve bu ülkenin insanını seven herkesin kabul etmesi gereken tek şey “İslam”ın hayatımızın ortak paydası olduğudur.

İslam’da birlik bizi âleme nizamât verme noktasına ve zirvesine tekrar getirecektir.

Yeter ki kilimle ihanet şebekesinin senaryosunu ve oyununu boşa çıkaralım.

Selam ve dua ile... 26.01.2026