"Ben Müslümanlardanım"
Veysi ERKEN Dr.
Hararetli bir tartışma.
Adeta cahillik tartışması.
Anlı, şanlı, unvanlı bir arkadaş “ben falan mezheb”tenim diye laf yumurtlamaya başladı.
Arkadaşın namazla, oruçla, zekâtla kısaca İslam’la ilgisi yok. Cehaletinden, gafletinden veya hıyanetinden dolayı tartışmayı ve kafaları bulandırmaya çalışıyordu besbelli.
Kendisine şu soruyu sordum.
Müslüman mısın?
Tabii ki Müslüman’ım deyince. “Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş! Bu sonuca ancak sabırlı olanlar ulaşabilir, yine buna ancak (erdemlerde) büyük pay sahibi olanlar ulaşabilir. Fussilet, 33-35” ayeti hakkında ne düşünüyorsun diye cevap verdim.
Ve ilave ettim.
Bilmeden, cehaletten, gafletten veya hıyanetten dolayı konuşmana ben falan mezheptenim demeye utanmıyor musun?
Yoksa kasıtlı ve ihanet derekesine düşerek “Dinlerini bölüp/ parçalayıp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. Kim iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır; kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. En’am159-160” ayetinde belirtildiği gibi bölücü, yıkıcı, dağıtıcı ve Siyonistlere hizmet eden misin?
Sustu, cevap veremedi.
Bunun üzerine eğer Müslüman’san, Müslüman isek İslam’ı Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in sünnetinden öğrenmek mecburiyetindeyiz.
Falanın görüşü, dedelerimizin, babalarımızın, arkadaş bildiklerimizin, falan âlimin dediklerinden değil, Kur’an-ı Kerimden öğrenmeliyiz.
Kur’an-ı Kerimi okur, öğrenir, anlar ve yaşarsak Müslüman’ın demektir.
Unutmamak ve bilmek mecburiyetindeyiz.
“Kuşkusuz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur. Âl-i İmrân-19
Hak tanır isek tefrikaya, bölücülüye ve ayrılığa düşmeyiz. İslam düşmanları bizleri bölüp parçalayamaz. Farklılıkları “DİN” haline getiremezler.
Hâsılı kelam.
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. Âl-i İmran-103” ayetine tabi olalım ve “Ben Müslümanlardanım” düsturunu yaşayalım, tefrika aracı olmayalım.
Selam ve Sabırla… 27.02.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?