Bir Rüyaydı Geldi Geçti*
Veysi ERKEN Dr.
“Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece.
Bilmiyorum ne haldeyim,
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda,
Yürüdüm aynı zamanda,
İki kapılı bir handa,
Gidiyorum gündüz gece,
Gidiyorum gündüz gece.”
Nezir Demircan Bey “Bir Rüyaydı Geldi Geçti” tesmiye ettiği kitabında iki kapılı handaki yaşadıklarını, maceralarını, kendine yaşatılanların bir kısmını ve ilim tahsili yolundaki cehdini anlatıyor.
Bilindiği üzere medeniyetimizin mihenk taşlarından birisi “ilim Tahsili”dir. Kitabımız “ikra” ile başlar.
İnsanların hayatın bütününü “Allah’ın adıyla” okumamızı talep eder.
Müslümanlar “ikra” emri gereğince “ilim”e talip olmuş ve hayatı okumaya çalışmışlardır.
Müminler;
“Utlubu'l-ilme mine’l-mehdi ile’l-lahdi”
“Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” anlayışı çerçevesi içinde hayatlarını sürdürme gayretinde olmuşlardır.
Nezir Demircan’da bu anlayış ve gayretle hayatını zorluklar, haksızlıklar içinde sürdürmekte ve hayatını bir rüyaya benzetmektedir.
Nezir Bey için zorluklar ilkokula adım atmasıyla başlar. Türkçe bilmemektedir. Türkçeyi ilkokulda öğrenir. “Bir yirmi” anekdotu bunun anlatımıdır.
İlkokuldan sonra İmam- Hatip okuluna başlar.
İmam- Hatip okulları yeni yeni açılır ve rejimin gözünde makbul değildir.
İmam-Hatip okulundaki hayatı maceralarla doludur. Kalacak yer sıkıntısı sebebiyle şehirlerarasında nakiller olur.
Her okul Nezir Bey için yeni dost ve arkadaşlık vesilesidir.
İmam-Hatip mektebinin akabinde tedris hayatı Erzurum Yüksek İslam enstitüsünde devam eder.
Mezuniyetinden sonra Müftü yardımcılığı görevine başlar.
Ses sorunu sebebiyle murakıplığa geçer.
Öğretmenlik mesleği onun için çok ehemmiyetlidir. Öğrendiklerini, bildiklerini öğretmekle mükellef olduğunu düşünür.
Öğretmen iken “faşist, ülkücü, Türkeşçi” diye dayak yer.
Yıllar sonra dersine girdiği bir öğrencisi tarafından “Kürtçü, şeriatçı” diye jurnallenir.
Nezir bey bütün iftiralara ve ithamlara rağmen İslami kimliğini devam ettirir, direnir.
“Kaderin üstünde bir kader vardır!” düsturu hükmünü icra eder ve kısmetini öğretmenlik mesleğinin dışında arar.
“Her nasip vaktini bekler” misali nasibinde “Libya” vardır.
Kısmetini Libya’da arar.
Libya’da altı sene geçer ve Libya’da icra edilen zulümleri görür, şahitlik eder.
Müslümanların çöllerde yakıldığını öğrenir.
Zulmü hasta hanelerde, marketlerde fark eder, yaşar.
Rejimin zulüm üzerine inşa edildiğini, işlediğini görür, anlar ve yaşar.
Libya macerasından sonra ikamet yeri İstanbul’dur.
İstanbul’da ticarete başlar.
Tabii ki 70’li yıllarda başladığı yazı ve tercüme faaliyetlerini sürdürür.
Hayır/hasenat işleri ve ilim tahsili ve ilmi aktarmaları kesintisiz devam eder.
Hem de sağlık sorunları artmasına rağmen hayatını Allah’ın rızasını kazanmak üzerinde bina etmeye çalışır.
“Bir Rüyaydı Geldi Geçti” kitabı böyle bir hayatın özeti mahiyetindedir.
“İki kapılı bir handa,
Gidiyorum gündüz gece” misilli hayatı devam ediyor.
“Bir Rüyaydı Geldi Geçti” isimli kitabını üç sözle bitiriyor.
“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!”
“Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur!”
“Kaderin üstünde bir kader vardır!”
“Bir Rüyaydı Geldi Geçti” kitabı okuyanlara ibret dolu bir hayatı izah eder.
Ve çok şey kazandıracak niteliktedir.
Kari, okur olanlara tavsiye edilir.
Selam ve Sabırla… 23.01.2026
İsteme Adresi:
*Bir Rüyaydı Geldi Geçti, Nezir Demircan, Beyan Yayınları, Ankara Caddesi, No 21, Cağaloğlu / İstanbul. Tel. 0 212 512 76 97
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?