3 Ocak 2026 Cumartesi

Siyaset Attan Düşmeme Sanatıdır

Siyaset Attan Düşmeme Sanatıdır

Veysi ERKEN Dr.

Yılmaz Tekin Siyaset kelimesinin kökenini ve evirilişini şu şekilde izah ediyor. “Sasa, Yasusu, Seyasa, Seyis ve Siyasa kökeninden gelen siyaset kelimesi, seyis-at bakıcısı kelimesi ile bağlantılıdır.

Kelime, siyaset yapmak, idare etmek, icra etmek, muvaffak olmak anlamları da taşıyor.

Bir şeyi yola koymak, eğitmek, kontrol altına almak anlamında atı terbiye etmek olarak yorumlanıyor. Zamanla bu anlam insanları yönetmek olarak kullanıldı.

Siyaset, toplumun yönetimi ve devlet işlerini yürütme sanatı ile ilgili faaliyetler, iktidar mücadelesi ve yönetim biçimleriyle ilgili düşünce ve uygulamalar bütünü olarak karşımıza çıkıyor.

At yöneticiliğinden insan yöneticiliğine evrilen siyaset kelimesinin tanımına baktığımızda, devlet işlerinin düzenli yapılması ve toplumun geliştirilmesi hedefleniyor.” https://www.van65haber.com/sasa-yasusu-seyasa-seyis-siyaset

Bu tanımdan hareketle denilebilir ki “siyaset attan düşmeme" ve atı hedefine ulaştırma sanatıdır.

Tabii ki siyaset kelimesi evrildiğine göre siyaset şöyle tanımlanabilir. Siyaset milleti, devleti sıkıntıya ve zaafa düşürmeden, amacı doğrultusunda hedeflerine ulaştırma veya ulaştırmaya çabalama sanatıdır.

Bu bağlamda Müslüman yönetimlerin siyasî olabilmesi için “İ’lay-ı Kelimetullah için Nizâm-ı âlemi gaye edinmesi ve hedeflerini buna göre belirlemesi gerekir.

Siyaset kavramı yönetme, işi görme anlamına geldiğine göre idare etme sanatını da kapsar ve politikadan ayrışır.

İdare aynı zamanda “el değiştirme” “tedvir”, döndürme, çevirme, ilgili kısımları birbiriyle tesanüt haline getirme anlamında kullanılır.

Batı/batıl zihniyet parçalayıcı olduğundan “siyaset” yerine “poltika”yı kabullenir.

Politika  “poli” ve” tika” kelimelerinden oluştuğu ifade edilir. “Poli” çok, “tika” ise İngilizcede pek çok anlamda kullanıldığı gibi “maske” anlamında da kullanılır. https://www.seslisozluk.net/tika-nedir-ne-demek/

“Politika” genel anlamda yalan dolan üzerine inşa edilir. Bizim değerler sisteminde “siyaset” yönetme sanatını, iş görme, tedvir manalarına geldiğinden “ahlakî” ilkelere dayanması bir zorunluluktur.

Bizim inancımıza göre Yönetici olarak vazife ifa edenler idari faaliyetlerinde ahlaklı olmak mecburiyetindedir. Aksi takdirde politikleşirler. Yönettikleri alanın parçalanmasına, bozulmasına ve çürümesine vesile olurlar.

Siyaset ayetlerde ifade edildiği gibi “hayırda yarışmak”, “iyilik üzere yardımlaşmak” ve “tefrika” üzerine inşa edilmemeyi gerektirir.

Buradan hareketle şu tespitte bulunabiliriz.

Politika ayrıştırıcı, tefrikacı, parçalayıcı, siyaset ise birleştirici, tevhidçidir.

Bunun için diyoruz ki, ülkelerde siyaset yapılmalı politikadan uzak durulmalıdır.

Maalesef ülkemizde bir asır, bir buçuk asır önce  “fırka”laşma sürecine girmiş, sokulmuş ve parçalanma sürecine girmiştir.

0n sene içinde (1908-1918) ülke fırkalaşma ile yerle yeksan edilmiştir. Politik süreç STK zannettiğimiz (parti, dernek, sendika, vakıf vs.) yerlerde de hâkimdir maalesef.

Günümüze baktığımızda bu manzarayı görebiliyoruz.

180 küsur parti, binlerce aynı amaca hizmet ettiğini sanan dernekler, vakıflar bunun nişanelerinden biridir.

Siyaset ortak hareket etmeyi, amaca yönelmeyi gerektirirken, politika ayrışmayı, bölünmeyi, husumeti gerektirmektedir.

Tabir yerinde ise küsen yeni bir dernek, yeni bir parti kuruyor, kendini “baş” ilan ediyor.

Bu durum ülke geneline yayıldığı oranda zarar ve ziyan büyüyor.

Yazık diyorum.

Hem de çok yazık.

Yıllarca beraber olduklarının yanlışlıklarını ortak görev yaptıkları zamanlarda değil de yönetimden ayrıldıkları, ayrılmak durumunda kaldıkları, parti değiştirdikleri, aday gösterilmedikleri zamanlarda dile getirmeleri “siyaset”çi değil de “politika”cı olduklarının tipik bir göstergesidir.

Bu durum ahlaki ve değerler sistemi açısından çürümüşlüktür, parçalanmışlıktır, bölünmüşlüktür.

Bu durum “dava Şuuru”nun olmadığını, menfaat, makam veya başka bir sebeple her değerin yok sayabileceğinin göstergesidir.

Hâsılı kelam yönetim anlayışımıza siyaseti hâkim kılma çabasına girmek her Müslüman’ın vazifesidir.

Selam ve Sabırla… 03.01.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?