Sırat Bir Köprü Değil
Veysi ERKEN Dr.
Sırat köprüsü ile ilgili anlatılanların sorun teşkil ettiği belli. Geçenlerde SIRAT ile ilgili bir video paylaşıldı. O videodaki anlatımı dostlarla paylaşmak istedim. İnşallah okur ve tefekkür ederiz.
“Sırat köprüsünü öldükten sonra kurulacak bir yol zanneden çok.
Oysa sırat ölümden sonra önüne çıkan bir köprü değil, yaşarken her gün üzerinden geçtiğin vicdan çizgisidir.
Kıldan ince kılıçtan keskin denmesi boşuna değil. Çünkü orası bedenin değil, niyetin yürüdüğü yerdir.
Söylediğinle yaptığın arasındaki fark, söylediğinle yaptığın, bildiğinle yaşadığın arasındaki boşluk, haklılıkla kibir arasındaki o ince çizgi, insan tam orada düşer.
Kimse kimsenin sıratını geçmez.
Herkes kendi yükü ile yürür. Kimisi vicdanını hafiflettiği için rahat geçer, kimisi taşıdıklarının ağırlığından adım bile atamaz.
Sırat korku filmi gibi anlatılan bir ceza yolu değildir. Bir muhasebedir ve o muhasebe ölümle başlamaz, geç kalmış olanlar için sadece orada görünür hale gelir.
Bugün vicdanını susturarak yaşarsan yarın köprüyü suçlama. Çünkü sırat insanın kendine söylediği yalanların toplamıdır.
Bu sadece dinin değil, Kur’an'ın, bilincin, felsefenin ve insanlığın ortak söylediği bir gerçektir. Hepsi aynı yere çıkar.
Sırat bir bilinç sınavıdır. Kur’an ne diyor “ihdinassıratel mustakim”, bizi dosdoğru bir yola ilet. Dikkat et, bizi cennete sok demiyor, bizi koru demiyor, yola ilet diyor.
Yani sırat bir hedef değil, bir yürüyüş biçimidir. Ama ne yapıldı.
Sırat insanı hayattayken sorumlu kılan bir bilinç yolu olmaktan çıkarıldı, ölüm sonrasına ertelenmiş bir korku sahnesine çevrildi, çünkü korkan insan sorgulamaz. Korkan insan teslim olur. Korkan insan bugünü değil sonrasını düşünür.
Kur’’an’da sırat yürüyüştür ama anlatılan sırat, bekleyiştir.
Ve.
İşte burada devreye bazı hocaların sözleri girer.
Sırat üç bin yıl sürer, yok on beş bin yıl sürer, şu tarikata girersen rahat geçersin, hafız olursan annen baban taç takar, ailenden on kişiyi kurtarırsın bunlara inananlara bir öfkem yok, bir sitemim de yok, herkes tekâmülünü yaşar, inandığı yerden yürür. Dürüst olalım.
Ama her şeyden önce düşünelim, işte çarpıtma tam burada başlar.
İnsan bugünkü ahlakını sorgulamazsın diye, zulmü erteleyebilsin diye, sonra tövbe ederim diyerek kendini kandırabilsin diye.
Oysa Kur’an çok nettir.
Sırat ölümle başlayan bir yol değildir. Ölüm sadece o yolun inkâr edilemediği andır. Bu gün vicdanını susturup yarın köprüyü bekleyenlere şunu söylemek gerekir. Sırat geçilebilecek bir yer değil, sırat yaşanacak bir haldir ve Kur’an’daki sırat insanı korkutmak için değil uyandırmak için vardır.”
Selam ve Sabırla…21.01.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?